# Topluma kazandırma yasası tasarısı ile içişleri ve adalet komisyonları raporları hk (s.s.235)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Feridun Fikret Baloğlu (CHP, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim
- **Tarih:** 29 Temmuz 2003
- **Gündem:** TOPLUMA KAZANDIRMA YASASI TASARISI İLE İÇİŞLERİ VE ADALET KOMİSYONLARI RAPORLARI HK (S.S.235)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/feridun-fikret-baloglu-22-2003-07-29-topluma-kazandirma-yasasi-tasarisi-ile-icisleri-ve-adalet-komisyonlari

> Feridun Fikret Baloğlu (CHP), 29 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOPLUMA KAZANDIRMA YASASI TASARISI İLE İÇİŞLERİ VE ADALET KOMİSYONLARI RAPORLARI HK (S.S.235)); konuşma 830 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu sırada, sanıyorum, sadece af bekleyenlerin değil, bütün Türkiye'nin gözü üzerimizdedir; ama, 4 üncü maddedeki disiplinli tavrınız umutlarımı azaltmıştır. Tartışılması gereken bir konunun yeterince tartışılmadığını düşünüyorum; geriye dönüp tartışmak da mümkündür. Tasarının tümü kabul edilmediğine göre, kendimizi, düşüncelerimizi ve tavrımızı bir kez daha gözden geçirmemizin mümkün olacağını düşünüyorum.

Öncelikle, 4 üncü maddenin, geçen celsede reddedildikten sonra, burada, biraz makyaja uğratılıp, bir kez daha görüşülmesini ve kabul edilmesini, yasaların arkasından dolanmak gibi bir tavır olarak değerlendiriyorum ve bunu bir not olarak düşüyorum.

Bu tasarıyla ilgili görüntü, iktidar açısından ibret vericidir. Bir tasarı getiriyorsunuz, bu tasarıdan kimse memnun değil. Tasarıyla ilgili taraflara baktığımız zaman -"taraf" deyimini karşıtlık anlamında kullanmıyorum; çünkü, karşıtlıkların, artık, yok edilmesi gerektiğini düşünüyorum, aza indirgenmesi gerektiğini düşünüyorum- bu tasarıdan yararlanması mümkün olanlar, daha fazlasını istiyor; bu tasarıyla suçluların yeterince cezalandırılmadığını düşünenler de feryat ediyor. Bu tasarıdan memnun olanlar, sanıyorum, sadece, bu tasarıyı hazırlayanlar, buraya getirenler.

Bu yasal düzenlemeyle sorunların çözüleceğini umut etmenin de yanlış olduğu düşüncesindeyim. Bu tasarı burada kabul edilirse -ki, edilebilir- bu tartışma burada bitmeyecektir; çünkü, bu tasarı zaman içerisinde uygulanacaktır, sonuçları görülecektir, tartışılacaktır.

Umut ediyorum, burada olumlu oy kullanan arkadaşlarım, bir süre sonra, bu yasa tasarısının getirdikleri karşısında üzüntü duymazlar, hesap verememe durumuna düşmezler ve buna benzer zincirleme yasalarla yeni afların getirilmesi karşısında acı duymazlar.

Aslında, iktidarın yapması gereken, bu, üstü örtülü af yasası değildi, affedilmesi gerekenleri affetmekti. Affedilmesi gerekenleri, acılarının dindirilmesi gerekenleri görmezden gelip, bu af yasasını gündeme getirenlerin tavrını doğru bulmuyorum.

Şimdi, eve dönüşten bahsediliyor. Oysaki, Türkiye'de milyonlarca insan, güneydoğudaki örtülü savaşın sonuçlarıyla mağdur olup, kentlerini, köylerini, mezralarını terk etmişlerdir, ailelerini terk etmişlerdir; Türkiye'nin güneyine, İstanbul'una, Ankara'sına sığınmışlardır; varoşlarda, o insanlar, çok acı şartlarda yaşamaktadırlar.

Hepimiz, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden geldik. Kentlerin dışında oluşan, o yeni yerleşik halkanın büyük bir bölümü, güneydoğuda süren savaşın acılarını yaşamış, orayı terk etmek zorunda kalmış ve kentlerin varoşlarına, sırtlarında iki parça eşya, birkaç tane kap kacak, bir yorganla sığınmış insanlardır. Onların acılarını ertelemek, onlara çözüm aramayı ertelemek; ama, buna karşılık, örtülü bir affı buraya getirmek, benim vicdanıma sığmıyor.

Değerli arkadaşlarım, bunun bir af yasası olduğu tartışmasız. Bu yasa tasarısıyla kimlerin affedileceği son derece açık. Kimlerin affedilmesi gerektiği konusunda karar verecek olan Türkiye Büyük Millet Meclisidir, ona saygı duyuyorum; ama, kimleri affetmemiz konusundaki tercihimizi ve haklarımızı, daha sağlıklı ölçülerle kullanmamız gerektiğini de biliyorum, hepimiz biliyoruz.

