# 2005 mali yılı bütçesi kan tas. ( 4 üncü tur görüşmelerinde ) hazine müsteşarlığı,devlet planlama teşkilatı,devlet istatistik enstitüsü başkanlığı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fetani Battal (AK Parti, Bayburt)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim
- **Tarih:** 22 Aralık 2004
- **Gündem:** 2005 MALİ YILI BÜTÇESİ KAN TAS. ( 4 ÜNCÜ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI,DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI,DEVLET İSTATİSTİK ENSTİTÜSÜ BAŞKANLIĞI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fetani-battal-22-2004-12-22-2005-mali-yili-butcesi-kan-tas-4-uncu-tur-gorusmelerinde-hazine-m

> Fetani Battal (AK Parti), 22 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇESİ KAN TAS. ( 4 ÜNCÜ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI,DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI,DEVLET İSTATİSTİK ENSTİTÜSÜ BAŞKANLIĞI); konuşma 773 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA FETANİ BATTAL (Bayburt) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Hazine Müsteşarlığı 2005 yılı bütçesi hususunda, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; şahsım ve Grubum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hazine Müsteşarlığı, devletin ekonomik programının temel unsurlarını belirler, para ve malî politikaları sürdürür, makroekonomik dengeleri gözetir ve özellikle kamu borçlarının yönetimini sağlar.

Bir devletin hazinesi demek, o devletin malı, parası ya da paraya çevrilebilir değerleri demektir. Bir devletin gücüyle, kuvvetiyle, o devletin hazinesinin gücü arasında bire bir orantı vardır. Tarih, hazinelerin bitişi ile devletlerin bitişi arasındaki hazin öyküyü sürekli bize hatırlatır. Biz, koca bir imparatorluğun varisleriyiz ve konumumuz gereğince, özellikle dışborçlar hususunda Osmanlıya kısa bir göz atmakta çeşitli faydalar mülahaza ediyorum.

Tarih 1855; Sultan Abdülmecit dönemi, Kırım Savaşının ağır harcamaları karşılanmaya çalışılırken, diğer taraftan, lüksün, hesapsız harcamaların alabildiğine arttığı bir dönemdir; Londra'da imzalanan 5 maddelik bir anlaşmayla, Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere ve Fransa'dan yüzde 4'lük bir faizle 5 000 000 İngiliz altını borç almıştır. 1875 yılına gelinceye kadar dışborçların tutarı, Osmanlı millî gelirinin yarısından fazlasını aşmıştır ve bu arada, tenzili faiz kararıyla, borç faizlerinin yarısı nakit olarak ödenirken, yarısı da hisse senetleri çıkarılarak ödenmeye çalışılmaktadır.

Aradan daha yirmiyedi yıl gibi bir zaman geçmiştir -ki, bu dönem, İkinci Abdülhamit dönemidir- 20 Aralık 1881 tarihinde Düyunu Umumiye ilan edildi. Düyunu Umumiye, kısaca, alacaklı devletlerin, Osmanlı Devletinin gelirlerine, alacaklarına mahsuben elkoyması demektir. 5 000 000 İngiliz altınıyla başlayan dışborç serüveni 191 000 000 İngiliz altınına dönüşmüştü. Çok acılar çekildi, çok çileler çekildi; ama, Düyunu Umumiyeyle başlayan ekonomik çöküş, kısa zamanda, koskoca Osmanlı Devletinin de çöküşünü beraberinde getirdi.

