# Türkiye cumhuriyeti hükümeti ve ekonomik işbirliği teşkilatı (eit) ticaret ve kalkınma bankası arasında anlaşma hakkında (s.s.1378)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim
- **Tarih:** 2 Mayıs 2007
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI (EİT) TİCARET VE KALKINMA BANKASI ARASINDA ANLAŞMA HAKKINDA (S.S.1378)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c155/b097/tbmm221550970113.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2007-05-02-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ve-ekonomik-isbirligi-teskilati-eit-tic

> Feridun Ayvazoğlu (CHP), 2 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI (EİT) TİCARET VE KALKINMA BANKASI ARASINDA ANLAŞMA HAKKINDA (S.S.1378)); konuşma 1.448 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan, uluslararası bir anlaşmanın onaylanmasına ilişkin tasarı. Elbette, böyle bir tasarının, Anayasa'mızın 90'ıncı maddesi gereğince onaylanması gereken bir tasarı olduğunu, yürürlüğe girebilmesi için bunun şart olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Bu doğrultuda olmak üzere, Ekonomik İşbirliği Teşkilatının Merkez Anlaşmasının onaylanmasına ilişkin bir tasarıyla karşı kar- şıyayız. Bu tasarının özünde üç devletin, başta Türkiye Cumhuriyeti devletimiz ile Pakistan ve İran arasında daha önce yapılan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Merkez Anlaşması hususundaki, o anlaşmanın bugün onaylanması gerektiği şeklindeki tasarının onaylanmasını görüşeceğiz.

Değerli arkadaşlar, bu Merkez Anlaşması, 1995 yılından bugüne kadar uygulanagelen ve belirtilen üç devlet arasında yapılan bir anlaşma. Bu anlaşma gereğince uluslararası niteliği taşıyan bir bankanın kurulması, bu teşkilatla ilgili bankanın kurulması söz konusu olacak. Fakat, işin özüne bakıldığında "Merkez Anlaşması" denildiğinde, bir hayli maddelerden oluşan ve bununla ilgili bankanın oluşumuyla ilgili olmak üzere bankanın ne şekilde kurulacağı, nerede kurulacağı, görevlerinin ne olacağı, görevlerinin hukuki konumlarının ne olacağı şeklinde çok teferruatlı bir Merkez Anlaşmasıyla karşı karşıyayız.

Şimdi, ilk bakıldığında, masumane bir şekilde, bu tasarının, sıradan bir uluslararası tasarının anlaşmasının onaylanması gibi görülebilir, bu şekilde değerlendirilebilir; fakat, bu, sıra sayısı bütün milletvekili arkadaşlarımda bulunan Merkez Anlaşması'nın hükümlerine şöyle bir göz attığınızda, gerçekten, hepimizin dikkatini çeken hükümlerin yer aldığını görmekteyiz değerli arkadaşlarım. Geçen haftaki yapılan görüşmede bununla ilgili tereddütleri Cumhuriyet Halk Partisindeki arkadaşlarımız ilettiler, belirttiler. Şimdi, gerçekten bu konu çok dikkate değer bir konu.

Merkez Anlaşması, yani, bu, sıra sayısında, ellerimizde mevcut olan tasarıdaki Merkez Anlaşması'nın hükümlerine bakıldığında masuniyetleri görüyoruz. Alabildiğince, olabildiğince masuniyetler var. Yine, aynı şekilde, dokunulmazlıklar var. Neyle ilgili bu dokunulmazlıklar? Görev yapan banka memurlarıyla ilgili olsun, bununla ilgili koordinatörlerle alakalı olmak üzere, yapacakları (x) 1378 S. Sayılı Basmayazı 25/4/2007 tarihli 94'üncü Birleşim Tutanağı 'na eklidir. görevlerden dolayı ve yapmış oldukları görevlerden doğan suçlarla ilgili dokunulmazlıkları söz konusu. Bu tür görevlilerin, Türkiye'mizde merkezi kurulması planlanan ve bu şekilde anlaşması yapılan bankanın görevlilerinin zimmet suçunu işlediğini düşününüz, görevi kötüye kullanma suçunu işlediğini düşününüz, dolandırıcılık suçunu işlediğini düşününüz. Bunlarla ilgili, görevleri sona erse dahi herhangi bir soruşturma yapılamayacağını hükme bağlıyor bu Merkez Anlaşması, değerli arkadaşlarım.

