# Ceza muhakemesi kanununun yürürlük ve uygulama şekli hak.kan.değ.yap.dagir kan.tekl. (ss : 896)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Feridun Fikret Baloğlu (CHP, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim
- **Tarih:** 11 Mayıs 2005
- **Gündem:** CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAK.KAN.DEĞ.YAP.DAGİR KAN.TEKL. (SS : 896)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/feridun-fikret-baloglu-22-2005-05-11-ceza-muhakemesi-kanununun-yururluk-ve-uygulama-sekli-hak-kan-deg-yap-d

> Feridun Fikret Baloğlu (CHP), 11 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAK.KAN.DEĞ.YAP.DAGİR KAN.TEKL. (SS : 896)); konuşma 817 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Yüce Mecliste aylardan beri sürmekte olan ceza mevzuatımızı onarım çalışmalarına hoş geldiniz.

Daha yürürlüğe girmeden böylesine değişiklik gereksinimiyle karşılaşmış bir yasal mevzuatın başka ülkelerde bulunup bulunmadığını bilmiyorum; ama, Türkiye'de, son iki üç aydır yaşadığımız süreç, çok ciddî bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor, ya kanunları yaparken dikkatli olmuyoruz ya da çok dikkatli arkadaşlarımız, kanunun yürürlüğe girmesine çok kısa bir süre kala durumu fark ediyorlar.

Bugün önümüze gelen 2 nci maddede yapılan değişikliğin gerekçesi, birtakım yanlışlıkların doğabileceği, sakıncaların doğabileceği, aksaklıkların doğabileceği ihtimaline dayalıdır. Eğer, böyle bir ihtimal söz konusuysa, bu ihtimalin 2008'de de var olması ihtimali vardır. Böyle ihtimaller üzerine bir yasal düzenlemenin ne kadar doğru olacağını da, Genel Kurulun takdirlerine bırakıyorum.

Sayın milletvekilleri, bu maddeyle yapılmak istenen değişiklikle, ağır ceza mahkemeleri kapsamına giren, onların görev kapsamına giren suçlarda yürürlük tarihi 1 Nisan 2008'e çekilerek, bu uygulamanın dışında bırakılmaktadır; yani, bu uygulama, 2008'in 1 Nisanına ertelenmektedir.

Daha önce ihtiyaç duyulan bir konunun bugün ortadan kalktığını düşünmek, acaba, bu yasaları düzenlerken, çıkarırken üzerinde fazlaca durduğumuz özgürlükçülük övünmelerinin terki anlamına mı gelmektedir? Yani, o tarihte fazlasıyla özgürlükçüydük, aradan geçen süreçte, tam kanun yürürlüğe girmek üzereyken, özgürlük anlayışınızı gözden geçirme ihtiyacı mı duydunuz? Bu bir itiraf mı oluyor; yoksa, Adalet ve Kalkınma Partisi, herkesten daha özgürlükçü olduğu iddiasından vaz mı geçiyor? Kişi hak ve özgürlüklerini savunduğunu iddia ederken, bu geri adımın nedenini hangi gerekçelerle açıklayacaklar?

Bu bir hükümet tasarısı değil. Bir süreden beri görmekte olduğumuz bir uygulamayı burada da görüyoruz. Hükümet tasarıları geliyor, kabul ediliyor; bir süre sonra, AKP'li bir ya da birkaç arkadaşımız, bir değişiklik önerisiyle, komisyonun ve Genel Kurulun önüne çıkıyorlar.

Gerekçe de inandırıcı değil, demin gerekçeyi okudum. Biz bu gerekçeye karşı, bu maddeye, sadece bu yasadaki bu maddeye muhalefetimizi, muhalefet şerhimizde ayrıntılı biçimde sunmuştuk. Oradan, bir tek cümleyi okumak istiyorum: "Bu düzenlemeyle, özgürlükçülük iddiaları konusundaki düşüncelerimizden vaz mı geçtik?" Bunu ısrarla sormamın nedeni şu: Bu düzenlemeler, hiçbir haklı gerekçeye dayanmıyor. Bu düzenlemeler, telaşla ve zamanla yarışılarak yapılan, arkamızdan birisi kovalıyormuş gibi yapılan kanunların bugün ortaya çıkan eksikliklerinin herkes tarafından kabulü anlamına geliyor. Bunun doğruluğu, hukuk tekniği açısından haklılığı tartışılabilir; ama, bence, sorulması gereken soru şudur: Çok kanun yapmak, çok çalışmak mıdır? Yani, bu Meclis, çok fazla kanun yaptığı için çok çalışmış mı oluyor?! Aslında, ürüne bakmak gerekiyor. Çok kanunu çok kısa sürede yapmak yerine, doğru kanunları doğru sürede yapmak daha doğru olmaz mı?! Yarın bu Meclisin tarihini yazacak olanlar, bizim çıkardığımız kanunları sayarak bizi değerlendirmeyecekler; bizim yaptığımız yasaların ne kadar uygulanabilir olduğuna bakarak değerlendirecekler, buna bakacaklar. Oysaki, biz, daha uygulanmamış yasaları değiştiriyoruz arkadaşlar. Şu ceza mevzuatı konusunda yaşanan süreci yarın hukuk tarihçileri ve siyasal tarihçiler inceledikleri zaman, belki, bizi arayıp, gerekçeleri bize soracaklar; çünkü, yazılı metinler hiçbir şey izah etmiyor. Yürürlüğe girmemiş kanunu 36 yerinden deliyoruz; deliyoruz, bir ay sonra deliği bir daha deliyoruz. Yani, bunun, yasa yapma tekniğiyle, hukukî tercihlerle, ülke gerçekleriyle olan ilgisini nasıl izah edeceğiz, nasıl kabul edeceğiz?!

