# 2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(gençlik ve spor genel müd., vakıflar genel müd., devlet personel bşk., başkanlık yüksek denetleme kurulu, danıştay başkanlığı ıv tur)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Gökhan Durgun (CHP, Hatay)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim
- **Tarih:** 16 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.(GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜD., VAKIFLAR GENEL MÜD., DEVLET PERSONEL BŞK., BAŞKANLIK YÜKSEK DENETLEME KURULU, DANIŞTAY BAŞKANLIĞI IV TUR)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/gokhan-durgun-22-2005-12-16-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-genclik-ve-spor-genel-mud-vakifl

> Gökhan Durgun (CHP), 16 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.(GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜD., VAKIFLAR GENEL MÜD., DEVLET PERSONEL BŞK., BAŞKANLIK YÜKSEK DENETLEME KURULU, DANIŞTAY BAŞKANLIĞI IV TUR)); konuşma 1.109 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesi hakkındaki görüşlerimizi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Vakıf, bir malı, bir gayrimenkulü, bir akarı ya da bir hayrı, kamu hizmetlerinin görülmesine tahsis etmek amacıyla ve bu hizmetin devamı niyetiyle, vakfeden kişinin mülkiyetinden çıkarıp, özel bir mülkiyet kategorisine aktarma ve orada tutma anlamına gelmektedir.

Tarihimizde vakıfların önemli bir yeri vardır. En fazla da Osmanlı döneminde vakıflar gelişmişlerdir; çünkü, Osmanlı İmparatorluğunda devlet, sadece iç ve dış güvenlikten sorumluydu. Tabiî, böyle olması durumunda da, vakıflar, önemli toplumsal hizmetleri üstlenmişlerdi. Dolayısıyla, eğitim, sağlık, bayındırlık, şehircilik, askerlik, dinî ve bazı özel alanlarda vakıflar büyük önem taşımaktaydı.

Günümüzde ise, devlet, eğitimi, sağlığı, bayındırlık hizmetlerini ve diğer hizmetleri, sosyal devlet ilkesiyle, kendisi üstlenmiştir. Geçmişte de bu hizmetleri yapan vakıfları, tabiî ki, o günkü işlevlerini bugün yapmaları mümkün olmadığı için, bir özel kanunla bu statüye oturtmuştur; çünkü, bugün, artık, devletin yapısı değişmiştir.

Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte devlete intikal etmiş olan vakıfların mallarını işletmek, tarihî vakıf eserlerini korumak, vakıfları amaçları doğrultusunda desteklemek ve diğer vakıflara da devlet adına denetleme yapma görevi, tüzelkişiliği olan, katma bütçeli Vakıflar Genel Müdürlüğüne, 1924 yılında, kurulmasıyla devredilmiştir.

1967 yılında vakıflara vergi muafiyeti getirilmiştir. Bu kanunun çıkmasıyla, birdenbire, 3 000'in üzerinde vakıf kurulmuştur. Tabiî, vakıflardaki bu artış, bazı önemli problemleri de beraberinde getirmiştir.

Öyle vakıflarla karşılaşıyoruz ki, hayır hizmeti için mi kurulmuş, yoksa, kamu hizmeti için mi kurulmuş, yoksa, Türkiye Cumhuriyetinin temellerine dinamit koymak için mi kurulmuş, anlamakta güçlük çekiyorum. Öyle vakıflar var ki, dernek gibi, üyeleri var, aidat topluyorlar. Halbuki, vakıfların en büyük özelliği, mal topluluğu olmasıdır. Yine, öyle vakıflar var ki, şirket kurmuş; sanki, o şirketlerde vakıf hizmeti yapıyormuş gibi görünüyorlar. Halbuki, durum öyle değil. Vakıf ile vakfın iktisadî işletmelerini birbirine karıştırmamak gerekir. Bu iktisadî işletmeler, hayır ve karşılıksız kamu hizmeti yapmıyor; tam tersi, bu şirketler, normal piyasa kurallarında, koşullar neyi gerektiriyorsa o faaliyette bulunuyor. Bu şirketlere, toplumumuzda, hatta, kamuda, madem vakıf hizmetidir, vakıf görevidir veya vakıf şirketi tarafından yapılmaktadır, güvenilirdir diye başlangıçta bir güvenilirlik damgası vuruluyor ve piyasa koşullarında çalışan diğer şirketlerle haksız bir rekabete giriliyor.

