# Spor müsabakalarında şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair kanun tasarısı (s.s.424)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Feridun Fikret Baloğlu (CHP, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim
- **Tarih:** 28 Nisan 2004
- **Gündem:** SPOR MÜSABAKALARINDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN TASARISI (S.S.424)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/feridun-fikret-baloglu-22-2004-04-28-spor-musabakalarinda-siddet-ve-duzensizligin-onlenmesine-dair-kanun-ta

> Feridun Fikret Baloğlu (CHP), 28 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SPOR MÜSABAKALARINDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN TASARISI (S.S.424)); konuşma 1.540 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; aslında, 20 dakikalık bir konuşma hazırlamıştım; ama, 10 dakikayla sınırlı kalacağı için üzüntülerimi ifade etmek istiyorum. Aslında, önemli bir konu, 20 dakikada konuşulacak çok şey var. Şiddetin bir bölümünü tartışıyoruz; ama, şiddetin tamamını da tartışmak gerektiğini düşünerek bir konuşma hazırlamıştım.

Yasayı biliyoruz, yasanın hangi nedenlerle geri çevrildiğini de biliyoruz. Burada tartışılan, Anayasanın 38 inci maddesidir; yani, cezaların kişiselliğine ilişkin düzenlemedir. Sayın Cumhurbaşkanı bu nedenle, 23, 24 ve 25 inci maddeleri geri çevirmiştir.

Aslında, burada tartışmamız gereken, böyle bir yasaya duyulan ihtiyacın nereden kaynaklandığıdır. Doğru, spor sahalarımızda yaygın bir şiddet söz konusudur; ama, başka bir bölüm var; yaşamın her bölümünde Türkiye'de ciddî bir şiddetle karşı karşıyayız. Aile içindeki şiddetin en yeni örneğini dün yaşadık. "Töre" adı altında, bir genç kızımız katledildi; bu, aileiçi şiddetin bir parçasıdır. YÖK'e ilişkin görüşlerini açıklamak için basın toplantısı yapan gençler, belki, sınırı biraz aştılar; ama, şiddete yönelmemişlerdi. Onlara bir emniyet gücü şiddeti uygulandı, yerlerde sürüklendiler; acıyla izledik televizyonlarda. Zaten, bu manzaraları çok görüyoruz. Şiddeti yok etmeye yönelik eylemlerimiz bir süre sonra karşı şiddete dönüşüyor. Ben bu yasada da böyle bir özellik seziyorum. Bu yasada, spordaki şiddeti düzeltmeye yönelik bir girişimde bulunulurken çok şiddetli cezalar getiriliyor; ama, biz, ilke olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu yasanın Türkiye için gerekli olduğuna inanıyoruz. Sadece, bu 23, 24, ve 25 inci maddelerdeki düzenlemelerde kulüplere özel bir cezanın uygulanmasının, cezaların kişiselliği açısından doğru olmadığına ilişkin bir düşüncemiz var; o düşüncemize ilişkin eleştirilerimizi sunmaya çalışacağım.

Değerli milletvekilleri, demin de söyledim, sporun şiddet gölgesinde kalması doğru değildir. Bir kardeşlik gösterisidir spor; ama, olaya sadece bir şiddet ekseninde bakarsak ve o şiddet ekseninde taraftarı peşin suçlu ilan edip yargılamaya kalkışırsak, peşinen yanlış yapmış oluruz. Ben bu yasada şöyle bir belirti seziyorum. Stada gelen herkesi, spor müsabakalarına gelen herkesi şiddete yönelik gibi düşünen bir peşin hüküm var. Cezaların fazla şiddetli olarak gösterilmesinin de böyle bir peşin hükümden kaynaklandığına ilişkin bir görüşüm var.

Şimdi, moda bir laf var Türkiye'de "tribünlerde şiddet var, bu yasayla her şey düzelecek" deniliyor. Bu yasa iyi niyetli bir adımdır, hazırlayanları kutluyorum, destekliyoruz; ama, bu, sadece bir adımdır ve eksik atılmış bir adımdır. Şiddet eğilimlerinin böyle gizli açık bir tarzda yaygın olduğu bir toplumda sadece tribünleri düzenlemeye yönelik bir yasanın sonuç vereceğine ben inanmıyorum.

