# Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 223) ve 223' e 1 inci ek

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fevzi Topuz (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim
- **Tarih:** 12 Haziran 2008
- **Gündem:** TAPU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 223) VE 223' E 1 İNCİ EK
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fevzi-topuz-23-2008-06-12-tapu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-223

> Fevzi Topuz (CHP), 12 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 223) VE 223' E 1 İNCİ EK); konuşma 1.071 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FEVZİ TOPUZ (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 223 sıra sayılı Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

(x) 223 S. Sayılı Basmayazı 11/6/2008 tarihli 116’ncı Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de yabancılara taşınmaz satışının kapsamını genişletme konusunda 1984, 1986 ve 2003 yıllarında üç kez düzenleme yapılmış ancak bu düzenlemeler “kısa erimli ticari çıkarlar uğruna ulusal güvenliğin tehlikeye atılamayacağı” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin söz konusu 1985 tarihli kararında “ülkede yabancının arazi ve emlak edinmesinin salt bir mülkiyet sorunu gibi değerlendirilemeyeceği; toprağın devletin vazgeçilmesi olanaksız temel unsuru, egemenliğin ve bağımsızlığın simgesi olduğu; toprak ile alakalı konuda insan haklarına saygılı, ölçülü, adil bir sınırlama, devlet için bir nefsi müdafaa tedbiri niteliğinde olduğu; böyle bir tedbirden vazgeçmenin çoğu kez olası olmadığı” hatırlatılmıştır. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararına karşın 59’uncu AKP Hükûmetince 29/12/2005 tarihinde Tapu Kanunu’nun 35’inci maddesi yeniden düzenlenmiş ancak bu düzenlemede Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının gereklerine uyulmamıştır.

Tapu Yasası’nda 29/12/2005 tarihli 5444 sayılı Yasa’yla yapılan değişiklikle Yasa’nın 35’inci maddesinin birinci fıkrasında “Yabancı gerçek kişilerin Türkiye’de ancak iş yeri ve mesken olarak kullanmak üzere uygulamada imar planı ve mevzi imar planı içinde bu amaçlarla ayrılıp tescil edilen taşınmazları edinebilecekleri” öngörülür iken maddenin ikinci fıkrasında birinci fıkrada yer alan kanuni sınırlamalar, ticari şirketler yönünden sınırlama getirilmemiştir. AKP Hükûmetince hazırlanan bu Yasa’yı ulusal güvenliğe ve ulusal çıkarlara uygun bulmayan Anayasa Mahkemesi 11/4/2007 tarihinde Yasa’nın bazı maddelerinin yürürlüğünün durdurulmasına karar vermiştir.

Değerli milletvekilleri, “beş yılda 1 milyon mülk satışı” iddiasıyla hareket eden AKP Hükûmeti, yabancılara satışı öngören bu yasa tasarısında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarını göz ardı etmiştir. Söz konusu değişiklikle 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 35’inci maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarını yeniden düzenlemiştir. 5444 sayılı Kanunla değişik Tapu Kanunu’nun 35’inci maddesinin yedinci fıkrasıyla getirilen düzenlemede kullanılan bazı kavramların tanımı yapılmamıştır. Bunlardan “stratejik yer” ve “özel koruma alanları” ile hangi tür alanların kastedildiğinin açıklanması gereklidir. “Stratejik yer” kavramı “askerî yasak ve güvenlik bölgesi” kavramından ayrı gibi görülmektedir. Zira kanunda ayrıca “askerî yasak ve güvenlik bölgesi” kavramı kullanılmıştır. “Özel koruma alanı” kavramı ile 5419 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’nun 20/a maddesinde geçen “özel güvenlik bölgesi”nin kastedilip kastedilmediği tam olarak anlaşılmamaktadır.

Tasarıda “…sulama, enerji, tarım, maden, sit, inanç ve kültürel özellikleri nedeniyle korunması gereken alanlar, özel koruma alanları ile flora ve fauna özelliği nedeniyle korunması gereken hassas alanlarda ve stratejik yerlerde kamu yararı ve ülke güvenliği bakımından taşınmaz ve sınırlı aynî hak edinemeyecekleri alanları, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının tescile esas koordinatlı harita ve planları içeren teklifi üzerine belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.” denilmektedir. Ancak bu alanların birçoğunun sınırları belli olmadığı gibi koordinatları da mevcut değildir. Örneğin, doğal sit, su havzaları, tarım alanları, flora ve fauna özelliği nedeniyle korunması gereken birçok özel koruma alanlarının sınırları sayısal bir değere sahip değildir. Söz konusu alanların valiliklerce yapılan stratejik il planlarında belirtilmesi gerekmektedir. Ancak bu tür bilgilere Bayındırlık ve İskân Bakanlığının sahip olmadığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının 27 Şubat 2008 tarihli yazılarıyla belgelenmiştir.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakanın yazısında bu bilgilerin İçişleri Bakanlığından alınması gerektiğini ifade etmesi üzerine 5444 sayılı Tapu Kanunu’nun 35’inci maddesinin yedinci fıkrasında ayrıntılı olarak belirtilen yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin; sulama, enerji, tarım, maden, sit, inanç ve kültürel özellikleri nedeniyle korunması gereken alanlar, özel koruma alanları ile flora ve fauna özelliği nedeniyle korunması gereken hassas alanlarda ve stratejik yerlerde kamu yararı ve ülke güvenliği bakımından taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinemeyecekleri alanların valiliklerce yapılan stratejik il planlarında belirlenip belirlenmediğine ilişkin İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay’a yönelttiğim soru önergem de yanıtlanmamıştır.