Şimdi, vicdanınıza sesleniyorum: Siz, kimlerin affedilmesi gerektiği konusunda gerçekten sağlıklı ölçülerle hareket ettiğinize inanıyor musunuz? İnandığını söyleyenleri tarihin yargısına bırakıyorum; ama, ileride, inananlar ile inanmayanlar, bir disipline bağlı kalarak oy kullananlar ile inanarak oy kullananlar arasında hiçbir fark kalmayacaktır; çünkü, sonuç aynı olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, içbarışın sağlanmasından bahsediliyor. İçbarışın sağlanması konusunda, en fazla özlem duyanlar bizleriz. Biz, solcular, her zaman barıştan yanayız, sosyal demokratlar barıştan yanayız; ama, barışın nasıl gerçekleşeceği konusunda sizden temel farklılıklarımız var. (AK Parti sıralarından gürültüler)

Barışı, barışmayı ve payı, sadece kendisi için isteyen bir anlayış ile ülke için isteyen anlayış arasındaki fark, burada, sekiz aydır sergileniyor. Biz, burada, barışı, sadece kendi yargılamasını ortadan kaldırmak için sunan bakanları da gördük. Hiçbirimiz, bu tavrı taşımamıştır, taşımayacağız.

Ben genel bir şey söylüyorum. Bir arkadaşım, oradan bir söz attığı için, yanıt vermek zorunda kaldım; konuşmamın bütünlüğünü de bozmak istemiyorum.

Çok söylendi, bu af tasarısıyla kimler affediliyor?.. Bakın, bir Sıvas olayları yaşandı Türkiye'de. Kimi yazarlar, artık bunun tartışılmaması gerektiğini, unutulması gerektiğini söylüyorlar. Unutulması için yapılması gereken ilk şey, bu eyleme neden olanların ve bu ülkeye kara bir leke dökenlerin suçlarının cezasını çekmesidir; suçlarının cezasını çekmedikleri sürece, bundan mağdur olan insanlar, onlara yakın kitleler ve onlar gibi düşünenler, hiçbir zaman rahat olmayacaklardır. Bu, temel bir kuraldır, bir ceza kuralıdır, bir toplumsal kuraldır.

Konuşmayalım... Tabiî konuşmayalım; ama, o zaman, cezalarını çeksinler hiç olmazsa. "Hayır..." Hem cezalarını çekmesinler hem "konuşmayın..." Böyle bir anlayışı, nasıl kabul edebiliriz arkadaşlar; böyle bir anlayışı, nasıl içimize sindirebiliriz?! Hiçbir siyasal kaygı duymadan söylüyorum, böyle bir anlayışı, ben içime sindiremem; böyle bir anlayışı, içine sindireni de anlayamam.

Ben, bir kez daha düşünmeniz gerektiğini düşünüyorum.

Bir şey daha eklemek istiyorum: İçişleri Komisyonunun -bir arkadaşım da bahsetti- bir raporu var dosyada. O rapordaki bir cümle çok üzücü; yani, bu olaylar kadar üzücü. Deniliyor ki: "Getirilen bu değişiklikle, şehit analarının ıstırapları dindirilecek." Hayatımda, hiçbir zaman "şehit anaları..." biçiminde konuşmalar yaparak, duygulara seslenmedim; ama, o komisyon, oraya, lehte fikirler bölümüne, bu yasayla şehit analarının ıstırabının dindirileceğini yazıyorsa, bu inanılmayacak bir şeydir! Başka bir tanımlama yapmak istemiyorum, kimseyi rencide etmek de istemiyorum; ama, bunu nasıl söyleyebiliyorlar?! Sayın İçişleri Bakanı da benzer bir beyanda bulunuyor İçişleri Komisyonunda; şehit analarının ıstırabını dindireceklermiş! Böyle mi dindirecekler?! Yani, bunu söylemek zorunda kaldığım için üzülüyorum; ama, bunu söylemenin de gerekli olduğunu düşünüyorum. O rapor, cumhuriyet kayıtlarına girmiştir; onun üzerine bir şey söylemek gerektiğine inanıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu yasa, büyük bir ihtimalle bu Meclisten çıkacaktır. Bu yasanın çıkmasıyla sorunların çözümleneceğini, Türkiye'ye daha sağlıklı, barış dolu bir ortamın geleceğini umut edenler bence yanılıyorlar. Bu tasarının yasalaşmasını bekleyenler ve Süleymaniye'de Türk askerinin başına çuval geçiren Amerika Birleşik Devletleri ve onun Irak'taki yeni müttefikleri, bu yasanın çıkmasıyla herhalde çok mutlu olacaklardır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Feridun Fikret Baloğlu (CHP, Antalya). “Topluma kazandırma yasası tasarısı ile içişleri ve adalet komisyonları raporları hk (s.s.235)”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 29 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-fikret-baloglu-22-2003-07-29-topluma-kazandirma-yasasi-tasarisi-ile-icisleri-ve-adalet-komisyonlari (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