Bir kere, şuna bakmak gerekir: Bir insan neden bir yere yandaş olur; yani, bir futbol kulübü taraftarlığının temelinde yatan nedir; iki büyük neden vardır; birincisi, bir topluma ait olmanın getirdiği rahatlıktır; orada, bir topluluk içinde kendinizi güvende hissedersiniz; ikincisi, güçten pay alma düşüncesidir; yani, Galatasarayın Türkiye'de en başarılı olduğu dönemde, bütün küçük çocuklar Galatasaraylı olmuşlardı, belki bu sene de Fenerbahçeli olacaklar; geçen sene Beşiktaşlıydılar. Böyle bir aidiyet duygusu, böyle bir güçten pay alma duygusu kulüp taraftarlığını ortaya çıkarıyor. Kimler geliyor stada; stada, bir, sporu izlemek için, spora katkıda bulunmak için insanlar geliyor; bir de belirli insanlar rahatlamak için geliyorlar; toplumsal sıkıntıları var, dertleri var, o dertlerini unutmak için geliyorlar ve orada öfkelerini kusacak bir alan arıyorlar; zaman zaman hakeme, zaman zaman futbolculara, zaman zaman kendi kulüplerinin başkanlarına yönelik bir şiddeti dile getiriyorlar. Bunu iyi tahlil etmek gerekiyor. Bunu iyi tahlil etmeden hiçbir şey olmuyor.

Bugün, gazetelerden birinde bir spor yazarı, Sayın İlker Sarıer, futbol lordlarına değiniyor. Tamamını okumaya zamanımın olmadığını bildiğim için belirli noktalarını okuyorum. Diyor ki: "Futbol sayesinde medyatik olmak dışında dört özellik var: Sahada alınterleriyle mücadele eden oyuncular, teknik adamlar, iyi niyetli yöneticiler; bir. Spora ve takımlarına gönül vermiş yüzbinlerce samimî taraftar; iki. Her defasında olay çıkaran, varlıklarını bu şekilde ifade edebilen lümpen gruplar; üç. VİP'lere, kongre üyeliklerine, yönetim çevrelerine ve medyaya musallat olmuş çıkarcı futbol lordları; dört. Bu dört grup..." Bu tasnife katılmamak mümkün değil; ama, yazan bir gazeteci olduğu için bir bölümünü unutmuş; eleştirilmesi gereken bir de Türkiye'de spor medyası var. Ne yazık ki, bugün, Türkiye'deki spor medyası, doğru haber vermek yerine takım taraftarlığını seçmiştir. Birçok yazarı okuyorsunuz, hepsi, bir futbol kulübünün taraftarı. Türkiye'de futbol basınında bir tek yansız yazı okuma imkânınız yoktur ve bu futbol basınında sadece üç takımın, zaman zaman da dördüncü bir takım olarak Trabzon'un haberlerini okuyabilirsiniz; diğerlerini göremezsiniz ve şu anda, spor medyasının kendisini eleştirmesi gereken bir noktadayız. Spor medyası, seyirciyi eğitmek yerine, seyirciyi özendirmek, seyirciyi belirli bir yöne götürmek gibi birtakım işlevleri yerine getirmektedir ve onun sonucunda da olaylar çıkmaktadır. En büyük feryat da medyadan gelmektedir. Nitekim, sayın yazarın feryadı, Beşiktaş Kulübü Başkanına reva görülen haksız muameleden sonra ortaya çıkmıştır.

Tabiî, genel olarak medyamıza da bakmak gerekir. Mafyayı özendiren, gençlerin, kendilerine örnek olarak mafya babalarını seçmelerini doğal karşılatan dizileri her akşam izliyoruz. Artık, öyle bir noktaya geldik ki, spor sahalarında, dizide ölmüş mafya liderleri için saygı duruşu yapıldıktan sonra maça başlanıyor. Geçen gün, basına yansıdı böyle bir haber. Gençler maça çıkıyorlar, saygı duruşu yapacaklar, kime saygı duruşu yapıyorlar; dizide ölmüş muhayyel bir mafya babasına. Böyle bir ortamda Türkiye'de şiddeti tartışıyoruz arkadaşlar. Böyle bir ortamda şiddeti tartışıyoruz. Şiddet, her yere sızmış.