Yine, öyle vakıflar var ki, dershane, okul, üniversite kuruyor. Üzücü olan yanı, bunların bir kısmının Türkiye Cumhuriyetinin eğitim birliği felsefesine hizmet etmedikleri; laik, demokratik, sosyal devlet ve Atatürk İlkelerine sıkı sıkıya bağlı yetişmesi gereken evlatlarımızı yanlış saplantılara kanalize ettikleri de önemli bir husustur.

Bu yılki Vakıflar Genel Müdürlüğünün bütçesi 400 000 000 YTL. Bu bütçenin 122 845 000 YTL'si hayrî ve sosyal hizmetlere ayrılmış; yani, dörtte 1'den biraz fazlası hayır işlerine ayrılmış. Ayrıca, 81 ilde, 94 merkezde imaretler açılmış. İlk defa yardıma muhtaç vatandaşlarımızdan, 51 000 ailenin her gün evine sıcak yemek teslim edilmiş. Bu sayı 2006 yılında 76 000 kişiye çıkacak. Yine, sosyal yardım kapsamında muhtaç maaşından yararlanacak kişi sayısı 1 500'den 3 000'e çıkarılmış. Bu sayı 2006'da 5 000'e çıkarılacak.

Şimdi, Sayın Başbakan, Sayın Bakan, dün, burada, Türkiye'nin çok iyi olduğunu söylüyordu, Türkiye'de yoksulluğun bittiğini söylüyordu, işsizliğin bittiğini söylüyordu. İşte rakamlar... 51 000 aileye her gün sıcak yemek gidiyor, bu sayı 76 000'e çıkacak. Madem yoksulluk bitiyor, işsizlik bitiyor, niye bu yardımdan, imaretten faydalanmak isteyen insanların sayısı artıyor, neden hayır ve sosyal yardım için…

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Yanlış bilgi... İşsizliği söylemediniz. Yüzde 9'u düşmüş mü?!.

GÖKHAN DURGUN (Devamla) - Neyse... Tamam. Yani, siz de gelir, konuşursunuz, düşüncenizi söylersiniz. Ben fikrimi söylüyorum.

Demek ki, gün geçtikçe, bu hayır kurumlarından faydalanan insan sayısı yükseliyor, büyüyor.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, hükümet, Başbakan, kömür, giyecek yardımı yaptığını belirtiyor, vakıflara bağlı imarethanelerin bütçesi büyüyor. Geçen sene 206 000 000 YTL imiş, bu sene 400 000 000 YTL'ye çıkmış. Keşke, sağlıkta da, eğitimde de, diğer alanlarda da bu yüzde 100'lük artan bir bütçe karşımıza gelmiş olsa.

