# Memurlar ve diğer kamu görevlerinin bazı disiplin cezalarının affı hakkında (s.s 952)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim
- **Tarih:** 21 Haziran 2006
- **Gündem:** MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLERİNİN BAZI DİSİPLİN CEZALARININ AFFI HAKKINDA (S.S 952)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2006-06-21-memurlar-ve-diger-kamu-gorevlerinin-bazi-disiplin-cezalarinin-affi-hak

> Feridun Ayvazoğlu (CHP), 21 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLERİNİN BAZI DİSİPLİN CEZALARININ AFFI HAKKINDA (S.S 952)); konuşma 938 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 952 sıra sayılı devlet memurları ve bazı kamu görevlilerinin disiplin suçlarıyla ilgili af tasarısı ve yine bu yönde olmak üzere verilen kanun teklifi üzerine, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu nedenle Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, görüşmekte olduğumuz bu tasarının ve teklifin özü memurlarla ilgili. Memurların yanı başında kamu görevlisi olarak tabir etmiş olduğumuz görevlilerle ilgili ve bu, toplam -1999 yılından bugüne kadar- 25 000'e yakın memuru ve kamu görevlisini ilgilendiren bir tasarı ve teklif.

Şimdi, 25 000'e yakın bu görevlilerin neyi bekledikleri, bu akşam bizden, Yüce Meclisten ne beklentiler olduğunu, hemen hemen hepimiz, çeşitli şekilde almış olduğumuz haberlerden, bilgilerden biliyoruz; ancak, bu memurların bu şekildeki sicilleriyle ilgili affın hemen yanı başında, aynı şekilde, memurların, bugüne kadar, neden, çok daha öncelere göre erozyona uğrayan bir tabirle, memur ve kamu görevlisi olarak adlandırıldığını ve o şekilde kamuoyu tarafından bilindiğini de hepimizin takdir etmesi lazım. Eğer, şimdiye kadar, özellikle 1980 sonrası ve devamında, memur denildiğinde, kamu görevlisi denildiğinde, her şeyin erozyona uğradığı gibi, bu anlayışın da belirli şekilde erozyona uğramış olduğunu kabul edersek, bunun sebeplerini, en başta, şimdiye kadar bu ülkeyi yöneten iktidar yöneticilerinde aramak gerekir; çünkü, hepimiz çok çok iyi biliyoruz ki, 1980 sonrası, kimisi hayatta olan, kimisi hayatta olmayan bazı devlet yetkililerimizin, yöneticilerimizin, iktidar sahiplerinin söylemlerinde, hepimizin çok iyi bildiği, belirli -sözümona- veciz sözler vardı. "Benim memurum işini bilir" diyerek, o yıllarda ve devamında, memura -tabiri yerindeyse- rüşvetin kapısını araladı. Rüşvetin basit bir şey olduğunu, her memur tarafından yapılabilecek, olabilecek bir suç olduğunun yolunu açtı. Bu şekilde, memurun anlam olarak, tarif olarak erozyona uğratılmasından sonra, yine aynı şekilde, aynı zihniyetle "Anayasa bir kez delinmekle ne olur" demek suretiyle de, Anayasamıza bugüne kadar verilmiş olan ve Anayasa denildiğinde, gerçekten, her yönüyle kutsal, bir anlamda hukuk devletinin olmazsa olmaz kuralını, Anayasanın çizdiği çerçevedeki Anayasaya verilen değerin de erozyona uğratıldığının bir gerçeğini de bu toplum yaşadı, bu ülke yaşadı değerli arkadaşlarım.

