# Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 27. Dönem)
- **Konuşmacı:** Gülizar Biçer Karaca (CHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim
- **Tarih:** 30 Haziran 2020
- **Gündem:** Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=89354
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/gulizar-bicer-karaca-27-2020-06-30-hukuk-muhakemeleri-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak

> Gülizar Biçer Karaca (CHP), 30 Haziran 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 474 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün konuşmamda, aslında, görüşülmekte olan kanundaki düzenlemelerin aleniyet ilkesine nasıl aykırı olduğunu ya da belirsiz alacak davalarında bu düzenlemenin yasallaşmasıyla yaşanacak olan sıkıntıları ya da tanıkların video konferans yöntemiyle yani görüntülü ifadelerinin alınmasına ilişkin hukuki sakıncalardan bahsedecektim ancak bugün başka bir şey oldu; savunmayı bölen, parçalayan ve aslında savunmayı, aynı zamanda vatandaşların hak ve özgürlüklerinin somutlaşmış hâli olan, avukatlık mesleğini ne hâle getireceğini hepimizin bildiği malum olan bir kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu. Tabii, bu kanun teklifine -ben eminim- Cumhur İttifakı’nın tüm milletvekillerinin, hukukçu milletvekillerinin kendilerinin bireysel ve kişisel anlamda itiraz etme hakları olsaydı, ben inanıyorum ki hiçbir hukukçunun, hiçbir avukatın vicdanı bu kanun teklifine imza atmaya el vermezdi. Ben sizlerin yerinde olmayı hiç arzu etmem. Bu kürsüden üzülerek konuşmama devam edeceğim. Yirmi yedi yıllık avukatım, savunmayı savunmak zorunda kalmanın gerçekten zorluğuyla konuşmama devam edeceğim.

Bu kanun teklifi verildiğinde bir tarihsel kronolojiyi de hatırlatmak isterim. 2010 yılında, FETÖ’yle aynı menzile birlikte yürünürken bir referandum yapıldı. O referandum da yargının üstünü, Anayasa Mahkemesi gibi üst yargı organlarını dizayn etme projesiydi ve o dönem de Fetullahçı terör örgütünün lideri “Mezardakileri de çıkarıp gelin, oy kullansınlar.” dedi ve kol kola, el ele yargının üst mercilerini ele geçirme, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu -o günkü adıyla- dizayn ederek hâkimlik ve savcılık mesleğini ve yargının sacayağından 2’sini ele geçirme projesini hayata koydular. Yine, arkasından, 15 Temmuz hain FETÖ darbe girişiminden sonra 20 Temmuzda ilan ettikleri sivil darbeyle, 16 Nisanda yeni bir düzenlemeyle karşımıza geldiler; o zaman da “Hâkimler ve Savcılar Kurulu” olarak ismini değiştirdikleri Kurulun bütün hâkimlerini tek kişiye, saray iradesine teslim edecek bir düzenlemeyi hayata geçirdiler. Evet, bugünkü ironi bir başka ironi. Bugün Fetullahçı terör örgütünün projesi olan çoklu baro düzenlemesini yani baroları siyasetin ele geçirme projesini Türkiye Büyük Millet Meclisine kim sundu? İşte, Fetullahçı terör örgütüyle aynı menzile birlikte yürüdükleri, örtülü koalisyon yaptıkları dönemde bu Fetullahçı terör örgütünün Türkiye’nin onurlu, şerefli subaylarını derdest etmeye kalktığında Fenerbahçe Orduevi’nin önünde Fetullahçı terör örgütünün kumpas davasını savunmak için konuşma yapan, aynı zamanda Fetullahçı terör örgütünün yardım ve yataklığı nedeniyle 15 Temmuz sonrasında kapatılan İstanbul Genç Girişimciler Derneğinin üyesi olan bir milletvekili Türkiye Büyük Millet Meclisine bugün Fetullahçı terör örgütünün projesini kanun teklifi olarak sundu. Ben, bunu tüm milletvekillerimizin, tüm arkadaşlarımızın bilgisine sunmak istiyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, savunma yargının kurucu unsurudur, vatandaşın hak arama özgürlüğünün de somutlaşmış hâlidir. Peki, baroların bu şekilde bölünmesi, parçalanması, temsilde adaletin sona erdirilmesi, köküne dinamit konulmasının altında yatan gerçek nedir? Cinsel istismara uğrayan çocuklarımızı savunan, kadın cinayetlerinin mağdurlarının, kadın cinayetlerinden sonra onun evlatlarının yanında olan avukatların ya da kadına şiddetin yanında bedelsiz hukuki yardımda bulunan avukatların sesini mi kesmek ya da doğa talanlarına, çok sevdiğiniz rant ve yandaş talanlarına karşı onurluca dava gören ve mücadele eden avukatların sesini mi kesmek istiyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Gülizar Biçer Karaca (CHP, Denizli). “Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 30 Haziran 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gulizar-bicer-karaca-27-2020-06-30-hukuk-muhakemeleri-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=89354

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
