# Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim
- **Tarih:** 22 Mayıs 2008
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRI VE USULÜ HAKKINDA (S.S.226)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-23-2008-05-22-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-ve-yuksekogretim-kurumlari

> Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP), 22 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRI VE USULÜ HAKKINDA (S.S.226)); konuşma 1.050 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, yüce Meclisin çok değerli üyeleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bu çocuklar bizim çocuklarımız. Biz bu üniversiteleri çocuklarımızın en iyi eğitimi alması amacıyla kuruyoruz. Hepimizin çocuğu, hepimizin gözünün nuru ve hepimiz de onlar için çalışıyoruz -ailemiz için, çocuklarımız için, ülkemiz için- ve bu üniversitelerde yetişecek çocuklarımızın en iyi eğitimi alması hepimizin yüreğindeki bir özlemdir.

Tabii, dokuz ilimize üniversite kuruyoruz. Bir kere dokuz ilimizin üniversitesinin ve iki vakıf üniversitemizin Türk eğitimine, çocuklarımıza başarılar getirmesini diliyorum ve tüm illerimize de bu dokuz ilimize de yine başarı dileklerimi iletiliyorum.

Değerli milletvekilleri, ancak, eğitim yasak savma değildir. Eğitim, çocuklarımıza en iyi eğitimi vermekle koşullanmak gerekir. Tabii, çocuk doğmadan ölmez, doğrudur ama doğduğu zaman en iyi şekilde bakmalısın. Şimdi, soruyorum tekrar size: Hep söyleyeceğim. Biz, çağdaş, bilimsel, literatürü takip edecek, dünyayla entegre olacak çocukları yetiştirmezsek, bu çocuklarımız üniversiteyi bitirmiş, ne işe yarar?

Değerli milletvekilleri, geçen de söyledim, yine söylüyorum. Eğer, biz, çocuklarımıza, ilkokuldan liseye kadar bir lisanı, liseden sonra üniversitede mecburi hazırlıkla ikinci lisanı öğretmezsek, biz çağdaş dünyayı, bilimsel dünyayı yakalayamayız. Ben bunu her zaman söyleyeceğim arkadaşlar. Artık, literatürü takip ederek, bilimsel dünyaya gitmenin bir tek yolu, burada gelip “Biz çağdaşız, biz çağdaş olacağız, bilimselliği yakalayacağız.” demekle olmaz. Bu çocuklara bilimsellik literatürünü takip edecek lisan eğitimini vermezseniz, bu çocuklarımızın hepsi yarın dünyayla entegre olamaz ve çok az bir zümre… Bugün, Türkiye’de, baktığınız zaman… Yabancı dille eğitim yapan demiyorum, eğitim yabancı dille olmasın; biz, kendi kültürümüzü, kendi dilimizi en iyi konuşan üniversiteler yaratmalıyız. Ama, biz, ilkokuldan liseye kadar, üniversitede ise bu çocuklarımıza birer yabancı dil öğretmek… Zor değil arkadaşlar. Benim çocuklarım aptal değil. Dünyanın her tarafındaki çocuklar bunu öğreniyorsa, ben de bunu öğretmenin bir yolunu bulmalıyım. Ama bugün için demiyorum, dün de böyle, evvelsi gün de böyle. Millî Eğitim Bakanlığı, bu konuda… Bugün yapmayalım, planlayalım, on sene sonra yapalım. Ama bu çocuklarımızı dünyayla entegre etmenin bir tek yolu vardır. Lisan bilmeyen bir toplum, artık, bundan sonra bu dünyada bir yere gidemez arkadaşlar. Eğer, dünyanın ticari pastasından pay almak istiyorsak, dünyadaki oluşan ticari dengelerden ülkemize bir katkı sağlamak istiyorsak bunu yapmak zorundayız, bu hepimizin görevi ve yine söylüyorum: Gidin Amerika’daki hastanelere, hasta bakıcısına bakın, doktoruna bakın, hemşiresine bakın, hepsi Hindistanlı.

Değerli milletvekilleri, bu konunun öneminin bir kez daha altını çiziyorum, bir kez daha yine burada söylüyorum. Yani “Millî Eğitim Bakanlığı suçludur.” demiyorum. Çocuklarımın adına yalvarıyorum. Dün de suçlu vardı, bugün de var. Yarın geç olmasın. Gelin, bir yerinden başlamak üzere, bu yüce Meclis -geçen dönem de aynısını söyledim- buna bir yerinden karar versin arkadaşlar, on sene sonra başlayalım.

Değerli milletvekilleri, bu konuyu bir kez daha, çocuklarımızın adına, gelecek adına dikkatlerinize sunuyorum.

Tabii, bir başka konu -Sayın Millî Eğitim Bakanım yok galiba, keşke olsaydı- yurtlar konusudur. Değerli milletvekilleri, tabii, bu çocuklar hepimizin çocukları. Ben tabii, hayretler içinde kaldım: “Elli yedi yurt yapıldı.” dedi Sayın Bakanım. Böyle, yüreğim… Demek ki Sayın Bakanım, sizin öz evlat illeriniz, üvey evlat illeriniz var.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Doğru, aynen katılıyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Şimdi, biz Malatya İnönü Üniversitesinde arsayı vermemize rağmen Kredi Yurtlar Kurumuna yedi sene önce, elhak, niye yapmıyorsun? Niye hakkımızı yiyorsun?