Memur dediğimizde, Anayasamızın 128 inci ve 129 uncu maddelerinde genel ilkeleri tarif edilmekle beraber, görev ve sorumlulukları disiplin kovuşturulmasında "güvence" adı altında da hüküm altına alındığını biliyoruz. Şimdi burada gerçekten "savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez" şeklindeki hükmün devamında "memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında, işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında kanunun gösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır" şeklindeki güvenceyle de bu memura güvence verilmeye çalışılmıştır. Ama, değerli arkadaşlarım, memurların, yerine göre kamu görevlilerinin her birinden kuruşun hesabının sorulması gereken bir görevli olduğunu hepimiz bilmesine rağmen, ama, o memurlar ki, yerine göre açlık sınırı altında yaşayan, geçim sıkıntısı çeken bu memurların acaba bu durumlara düşmesinin sebeplerinin kökünde sosyal ve ekonomik yönden ne gibi sebepler var, bunun araştırılması, bilimsel olarak, şimdiye kadar gelen iktidarlar tarafından gerçek bir biçimde personel yasasıyla, personel reformuyla ele alınıp incelenebildi mi, somut bir şekilde çözüme kavuşturulabildi mi? Elbette buna "evet" cevabı veremiyoruz, "hayır" cevabı verebiliyoruz. Bunun karşısında, yerine göre her türlü hukuksal formüller uygulamak suretiyle, yerine göre yargı formülünü uygulamak suretiyle, yerine göre amirler tarafından hesap sorulmak suretiyle bu memurlardan olabildiğince fedakârlık istenmektedir. Bu memurlar dediğimizde, sadece ve sadece Maliyede çalışan, Sağlıkta çalışan, Millî Eğitimde çalışan memurlar anlaşılmıyor. Elbette, kamu görevlisi dediğimizde, Silahlı Kuvvetlerde görev yapan personelimizden tutunuz, emniyet mensuplarımıza kadar da memur ve kamu görevlisi olarak bunları bu şekilde adlandırıyoruz; bunlardan, yerine göre canlarını siper etme pahasına görev bekliyoruz. Ama, biz, İktidar olarak, siyasî iktidarlar olarak bunların gerçekten hak ettiklerini şimdiye kadar verdik mi, verebildik mi, verebilecek miyiz? Elbette buna da "hayır" demek zorunda kalıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bunların içerisinde, eğer bizler Meclis olarak, şu andaki İktidarıyla muhalefetiyle birlikte, 25 000'e yakın memur ve kamu görevlisine, almış oldukları ve haklarında bulunan kovuşturma ve soruşturmayla ilgili disiplin cezalarını affetmek bir ulufeymiş gibi davranacaksak, bunların onurunun da incindiğini, onurunun da kırıldığını bilmemiz gerekir. Onun için buradan sesleniyoruz: Sevgili memurlarımız, sevgili kamu personelimiz, şimdiye kadar görev yapan Emniyetiyle, Silahlı Kuvvetleriyle aklımıza hangi yönde görev yapacak olan, görev yapmış olan devlet memuru ve kamu görevlilerine buradan sesleniyoruz: Burada vereceğimiz, çıkartacağımız bu tasarının, yasalaşmasıyla size bir ulufe vermiş değiliz. Size ulufe vermiyoruz. Şimdiye kadar hak etmiş olduğunuz, malî yönden, özlük haklarınız yönünden bir şeyler veremiyoruz; ama, hiç olmazsa, verebildiğimiz bu affı lütfen kabul buyurunuz diye ricada bulunmak zorundayız. Çünkü, gerçekten, hasbelkader disiplin cezasına uğramış, disiplin cezasıyla karşılaşmış olan bu görevlilerimize burada verebileceğimiz bir affı hiçbirimizin çok görmemesi gerekir. Ama, bundan sonra, gerçekten, memur olarak, kamu görevlisi olarak namusuyla, ahlakıyla, şerefiyle, onuruyla görev yapan bu görevlilerimize, oturup, İktidar olarak, muhalefet olarak nasıl şimdi bu akşam af için oybirliğiyle karar verip yasa çıkaracaksak, malî ve özlük haklarını da hüküm altına alabileceğimiz, karar altına alabileceğimiz tasarıları, teklifleri onlara çok görmeyelim, buradan çıkartacağımız kanunları çok görmeyelim. Çünkü, onlar, yerine göre canlarını da ortaya koyan kamu görevlileridir, onlar devlet görevlileridir.

Değerli milletvekilleri, burada söylemek istediğimiz bir husus da şudur: Anayasamızın 129 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında açıkça şu ibare vardır: "Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır" demek suretiyle, şu anda görüştüğümüz 3 üncü maddeye paralel bir anlam vardır. Bu konuda herhangi bir şey demiyoruz; ancak, burada saklı tutulan ve Anayasada istisna tutulmayan emniyet mensuplarının böyle bir disiplin cezasıyla ilgili hasbelkader almış oldukları cezaya da, disiplin cezasına da af getirilmemiş olması bir eksikliktir diye düşünülmesi gerekir. Tabiî ki, Yüce Meclisin takdiri bu şekilde. Bu aşamadan sonra ne olabilecektir; ama, tarihe not düşmek açısından bunu da söylememizde fayda var diye düşünüyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, gelen Hükümet tasarısına ve bazı milletvekili arkadaşlarımızın getirmiş oldukları teklife olumlu oy vereceğimizi bildiriyor, buradan devlet memurlarımıza ve kamu görevlilerimize saygıları, sevgileri sizler adına sunuyorum, teşekkür ediyorum.

Sağ olun, var olun diyorum. (CHP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Memurlar ve diğer kamu görevlerinin bazı disiplin cezalarının affı hakkında (s.s 952)”. TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim tutanağı, 21 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2006-06-21-memurlar-ve-diger-kamu-gorevlerinin-bazi-disiplin-cezalarinin-affi-hak (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
