# İzmir kentinde yapılacak dünya üniversitelerarası spor oyunları(universıade) kan.tas.(ss :678)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fikret Ünlü (CHP, Karaman)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim
- **Tarih:** 10 Kasım 2004
- **Gündem:** İZMİR KENTİNDE YAPILACAK DÜNYA ÜNİVERSİTELERARASI SPOR OYUNLARI(UNİVERSIADE) KAN.TAS.(SS :678)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fikret-unlu-22-2004-11-10-izmir-kentinde-yapilacak-dunya-universitelerarasi-spor-oyunlari-univer

> Fikret Ünlü (CHP), 10 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İZMİR KENTİNDE YAPILACAK DÜNYA ÜNİVERSİTELERARASI SPOR OYUNLARI(UNİVERSIADE) KAN.TAS.(SS :678)); konuşma 2.133 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FİKRET ÜNLÜ (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; İzmir Kentinde yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisinin görüş ve düşüncelerini anlatmaya çalışacağım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî, bu anlamlı günde, Büyük Atamızı kaybettiğimiz bu günde, izninizle, konuya girmeden önce, Büyük Önder Atatürkümüzün sporla ilgili bir anısını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Aslında, biliyorsunuz, spora çok düşkün, çok değer veren bir insan olduğu için, çok da anısı var Mustafa Kemal'in; en çok da güreşle ilgili anıları bizim toplumumuzda bilinir. O nedenle, ben de, izninizle, güreşle ilgili küçük bir anısını anlatarak, sizlerle paylaşarak konuya döneceğim.

Değerli arkadaşlarım, yıl 1933, Moskova'ya dostluk amacıyla 200 kişilik bir sporcu kafilesi gidecek. Tabiî, içlerinde güreşçiler de var. Listeyi

Büyük Öndere götürürler -tabiî, o zamanlar uçak yok, gemi ve trenle Moskova'ya geçilecek- büyük bir dikkatle inceler ve daha sonra, güreş kafilesinin üzerini çizer; gitmesinler anlamında, çizer. Kafile başkanı rahmetli Cevdet Kerim İncedayı da çok alınır; Atatürk'ün güreşe olan tutkusunu da bildiği için şaşırır, bir şey de söyleyemez; ama, Mustafa Kemal der ki: "Diğer branşlarda neyse; ama, güreşte yenilmelerini katiyen kabullenemem; o yüzden, gitmesinler."

Mustafa Kemal, bir yıl önce yapılan Los Angeles Olimpiyatlarını -1932'deki Los Angeles Olimpiyatlarını- çok yakından izlemiş olacak ki, o güne kadar, güreşte, Finlandiyalılar çok önde, dünyada bütün başpehlivanlıkları onlar kazanıyorlar; ama, o olimpiyatlarda, Ruslar, Finlandiyalıları bile yenmişler. Der ki: "Ruslar bu olimpiyatlarda onları bile yendiler, bizi haydi haydi yenerler; o yüzden, dayanamam, gitmesinler." Sonra, tabiî, bir şey söyleyemezler, dönerler, rahmetli İsmet Paşayı ziyaret ederler, ondan yardım isterler; neyse, sorun çözülür ve giderler. Tam güreşler başlarken -Hüseyin Erkmen mindere çıkacak- Büyük Atatürk'ten telgraf gelir. Telgrafı okurlar güreşçilere. Hüseyin Erkmen de dinliyor; fakat, Rus hakemler mindere Türk güreşçi çıkacak diye beklerken de zaman geçiyor, diskalifiye olacaklar. O arada koşarak gelir "niye çıkmıyorsunuz mindere, bir şey mi oldu" der. Cevdet Kerim İncedayı "yok, Atatürk'ten telgraf geldi, Rus Halkına başarılar diliyor ve saygılar sunuyor" deyince, sorunu çözmüş oluyorlar. Tabiî, o arada, anons da etmiş oluyorlar. Neyse, alkışlanıyor.

Tabiî, söylediğim gibi, Büyük Atatürk'ün, sporla ilgili, güzel özdeyişleri var, değerli sözleri var. En güzellerinden birisi de şudur: "Sporu, spor hareketlerini, millî eğitimin temel unsurlarından biri saymak gerekir. Dünyada, spor hayatı, spor hareketleri çok önemlidir, o yüzden, buna, bizde, daha çok önem vermek gerekir; çünkü, neslin gelişmesi ve güzelleşmesi meselesidir" der. Bunu, bu anlamlı günde, Büyük Atamızı, yeniden, şükranla, saygıyla ve özlemle anarken sizlerle paylaşmak istedim.

Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, 11 Ağustos 2005 tarihinde, İzmir'de, kısa adı Universiade olan, Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarının 23 üncüsü gerçekleştirilecek. Bu düşünceye biz nereden vardık; önce, kısaca, bu konuda bilgi vermek istiyorum.

Sayın Bülent Ecevit'in Başbakanlığı döneminde, 1999 yılında, otuz yıl aradan sonra, biz, benim de içerisinde bulunduğum hükümet olarak, Türkiye Üniversitelerarası Spor Oyunlarını yeniden başlattık. Bu oyunları İzmir'de başlattık. Türkiye Üniversitelerarası Spor Oyunlarına, o yıl, 50'ye yakın üniversiteden 3 040 sporcu katıldı. Tabiî, büyük bir performans gösterildi, özgüvenimiz çok arttı. Tabiî, o arada, bu güvenden kaynaklanarak, bugün de, Üniversiteler Spor Federasyonu Başkanı olan Kemal Tamer arkadaşımız, bize, 23 üncü Universiade'ın -hatta 22 ncisi, biz 2003 yılındakine başvurmuştuk- Türkiye'de, İzmir'de yapılabilmesi için bir görüş öne sürdü ve biz de bu görüşü çok benimsedik ve bu görüşü, o zaman, değerli dostum, büyük başkan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı rahmetli Ahmet Piriştina'ya götürdük; çünkü, bu oyunlar, bildiğiniz gibi, ülkeler adıyla anılmıyor, şehirler olarak kabul ediliyor, benimseniyor ve şehirler olarak gerçekleştiriliyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının bunu kabul etmesi gerekiyordu. Tabiî, rahmetli Piriştina büyük bir heyecanla, yoğun bir ilgi göstererek bunu benimsedi ve biz de, 2003 Universiade İzmir olarak başvurduk. Kanada, Meksika, Kore, Türkiye ile birlikte aday idiler. Çok yoğun çalışmalar yapıldı, aşağı yukarı yurt dışındakilerin dışında, İzmir'de yapılan bütün toplantılara başkanlık etmiştim, içinde bulunmuştum. Çok umutlu değildik doğrusu; çünkü, bildiğiniz gibi, büyük olimpiyatların, yaz olimpiyatlarının dışında dünyada en büyük spor organizasyonudur dünya üniversitelerarası spor oyunları organizasyonu. O nedenle, kolay değildi. Tabiî, gelen heyetleri, FISU yöneticilerini, uluslararası spor federasyonlarının yöneticilerini ikna etmek için çok büyük çaba sarf edildi. İzmir Kenti gezdirildi. İzmir'in, seyirci potansiyeliyle, tarihî ve kültürel değerleriyle, tesisleriyle, konaklama kapasitesiyle bu büyük organizasyonu başarıyla gerçekleştirebileceğimiz konusunda onları ikna etmeye çalıştık.

Şunu burada sizlerle paylaşmak istiyorum: Rahmetli oldu gitti, ruhu şad olsun; ama, inanın, Türkiye'deki bütün çabalarımızın temelinde Ahmet Piriştina'nın performansı vardı ve kimse alınmasın, ben de alınmıyorum, önce Ahmet Piriştina'yı sevmişti gelen heyet. Bu insanî ilişkilerin ne kadar önemli olduğunu vurgulama açısından ben bunu söylüyorum. O nedenle, 2003'ü bize vermediler; ama, tarihinde ilk kez FISU yöneticileri, 2005'i, yani, iki tarihi birden açıkladılar, 2005'i de Türkiye'ye, İzmir'e verdiler; o nedenle, bu çalışmalar başlatıldı.