Şimdi, ister istemez, biz, bu Merkez Anlaşması'na bağlı olarak Ekonomik İşbirliği Teşkilatıyla ilgili olmak üzere kurulacak olan bankanın ve merkezinin Türkiye'de olduğunu, olacağını, İstanbul'da olacağını da hesap eder isek, şöyle bir manzarayla karşı karşıya kalacağız: Şimdi, düşününüz, o bankalardaki, şu andaki bankalarımızda çalışan görevlilerle ilgili, bütün Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre işlenmiş olan suçlarla alakalı olmak üzere yargılama yapacağız, soruşturma yapacağız, cezalar vereceğiz. Ama, Merkez Anlaşması hükümleri kapsamında, eğer, Merkez Anlaşması bir kez daha gözden geçirilerek, Komisyon tarafından veya Hükümet tarafından bu şekilde bir değişikliğe uğratılmadı ise -en son durumunu bilemiyoruz, belirli önergelerle düzeltme şansınız, imkânınız var mı bilemiyoruz- böyle bir şey yoksa, böyle bir banka görevlisiyle, bizim şu andaki Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde görev yapan bütün bankanın görevlilerini karşı karşıya getirdiğimizde "sen, bu suçlan işleyebilirsin kardeşim; sen, kesinlikle bu suçlan işleyemezsin, işleme hakkın yok" gibi, durup dururken bir ayrıcalığı, kanun önünde, şu andaki kurulması düşünülen Ekonomik İşbirliği Teşkilatıyla ilgili olan bu bankaya ve görevlilerine sağlamış olacağız. Karşımıza, Anayasa'nın eşitlik ilkesinden tutunuz, kanun önündeki eşitliğimize kadar, eşitsizliğimize kadar, bu hükmün ihlal edilmesine kadar, bir sürü çelişkilerle karşı karşıya kalacağız. Şimdi, böyle bir durumda, düşününüz, ne yapacağımızı, ne şekilde karar vereceğimizi ve huzurda bulunan bu tasarının sıradan bir uluslararası tasarı şeklinde kabul edilip edilmeyeceği noktasında Cumhuriyet Halk Partisi olarak karşı çıktığımızda şu şekilde yine biz suçlanır mıyız diye endişe ediyoruz: "Nasıl olsa sıradan bir tasarı. Buna da mı Cumhuriyet Halk Partisi karşı çıkıyor, itiraz ediyor!" diye kamuoyuna belki şikâyet etmeye kalkışacaksınız.

Ama, gerçekten, değerli arkadaşlarım, sıradan, olağan bir tasarı gibi gözüken bu tasarının çok dikkatli bir şekilde incelenmesi gerekir, Hükümet tarafından bunun yeniden değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyoruz. Bu nedenle karşı çıkıyoruz, endişelerimiz vardır.

Vergi muafiyetinden tutunuz, masuniyetlere kadar, cezai sorumluluktan muaf tutulmalarına kadar çok çeşitli hükümler yer almaktadır. Görev esnasından tutunuz, bir zabıtanın, polisin, jandarmanın giremeyeceği şeklindeki masuniyetlerine kadar alabildiğince dokunulmazlıkları içeren böyle bir anlaşmanın, Türkiye'mizi, yarın bir gün, uluslararası düzeyde ve Türkiye'de çok büyük sıkıntılarla karşı karşıya bırakacağını bilelim.

