# Katma Değer Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 26. Dönem)
- **Konuşmacı:** Garo Paylan (Halkların Demokratik Partisi, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim
- **Tarih:** 22 Mart 2018
- **Gündem:** Katma Değer Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=68072
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/garo-paylan-26-2018-03-22-katma-deger-vergisi-kanunu-ve-bazi-kanunlar-ile-178-sayili-kanun-hukmu

> Garo Paylan (Halkların Demokratik Partisi), 22 Mart 2018 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Katma Değer Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle); konuşma 1.643 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada bulunan herkesi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, AKP Hükûmeti, Türkiye’yi demokrasi yolunda yürütmekten vazgeçtiğinden beri yatırım ortamını iyileştirmeye çalışıyor. Bakın, tırnak içinde söylüyorum, demokrasi yolundan çıktığımızdan beri arkadaşlar, iki buçuk üç yıldır hep yatırım ortamını iyileştirmeye çalışıyoruz. Plan ve Bütçe Komisyonuna yaklaşık 20 torba geldi. Her bir torba da ağır, çuval ağırlığında; 90 madde, 100 madde, 150 madde, 80 madde torbalar. Yasama kalitesi yok. Ama bakın, 20 torba geçiyor, bin madde geçiyor, yatırım ortamı iyileşmiyor. Neden? Çünkü yatırımcı, Türkiye’ye güvenmiyor, hukuk devleti olmadığını görüyor ve bu yüzden de daha fazlasını istiyor.

Bakın, üç yıl önce niye bu teşvikleri vermek zorunda değildik? Barış süreci varken bunları vermek zorunda değildik. Yatırımcı geliyordu “Evet, burası demokrasi yolunda yürüyen bir ülke.” diyebiliyordu ve “Hukuk devleti burası, bir sıkıştığımda mahkemeye giderim, hakkımı ararım.” diyordu ve bu teşvikler olmadan da yatırımını yapıyordu. Demokrasi yolundan çıktığımızdan beri, arkadaşlar, yatırımcı namzetleri -onların da sayıları çok az- Hükûmetin kapısına gidiyorlar “Biz sıkıştık arkadaş.” diyorlar. Mevcutlar da öyle, diyorlar ki: “Biz çok sıkıştık.” Ne yapacağız? O güne kadar aklına gelmeyen -bakın, düşünün, otuz beş yıllık bir mesele KDV meselesi- KDV iadeleri aklına geliyor grupların. “KDV iadelerini bize verin ki çarkı döndürelim çünkü değirmende su bitti.” diyor yatırımcılar. İşverenler değirmeninde su bitti, değirmene su koyman lazım.

Bakın, 2017 yılında da değirmende su bitmişti. Bünye hasta, arkadaşlar, ekonomimiz hastalanmış, bir an önce demokrasi yoluna dönelim, çözüm orada dedik. “Hayır, ben istibdat rejimine, baskı rejimine devam edeceğim; piyasaya da para vereceğim, para saçacağım piyasaya.” dedi iktidar. Kredi Garanti Fonu’nu şapkadan çıkardı, 250 milyar lira piyasaya para saçtı, piyasada bir kortizon etkisi yarattı. Hastaya da kortizon versen hasta biraz kendisini iyi hisseder. Geçici bir süre ekonomimizin çarkları döndü, değirmene su girdi çünkü geçen sene. Ne oldu? Bir yıl geçti, evet, piyasaya, değirmene su verince çarklar döndü, bir miktar ekonomi büyüdü ama kim büyüdü arkadaşlar, kimler büyüdü? Bir kısım yandaş büyüdü. Asgari ücretlinin cebine giren bir şey yok, esnafımız “İşlerimiz iyi gitmiyor.” diyor, çiftçi mağdur ama bir kısım yandaş işini büyüttü, kârını büyüttü. Bir kısım finansçı, bir kısım yandaş inşaatçı kârlarını büyüttü arkadaşlar, bunun dışında bir büyüme yok.