Bu Ceza Kanunu, ceza mevzuatı süreci, daha doğrusu serüveni bize bir şey öğretti; bu işler aceleye gelmez. Bugünlerde çok duyduğum bir sözü burada tekrar etmek istiyorum, zabıtlara geçmesi açısından. Halk diyor ki: "Acele işe Avrupa Birliği ve IMF karışır." Ne yazık ki, bu yasalarda da birtakım taahhütleri yerine getirmek adına, kendi iç mevzuatımızı içinden çıkılmaz bir hale getirdik. Adalet Bakanlığı, özverili savcılarımızı, hâkimlerimizi bir süredir eğitime tabi tutuyor. Eğitim bitiyor, aynı gün 30 değişiklik daha geliyor. 30 değişikliği konuşuyoruz, yasayı düzenliyoruz, 30 tane daha geliyor. Arkadaşlar, burada hukukçular var, hukukçu olmayanlar var. Ben inanarak söylüyorum, en azından kendi adıma söylüyorum; ben Adalet Komisyonu üyesiyim, ben bile takip etmekte zorluk çekiyorum. Şu anda ben Genel Kuruldayım; altkomisyon toplantı halinde, 36 tane maddeyi tartışıyor. Yarın saat 13.00'te, bizim komisyonumuz, Adalet Komisyonu başka maddeleri tartışacak. Artık, hangi maddeyi tartıştığımızı, neden tartıştığımızı, neyi değiştirmekte olduğumuzu, neyi değiştireceğimizi kavrayamaz olduk. Bunu kişisel bir itiraf olarak kabul edebilirsiniz. Ben bunu açıkça söylüyorum; ama, benim bu söylediklerimi bu Genel Kurulda bulunan bütün hukukçu milletvekillerinin de kabul edeceğini biliyorum. Çünkü, bizim tek işlevimiz bu kanunlar değil; biz, milletvekili olarak başka işler de yapıyoruz, denetleme görevlerimiz var. Milletvekilliğinin getirdiği görevlerimiz var. Bütün zamanımızı, 24 saatimizi bu işe ayırırsak yine de bu ceza mevzuatındaki değişiklikleri takip edecek halde değiliz.

Adalet Bakanlığı çok güzel bir kitap hazırladı; Ceza Kanunu kitabı. Teşekkür ediyorum. O dağıtıldı da. Şimdi, dağıtıldı, daha üstünden kısa bir süre geçmeden ikinci, üçüncü baskı yapacak, değişiklikleri getirecek. Yani, bunun, artık, içinden çıkılmaz bir hale gelmesini önlemek için bir şeyler yapmamız gerekiyor. Bu defa oldu bu; ama, gelecekte daha farklı davranmak zorundayız. Yasa yapma tekniğimizi, biçimimizi tartışmak zorundayız. Geniş halk kitlelerinin katılımıyla, öğretim üyelerinin katılımıyla, daha çok milletvekilinin katılımıyla bu kanunları tartışmalıyız. Bu kanunları belirli bir tarihe yetiştirme kaygımız, yapılan yanlışlıkları haklı göstermeyi mümkün kılmaz.

Ben, bunu tespit ediyorum. Bu madde dışında da bu değişikliklere söyleyecek fazla bir şeyim yok; ama, bu maddenin doğru bir düzenleme olmadığını, en azından birtakım iddiaların geri alınması anlamına geldiğini düşünüyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Feridun Fikret Baloğlu (CHP, Antalya). “Ceza muhakemesi kanununun yürürlük ve uygulama şekli hak.kan.değ.yap.dagir kan.tekl. (ss : 896)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 11 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-fikret-baloglu-22-2005-05-11-ceza-muhakemesi-kanununun-yururluk-ve-uygulama-sekli-hak-kan-deg-yap-d (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
