# Mahalle bekçileri ile köy korucularının sorunları hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim
- **Tarih:** 30 Nisan 2009
- **Gündem:** MAHALLE BEKÇİLERİ İLE KÖY KORUCULARININ SORUNLARI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-23-2009-04-30-mahalle-bekcileri-ile-koy-korucularinin-sorunlari-hakkinda

> Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP), 30 Nisan 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MAHALLE BEKÇİLERİ İLE KÖY KORUCULARININ SORUNLARI HAKKINDA); konuşma 874 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın bu bölümünde biraz hakemler ve teknik direktörler konusunda konuşacağım. Tabii, Federasyonun bir parçası bunlar, hakemler, antrenörler, futbolcular. Bir kere, bugün rahmetli olan Sayın Sedat Balkanlı’ya Yüce Tanrı’dan rahmet diliyorum. Sedat Balkanlı Fenerbahçede ve Galatasarayda futbol oynadı ama biçare öldü, yoklukla öldü, çaresiz öldü. Allah kimseye hastalık vermesin ama…

Bir kere, Federasyonun bir görevi de şu olmalı Sayın Bakanım: Futbolcuların dayanışması açısından ve ihtiyacı olan… İleride ona bir kıstas konulabilir. Belli futbolcuların çaresizliğinde yardımcı olmak görevidir. Ama Sedat Balkanlı, çok çekti ama maddi olanaktan da yoksun öldü. Onun için Federasyonun bu konuda bir eylem yapması lazım, Federasyonun hini hacette, ihtiyacı olan, sosyal açıdan bu insanlara yardımcı olması lazım. Bireysel yardım değil, bunu bir kurumsal hâle getirmesi lazım. Ben bugünün anısına da bunu sizin hepinizin dikkatine sunuyorum. Tabii, Federasyon yetkilisi olmadığı için Sayın Bakanım, “özerk” diyoruz, ama yani siz sadece niyetinizi belirtirsiniz, ama Federasyon yetkilileri olsaydı burada birtakım şeyleri daha net konuşabilirdim.

Değerli arkadaşlarım, tabii, futbolun bir parçası da hakemler, olmazsa olmazı. Türkiye’de bir Merkez Hakem Kurulu seçiliyor dönem dönem bir de hakem dernekleri var. Şimdi, aslında, dernekler tüm hakem camiasının ortak değeridir. Derneklerin amacı, Türk hakemliğini en iyi yere götürmek olmalıdır, Türk hakemliğini uluslar arası seviyeye taşımak olmalıdır, Federasyonun görevi de bu olmalıdır. Ama, maalesef, son yıllarda, baktığımız zaman, hakem camiası arasında bir çekişme var, birbirlerine karşı bir güvensizlik doğmuş. Yani, içinizde, eğer, objektif, net, herhangi bir şeyinden şüphe duyduğunuz kişi varsa, zaten camia bunu dışlamalıdır, camia bunu barındırmamalıdır. Herhangi bir kuşkunuz olan dernekler barındırmamalıdır. Dernek seçimini alacağım diye, bu konuda, şaibe olmuş, şaibeli birilerini illaki getirmeyin, önce dernekler bu görevi yapmalı. Yani, derneklerin görevi, Federasyona ve hakem camiasına yardımcı olmaktır. Ama bir gerçek var Sayın Bakanım: Maalesef, derneğe seçilen hakemler, “Dernekteysen, istifa etmezsen sana maç vermeyiz.” deniliyor. Bu, garip bir durum. Ben, tabii, kim haklıdır, kim haksızdır, bunun şeyini yapmak istemiyorum, ama derneklerin de, Federasyonun da, Merkez Hakem Kurulunun da, bir tek hakemleri tek yumruk yapmak görevidir. Hakemlerin şaibesiz, pırıl pırıl ve dünya hakemliğine gidecek yapıyı oluşturmalıdır. Ben bu konuda burada Federasyona da, Merkez Hakem Kuruluna da ve derneklere de sesleniyorum: Türk hakemliğinin geleceği için kimsenin şahsi kaprisini Türk futbolu çekmek zorunda değildir. Herkes sporun spor gibi yapılarak, kim başarılıysa, kim en iyi yönetiyorsa, kim en iyi hakemse bunları değerlendirmek hepimizin görevidir, Federasyonun görevidir. Bu nedenle, Futbol Hakem Komitesinin dün de, evvelsi gün de, daha önce de, daha önce de, on sene önce de, bugün için de konuşmuyorum, hep bu süreçte, o onun adamı; o gitti, onun adamı; bu geldi, bunun adamı… Bundan kurtulması lazım. Derneklerle Federasyonun, derneklerle Merkez Hakem Komitesinin ortak noktada buluşması lazım, hakemliğin, Türk hakemliğinin en iyi yere gitmesi için arkadaşlar. Tabii, bunu, içimden gelen bu duyguyla hiç, ne dernekten yana ne Merkez Hakem Kurulundan yana ne Federasyondan yana değil, sadece Türkiye’de bir gerçek var, bir sorun var, bu sorunun giderilmesi… Şu haklıdır, şu haklıdır demiyorum. Burada Türk hakemliğinin, haklı olan bir tek şey vardır, dünya hakemliğine gitmesidir. Bunun altını bir kez çiziyorum.