Yani, elbette, biz, ekonomik olarak Pakistan'la, İran'la ve alabildiğince bütün dünya devletleriyle, ülkeleriyle anlaşmalar yapalım; ülkenin çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapalım, elbette yapalım. Doğu'suyla Batı'sıyla, muasır medeniyet seviyesi dediğimiz AB uğruna, her geçen gün fetvalar vermeye çalıştığımız, Avrupa Birliği ülkeleriyle yapmaya çalışacağımız anlaşmaları da bir tarafa koyalım, yapalım. Bunun yanında Pakistan'la, İran'la, Irak'la, neyse yapılması gereken, ekonomik konudaki iş birliğine de biz hazırız, varız. Ama, geliniz, bir yanlış yapmayalım. Bunu, nasıl olsa sıradan bir hükümet tasarısıymış gibi, uluslararası bir anlaşmaymış gibi kabul etmeyelim, bunu ciddi bir şekilde inceleyelim.

Geçen hafta yapılan görüşmelerde bu geri çekilmişti. Daha doğrusu, Komisyon ve Hükümet yerinde bulunmadığı için, bulunamadığı için bu şekilde görüşmesi ertelenmişti. Yine, karşımıza, sanıyorum herhangi bir değişiklik olmadan bu tasarı getirildi.

Bu tasarının özünde, az önce belirtmiş olduğumuz sakıncalarla, yarın bir gün, uygulama aşamasında mutlaka karşı karşıya kalacağımızı, biz, burada, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sizleri uyarmak istiyoruz ve bunu kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Değerli arkadaşlarım, elbette -ekonomi denildiğinde- biz, Türkiye'de toplumun temel yapısının, bütün dünyada da olduğu gibi toplumların temel yapısının ekonomiyle bağlantılı olduğunu, onun üzerine sosyal yönden toplumun değerlerinin yan yana olması gerektiğini biliyoruz; ekonomi olmadan sosyal bir toplumun ayakta kalamayacağını da biliyoruz. O noktada olmak üzere, elbette, ekonomi denildiğinde, sizlerin Hükümet olarak dört buçuk yıldan beri ülkemize ne gibi sıkıntılar çektirdiğini, bizler ve ülkemizde yaşayan insanlarımız her gün görüyor, yaşıyor, hissediyor. Ama, geliniz, ekonomik açıdan değerlendirmelerinizi yaparken, bunların ülkemize ve toplumun temel değerlerine ne gibi katkılar getirebileceğini, bunların ne gibi değerleri bizden götürebileceğini de hesap ederek bu adımları atalım. Sadece Ekonomik İşbirliği Teşkilatıyla ilgili bu tasarıyla alakalı olarak söylemiyorum bu sözleri. Genel olarak ekonomi denildiğinde, hepimizin, mutlaka ve mutlaka, ülkede yaşayan insanların, şimdiye kadar yapılan politikalara uygun olmadığı gibi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ayvazoğlu, şahsınız adına da söz talebiniz vardı; sürenize beş dakika ekliyorum.

Buyurun.