Şimdi, bir yıl sonra kortizon etkisi bitti, tekrar çarkları döndürmek için değirmene su lazım. Ne oldu? Maliye Bakanına gitti “Ya, Sayın Maliye Bakanım, sen geçen sene Kredi Garanti Fonu’nu verdin ama artık o bitti, daha fazlasını da veremiyorsun çünkü bankalardaki limitler doldu. Ne yapacağız? Bizim KDV alacaklarımız var, bunları bize geri ver…” Şimdi, bu düzenlemeyi yapıyoruz arkadaşlar. Yatırımcıların devletten 160 milyar liralık KDV alacağı var, şimdi bunları iade edecekmiş. Ama bakın, bu nasıl anlatılıyor Türkiye halkına, Türkiye halklarına nasıl anlatılıyor? “Büyük müjde, KDV’de reform yapıyoruz.” Ya, 81 milyon vatandaş da düşünüyor ki: “Arkadaş ya, ben her gün KDV ödüyorum, arabama benzin koyuyorum KDV ödüyorum. Markete gidiyorum, yaptığım her alışverişin yüzde 8’i, yüzde 18’i KDV. Her şey KDV’yle, bu KDV’yi de ben ödüyorum çünkü KDV bir tüketim vergisidir.” Vatandaş diyor ki: “Herhâlde bu KDV’de Hükûmet bir indirim yapacak.” 81 milyon vatandaşımız bunu düşünüyor çünkü Başbakan “Müjde, KDV’de reform yapıyoruz.” deyince ne düşünür vatandaş? Maliye Bakanı da çıkıyor “Müjde, KDV’de reform yapıyoruz.” diyor. Vatandaş da “Herhâlde bana bir şey gelecek.” diyor.

Bakın arkadaşlar, Plan ve Bütçe Komisyonu tutanaklarına bakın, Maliye Bakanımız listeyi verdi. Ben demiştim ki bu torba yüzde 1’i ilgilendiriyor. Bakın, 81 milyonu değil yüzde 1’i ilgilendiriyor, zenginleri. Maliye Bakanının verdiği listeye göre yüzde 1’i de değil -ben iyimser bir rakam söylemişim- binde 1’i ilgilendiriyor arkadaşlar. Topu topu 70-80 bin KDV alacaklısı devletten bu alacaklarını alacak. Yani vatandaşa bir müjde yok. Maliye Bakanı vergilerinin yüzde 70’ini dolaylı vergilerden topluyor yani KDV’den, ÖTV’den topluyor ve bu arada alacağı olan inşaatçılar, yatırımcılar… Şimdi, toplanan o vergilerden KDV iadesi olarak toplumun binde 1’ine iade yapılacak arkadaşlar.

Ya, bir devlet elbette ki alacağı olan işverenlere ödemelerini yapabilir, bununla ilgili böyle bir tedbir alabilir ama bütçe dengelerimiz sarsılmışken, bu ödemeleri yaparken bunu nasıl finanse edeceğini de halklarımıza, vatandaşlarımıza, milletin temsilcilerine anlatması lazım.

Şimdi, Maliye Bakanı 160 milyar lirayı ödeyecek, bütçe dengelerini sarsacak ama bu ödemeyi yaparken bunu nasıl finanse edeceği konusunda Komisyonumuza hiçbir şey söylemedi. Dedi ki: “Allah kerim, bereketi gelir.” Arkadaşlar, bereketi nereden geliyor? Bakın, siz bir avuç yatırımcıya, birkaç bin kişiye bu KDV’leri öderken 81 milyondan vergi topluyorsunuz. Yani dolaylı vergiler yüzde 70’deyken siz bu vergileri KDV’den toplayıp, tüketim üzerinden toplayıp yatırımcıya verirseniz geniş kesimlerden vergi alıp binde 1’e vermiş olursunuz. Böylece geniş kesimler daha fakirleşir, binde 1 daha zengin olur, değirmenin suyu hep bir bölüm yandaşa ve finansçıya akmış olur.