Dünyada borçsuz ülke hemen hemen yok gibidir. Eğer, devletseniz, içborcunuz da olur dışborcunuz da olur. Hani "borç yiğidin kamçısıdır" derler ya, aslında, borç, devletlerin de kamçısıdır; ama, aldığınız borcu iyi kullanamaz, yanlış hesaplar yapar, yanlış harcamalar yaparsanız, devletin hazinesini iyi koruyamaz, hırsıza, yolsuzluğa, hortumcuya açık hale getirirseniz, aldığınız bu borç yiğide kamçı olmaktan çıkar millete işkence yapan bir kamçıya dönüşür. Aynen öyle oldu ve Osmanlıdan kalan borçları, Lozan Antlaşması gereğince, ödedik, ödedik, ödedik ve ancak 1954 yılında bitirebildik.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şunu biliyoruz ki -hem de çok acı tecrübelerle- eğer ekonomik bağımsızlığınız yoksa siyasî bağımsızlığınız da tehlike altında demektir. Aziz milletimiz bu gerçeği çok iyi hissettiği ve kavradığı için, 2002'de 3 Kasım seçimlerinde Anadolunun gittiğimiz her köşesinde, Bayburt'un gittiğim her ilçesinde, her beldesinde, her köyünde insanımız bize şunu dedi: "Çalmayın, çaldırmayın; ekonomik kaynaklarını hortumlatmayın bu memleketin. Bunun hesabını sorun; sorun ki size güvenebilelim; çalmayın, çaldırmayın ki size inanalım. O zaman bilin ki, eğer size inanırsak, sizin arkanızda oluruz; o zaman bilin ki, biz her türlü fedakârlığa katlanırız; o zaman bilin ki, milletimizin, devletimizin alnının ak, başının dik olabilmesi için, biz, gerekirse, ahırımızdaki iki ineğimizden birisini satar, onu milletimizin, devletimizin bekasına, devletimizin borçlarına verebiliriz; ama, bizi inandırın ve bize güven verin."

Bu aziz millet, ferasetiyle, sağduyusuyla gördü ve şunu ifade etti ki, bu millet, inandığı, güvendiği evlatlarıyla oluşturacağı bir meclisle, yeni bir kurtuluş ruhuyla bu borçlar faciasından memleketi kurtarma gerekliliği ortada. İşte, iktidarıyla muhalefetiyle bugün bizim burada olmamızın sebebi de budur.

2002'den bu yana bu Meclis bu dönemin üçüncü bütçesini gerçekleştiriyor. Pazartesi günü yapmış oldukları konuşmalarıyla gerek Sayın Başbakanımız gerekse Sayın Maliye Bakanımız çok ciddî rakamlar sundular aziz Meclisimize ve milletimize. Alınan mesafe çok sevindirici ve rakamlar yüz güldürücüdür. Konumuz çerçevesinde, özellikle hazinemiz ve borçlanmamız açısından bazı rakamları kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum.

2001 yılında topladığımız vergilerin tamamı, maalesef, yıllık faiz ödemelerimizi karşılamaya yetmiyordu. Faiz ödemeleri için, toplanan 100 liraya karşılık 3 lira daha eklersek ancak faiz borçlarımızı ödemek durumunda kalabiliyorduk. Bu çok feci bir durumdu ve 2002 yılı sonunda iyileşme hadiselerinin başladığını gördük. O zaman, 100 lira verginin 87 lirası, 2004 yılının sonunda da 100 lira verginin 57 lirası borçlarımızın faizlerini karşılamaya yetmeye başladı. Bu rakam 2005 yılında 47 liraya düşecek. İşte bu, ciddî bir kurtuluş hadisesinin müjdeleyici rakamlarıdır. Kamu net borç stokunun gayri safî millî hâsılaya oranı da çok ilginçtir. 2001 yılında bu oran yüzde 91'e, 2002 yılında yüzde 78,7'ye, 2003 yılında yüzde 70,5'e, 2004 yılında da yüzde 68'e düşmüştür; bu oranı 2007 yılında yüzde 60'a düşürerek uluslararası standartları yakalamış olacağız.

Enflasyonda hedeflere varılması ve faizlerin düşmesiyle ülkemiz ciddî bir nefes almaya başlamıştır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; eskiden, hazineyi kollayan, gözeten insanlara "hâzin" denilirmiş. Milletin hazinesini iyi kullanamayan insanların da hükümetlerin de sonları, maalesef, çok hazin olmuştur ve kendi sonlarının hazin olması yetmemiş, milletimize de çok hazin tablolar yaşatmışlardır. Bu hazin tabloların bitmesi dileğiyle, Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu hususta ciddî bir çaba veren hükümetimizin ve hazinemizin koruyucularına seslenmek istiyorum ve diyorum ki, hazineden bahsettiğimiz şu anda, bilin ki, en büyük hazine, doğruluktur ve en ideal uygulama adaletle muamele etmektir. Sizlere başarılar diliyorum.

Bütçemizin, milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Fetani Battal (AK Parti, Bayburt). “2005 mali yılı bütçesi kan tas. ( 4 üncü tur görüşmelerinde ) hazine müsteşarlığı,devlet planlama teşkilatı,devlet istatistik enstitüsü başkanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fetani-battal-22-2004-12-22-2005-mali-yili-butcesi-kan-tas-4-uncu-tur-gorusmelerinde-hazine-m (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
