# Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim
- **Tarih:** 16 Şubat 2006
- **Gündem:** SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2006-02-16-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka

> Feridun Ayvazoğlu (CHP), 16 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)); konuşma 1.330 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 1066 sıra sayılı sosyal güvenlik primlerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin kanun tasarısının 10 uncu maddesiyle ilgili olmak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu nedenle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, gerçekten, şu anda görüşmekte olduğumuz bu tasarının Türkiye'de milyonlarca kişiyi, mükellefi ilgilendiren, gerek SSK'lısı gerekse Bağ-Kurlusu olarak adlandırdığımız kesimi yakından ilgilendirmiş bulunan bir tasarı olduğunu hepimiz bilmekteyiz.

Elbette, böyle bir, sosyal güvenlikle ilgili tasarının bu kadar, milyonlarca kişiyi ilgilendirmesinin yasal temeline bakıldığında, Anayasamızdaki sosyal devlet anlayışından kaynaklanan bir bakış açısından dolayı devlete yüklenilmiş bulunan sorumlulukla bağdaştırmak gerekiyor. Çünkü, Anayasamızın gerek "başlangıç" bölümünün altıncı fıkrasında gerekse değişemeyecek nitelikte sayılan cumhuriyetin temel ilkeleri doğrultusundaki 2 nci maddesindeki "sosyal devlet" ilkesinden ve devamında, Anayasanın 48 inci maddesi ve 60 ıncı maddelerinde de sosyal devlet anlayışında devlete verilmiş bulunan başlıca sorumlulukların içerisinde böyle bir yükümlülüğün olduğu bilinci içerisinde bu tasarılarla zaman zaman karşı karşıya kalmak durumundayız. Kaldı ki, daha geçen hafta, yine, sosyal güvenlik bağlamında olmak üzere, tüm emeklileri ilgilendiren bir yasa tasarısını da bu Meclisin çatısı altında birlikte görüştük ve ilgilendirmiş olduğu kesime getirebileceği ihtimali kuvvetle muhtemel bulunması nedeniyle de, öyle bir tasarıya da, bizler de, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, destek verdik, oybirliğiyle çıkarmış olduk.

Değerli arkadaşlar, bu tasarının öncelikle 10 uncu maddesindeki teknik bir dil eksikliğini, dil çelişkisini, kısaca -Sayın Bakanımız da buradayken- ifade etmek istiyorum. Şimdi, tasarının 10 uncu maddesiyle, anlaşılıyor ki, gerek gerekçe bölümünde gerekse tasarının bu metninde bir yükümlülük getiriliyor. Bu yükümlülüğün yerine getirilme süresi 7 gün. Bu 7 gündeki bu yükümlülük kim tarafından yerine getirilecek? Şimdi, dikkat edilirse, bakılırsa "53 üncü maddenin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir" denildikten hemen sonra, tırnak içerisinde "kurumca" denildikten ve virgül konulduktan sonra "birikmiş alacakların" şeklinde devam ettikten sonra da "banka ve katılım bankalarının genel müdürlüklerinden borçlu sigortalıların hak ve alacaklarına ilişkin istenen her türlü bilgi ve belgenin yedi iş günü içinde verilmesi zorunludur" deniliyor. Şimdi, Sayın Bakanım, dikkat edilirse, burada, gerçekten, "kurumca" tabirinden sonra, bu sorumluluğun, sanki, kurumca mı yerine getirileceği, yoksa, bankalar tarafından mı yerine getirileceği konusunda her iki tarafa da gidebilecek muğlak bir yapı var. Mutlaka, Türkçe dili olarak, burada bir redaksiyona gidilmesi gerekir; mutlaka ve mutlaka, yanlış anlaşılıyor. Verilecek cezanın kime ait olacağı noktasında açıklık vardır; ama, ilk aşamadaki "kurumca" tabirinden sonra, onun yanıbaşına "kurumca"nın yerine "bankaları" getirdiğimizde de bu sorumluluk sanki kuruma yükleniyor veya yer değiştirildiğinde de, kuruma değil, bankalara yüklenmiş gibi algılanıyor; ama, madde gerekçesine bakıldığında da, bu sorumluluğun bankalara yüklenmiş olduğunu bizler anlıyoruz; fakat, anlamakta güçlük çekilecek nokta olduğu için de, bunun mutlaka giderilmesi gerekir diye düşünüyoruz. Bunu, teknik yönden giderilmesi çok basit bir eksiklik diye düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, burada, sosyal devletle… Yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışan, hayatını idame ettirmeye çalışan SSK'lı ve Bağ-Kurlu yükümlüler, kendilerine karşı olan sorumluluklarının yanıbaşında, devlete olan sorumluluklarını ne şekilde yerine getireceklerdir? Bu sorumluluklarını, mükellefiyetlerini yerine getirirken de, gerçekten, getirebilme koşullarını, acaba, kendi bünyelerinde nasıl taşıyabileceklerdir? Bugüne kadar, eğer, prim borçlarının ödenmesiyle ilgili büyük sıkıntılar çekilmesi sonucu böyle bir tasarı getirildiyse, gerçekten, getirilen bu tasarıyla, amaca ulaşılabilecek midir? Elbette, devlet, bir eliyle vermiş olduğunu, pek de cimri davranmak suretiyle, başka bir eliyle de almak istiyor noktasında bir anlayışla karşı karşıya olduğumuzu görmekteyiz. Buraya gelen ve konuşma yapan arkadaşlarımızın çoğunluğunun özünde ve yüreğindeki endişede de bu yatmaktadır.