Arkadaşlar, bu değirmenin suyunu geniş kesimlere akıtmamız lazım. Evet, işveren sıkıntıda ama onların sıkıntısı ne ki esas sıkıntı geniş kesimlerde. Şimdi biz bu değirmenin suyunu geniş kesimlere akıtırsak -işçilerimize, esnaflarımıza, çiftçilerimize- o zaman değirmenin çarkı kendi kendine döner. Arkadaşlar, bu gelir ve servet adaletsizliğinin çarkını kırarsak o zaman değirmenin çarkları döner. Eğer ülkemizi bir barış ve huzur ülkesi yaparsak, demokratik kuralları işletirsek, hukuk devleti yaparsak o zaman değirmenin çarkları kendi kendine döner. Ama bunları yapmadığınız sürece bütün totaliter rejimlerde olduğu gibi bir kısım yandaş oligarkı beslersiniz, onları semirtirsiniz ve geniş kesimler yoksullukla hemhâl olurlar ve onlara da vereceğiniz şey şudur: “Vatan tehlike altında, büyük bir tehdit var, savaşmamız lazım, silah almamız lazım, istibdat rejimi kurmamız lazım, medyayı susturmamız lazım.” dersiniz ve medya tek sesli de olduğu zaman -dünkü Doğan Medya Grubunun satışıyla beraber zaten teslim olmuştu Doğan Medya Grubu- tam bir şekilde ele geçirip milletimize de bunu anlatırsınız. “Vatan tehdit altında.” deyip silahlara, F-400’lere, F-35’lere…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – S-400.

GARO PAYLAN (Devamla) - …S-400’lere, bütün bu silahlara kaynakları akıtırsınız, sonucunda ne olur arkadaşlar? Ekmek eksilir, garibanın ekmeği eksilir, garibanın ekmeğinden alırsınız yandaşlara verirsiniz, bir de silah lobilerine verirsiniz arkadaşlar.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Terör örgütüne bedava veriyorlar, biz almak zorundayız tabii ki.

GARO PAYLAN (Devamla) - Bu çarkı kırmamız lazım. Ülkemizi tekrar demokrasi yolunda yürütmemiz lazım ki hepimizin aşı olsun, işi olsun, huzuru olsun arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, bakın, Maliye Bakanı bu parayı binde 1’e verecek, biliyorsunuz, binde 1’e. Peki, nasıl finanse edeceksiniz Sayın Maliye Bakanı diyorum, “Bakarız.” diyor. Ben diyorum ki: Arkadaş, yıllardır gelir vergisi reformunu getireceğiz diyordunuz. Gelir vergisi reformunu niye istiyoruz? Doğrudan vergileri artırmak için yani gelire ve servete duyarlı vergileme almak için, zenginden daha fazla vergi alıp geniş kesimlere yansıtmak için. Böyle bir reform getirdi mi Maliye Bakanı? Hayır. Gelir vergisi reformu ortada yok. Ne yapacak? Geniş kesimlerden vergiyi, dolaylı vergiyi toplayacak ve küçük bir azınlığa kanalize edecek arkadaşlar. Maalesef totaliter rejimlerin kuralı budur, rol modelleri Putin de böyle yapıyor, bir avuç oligarkı zenginleştiriyor -kendi yandaşı- geri kalan kesimleri de susturulmuş medyayla “Büyük Rusya” “Güçlü Rusya” söylemleriyle -tırnak içinde söylüyorum- uyutmaya çalışıyor. AKP iktidarı da rol modeli Putin’in yoluna girmiş durumda, maalesef bu şekilde halkımıza doğruları söylemiyor arkadaşlar ve onun ekmeğinden çalıp bir bölüm yandaşa transfer ediyor.

Değerli arkadaşlar, geniş kesimleri rahatlatacak politikalar yapmamız lazım. Bakın, bazı maddelerle örnekler vereyim ki daha iyi anlaşılsın bu torba neler getiriyor. Mesela arkadaşlar, bu torbayla, şimdi, diyor ki Sayın Maliye Bakanı: “Ben 2020’den önce ödeme yapmayacağım.” Doğruyu söylemiyor. Neden? Bakın, holdingler var biliyorsunuz, büyük karteller var. Bu büyük karteller hem ithalatçı hem toptancı hem perakendeci. Biliyorsunuz, ithalat yaptığınızda KDV’yi gidip ödersiniz ve ithalatçı, toptancıya verdiğinde KDV’yi ondan alır, alamadığının, deposunda tuttuğunun KDV’si de alacak olarak kalır. Yani ithalatçı ve toptancıda biriken KDV’lerse perakendeciye geçer, perakendeci tahsis ettiği vergiyi öder ama bunların hepsi bir gruptaysa Maliye Bakanı diyor ki: “Ben bu holdinglerin kendi alacak vereceklerini birbirlerine mahsup etme hakkını vereceğim.” Ve yürürlük tarihini bugüne koyuyor arkadaşlar. Eğer bu madde geçerse büyük karteller, ithalatçı, toptancı, perakendeci olarak kendi aralarında mahsuplaşacaklar ve bir anda milyarlarca lira bütçeden bu büyük holdinglere transfer edilmiş olacak.

