# Bilgi edinme hakkı kanununda değişiklik yap.dair kan.tas.(ss.914)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim
- **Tarih:** 17 Kasım 2005
- **Gündem:** BİLGİ EDİNME HAKKI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAP.DAİR KAN.TAS.(SS.914)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-11-17-bilgi-edinme-hakki-kanununda-degisiklik-yap-dair-kan-tas-ss-914

> Feridun Ayvazoğlu (CHP), 17 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BİLGİ EDİNME HAKKI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAP.DAİR KAN.TAS.(SS.914)); konuşma 1.122 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 914 sıra sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve bu husustaki Adalet Komisyonu raporuyla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu 9.10.2003 tarihinde Mecliste kabul edilmiş ve daha sonra yasalaşmış bulunmaktadır. Biz, o gün yapmış olduğumuz Meclis konuşmamızda da, bu tasarının özünün, gerçekten, demokratik ülkelerde, hukuk devleti ülkelerinde olması gereken demokratik haklardan, temel haklardan birisi olan bilgi edinmenin de, bu doğrultuda, yasa altına alınması gerekir düşüncesiyle olumlu görüşlerimizi belirtmiştik. Ancak, görüşmekte olduğumuz bu maddeyle ilgili, özellikle 14 üncü maddeyle ilgili olmak üzere, itiraz kurulunun oluşum şekli hususunda eleştirilerde bulunmuştuk; çünkü, gerçekten, itiraz kurulunun oluşumunda, Bakanlar Kurulunun atayacağı 9 kişiden, yine Bakanlar Kurulunun tespit edeceği ve atayacağı 1 kişinin başkan olmasının, gerçekten, siyasî yönden sakıncalarını dile getirmiştik ve bu noktada eleştiride bulunmuştuk. Ancak, maalesef, bu şekildeki eleştirilerimiz, Meclis tarafından, iktidar tarafından olumlu görülmedi.

Şu anda, görüşülmekte olan ve bu kanundaki değişikliğe gerekçe olarak gösterilen değişiklik tasarıları, bizce de, bilgi edinmenin çerçevesini genişletmesi açısından kabul edilirlik yönünün ağır bastığını bizler de sizlere ifade etmek istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, bilgi edinmeyle ilgili gerek Anayasamızda gerekse uluslararası hukukta kabul edilen ve bu hakkın temel haklar sınıfından olan haklar niteliğinde olduğunu da, bizler, burada, sizlere ifade etmek istiyoruz. Ancak, bu bilgi edinmenin, özellikle, tabiî ki, bu bilgi edinmenin vatandaşlar tarafından, insanlarımız tarafından, kamu yönetiminden, kamu görevlilerinden elde edilecek bilgiler şeklinde olduğunu gerek bu yasanın kapsamından gerekse bizler o uygulamalardan görmekteyiz.

Ancak, bugüne kadar, bu yasanın uygulanmasında, iki yıla yakındır uygulanmasında, gerçekten, bu amaca ulaşıldı mı ulaşılmadı mı; bütün sorun buradadır. Yani, bu bilgi edinme hakkı, vatandaşlara, arzu edilen, vatandaşların istediği şekildeki bilgiler kamu yönetimi ve kamu görevlileri tarafından, gerçekten, verilebildi mi verilemedi mi; sorun burada yatmaktadır

Bu konuda, bugüne kadar yapılan çeşitli sivil toplum örgütlerinin araştırmaları da burada tartışıldığında, gerçekten, bu konunun, özellikle, olumlu yönlerinin ağır bastığını ifade etmek istiyorum.

Bu konuda, yine, Türkiye Ekonomik Sosyal Etütler Vakfının yapmış olduğu araştırmalarda, bu yasanın olumlu yönlerini ifade etmeye çalıştığını ve bu yönde tespitler olduğunu belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bizim ülkemiz şu anda AB yolunda, Avrupa Birliği yolunda çırpınan bir ülke durumunda. Ancak, bu çırpınmanın doğrultusunda, gerçekten, bizler ülke olarak acaba hak ettiğimiz bir şekilde bu çırpınmada onurlu bir duruş mu sergiliyoruz, yoksa, bizi, AB yolunda, kontrol memurları gibi, her geçen gün yeni yeni memurlar geldiğinde, bizleri ve Meclisimizi kontrol eder şekilde, bizlere talimat verir bir durumda bizlerin onurunu incitir bir duruma mı sokuyorlar?

Hepimiz biliyoruz ki, 9.11.2005 tarihinde Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı Rene van der Linden buraya, Yüce Meclise konuk olarak geldiler ve burada bizlere, Avrupa Birliğiyle ilgili bilgi vermenin gereğinden olsa ve nezaketten olsa, bize bir konuşma sunuşu yaptılar. Değerli arkadaşlarım, Sayın Başkanın bu doğrultuda vermiş olduğu talimatı hiçbirimizin içine sindirmesi mümkün değildir. Bizler, Türkiye'de yürütmenin adalete müdahalesi şeklindeki konularda hep rahatsızlığımızı dile getirdik; ama, gördük ki, o gün Sayın Başkanın konuşmalarında bizlere bilgi vermesini bir tarafa bırakalım, talimat verme gereğini duymaya başlamıştır ve bu konuda da iktidarın hiçbir şekilde olumlu veya olumsuz bir tepkisi olmamıştır. Açıkça şunu söylüyor Sayın Başkan: "Görülmekte olan bir davanız var yazarınız Orhan Pamuk'la ilgili. Dileriz ki, böyle bir dava ortadan kaldırılsın, bu dava görülmesin, buna benzer davalar görülmesin" diyebiliyor. Maalesef, bu, bizleri gerçekten üzmüştür, bizlerin hepsini düşündürmesi gereken, adalete müdahaleyi bir kez daha uluslararası alana taşıması noktasında da düşündürmesi gereken bir konu olması gerekir diye ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu gibi örneklerle, gerçekten, ülkemizin bağımsız, onurlu bir üye olmayı bizlere hedef gösteren Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün, tarihî uyarılarında ne kadar haklı çıktığını her geçen gün görmeye devam ediyoruz. Son günlerdeki olaylarda, elbette, bizler milletvekili olarak Yüce Meclisin huzurunda ve ulusumuza karşı vermek zorunda olduğumuz bilgileri de sunmak zorunda olduğumuzu da bir kez daha belirtmek istiyorum.