Tabiî, konaklama açısından büyük bir mesafe alındı, diğer tesisleşme sorunları da büyük ölçüde giderildi. Hatırlarsınız, ben de üç yıldır, bu yasama döneminde her kürsüye çıkışta ya da başka platformlarda sporla ilgili yaptığımız konuşmalarda Universiade'ı hep dile getirmişimdir, bir an önce bu Universiade'la ilgili çalışmalarımızı hızlandırmamız konusunda gayret göstermemiz gerektiğini söylemişimdir. Sayın hükümet temsilcileri, başta Sayın Bakan olmak üzere, bunu bilirler. Sayın Bakan da her seferinde güvence verdi bizlere ve çalışmaların olumlu bir şekilde devam etmekte olduğunu -siz de hatırlarsınız- sürekli yinelediler. Hatırlıyorum, Ahmet Piriştina da Sayın Başbakanla, Sayın Mehmet Ali Şahin'le görüşmeler yapmıştı. Şimdiki Değerli Başkanımız Aziz Kocaoğlu da sık sık geldi, gitti, takip etti; bizler de takip ediyoruz ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak üzerinde duruyoruz. Hepimiz, Türkiye için büyük bir prestij konusu olan ve imajımızın güçlenmesine en büyük katkıyı yapacak olan büyük organizasyonlardan birisi olarak önem verdiğimiz bu tarihin başarıyla yürütülmesini ve yüzümüzün akıyla bu organizasyonun altından kalkmayı, hep beraber istiyoruz.

O nedenle de, bu yasa tasarısı, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda da enine boyuna tartışıldı, görüşüldü; sağ olsunlar, muhalefetin de görüşlerine değer verilerek, bütün düzenlemeler yapıldı.

Burada, Genel Kurulda, sanıyorum, grup başkanvekillerimizin de öyle bir talepleri yok, bir önergemiz de yok şu aşamada. Tasarıyı destekliyoruz, sonuna kadar destekliyoruz ve bir an önce çıkarılıp Universiade hazırlıklarına başlanması için biz de sabırsızlanıyoruz.

Ancak, değerli arkadaşlarım, tabiî, birkaç eleştirimiz var; onları da söylemeden edemiyorum. Önümüzde bir yıldan az bir zaman kaldı; Universiade, 11 Ağustos 2005'te başlayacak.

Yasa tasarısı, işte, İstanbul Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun bir örneğinde olduğu gibi, İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun kurulmasını getiriyor. Burada, spordan sorumlu Sayın Bakanımızın başkanlığında, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı, TRT Genel Müdürü, Gençlik ve Spor Genel Müdürü, Türk Hava Yolları Genel Müdürü gibi üst düzey yöneticiler olacak; yani, bu organizasyonda ihtiyaç duyacağımız kurumların birinci derecede sorumlu insanlarının bulunduğu bir üst kurul öneriliyor.

Doğrudur; bu kurulun üç görevinden birisi de, bir genel koordinatör atamak; İcra Kurulunun içinden veya başkanı olarak, bir genel koordinatör atamak ve yönergeler çıkararak sorunları aşmaktır.

Tabiî, yasa tasarısının getirdiği büyük kolaylıklar var; başka türlü de altından kalkılmaz, onu da söyleyeyim; Katma Değer Vergisinden, Damga Vergisinden, İhale Kanunundan, hepsinden müstesna. Her şeyi diledikleri gibi yapabilecekler, satın alabilecekler, bütün kamu kuruluşlarından istedikleri personeli görevlendirebilecekler, araç gereç, ne ihtiyaçları varsa, bütün hepsini alıp kullanabilecekler. Böyle yetkiyle donatılmış bir icra kurulu başkanı, yani, genel koordinatör var. Tabiî, arada organizasyon komitesi var. Büyükşehir Belediye Başkanımız Aziz Kocaoğlu, orada başkanlık yapacak. Hiçbir itirazımız yok; ama, Sayın Bakanın da hoşgörüsüne sığınarak, şunu bir uyarı olarak da söylüyorum, ayrıca dikkatinize sunmadan geçemiyorum. Şimdi, bu üst kurulun üç görevinden birisi olan bir genel koordinatör atama görevini... O kurulun oluşumu daha gerçekleşmeden, yani, bu yasa, Türkiye Büyük Millet Meclisinden, Yüce Meclisten daha geçmeden fiilen atanmış durumda.

İSMAİL KATMERCİ (İzmir) - Aziz Kocaoğlu mu?..

FİKRET ÜNLÜ (Devamla) - Hayır, değil; ismini vermeyeyim, çok değerli bir arkadaşımız. Sayın Aksoy -sordunuz söyleyeyim- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığını Ahmet Piriştina karşısında kaybetmiş bir adaydı biliyorsunuz, çok değerli bir arkadaşımız, çok kaliteli bir insan olduğunu da biliyorum. O konularda bir şey söylemiyorum; ama, gönül isterdi ki, bu yasa daha önce getirilseydi de, çıksaydı ve atansaydı; ama, atansaydı derken de bir eleştirimi daha sizlerle paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlarım. Bu, dünyanın en büyük ikinci spor organizasyonudur ve kendi topraklarımızda bugüne kadar gerçekleştireceğimiz spor, sosyal, bilimsel ne anlamda olursa olsun en büyük organizasyondur. En son Kore'de Daegu Kentinde dünya üniversitelerarası spor oyunlarına 7 000 sporcu, 174 ülke katıldı. Ondan önce Pekin'de, yine, bir o kadar sporcu ve yönetici katıldı.