Yeniden düzenlenen 35’inci maddenin yedinci fıkrasının ikinci cümlesinde “Yabancı uyruklu gerçek kişiler merkez ilçe ve ilçeler bazında, uygulama imar planı ve mevzi imar plan sınırları içerisinde kalan toplam alanların yüzölçümünün yüzde onuna kadar kısmında taşınmaz ile bağımsız ve sürekli nitelikte sınırlı aynî hak edinebilirler.” denilmektedir.

Görüleceği üzere, yabancı gerçek kişiler için getirilen uygulama imar planı, mevzi imar plan sınırları içerisinde kalan toplam alanların yüzölçümünün yüzde 10’u koşulu da yabancı ticaret şirketlerini kapsamamaktadır. Tasarıyı hazırlayanların ülke topraklarının pazarlanması konusunda yabancı ticaret şirketlerine miktar sınırlaması getirmemesiyle, kimi yabancı şirketlere dilediği kadar arsa ve arazi edinebilmesinin yolu açılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, tasarıda yer alan yüzde 10 konusunu kendi bölgemden bir örnekle açıklamak istiyorum. Muğla merkez ilçenin imar planı alanı 3.965 hektardır, yani 39.600 dönümdür. Buranın imar planının sadece 639 hektar yani 6.300 dönümü konut ve ticari alandır. Diğer alanlar, kamuya ait yeşil alan, yol, park, otopark, eğitim ve sağlık alanı, maden rezerv alanı, orman, fuar ve rekreasyon ve askerî tesis alanlarını içermektedir. Eğer yasa tasarısında yer aldığı gibi imar planının yüz ölçümü üzerinden yüzde 10’u alındığında, bu miktar 397 hektar, yani 3.970 dönüme karşılık gelmektedir. Bu da İmar planında konut ve ticari olarak ayrılmış alanların yüzde 63’ü demektir. Özetle, tasarıyla konut ve yerleşim alanının yüzde 63’ünün yabancılara satılabileceği ortaya çıkmaktadır. Söz konusu bu oranın uygulanması hâlinde Bodrum, Marmaris, Fethiye, Dalaman, Milas başta olmak üzere Muğla ilimizin diğer ilçelerinde aynı sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bu oran karşılıklılık ilkesi olan hiçbir ülkede bulunmayan bir yaklaşımdır.

Yasa henüz Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanmadan, ülkemizle karşılıklılık ilişkisi olmayan bazı Arap ülke şeyhlerinin Ege kıyılarımızda özellikle Bodrum koylarında şimdiden arazi aramaya başlamaları boşuna değildir.

2 Nisan 2008 günü TOKİ ile Kuveyt Yatırım İdaresi arasında Türkiye’de Arazi Geliştirme Projesi kapsamında stratejik ortaklığı öngören mutabakat muhtırası imzalanmıştır. İstanbul’da Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ile Kuveyt Emiri El Sabah’ın huzurunda imzalanan bu anlaşmadan bir gün sonra, 3 Nisan 2008 tarihinde Kuveyt Emirinin Bodrum kıyılarında ve koylarında 60 ila 300 dönüm arasında arazi araması dikkat çekicidir.

21 Nisan 2008 tarihinde Anadolu Ajansında Maliye Bakanlığı Millî Emlak Genel Müdürlüğünün hazırladığı rapora yer verilmiş ve “Türkiye Gayrimenkul Zengini: Devletin 2 Milyon Taşınmazı Var” başlığıyla kamuoyuna duyurulmuştur. Türkiye'nin gayrimenkul zengini ilan edildiği raporda söz konusu kamu mallarının büyük bir bölümünün mera, yaylak, kışlak, harman yeri, panayır yeri gibi kamunun yararlanmasına tahsis edilen orta malları, su ve su ürünleri alanları, maden alanları, tarihî ve kültürel alanlar, orman ve kıyılardan oluştuğu görülmektedir. Anlaşılan AKP Hükûmeti ülkemizde toprağa, ulusumuza ve ulusal değerlere ait ne varsa satıp savmak istemektedir. “Türkiye Gayrimenkul Zengini ve Devletin 2 Milyon Taşınmazı Var” başlığıyla kamuoyuna yapılan açıklamadan bir gün sonra, 22 Nisan 2008 tarihinde yabancılara mülk satışını öngören bu yasa tasarısının gelmesi düşündürücüdür.

Türk yabancılar hukukunun temel ilkelerinden ve en önde geleni karşılıklılıktır. Anayasa’nın başlangıç kısmının ikinci paragrafında yer alan “Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak” deyimi de yabancılar hukukunda karşılıklılık ilkesinin uygulanmasını gerekli kılmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Fevzi Topuz (CHP, Muğla). “Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 223) ve 223' e 1 inci ek”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 12 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fevzi-topuz-23-2008-06-12-tapu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-223 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
