# Zirai mücadele ve zirai karantina kanunu ile tarım ve kırsal kalkınmayı destekleme kurumu kuruluş ve görevleri hakkında (s.s.229)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim
- **Tarih:** 26 Kasım 2008
- **Gündem:** ZİRAİ MÜCADELE VE ZİRAİ KARANTİNA KANUNU İLE TARIM VE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.229)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-23-2008-11-26-zirai-mucadele-ve-zirai-karantina-kanunu-ile-tarim-ve-kirsal-kalkinmay

> Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP), 26 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ZİRAİ MÜCADELE VE ZİRAİ KARANTİNA KANUNU İLE TARIM VE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.229)); konuşma 858 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu ülkede gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inin -yasal olarak- çiftçiye destek verilmesi yönünde yasa olmasına rağmen, Sayın Bakan çiftçiye 2009 bütçesinde sadece 5,5 milyar teşvik veriyor; 5,5 milyar.

Sayın Bakan, parayı pul ediyorsunuz, verdiğiniz sözü yerine getirmiyorsunuz, günlerce insanları süründürüyorsunuz. Günlerce insanlar gidip çok zor koşullarda gübre, mazot ve diğer ilaçlarını alıyor ama para pul oluyor. Yani peşin parayla… Bir gübrede -mazotu demiyorum ama- diğer konularda koyduğu vade farkıyla altı ay sonra, dokuz ay sonra, bir sene sonra köylünün eline para geçtiği zaman para pul oluyor bir kere, teşvikleriniz yerine gitmiyor.

Tabii siz Tarım Bakanlığı olarak Türk çiftçisinin sahibi olmalısınız ama sahip çıkmıyorsunuz. Örnek: Arkadaşlar, mazotun… Biliyorsunuz 60 dolara indi mazot, ham petrol. Bunu da 7’yle çarparsanız -ton hesabı oluyor- bir şekilde 1 litre mazotun maliyeti 67 kuruş. Şimdi, 67 kuruşa mal edilen bu mazot köylüye 3 liraya satılıyorsa siz bu köylüye sahip mi çıkıyorsunuz?

İki: Hâlâ köylü, sattığınız gübreden, mazottan, ilaçtan yüzde 18 KDV’yi şakır şakır ödüyorsa bu nasıl köylüye sahip çıkmaktır? Ha, eğer bir şey yapacaksanız köylüden almadan, mazotundan KDV almadan, gübresinden KDV almadan ve mazotunu, 67 kuruşa mal edilen bir mazotu, acaba hangi spot piyasada… Arkadaşlar, bunu çok ciddi söylüyorum. Mazotun, şu günkü, varili 60 dolardan maliyetini hesaplayın: 7 ile çarpın 60 doları, tonu 420 dolar ediyor; bunu da bugünkü kurla (1,600) çarparsanız tonu 6.700 dolar ediyor, litresi 67 kuruş. Acaba bunu, ithalatta EPDK, hangi ithalatçının elinde ne kadar mazot var kontrol ediyor mu? Ben bunu bir kez daha dikkatlerinize sunuyorum, altını çiziyorum -tabii, konumuz tarım- 67 kuruştur ithal maliyeti. Rafineri maliyetini falan hesaplarsak neye geleceğini ve 3 liraya satıldığını dikkatlerinize sunuyorum. Bu paralar kimin cebine gidiyor? Takdir sizin.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, eğer siz köylüye elektriği dünyanın en yüksek fiyatıyla satarsanız, eğer siz köylünün diğer her şeyinden KDV alırsanız bu köylüye destek mi oluyorsunuz? Bunu anlatmam mümkün değil.

Değerli milletvekilleri, şu anda elektrikle sulamadan dolayı, özellikle sulama birliklerinin borçlarının haddi hesabı yok. Bu insanlar borçlarını ödeyemiyor. Sayın Bakan, sulama birlikleri İçişleri Bakanlığına bağlı. Bu köylünün sahibi sizsiniz. Yani sulayarak ürün elde ediyoruz. Acaba İçişleri Bakanlığı sulama birliklerine trafik kontrolü mü yapıyor! Hakikaten, arkadaşlar, sulama birliklerinin İçişleri Bakanlığına bağlı olması –ben, bağışlayın, bilemiyorum- acaba niçin? Yani sulama birliğinin İçişleri Bakanlığında acaba köylüye ne hizmet sunduğunu… İçişleri Bakanlığı, sadece trafik kontrolü ve güvenlik kontrolü dışında, acaba köylüye trafik kontrolü mü yapıyor, güvenlik kontrolü mü yapıyor!