MEVLÜT COŞKUNER (Isparta) – Yapılan başka şeyler var, tarikat yurtları…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hangi ilin hakkı yeniyorsa o il size hakkını helal etmez arkadaşlar!

MEVLÜT COŞKUNER (Isparta) - Tarikat yurtlarından bahset, boş ver hak hukuku.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Sivas’ta… Bakın işte oradan “Sivas” diyor arkadaşlar.

Arkadaşlar, Kredi Yurtlar Kurumu yurtları, toplumumuzun çağdaş, bilimsel ve Türkiye’deki Türk insanını her zaman çağdaş tutan bir… Ama tarikat yurtlarına bu insanları terk etmeyelim. Ama diyorum ki: Acaba bu mu?

Yine söylüyorum: Yine bazı arkadaşlarım burada teşekkür etti. Arkadaşlar, hak yiyenin bir gün hakkını yerler. Ben burada yedi yıldır, Malatya İnönü Üniversitesinin kadrosunu yedi yıldır… Burada tutanaklar var. Ben devletime inanmak istiyorum, ben Bakanıma inanmak istiyorum, ben iktidar partisinin grup başkan vekiline inanmak istiyorum, “Onlar doğru söyler.” diye düşünmek istiyorum. Ama…

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Öyle, öyle.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hayır, tutanaklar öyle demiyor, tutanaklar öyle demiyor arkadaşlar.

MEHMET EMİN EKMEN (Batman) – Müsterih ol, müsterih ol!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Geçen dönem burada olan arkadaşlarım var.

Şimdi bakıyorum, beş tane üniversitemize kadro geliyor burada. Helal olsun, gelsin, kıskanmıyorum. Geçen dönemde Selçuk Üniversitesine ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesine son gün kadro getirildi. Arkadaşlar…

AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Helali hoş olsun!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – “Helal olsun.” diyorum.

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Siyasi değil, siyasi değil onlar.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Nasıl siyasi değil? Bal gibi siyasi, bal gibi siyasi! Siyasetin hasını yapıyorsunuz. Hayır arkadaş, siyasetin hasını yapıyorsunuz.

Evet, yine söylüyorum, benim İnönü Üniversitem kadro kanununu hak ettiği hâlde, bu üniversitelerin bir gün kadro ihtiyacını ben duymadım burada. Yedi yıldır bağırıyorum, vicdanınız yok mu sizin? Bu Üniversitede, arkadaşlar, senede yüz otuz tane karaciğer nakli yapılıyor. Gurur duymalısınız, “Ben bu Üniversiteye nasıl yardımcı olabilirim?” demelisiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Ama sizde bu gurur yok, gurur duymuyorsunuz. Kendi kendine o Üniversite yapmaya çalışıyor. İki yüz elli yatak bitmiş. Ama bu Üniversite Türkiye’de bir numara oluyor karaciğer nakli konusunda. Azıcık vicdanınız varsa, azıcık bu ülkeyi seviyorsanız… Dünyanın her tarafından gelen insanlar orada ameliyat oluyor. Hakkımızı yemeyin arkadaşlar.

BURHAN KAYATÜRK (Ankara) – Tüm üniversitelerde ameliyat oluyor.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hayır arkadaşlar. Tüm üniversiteler… Burada Türkiye’de spesifik.

BURHAN KAYATÜRK (Ankara) – Niye sadece Malatya Üniversitesi?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Kardeşim, sana da versin, sana da versin. Niye hakkını istemiyorsun sen? Niye istemiyorsun hakkını?

BURHAN KAYATÜRK (Ankara) – Niye sadece Malatya Üniversitesi? Bütün üniversitelerde ameliyat yapılıyor.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Oradan laf atma. Ben hakkımı istiyorum, ben hakkımı istiyorum, hakkımı istiyorum. Sen de gel buraya, sen de gel, sen de hakkını savun kardeşim!

BURHAN KAYATÜRK (Ankara) – Ayrımcılık yapmayın!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Değerli milletvekilleri…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Sayın Bakan geldi.

BURHAN KAYATÜRK (Ankara) – Bölücülük yapmayın!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Kardeşim, benim bağrım yanmış altı yıldır. Ben eğer kendi ilimin bir üniversitesini savunuyorsam, bu benim duyarlılığım, bu benim milletvekili duyarlılığımdır. Sen bunu yapmıyorsan, sen duyarsız bir insansın, tamam mı! (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) – Sensin duyarsız insan!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Evet… İçimden gelerek, öfkemle, altı yıldır burada ben yalvarıyorum, âdeta yalvarıyorum. Orada otur oturduğun yerde!

MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) - Orada bağırarak duyarlılık yapılmaz tamam mı!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Otur oturduğun yerde! Benim ilimin hakkını…

---

**Kaynak gösterme:** Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 22 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-23-2008-05-22-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-ve-yuksekogretim-kurumlari (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