Bakın, elimde bir gazetenin yazarlarının taraftarı olduğu futbol kulüplerini gösteren bir liste var. Bu gazetenin 93 spor yazarı var. Bunlardan 80'i futbol takımının taraftarı ve bunu şerefle ilan ediyor; 40 tanesi Fenerbahçeli, 30'u Galatasaraylı, 18'i Beşiktaşlı, 2'si de lütfetmiş Trabzonsporlu olmuş; yani, başka takımın taraftarı yok, tarafsızı yok.

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - 3'ü?..

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Devamla) - O 3'ü tarafsız herhalde; onları kutlamak gerekiyor.

Böyle bir tablo. Bu tablodan bu şiddet çıkıyor; buna değinmek istiyorum ben. Yoksa, bu düzenlemelerin birçok şeyi çözemeyeceğini biliyorum.

Şimdi, Türkiye'de zaten sporu futbolla sınırladık; atletizm yok, güreş sınırlı, bir başarı kazanırsak; ama, futbol, başarılı da olsak, başarısız da olsak gündemimizde.

Bakın manzaraya, Türkiye'de 18 takımlı birinci lig, (A) grubuyla, (B) grubuyla ikinci lig, çok sayıda, çok zor şartlarda üçüncü lig futbol kulüpleri var. Açın spor medyamızı, bunlardan hiçbirini göremezsiniz. Tüm futbolcuları Balkan Savaşında şehit düşmüş bir İstanbulsporu göremezsiniz. 1910'da İstanbul'da Osmanlı işçilerinin ve Osmanlı sanatkârlarının kurduğu Turan Sanatkarangücünün devamı olan Ankaragücü'nü göremezsiniz. O Ankaragücü ki, bütün futbolcuları, Ulusal Kurtuluş Savaşına gönüllü katılmıştır; kurumsal olarak katılmış tek kulüptür. Şehitler vermişlerdir Geyve boğazında, İmalat-ı Harbiye'de çalışmışlardır ve kurtuluştan sonra Ankaragücü yeniden kurulmuştur. Anadolu burjuvazisinin takımı, cumhuriyetle birlikte kurulan Gençlerbirliğini göremezsiniz bu basında. Gaziantep'i -saymak istemiyorum- işte Denizlisporu göremezsiniz; kendi kentimin takımı Antalyaspora birinci ligde iken yer vermezlerdi.

Şimdi, böyle bir çerçevede, böyle bir medya, böyle bir spor basını, böyle bir şiddet ortamı ve biz, bu ortamda bunları tartışıyoruz. Sayın Serdar Bilgili haksız bir eyleme maruz kaldıktan sonra kendi taraftarlarının saldırılarına maruz kaldıktan sonra bu konu çok gündeme geldi, herkes konuşmaya başladı. Oysaki şuna bakmak gerekiyor; Sayın Bilgili diyor ki: "Kongre üyelerim bana 3 metreden küfretti." Bu kanun mu koruyacak Serdar Bilgili'yi?!

Üstelik bu kanunun getirdiği bir sakıncayı söylemek istiyorum 23 üncü maddeyle doğrudan ilgili. Bakın, 23 üncü madde, 17 nci maddedeki yasak eylemlerin müeyyidesidir. Nedir 17 nci madde; spor ahlakına aykırı, tahrik edici, aşağılayıcı sözler etmektir; yani, Serdar Bilgili'ye yapılan eylemdir. Bizim getirdiğimiz 23 üncü maddede ceza nedir; böyle bir eylem olursa şu cezaları veriyoruz; ama, kulübe de ceza veriyoruz.