Sayın Bakan, sulama birlikleri DSİ’nin teknik ekibinin kontrolü altında olmazsa bu ülkede verimli sulama yapamayız, bu ülkede sulama birliklerindeki insanları birbirine düşürürüz, bu ülkede sulama birlikleri ve açılan kanallar yok olur gider; şu anda o vaziyette. DSİ’den nasıl teslim alındıysa… Yirmi yılı, otuz yılı geçen kanallar artık yok olmuş durumda. Köylünün parası yok ki elektrik borcunu ödeyemiyor.

Değerli milletvekilleri, Tarım Bakanlığı “Ben köylüye sahip çıkıyorum.” diyor ama kendi sahip çıkması gereken bazı konularda “Sadece destek veririm.” diyor ama köylüye esas vereceği desteği vermeyen, esas sahip çıkacağı konularda sahip çıkmayan bir bakanlık. Tabii bir başka konu: “Fidan desteği vereceğim.” diyor. Söz veriyorsun, “Fidan desteği vereceğim, fidan ekin.” diyorsun, ortada bir şey yok.

2090 sayılı Kanun -“tabii afet” diyorsun- Tabii Afet Kanunu’n var. Demin arkadaşlarım söyledi, Silifke’de her yıl sel oluyor -aha burada, geçen dönem ödenmemiş, yüzde 20’si ödenmiş- bugün yine Silifke’nin işte Bahçe, Çeltikli, Sökün, Kurtuluş köylerini sel götürmüş. Bu insanlar ne yapacak? Geçen seneki paraları alamamışlar ki…

Değerli arkadaşlarım, tabii, özelikle TARSİM konusunda da birkaç kelime etmek istiyorum. Şimdi, eğer bir şeyi sigorta edeceksek o ürünü her şeyiyle sigorta etmek zorundayız. Ürünü sigorta ediyoruz ama siz “Çiçek dönemini sigorta etmem.” diyorsunuz veya bilmem ne dönemini... Yani, eğer bir ürün sigorta kapsamına girecekse, bir ürün yarın hasar gördüğü zaman, yarın o üründe bir zarar olduğu zaman bilmem ne dönemi, ne dönemi diye bir şey olmaz arkadaşlar. Ürün üründür. Önemli olan, köylümüzün; önemli olan, çiftçimizin zarar görmemesi değil mi? Ama hâlâ, arkadaşlar, TARSİM bazı ürünlerimizin sigortasında kendi nasıl işine gelirse, nasıl yorumlarsa bu şekilde bir kloz, yani sigorta klozları koyuyor; örneğin “Ben çiçek dönemini sigorta etmem.” diyor. Arkadaşlar, ürün üründür yani ürün her şeyiyle sigorta kapsamına girmelidir. Ben bu konuyu bir kez daha dikkatlerinize sunmayı görev biliyorum.

Değerli arkadaşlar, tarımsal kalkınma kooperatifleri çiftçinin önemli bir birlikteliğidir. Ama maalesef Tarım Bakanlığı Türkiye'nin her yerinde müracaatları değerlendirmiyor. Burada bazı iller korunmuş, kollanmıştır, il ismi vermek istemiyorum ama bazı illerde ise bir tane, iki tane tarımsal kalkınma kooperatifine izin verilmiştir. Bunu açık ve net söylüyorum.

Değerli arkadaşlarım, yine ülkede artık tütün üretiminden, tütüncüden, tütünden bahsetmek mümkün değil, tarım, tütün… Ama maalesef biliyorsunuz Tekel yok oldu, özelleştirildi. Tekele ait Bitlis, Malatya, Adana fabrikaları artık “elveda” dedi; “elveda” dedirttiler. Oradaki insanları perişan ettiler. Kapandı bu fabrikalar. “Kapanmayacak.” dediler ama kapattılar. Şimdi, sıra geldi, arkadaşlar, Tokat fabrikasına… Uyarıyorum, bir yıl sonra Tokat fabrikasını da çalıştırmayacaklar. Bir tek kalıyor Samsun. Belli bir süre Samsun fabrikasında düşük bir üretim yapıp Türkiye’den tütün alımını yok edecekler arkadaşlar. Yani artık Türk tütünü kullanılmayacak. Zaten çoğu ilde tütün ekimini, tütün alım merkezlerini kapattılar. Örneğin Malatya’da yok olduğu gibi Adıyaman’da tütün ekimi var, çok zor koşullarda artık, Adıyamanlı tütün eken kardeşlerim diğer şehirlerde, belli yerlerde o ürünlerini satmaya çalışıyorlar çünkü Tekel almıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya). “Zirai mücadele ve zirai karantina kanunu ile tarım ve kırsal kalkınmayı destekleme kurumu kuruluş ve görevleri hakkında (s.s.229)”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 26 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-23-2008-11-26-zirai-mucadele-ve-zirai-karantina-kanunu-ile-tarim-ve-kirsal-kalkinmay (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