Bakın, biz diyoruz ki kartellere can vermeyin, oligarklarınıza can vermeyin çünkü bu, haksız rekabet yaratır. Yalnızca ithalatçı olan, yalnızca toptancı olan, yalnızca perakendeci olan milyonlarca insanımız var, onlar bu haktan yararlanamayacak ama birkaç yüz oligark, holding bu mahsuplaşmadan yararlanacak ve bugün yararlanacak arkadaşlar, bu da -bütçemizi yaptık- 2018 yılı bütçemize büyük bir zarar verebilir.

Diğer bir maddeye örnek vereyim arkadaşlar: “Hasılat esaslı vergilemeye geçeceğiz.” diyor Sayın Maliye Bakanı. Yaklaşık 1,5 milyon mükellefi ilgilendiriyor. Şimdi, örneğini de verdi, dedi ki: “Bir berber arkadaş diyecek ki: ‘Ben hasılat esaslı olarak KDV bildireceğim ve bu çerçevede vergimi vereceğim.’” Ya, Sayın Değerli Bakan, 5 liraya saç kesen var -bilirsiniz arkadaşlar, benimki öyle değil de- 100 liraya saç kesen de var, değil mi? 100 lira isteyen de var zengin semtlerde. Şimdi, siz “5 liraya saç kesen ile 100 liraya saç keseni aynı şekilde vergilendireceğim hasılat esaslı olarak.” derseniz, burada bir adalet olmaz çünkü “100 liranın KDV’si 18 lira, 5 liranın KDV’si kuruşlar. Ben oradan bir oran belirleyeceğim, KDV’yi ona göre alacağım.” diyor. Burada bir adalet yok arkadaşlar ve kayıt dışılığı artıracak bir uygulamadır bu.

Bakın, yıllar önce bu böyleydi, hasılat esaslı; hatta asgari geçim standardına göre vergilendirme yapılırdı. O yıllarda kayıt oranı son derece düşüktü arkadaşlar. Kayıt dışılığı artıracak bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Bir şey daha var: Mali müşavirler geldiler Sayın Bakan. Bu, mali müşavirlerin mükelleflerini de azaltacak bir düzenlemeymiş, bunu da öyle bildirdiler. Evet, siz bir imkân vermişsiniz, “Nasıl olsa hasılat bazlı bir düzenleme, ben de defterimi Maliyenin yaptığı siteden… Sokarım oraya birkaç evrak, böyle bir bilgilendirme yaparım…” Bu da mali müşavirlerin mükellefiyet ilişkilerini düşürecek bir düzenleme.

Mali müşavirler geldiler, oda temsilcileri geldiler ama Sayın Bakan, şikâyet telefonları da geldi üstüne. Bu nispi vergilendirmeye itiraz ediyor mali müşavirler. Öyle… Odadan geldiler…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Yatacak yerin yok.

GARO PAYLAN (Devamla) – Ben itiraz ettim, tutanaklarda belli.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Yatacak yerin yok.

GARO PAYLAN (Devamla) – Ama telefonlar geldi.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Bunu en çok sen destekledin, nispi vergiyi sen destekledin.

GARO PAYLAN (Devamla) – Hayır, tutanaklarda belli. Hayır, efendim…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – “İlla da nispi vergi getirin.” dedin.

GARO PAYLAN (Devamla) – Hayır… Nispi vergi… Ama oranlar… Sayın Bakan, bakın…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – “Nispi vergiyi mutlaka getirmeliyiz.” dedin. Herkes gördü.

GARO PAYLAN (Devamla) – Sayın Bakan, tutanaklarda var, yapmayın.

---

**Kaynak gösterme:** Garo Paylan (Halkların Demokratik Partisi, İstanbul). “Katma Değer Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 22 Mart 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/garo-paylan-26-2018-03-22-katma-deger-vergisi-kanunu-ve-bazi-kanunlar-ile-178-sayili-kanun-hukmu (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=68072

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