Değerli arkadaşlarım, ikinci konu Türk antrenörleri, Türk hocaları. Maalesef, yani bir yabancı hayranlığımız her şeyde olduğu gibi burada da var. Değerli arkadaşlarım, Federasyon, yabancı antrenörlerin veya FIFA, UEFA yabancı antrenörlerin haklarını koruduğu kadar Türk hocaların haklarını korumuyor. Yaşadık, gördük. Birçok kulübümüzün ve yabancı futbolcuların haklarını FIFA koruduğu kadar benim futbolcularımın hakları da korunmuyor. Burada eşit olmalı her şey. Yani, artık bir kulüpte bir yabancı, beş sene önce oynayan bir yabancıya bilmem 500 bin dolar, 1 milyon dolar kulübün gelirlerine el konularak alınıyor. “Aksi hâlde” diyor, “Ben sana lisans vermem.” Federasyon söylüyor. Aynı şekilde, Türk antrenörlerin de hakkını korumak Federasyonun görevidir ve Türk antrenörlerinin iyi yetişmesini temin etmek görevidir. Tabii, burada bireysel başarılar Türk antrenörünün başarısını getirmiyor arkadaşlar. Federasyon bu konuda bireysel başarı yerine toplumsal başarıyı, Türkiye’deki hocaların kalitesini yükseltmek yönünde önlem almalıdır. Tabii, burada maddi imkânı olan hocalarımız gidip yurt dışında eğitim alabiliyor ama maddi imkânı olmayanların bu olanağı yoksa aynı haktan yararlanamıyor. Onun için, burada Federasyona büyük görev düşüyor. Burada, özellikle yurt dışına gidemeyen insanlarımızı, hocalarımızı gerekirse yurt dışından -buradan 50 kişi götürmek yerine- oradan bir veya birkaç kişi getirerek burada onları yetiştirmesi lazım ama Federasyonun bu konuda hiçbir girişimi yoktur, bu konuda Türk antrenörünün yanında değildir Federasyon ve Türk antrenörler de… Tabii, bir kulüp boşaldığı zaman, 15-20 kişi müracaat ederse, her türlü ilke bozuluyor, her türlü sorun doğuyor. Ekmek parası için, onlar da her türlü, bazen çok zor koşullarda, hatır binasına, “Yarın, bu kulüple kapımı kapatmayayım, ben yine bu kulübe gelirim.” diye birtakım maddi haklarını da alamıyor ama her yabancı takır, takır, takır alıyor.

Ben bu konuda bir kez daha, gerek hakemler konusunda gerek antrenörler konusunda Federasyonun daha dikkatli davranıp ve bu insanların, özellikle hakemler konusunda, bu arada oluşan, dernek - Merkez Hakem Kurulu arasındaki sorunları düzeltmek görevi Federasyonundur. Burada görev Federasyona düşer ama hiçbir zaman dernekleri muhatap almadı. “Bu dernek bana destek olmadı.” diye dışladılar. İki, derneklerin de Futbol Federasyonunu dışlamak gibi bir lüksü yoktur. Dernekler de Türk hakemliğini eğer seviyorsa, ona inanıyorsa, dernekler de, Federasyonun yanlışını görmediği sürece Federasyona destek olmak zorundadır ama maalesef burada bir ikilem var. Bu ikilemin mutlaka giderilmesi açısından birinci görev Federasyonundur. Burada “yandaş hakem” yerine, “benim adamım” yerine “bizim adamımız”, Türk hakemliğini ön plana çıkarması lazım.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya). “Mahalle bekçileri ile köy korucularının sorunları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 30 Nisan 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-23-2009-04-30-mahalle-bekcileri-ile-koy-korucularinin-sorunlari-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