Tabiî, büyük birikim ve spor konusunda gerçekten deneyim gerektiren bir görevdir. Yani, bir spor salonuna, bir stadyuma, bir spor sahasına girdiği zaman genel koordinatörlük görevini yürütecek olan arkadaşımız, o incelikleri, sorunları anında görebilecek bir birikime sahip olması gerekir. Kendi mesleğinde ne kadar başarılı olursa olsun, yani, onları... Örneğin, bir voleybol ağının üzerindeki güneş ışığını, pencereden sporcunun gözüne yansıyacak olan bir güneş ışığını, baktığı zaman göremeyen bir yönetici, orada büyük bir fiyaskoyla Türkiye'yi karşı karşıya bırakacak demektir. Yani, böyle -duyarlılık demeyeyim- incelikleri olan -takdir edeceğiniz gibi- bir organizasyondur. Girişlerde, çıkışlarda, havayollarında her bakımdan deneyim gerektiren bir görevdir. O bakımdan, bizim tercihimiz, tabiî ki, bir büyükelçi, yani olimpiyatlar yaşamış bir büyükelçi; Arjantin'den döndü mü bilmiyorum, Şükrü Bey -soyadını şu anda hatırlamıyorum- beş altı olimpiyat görmüş bir büyükelçidir. Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi Başkan ve Genel Sekreteri, Genel Direktörü, çok olimpiyat yaşamış insanlardır. Türkiye'de böyle birikimi olan spor adamları var, başka meslekten insanlar var. Onlardan yararlanmakta çok büyük yarar vardır. Başımıza, inşallah, kötü bir şey gelmez. Böyle bir şeyi asla temenni etmeyiz. Bunu hep beraber başarıyla yürüteceğiz.

Burada, bu görevi fiilen üstlenmiş olan değerli Taha Aksoy arkadaşımıza da tabiî ki başarılar diliyoruz. Hepimizin sorunu. İstiyoruz ki, bu tür ciddî meselelerde bir kumar oynanmasın; çünkü, kaybedecek olan hepimiziz, bu masada oturan herkestir. O bakımdan, böyle bir uyarı görevini de yapmak istedim.

Hepiniz biliyorsunuz, bizim de üzerinde duyarlılıkla, titizlikle durduğumuz konu, İzmir'in, beşbin yıllık tarih ve kültür kentinin, Türkiye adına, bu spor organizasyonundan yararlanılarak bütün dünyada tanıtımını yapabilmek ve Türkiye'nin bundan çok büyük kazançlar elde etmesini sağlayabilmektir.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, olimpiyatlarla birlikte -örnek vermek istiyorum- dünyada yapılan kamuoyu anketleri gösteriyor ki, örneğin 1988 Seul Olimpiyatlarından sonra Kore mallarıyla ilgili yapılan bir ankette, Kore üretim mallarına dünya kamuoyu nezdinde güven duygusu yüzde 700 artmıştır, 7 kat artmıştır; ihracatı bir o kadar artmıştır; turizmden tutunuz, millî gelirdeki artış hızı, dediğim gibi, bir o kadar artmıştır.

Ondan daha öncesinde, diğer olimpiyatlarda, Barselona yeniden inşa edilmiştir ve ilginçtir, 1988'de Seul'de en büyük olimpiyatlar yapılmıştır; ama, bizim de spor tesislerimiz hazırdır; yeni, bir masrafa gerek yoktur; aynı şehirde, biz, Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarını da yapar kurtuluruz gibi bir anlayışa kendilerini kaptırmadan, yeni bir şehir inşa edebilmek... Çünkü, sonuçta, bu tesisleri, İzmir'deki gençler kullanacak, o şehirdeki insanlar kullanacak. O bakımdan, yapılan harcamalar, hazırlıklar, hizmetler, bizim, gelecek kuşaklarımız için çok önemlidir. O bakımdan da buna çok önem vermeliyiz, değer vermeliyiz.