Şimdi, elbet, bu kolaylıkların, bir defasında… Faizlerin indiriminden tutalım, primlerin 60 aya kadar taksitlendirilerek ödenmesindeki kolaylıklara kadar birtakım kolaylıkların getirilmek istendiği gerçektir; bunu inkâr etmiyoruz, edemeyiz; fakat, acaba, getirilen ve getirilmek istenen bu kolaylıklarda, eşitlik ve adalet ilkelerine uyulabilmiş mi uyulamamış mı? Nedir bu eşitlik ilkesi ve adalet ilkesine uyulup uyulmama noktası? O nokta, şu ana kadarki ortaya çıkan sorunlar da gösteriyor ki, bugüne kadar gerek Bağ-Kura olan prim borçları gerekse SSK'ya olan prim borçlarını gerçekten disiplinli bir şekilde ve imkânlarını olabildiği ölçüde kullanmak suretiyle yerine getiren mükelleflere, bir ceza mı verilmiş oluyor "siz neden zamanında yatırdınız, bunun karşılığında biz size herhangi bir iyilik ve prim vermiyoruz, ödün vermiyoruz, sen de bunlar gibi yatırmasaydın, biz de sana bu kolaylığı gösterirdik" anlayışının, vatandaşlar arasında, mükellefler arasında bir eşitsizlik ve adaletsizlik doğuracağı gözükmektedir.

Bunu nasıl giderebilirdik; bunu, gerçekten şu şekilde giderebilmenin yolları olabilirdi:

Birincisi, bu konuda, örneğin, zamanında ödemesini yapan mükelleflere birtakım harçların, pasaport harçları gibi... Elbette, bir SSK'lının veya Bağ-Kurlunun, işi gücü olmayıp da, her gün yurtdışına gidecek, pasaport kullanacak hali yoktur; ama, bir pasaport harcının alınmamasından örnek verip, yirmibeş yıl süreyle Bağ-Kura prim borçlarını hiçbir aksamaya meydan vermeksiniz ödeyen kişilere de hiç olmazsa 1 derece basamak verilme imkânı olamaz mıydı, düşünülemez miydi?..

Bunu, elbette düşünülmek suretiyle burada mükellefler arasındaki, ödeyenlerle ödeyemeyenler arasındaki eşitsizliği gidermenin bir yolu olarak görmenin de uygun olacağı kanısını taşımaktayız.

Yine, buna benzer bir şekilde bazı imkânların da zamanında ödeyenlere getirilebilmesi olanağı tartışılmalıydı ve bu tasarıyla yerine getirilebilmeliydi.

Değerli arkadaşlar, elbette, bizim, 27 Ekimde gündeme gelen ve "bazı kamu alacakları" adı altındaki tasarının görüşülmesi sırasında Sayın Bakanımıza -şu andaki Sayın Bakanımız makamında değildi, yerine bakan Sayın Maliye Bakanıydı- sorduğumuz bir soru vardı, sorular vardı. Bu soruların başında, topluluk sigortası ile isteğe bağlı sigortalılar arasındaki birtakım imkânların da bu tasarıya yerleştirilip yerleştirilmediğinin düşünülüp düşünülmediğini sormuştuk ve Sayın Bakan "bununla ilgili 10-15 maddelik bir tasarı hazırlanıyor" demişti ki, bu tasarıyla karşı karşıya geldik.