Şimdi, arkadaşlar, olaya bakın; Beşiktaş Kulübü Başkanını Beşiktaş Kulübünün üyeleri yuhalıyorlar, hakaret ediyorlar, çok ağır hakaret ediyorlar. Şimdi, burada ceza verilecek ikinci bir olayda, kime; kulübe. Beşiktaş Kulübünün üyeleri Beşiktaş Kulübü Başkanına küfredecek, cezayı Beşiktaş Kulübü ödeyecek. İşte, 23 üncü maddeye bu nedenle karşıyız. Cezanın kişiselliğinin ne kadar gerekli olduğu bu maddede anlaşılıyor. Bu maddenin ne kadar yanlış olduğu ortaya çıkıyor.

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Yanlış değil, doğru orası.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Devamla) - Madde son derece yanlış.

İki; biz, kulüplerdeki oligarşik yapıya karşı olduğumuzu söylüyoruz; futbol kulüpleri oligarşik yapıların elindedir, bunlara sızılmıyor, bunların yönetimlerine katılınmıyor diyoruz.

Şimdi, arkadaşlar, Trabzonspor Kulübü geçen günlerde bir girişim başlattı, üye sayısını çoğaltmak istedi. Durduracaktır bu girişimi. Niye; her üyenin sorumluluğunu kulübe yüklüyorsunuz; taraftar, kulübünün sorumluluğunu...

ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Rasgele...

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Devamla) - Rasgele olmazsa, oligarşik yapıyı, seçkinci yapıyı kulüplerde bırakırsınız, halka açamazsınız kulüpleri. Bir tek seyircinin Trabzon'da yaptığı eylemi bütün Trabzonspor Kulübüne, bir Beşiktaş seyircisinin eylemini Beşiktaş Kulübüne yönelttiğiniz zaman, 50 000 kişilik bir stattaki tek kişinin kötü eylemini 49 999 kişiye...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Çözüm öneriniz nedir sayın vekilim?

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Devamla) - Çözüm önerimi söylüyorum, bir önerge hazırladım zaten, vereceğim. Bakın, 23 üncü maddenin sadece diğer bölümlerinin kalması etkinliğini kaybettirmiyor arkadaşlar. 23 üncü maddenin son cümlesidir Cumhurbaşkanının veto ettiği bölüm. Nedir o cümle; fail, kulübün veya bir taraftar derneğinin mensubu ise dernek hakkında da ceza verilir; tamam... Bunu kaldırdığınız zaman müeyyide kalkmıyor ki, üst kısımda diğer düzenlemeler var. Diğer düzenlemelerle çok açıkça cezalar veriliyor. Yakaladığınız insana ceza veriyorsunuz, bunları yerine getiriyorsunuz. Kulübün sahasını kapatmanıza yine engel yok. Tahrip varsa, 24 üncü, 25 inci maddelerde düzenlenmiş. Nedir tahrip; ödettiriyorsunuz; bunları yapıyorsunuz, bir de üstüne kulüpten para alacağız! Bir suçtan bir tek ceza çıkar. Bir suçtan 3 tane ceza çıkmaz arkadaşlar. Yani, biraz insaflı davranmak zorundayız.

Ben bunu belirtmek için söz aldım; ama, genel olarak söylemek istediğim şeyler vardı; sınırlı süre içinde de onları söylemeye çalıştım. 23 üncü maddeyle ilgili bir değişiklik önergesi sunuyoruz; bunu, dikkate alacağınızı umut ediyorum.

Son olarak bir şey söylemek istiyorum...

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Bir suça bir ceza var; mükerrer ceza yok.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Devamla) - Hayır, bir suçta 3 ceza var; okursanız göreceksiniz; yani, farklı farklı uygulamalar var. Okur musunuz 23 üncü maddeyi. Bakın...

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Bardağı kırana bardak parası ödettiriliyor.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Devamla) - Hayır, hayır... 23 üncü maddeyi okuyun.

---

**Kaynak gösterme:** Feridun Fikret Baloğlu (CHP, Antalya). “Spor müsabakalarında şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair kanun tasarısı (s.s.424)”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 28 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-fikret-baloglu-22-2004-04-28-spor-musabakalarinda-siddet-ve-duzensizligin-onlenmesine-dair-kanun-ta (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
