# 2006 merkezi bütçe kan.tas.(diyanet işleri, sosyal hizmetler, özürlüler idaresi, aile ve sosyal araştırmalar, kadının statüsü ) vıı tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Gülseren Topuz (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim
- **Tarih:** 18 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(DİYANET İŞLERİ, SOSYAL HİZMETLER, ÖZÜRLÜLER İDARESİ, AİLE VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR, KADININ STATÜSÜ ) VII TUR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/gulseren-topuz-22-2005-12-18-2006-merkezi-butce-kan-tas-diyanet-isleri-sosyal-hizmetler-ozurlule

> Gülseren Topuz (AK Parti), 18 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(DİYANET İŞLERİ, SOSYAL HİZMETLER, ÖZÜRLÜLER İDARESİ, AİLE VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR, KADININ STATÜSÜ ) VII TUR); konuşma 953 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA GÜLSEREN TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün 2006 malî yılı bütçesi hakkında, AK Parti Grubu adına konuşma yapmak üzere söz almış bulunmaktayım; Grubum ve şahsım adına, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hepinizin bildiği gibi, çağdaş demokrasi anlayışının temel ilkelerinden biri olan kadın-erkek eşitliğine, özellikle, kadınların etkin ve uzun süren mücadeleleri sonucu ulaşılmış ve bu anlayış, günümüzde, hemen tüm demokratik ülkelerde yasalarla güvence altına alınmıştır.

Kadın-erkek eşitliği konusunun insan haklarının temeli, sosyal adaletin önemli bir koşulu ve aynı zamanda, eşitlik, kalkınma ve barışın vazgeçilmez önkoşulu olduğu bilinen bir gerçektir.

Kadın konusundaki resmî kurumsallaşma öyküsü, Birleşmiş Milletler çatısı altında 1946 yılında başlamıştır. Birleşmiş Milletlerin uluslararası platformda almış olduğu kararlar, kadın-erkek eşitliğinin ülkelerin gündemlerine yerleşmesini, dolayısıyla, kadın-erkek eşitliğiyle ilgili ulusal mekanizmaların kurulmasını sağlamıştır. Bu konudaki itici gücü, Birleşmiş Milletler tarafından 1975'te ilan edilen Uluslararası Kadın On Yılı oluşturmuştur. Aynı yıl içerisinde Mexico City'de yapılan Birinci Dünya Kadın Konferansında ortaya çıkan eylem planında, Birleşmiş Milletlere üye ülkelerde kadın sorunlarına çözüm getirecek ulusal mekanizmaların kurulması önerilmiştir. Daha sonra ise, sırasıyla, ikincisi Kopenhag 1980, üçüncüsü Nairobi 1985 ve dördüncüsü Pekin'de 1995 yılında yapılan Dünya Kadın Konferanslarında da, ulusal mekanizmalar, eylem planlarının en önemli bölümlerini oluşturmuştur.

Dördüncü Dünya Kadın Konferansı sonucunda kabul edilen Pekin Eylem Platformu ve Pekin Deklarasyonunu, Türkiye, hiç çekince koymaksızın onaylamıştır. Ayrıca, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği de, bu anlamda, belirleyici bir rol oynamış, üye ve aday ülkelerde, kadının insan haklarının ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanması yönünde yürütülmekte olan çalışmaları teşvik etmiş ve desteklemişlerdir.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesi konusunda sağlanan gelişmeler, güçlü bir kadın hareketi ve yine, bu hareketin uluslararası toplumda da yankısını bulan, devletleri bağlayıcı uluslararası sözleşme ve taahhütlerin oluşumu sayesindedir. Bu sözleşmelerden en önemlisi, uluslararası bir belge olan, Türkiye'nin de taraf olduğu ve ülkemizde 1986 yılında yürürlüğe giren, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesidir ki, bu, bildiğiniz gibi CEDAV Sözleşmesi. Sözleşme, kadınlara karşı ayrımcılığı önlemek için var olan tek yasal ve bağlayıcı doküman olup, gerekli tüm geçici ve özel önlemlerin alınmasını da hükme bağlamaktadır. Sözleşme, ayrıca, kadınlara karşı ayrımcılığın önlenmesi konusunda taraf ülkelerin sorumluluklarını da tanımlar.

Bu bağlamda, CEDAV Sözleşmesinin 18 inci maddesi, taraf ülkelere, her dört yılda bir, CEDAV Komitesine periyodik ülke raporlarını sunma yükümlülüğü getirmektedir. Komite, taraf ülkelerin sözleşmeyi ne ölçüde hayata geçirip gerçekleştirdiklerini de izlemekle yükümlüdür. Bu görevini de, periyodik ülke raporlarını inceleyerek yapmaktadır. Ülke raporunun incelenmesini takiben, komite, rapor üzerinde değerlendirmesini yapmakta, tavsiye ve önerilerini ilgili ülkelere bildirmektedir.