Van, Şemdinli ve Yüksekova'daki olayların, bizleri gerçekten derin bir şekilde düşünmeye sevk etmesi gerekir. Burada meydana gelen vahim olayları hiçbirimiz, özellikle de, iktidar ve iktidarı temsil eden yetkililerin, canım sen de, sıradan bir olaymış gibi değerlendirmesi ve bunun başında Sayın Başbakanın, Sayın Adalet Bakanının ve Sayın İçişleri Bakanının acil bir şekilde tedbir alma yönündeki eksikliklerini de burada Yüce Meclisin huzurunda ulusumuza söylemek ve şikâyet etmek zorundayız. Bu konuda en kısa zamanda Sayın Başbakandan, Sayın Adalet Bakanından ve Sayın İçişleri Bakanından, oradaki olayların gerçekten bilimsel tespitlerinden tutunuz, nedir, ne değildir; bu konudaki somut tespitleri yaptıktan sonra da bunun olabilecek çözüm yollarını Meclisin huzurunda bulmamız gerekir.

Biz bunları hep söyleyegeldik. Muhalefet olarak söylediğimizde sanki yanlış söylüyormuşuz gibi, sanki sadece muhalefet olmak için bunları söylüyormuşuz gibi, davranışlarımızı hep bugüne kadar kulak ardı ettiniz. 19 Eylülde terörle ilgili yapmış olduğumuz çağrıya vermiş olduğunuz ret kararını, şimdi, yüce ulusumuz acaba ne şekilde değerlendirecektir ve sizler nasıl değerlendireceksiniz; elbette bunları sormak ve sizleri düşünceye davet etmek ve üzülmenizi de istemek bizlerin hakkıdır ve hukukudur.

Değerli arkadaşlarım, böyle bir olayın daha da vahim hale gelmemesi için bizlere düşen görevin, elbette muhalefet olarak sizleri uyarmak olduğunu sizler de biliyorsunuz; ama, iş olsun kabilinden olmadığını, lütfen, oturunuz ve aklıselim bir şekilde düşünmeye biz sizleri davet ediyoruz ve bu konuda sizleri sağduyuya çağırıyoruz.

Burada yapılan konuşmaların, eleştirilerin, elbette muhalefet olarak üzerimize düşen görevlerin birinci derecede olduğunu biz biliyoruz; fakat, gelip gördüğümüzde ne hükümetin ne Sayın Başbakanın ve en önemli konumdaki bakanların ciddî bir şekilde tedbir almadıklarını da görüyoruz. Bu olaylarla ilgili, en son Adalet Teşkilatını üzen, Adalet Teşkilatındaki yargı mensuplarını…

BAŞKAN - Toparlayın lütfen.

FERİDUN AYVAZOĞLU (Devamla) - … Adalet mensuplarını üzmesi gereken konuları, Van Üniversitesinde, Şemdinli'de, Yüksekova'da, her yerde yaşar hale geldik. Eğer, bu tür konular, bu şekilde gittikçe adalet mensuplarını gittikçe daha da rencide eder şekilde kamuoyuna yansıtmaya devam edeceksek, korkarız ki, bu ülkenin bağımsızlığından da, artık, yarın bir gün kendimizi yargılar hale geleceğiz. Ulu Önder Atatürk'ün bir sözünün her zaman kulaklarımızda olması gerekir: Adalet Teşkilatının, adaletin bağımsız olmadığı bir bağımsız devlet düşünülemez değerli arkadaşlarım. O noktada, Adalet Teşkilatındaki müdahaleleri, bizler, burada kürsüde onlarca kez söyledik, bağırdık. Bu konularda şu andaki Bakanın veya yetkililerin müdahalesi olmayabilir; ama "müdahale oldu" şeklindeki izlenimleri, şu andaki Anayasamızın 159 uncu maddesi ve diğer maddelerinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun oluşum şekli devam ettiği sürece bunun bu şekilde kabul edileceğini mutlaka ve mutlaka bilmenizde fayda var. Başka şekilde bunun çözüm yolu yoktur. O nedenle, sevgili milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; hepimize düşen bir görevin, doğu ve güneydoğuda meydana gelen olaylardaki terörün gerçek, bilimsel yönlerini tespit etmek için, yine, en kısa bir zamanda Yüce Meclisi toplamak suretiyle bu konuda araştırma yapıp ne olması gerektiğini ulusla paylaşmamızın birinci derecede görevimiz olduğunu ifade etmek istiyorum. Yoksa, bu ülkede rüya tabirleriyle çözüm arayan bir başbakanın çözebileceği sorunların ciddî bir şekilde olmadığını ve olamayacağını belirtmek istiyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Meclisi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Şahsı adına, İstanbul Milletvekili Sayın Ünal Kacır; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Bilgi edinme hakkı kanununda değişiklik yap.dair kan.tas.(ss.914)”. TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim tutanağı, 17 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-11-17-bilgi-edinme-hakki-kanununda-degisiklik-yap-dair-kan-tas-ss-914 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