Bizim o sorumuz ve sorularımız doğrultusunda olmak üzere, gerçekten, şimdiye kadar avukatların ve noterlerin prim borçlarıyla ilgili çekmiş oldukları sıkıntıları, ben de aynı meslek grubundan olmam nedeniyle, onyedi yıl boyunca avukatlık yapan bir arkadaşınız olarak, bu sıkıntıları çekmiş olan birisi olmam nedeniyle, o arkadaşlarımızın da topluluk sigortasına olan ödemelerinin zorluklar içerisinde olduğunu görmekten dolayı, her gün, gerçekten, bizler üzüntü içerisindeydik. Bunların bu tasarıya girmiş olması bizleri ve o meslek gruplarını, özellikle yeni avukatlığa başlamış arkadaşları hiç olmazsa belirli bir noktada rahatlatmış oldukları için de, bu açıdan teşekkürü de, biz, o arkadaşlarımız adına sizlere sunmak istiyoruz.

Yine, değerli arkadaşlarım, bir hususu daha, çok önemli olduğu için, o gün soru şekline dönüştürmüştük, soru imkânımız olması sebebiyle o şekilde sormuştuk. Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye'de kayıtdışılıktan tutalım istihdamına kadar, bu sorunların, belli başlı, Türkiye'nin sorunları olduğunu biliyoruz. Kayıtdışılığı ne zamanki kayıt içerisine alabiliriz, Türkiye, devlet olarak rahatlayacaktır, ekonomi olarak rahatlayacaktır ve Türkiye'de yaşayan insanlarımız, sosyal devlet ilkesinde "devlet vatandaşı için vardır" ilkesinden hareketle bunu düşündüğümüzde de, elbette, biz, bu noktalara çare bulabilmeyi de o şekilde algılamamız gerekir düşüncesiyle şunu ifade etmiştik. Biliyorsunuz, Bağ-Kur ve SSK'dan emekli olanların yeniden başka bir işe, vergi mükellefi olarak çalışmak zorunda oldukları bir işe devam etmeleri halinde, emekli maaşlarından, ücretlerinden yüzde 10 ve yüzde 15 kesinti yapılmaktadır.

Şimdi, gerçekten, biz bu insanlara baktığımızda, bu meslek grupları avukatlar olabilir, küçük esnaf olabilir, diğer ticaret sahibi kişiler olabilir, kendileri emekli olmuş olabilir. Peki, biz, bunlara, yanında 3-5 tane işçi çalıştırıyor diye, sanki, neden, bu kadar istihdam sıkıntısının olmuş olduğu ülkemizde 1-2 işçiye iş imkânı verdin, sana ceza veriyorum gibi anlayışla, bunlara ceza vererek, ben de senin maaşından yüzde 10, yüzde 15 kesiyorum demek suretiyle, dolayısıyla bir ceza vermiş oluyoruz. Ödül vermemiz gereken bir yerde, onlara ceza vermiş oluyoruz. Kesinlikle, Bakanlığımızın, Sayın Bakanın bu konu üzerinde de özellikle durmasını, şu andaki milyonlarca esnafın, çalışmak zorunda olan, birkaç kişiyi çalıştırmak zorunda olan esnafın da bu sorunlarının çok ciddî bir sorun olduğunu, emekli olanlar açısından bu sorunun devam etmekte olduğunu, özellikle Yüce Meclisin huzurunda sizlere sunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, elbette, bizler bu ülkede yaşıyoruz. Bu ülkede yaşadığımız süre içerisinde, devletimize karşı, olan sorumluluklarımızı hepimiz yerine getirmekle mükellefiz; ama, devlet ki, devletin sorumluluklarının, vatandaşlarına karşı getirmek zorunda olduğu sorumluluğun daha ağır olduğu, daha ciddî olduğu da bir gerçektir; çünkü, bugüne kadar, bütün Avrupa ülkelerinde, sosyal devlet anlayışında, işsizlik sigortasının yüzde 90'ları aşar bir şekilde uygulanmış olduğu gerçeği karşısında, Türkiyemizde, henüz, işsizlik sigortasının o derece yetişebilmesinin mümkün olmadığını da görüyoruz. Böyle bir durumda, artık, işverenlere yüklenilen prim borçlarından tutunuz, bu malî girdilerin alabildiğince sosyal devlet anlayışı ölçüleri içerisinde daha da geriye çekilmesinin, istihdamın önünü açabilecek tek bir şart, ana bir şart olduğunu da lütfen kabul edelim. Yok, eğer, biz, hâlâ, bazı güçlerin, dış güçlerin etkisinde kalmak suretiyle, SSK primlerinden, Bağ-Kur primlerinden yüzde 1 indirmek suretiyle devlete 500 katrilyon civarında bir yük getirebileceği hesabıyla…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2006-02-16-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