Ülkemizde söz konusu periyodik ülke raporlarının ilgili tarafların katkısı alınarak hazırlanması ve savunulması, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün sorumluluğundadır. Ülkemiz, bu kapsamda, söz konusu komiteye, en son 2005 yılı ocak ayında, birleştirilmiş dördüncü ve beşinci periyodik ülke raporunu sunmuş ve de savunmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm bu uluslararası gelişmelerin ve Türkiye'de yıllardır uygulanan sosyal devlet politikalarının sonucu olarak desteklenmesi gereken gruplardan olan kadınların sorunlarını çözümlemek üzere, ulusal mekanizma olarak, 1990 yılında Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü kurulmuştur. 1993 ve 1994 yıllarında müsteşarlık olarak yeniden yapılanması hedeflenmiş; ancak, kanun hükmünde kararnamelerin iptali nedeniyle on yıldan fazla bir süre yasal dayanaktan yoksun olarak çalışan Genel Müdürlük, Kasım 2004 tarihinde, yani, AK Parti döneminde yasal statüye kavuşmuştur. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün temel işlevi, kadınların sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasî yaşamdaki işlevini güçlendirmek, eşit haklara sahip bireyler olarak toplumsal yaşamda yer almalarını, kalkınma sürecine etkin katılımlarını, kalkınmanın nimetlerinden eşit biçimde yararlanmalarını sağlamaktır.

İnsan hakları tanımına yeni bir boyut getiren, diğer deyişle, kadının insan haklarının kurumsal anlamda yerleşik konuma gelmesinin aracı olan Genel Müdürlük, ülkemizde, toplumsal yaşamın her alanında kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik politikaların oluşturulması, yönlendirilmesi ve bunların hayata geçirilmesinin sağlanması çerçevesinde çalışmalar yapan bir araştırma, politika oluşturma ve koordinasyon sağlayan bir kuruluştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde cumhuriyetin ilanından sonra sağlanan kadın-erkek eşitliği, hem ulusal hem de uluslararası alandaki gelişmelerin yanı sıra, toplumsal dinamiklerden de etkilenmiş ve yasaların yeniden düzenlenmesi gereği bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Son zamanlarda gerçekleştirilen çok önemli yasal gelişmelere ise, -zaman kısa; ama- kısaca değinmek istiyorum.

Ülkemizde, başta Anayasanın 10 uncu, 41 inci ve 90 ıncı maddelerine ilişkin düzenlemeler olmak üzere, Türk Medenî Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve çalışma hayatını düzenleyen İş Kanunu gibi, yasal alanda gerçekleştirilen önemli değişikliklerle, kadın-erkek eşitliğinin tam olarak sağlanması yönünde, güçlü, daha güçlü bir hukukî zemin oluşturulmuştur.

Türkiye, kadın-erkek eşitliği ilkesine ilişkin açık bir hükme daha önce de Anayasasında yer vermekle birlikte, 2004 yılında Anayasanın 10 uncu maddesine yapılan bir ekle, devlet, cinsiyete dayalı ayırım yapmamanın ötesinde, kadın ile erkeğin her alanda eşit haklara, eşit imkânlara kavuşması için düzenlemeler yapmak, gerekli tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır.

Yine, 2004 yılında Anayasanın 90 ıncı maddesinde yapılan değişiklik ise, dikkate değer bir başka gelişmedir. Bu değişiklikle, Türkiye, taraf olduğu ve temel hak ve özgürlükleri hedef alan tüm uluslararası belgeleri ulusal kanunların üzerine çıkarmıştır. Böylece, yasaların bu belgeler ışığında yorumlanması Anayasanın da bir gereği haline gelmiştir. Devrim niteliğinde olan bu değişikliklerle, Türkiye, Anayasasında bu tür bir hükme yer veren az sayıda ülkeden biri olmuştur.

Türkiye'de, kız ve erkek çocuklar, cumhuriyetin ilk yıllarından beri, eğitimin her düzeyine erişim açısından, yasalar önünde eşit konuma sahiptirler ve temel eğitim zorunludur; ancak, ülkemizde, eğitimin tüm seviyelerinde, kız çocukları açısından henüz istenilen düzeye ulaşılamamıştır. 1997 yılında yürürlüğe giren ve temel eğitimi 5 yıldan 8 yıla çıkaran yasa, özellikle kız çocuklarının okullaşma oranına çok önemli katkılar sağlamıştır.

Aile içindeki şiddetin önlenmesi amacıyla, 1998 yılında 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun çıkarılmıştır. Kadın-erkek eşitliği bakış açısıyla hazırlanan yeni Medenî Kanun 2002 yılında yürürlüğe girmiştir. Yeni Medenî Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, aile mahkemelerinin kurulması konusu da gündeme gelmiş ve 2003 yılında, bu mahkemeler, adlî sistem içindeki yerini almıştır.

Yeni Türk Ceza Kanununda yapılan reform niteliğindeki düzenlemelerle, yasada kadın ve kız ayırımı kaldırılmış, cinsel nitelikli suçlar, topluma karşı işlenen suçlar kapsamından çıkarılıp, kişiye karşı suç kapsamına alınmıştır. Evlilikiçi tecavüz, işyerinde cinsel taciz gibi konulara ilk kez yasada yer verilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Gülseren Topuz (AK Parti, İstanbul). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(diyanet işleri, sosyal hizmetler, özürlüler idaresi, aile ve sosyal araştırmalar, kadının statüsü ) vıı tur”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gulseren-topuz-22-2005-12-18-2006-merkezi-butce-kan-tas-diyanet-isleri-sosyal-hizmetler-ozurlule (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