Çok az bir zaman kaldı. Gönül ister ki, daha çok ülke katılabilsin. Bunun için, daha bugünden, değerli arkadaşlarım, tanıtım afişleriyle, posterleriyle, kitapçıklarıyla, bütün dünya ülkelerine -büyükelçilerle toplantılar yaparak- bunu sağlamalı ve bu gayreti gösterebilmeliyiz. Düşünebiliyor musunuz, daha dün, Kore'de 160-170 ülke, Pekin'de 174 ülke katılırken, İzmir'de, bu, 50'nin altına düşsün; Türkiye, bunun altından kalkamaz. Bu, İstanbul olimpiyatlarını etkileyeceği gibi -gelecekte onun da bir referans kaynağı olacaktır tabiî- Türkiye'nin imajı bakımından da, Avrupa Birliği sürecindeki müzakerelere gerçekten sağlam bir zemin oluşturması bakımından da büyük değer taşıyor, çok büyük önem taşıyor. Oraya gelecek binlerce yönetici, binlerce basın mensubu, sporcu, takdir edeceğiniz gibi, gittikleri zaman, kendi ülkelerinde, Türkiye'yi konuşacaklar, İzmir'i konuşacaklar. Avrupa Birliği müzakereleri sürecinde de, yine, hepimizin tahmin edebileceği gibi, bu mesele, Türkiye'ye çok büyük katkı yapacaktır. O bakımdan, hazırlıklar çok önemli.

Seyirci potansiyeli açısından, değerli arkadaşlarım, her ne kadar, biz, bu konularda güvence verdiysek de, bizim toplumumuzun spor kültürü, spor bilinci, o 60 000-70 000 kişilik stadyum, bütün müsabakalarda, belki açılış ve kapanıştaki programlar, gerçekten çok iyi tanıtılırsa önceden doldurulabilir; ama, ondan sonraki müsabakalarda, 10-12 branşta yarışmalar yapılacak; bir risk var. Onun için de, hazırlıklarda, yine, bizlerden de, tabiî, umarım, yardım isteyeceklerdir. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız, Değerli Başkan Kocaoğlu, organizasyon komitesinin başkanı, çok yetenekli, deneyimli bir arkadaşımız; o da, hiçbir komplekse kapılmadan; bize yardımcı olun, ülkenin meselesidir; bu oyunları hep beraber gerçekleştirelim, yüzümüzün akıyla çıkalım diye hükümetten yardım istediler; tabiî, bu yasa tasarısının hazırlanmasına zemin hazırlamış oldular; ama, her şey iyi niyete dayalı. Değerli arkadaşlarım, onun için de, hepimizin bir arada, elbirliğiyle bu meseleyi kotarmamız gerekiyor.

Son olarak bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Ben, tabiî, olimpiyatları da yaşadım değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan da yaşadılar. O konudaki duyarlılığını da biliyorum ve tahmin ediyorum, edebiliyorum; çünkü, görüp de etkilenmemek asla mümkün değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Ünlü.

FİKRET ÜNLÜ (Devamla) - Olimpiyatlarda ve bu tür büyük organizasyonlardaki açılış ve kapanış programlarındaki koreografi ve o canlandırılan, seçilen konuların önemi büyüktür. Yalnız beşbin yıllık İzmir Kentinin tarih ve kültür değerleri değil, Türkiye'nin de tarihî geçmişiyle, Anadolu uygarlıklarıyla ilgili seçilecek konular insanların belleğinden yıllarca silinmeyecektir.

O bakımdan, şimdi, düşünün, bugün bir tanıtıma çıkılsa ya da ihalesi yapılsa, herhangi bir firmaya verilmeye kalkılsa, bunun düşüncesi için bile insana dört ay gerekmez mi değerli arkadaşlarım. Yani, koca bir Universiade'ın açılış programında bir kompozisyon sunacaksınız; neyi anlatacaksınız; Anadolu uygarlıklarını mı, İzmir Kentinin oluşumunu mu Kurtuluş Savaşımızı mı, çağdaşlığımızı mı, neyi anlatacaksanız... Bunun için bile, bunu yapacak olan, koreografisini hazırlayacak olan insanlara, en azından dört beş ay zaman gerekir. Çok geç kalınmıştır.

O bakımdan, ben de fazla zamanınızı almayayım. Bir an önce yasayı çıkaralım. Hayırlı olması dileğiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Fikret Ünlü (CHP, Karaman). “İzmir kentinde yapılacak dünya üniversitelerarası spor oyunları(universıade) kan.tas.(ss :678)”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 10 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fikret-unlu-22-2004-11-10-izmir-kentinde-yapilacak-dunya-universitelerarasi-spor-oyunlari-univer (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