Değerli milletvekilleri, yine, vakıflarla ilgili önemli gördüğüm bir konuya da değinmek istiyorum. Hatay'ın Dörtyol İlçesi var. Bu ilçede Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün çok önemli miktarda gayrimenkulü var. Özellikle de Gazi Çiftliği, tarihimiz açısından çok büyük önem taşıyor. Çünkü, Gazi Çiftliğine Mustafa Kemal Atatürk üç defa geliyor ve üçünde de sabahlara kadar çalışarak Hatay'ın anavatana katılması üzerinde projeler ve fikirler üretiyor. Daha sonra, Atatürk kendi vasiyetinde -vasiyet de elimde, tapusu da burada- bunu Türk Milletine vakfediyor. Bu da bir vakıftır. Ancak, daha sonra, Atatürk'ün ölümünden sonra bu, Devlet Üretme Çiftliği Genel Müdürlüğüne devrediliyor. Devlet Üretme Çiftliği bu binayı restore ediyor. Bugün durum nedir biliyor musunuz değerli arkadaşlarım; çok acı. Biz Vakıflar Genel Müdürlüğünün bütçesini konuşuyoruz; ama, Atatürk'ün Gazi Çiftliği 30 yıllığına kiraya verilmek üzere ihaleye açılmıştır ve ayın 22'sinde bu ihale sonuçlanacaktır. Yine birtakım kokular alıyoruz, ihaleye giren firmalarla ilgili birtakım ciddî iddialar var. Bunları da araştıracağız, çıkartacağız tabiî; ama, çok acıdır. Bunun önüne geçilmesini istiyorum. Gazi Çiftliğini kiraya vermemelidir. Zarar ediyor gerekçesiyle, böyle bir kültürel, tarihsel değer, Hatay için önemi olan bir değer, Hatay'ın anavatana katılması için karar alınan bir yer böyle bir özelleştirme mantığıyla ortaya konulmamalıdır.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, sadece AKP zihniyetinin özelleştirme anlayışı bu değil. Şimdi, yine Hatay İskenderun'da demir-çelik fabrikası özelleşti, OYAK'a satıldı. Şimdi, oradan aldığım bilgileri de sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu bir uyarı niteliğinde. Yani, böyle devam ederse bu işin içinden çıkılmaz hale gelecek, alanlar da sıkıntı yaşayacak. İhale bitti. İhale bittikten sonra, henüz daha OYAK fabrikayı teslim almadan, orada, yönetim bölümünde stratejik görev yapan mühendis, başmühendis konumunda önemli atamalar yapıldı. Hani kadrolaşmıyorsunuz ya, hani böyle bir şey yok ya! Orada esas o görevi yapması gereken insanlar o görevinin başında değil şu anda. O görevle hiç ilgisi alakası olmayan, hiçbir deneyimi olmayan insanlar orada şimdi başmühendis, mühendis konumunda yerleştiriliyor. Peki, ne olacak; yakın sürede, kısa sürede orayı OYAK devralacak. OYAK devraldıktan sonra bu kadroyla bu işletmeyi götürmesi mümkün değil. Şimdi OYAK'a da zarar veriyorsunuz. O işletmeyi sattınız. Biz satılmaması için her türlü mücadeleyi yaptık. Ben de o komisyonda görevliydim. Ama, olmadı, size karşı koyamadık, siz sayısal üstünlüğünüze dayanarak bunu sattınız; ama, şimdi, orada çok ciddî bir sıkıntı yaşanıyor. Görevi layıkıyla yapan insanlar görevlerinin başında değil, bu konuda hiçbir deneyimi olmayan insanlar, şu anda, o görevin başında.

Ben bir de şunu merak ediyorum: Son günlerde CIA Başkanı, FBI Başkanı Türkiye'de ziyaretler yapıyorlar. Herhalde, bunlar, Sayın Tayyip Erdoğan'ın hatırını sormaya gelmediler ya da kahvaltı yapmak için de gelmediler. Bunlarla ne konuşulduğunu gazetelerden okuyoruz. Yani, önümüzdeki dönemde bir hava harekâtı İran'a, Suriye'ye yapılabileceğini, burada hükümetin görevlilerinin de bu konuda "İran çok önemli bir ülke değildir; ilişkilerimizi sizinle bozmamıza değmez" diye, basında haberler çıkıyor. Ben, basından okuduklarımı sizlerle paylaşıyorum; ama, ne yazık ki, hiçbir hükümet yetkilisi, hiçbir bakan, Başbakan, bu konuda bir yalanlama, bir tekzip yapmadı. Demek ki, bu tür hesaplar yapılıyor. Lütfen, bunları da dikkate alın. Bu doğru bir yol değildir, iyi bir yol değildir. Irak'ta neler yaşandığını görüyoruz; yarın, İran, Suriye de bu noktada bir sıkıntıya düşerse, Türkiye'nin yaşayacağı koşullar çok farklı olur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Gökhan Durgun (CHP, Hatay). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(gençlik ve spor genel müd., vakıflar genel müd., devlet personel bşk., başkanlık yüksek denetleme kurulu, danıştay başkanlığı ıv tur)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gokhan-durgun-22-2005-12-16-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-genclik-ve-spor-genel-mud-vakifl (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