FERİDUN AYVAZOĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Bu yönden olayın değerlendirilmesi lazım. Gerçekten, ekonomik açıdan, şu anda, biz milletvekilleri olarak, gezebildiğimiz kadarıyla ülkemizin Anadolusu'nu geziyoruz, illerini geziyoruz, köylerini geziyoruz, her birimizin seçim bölgesindeki ilçeleri geziyoruz, mahallelerde muhtarların görüşünü alıyoruz, köy muhtarlarımızın görüşünü alıyoruz, sivil toplum örgütlerinin, ziraat odalarının görüşlerini alıyoruz, ama manzaranın ekonomik olarak da hiçbir şekilde parlak olmadığını lütfen kabul ediniz. Bunu, sizler, siyaseten kabul etseniz de etmeseniz de, gerçekleri bu açıdan objektif olarak değerlendirmenizi istiyoruz değerli arkadaşlarım. Ülkenin ekonomisi iyi değildir, ülkenin ekonomisi çökmüştür, sanal bir şekilde enflasyonun düşük gösterilip gösterilmemesi önemli değildir. Hatta ben daha da ileri gidiyorum. Siz, AKP Hükümeti olarak, ekonominin, enflasyonun tek rakamlarda dolaştığını mı iddia ediyorsunuz? Ben de şunu iddia ediyorum: Hayır -daha iyi niyetli olalım- şu anda enflasyon sıfır. Değerli arkadaşlar, bunu sizlere müjde olarak verelim, enflasyon sıfır. Neden sıfır? Neden sıfırı şu: Köylerde yaşayan, çiftçilikle geçinen ve bundan elde ettiği ürünlerin, pazara çıktığında, çıkartabildiğinde, gerçekten değerini bulamayan köylünün cebinde para yok, çiftçinin cebinde para yok. Elbette, o köylünün enflasyonu sıfır, çünkü, köylünün hareket edebilecek ekonomik gücü hiç kalmamış. Bu noktadan bakıldığında aynı durumu esnaflarda görüyoruz, yine aynı noktadan bakıldığında memurlarda görüyoruz, emeklilerde görüyoruz, yaşlılarda, dullarda, yetimlerde görüyoruz, bunları görmek zorundayız. Bunu gördüğümüzde de elbette "enflasyon yüzde 10'ların altındadır" diye siz propaganda yapacaksınız, ama ben de size, -bunu ne şekilde, değerlendirmenizi bilemiyoruz, o sizlerin takdiridir- enflasyonun sıfır olduğunu söylüyorum. Herhangi bir hareket, herhangi bir alım gücü olmayan vatandaşların enflasyonu elbette sıfırdır. Sizler "gidiniz, beyaz eşya alımlarından lüks otomobil alımlarına kadar, şimdiye kadar hiçbir artış olmuyor, her geçen gün otomobil fiyatları düşüyor, beyaz eşya fiyatları yerinde duruyor veya düşüyor" diyeceksiniz, ama bunun karşısında, her birimiz, her biriniz, ağzınızı açtığınızda, ağzımızı açtığımızda "bu toplumun temeli köylüdür, bu toplumun temeli çiftçidir, bu toplumun temeli esnaftır" dediğimizde, sizlerin, gerçekten, o toplumun temeline gerçek değeri verebildiğini -dört buçuk yıldır- söyleyebilecek misiniz? Elbette, buna "evet" cevabı veremiyorsunuz, olumlu cevap veremiyorsunuz. O nedenle de geliniz, kendi kendinizi kandırmayınız; geliniz, ekonomideki sınıfta kalmışlığınızı kabul ediniz; geliniz, dış siyasetteki sınıfta kalmışlığınızı kabul ediniz; geliniz, terör konusundaki sınıfta kalmışlığınızı kabul ediniz. Yarın, bir gün, "geldiğimizde, iktidara yeniden gelirsek" diyerek propaganda yapmaya çıktığınızda, "biz, o yaptığımız hataları yapmayacağız" diye söz verebilesiniz. Bunu veremediğiniz sürece -biz daha önce, dört buçuk yıldan beri bu ülkeyi çok güzel yönettik, diye propaganda yapmaya devam edecekseniz- şunu bilmenizi istiyoruz ki... 3 Kasım seçimlerinde, o insanlarımız, sizin bu vaatlerinizi samimi buldu, bu taahhütlerinizi samimi buldu, size inandı, size oy verdi ve sizi iktidara getirdi. Ama şunu bilmenizi istiyoruz ki: Aynı inançla, aynı taahhütlerle tekrar oy almaya kalktığınızda, hiç kusura bakmayın ama, oy aldığınız o temiz duygulu insanlarımız, vatandaşlarımız "hiç kusura bakma" diye, size kırmızı kartı göstereceklerdir ve sandıkta gereken cevabı vereceklerdir.

Bu duygu ve düşüncelerle, ekonomik yönden, ülkemizin bütün insanlarının en iyi düzeyde yaşayabilmesi hepimizin dileğidir diye düşünüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ezilen insanların iktidarında ezilmişlerin sesini en üst düzeye çıkartacağımızı burada, yüce milletimizle, yüce Mecliste paylaşmak istiyor ve sizleri, saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ve ekonomik işbirliği teşkilatı (eit) ticaret ve kalkınma bankası arasında anlaşma hakkında (s.s.1378)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 2 Mayıs 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2007-05-02-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ve-ekonomik-isbirligi-teskilati-eit-tic (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c155/b097/tbmm221550970113.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
