# Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.384)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Gültan Kışanak (Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim
- **Tarih:** 23 Haziran 2009
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.384)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/gultan-kisanak-23-2009-06-23-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-ili-2

> Gültan Kışanak, 23 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.384)); konuşma 706 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA GÜLTAN KIŞANAK (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Doğrusu, bu son bir yıl içerisinde üniversitelerin durumuyla ilgili hem bütçe görüşmeleri sırasında hem Yükseköğretim Kanunu’nda yapılan değişiklik nedeniyle, farklı illerde üniversite kurulmasına yol açan yasal düzenleme nedeniyle hem de bugün bu yasal düzenleme nedeniyle ayrıntılı konuşmalar yapıyoruz ve ülkemizdeki üniversite eğitiminin içinde bulunduğu durumu hepimiz bütün açıklığıyla görüyoruz ve biliyoruz.

Ben size başka bir gerçekten, yine üniversiteyle bağlantılı başka bir gerçekten bahsetmek istiyorum: Geçen hafta Diyarbakır’da yine aralarında DTP’li belediye başkan yardımcılarının, meclis üyelerinin de bulunduğu 9 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar içerisinde, arasında Dicle Üniversitesi öğretim üyelerinden de değerli bir öğretim üyemiz vardı. Bu öğretim üyemiz neden kovuşturmaya uğradı, neden böyle bir operasyonda gözaltına alındı sorusunun cevabını savcılığa çıktığında öğrendik. Sorun şuydu: Geçen yıl bütçe görüşmeleri sırasında üniversitelerin bütçesi görüşülürken ben kendisini arayıp “Hocam, üniversitelerin bütçesi görüşülüyor, Dicle Üniversitesinin de varsa bir sorunu, sıkıntısı, bunları bizimle paylaşırsanız ben de burada Mecliste bu konuyu gündeme getiririm.” diye sormuştum. Bu ülkenin bir milletvekili, bu ülkenin bir öğretim üyesini arıyor ve o öğretim üyesinin görev yaptığı üniversitenin sorunlarını soruyor. Bu ülkenin emniyet müdürlüğü ve polisleri bu telefon görüşmesini dinliyor, kayda alıyor “suç unsurudur” diyerek savcılığın önüne koyuyor ve o savcı da utanmadan bu öğretim üyesine “Siz neden DTP’li Milletvekiliyle görüştünüz? Ona Dicle Üniversitesi hakkında ne bilgiler verdiniz?” diye soru soruyor. Böyle bir ülkede beş değil beş bin tane üniversite kursak da aydınlanmayı sağlayamayız. Böyle bir zihniyetle yönetilen bir ülkede aydınlanmayı sağlamak için kâğıt üstünde üniversite açmak değil, kafaları açmak gerekir.

Yine, aynı öğretim üyemize savcılığın sorduğu sorulardan birisi de şu: Partimizin Grup Başkan Vekili ve Diyarbakır Milletvekili Sayın Selahattin Demirtaş Hocamızı arıyor, diyor ki: “Hocam, sizin, seviye belirleme sınavları ve üniversiteye giriş sınavlarıyla ilgili Diyarbakır’ın durumu üzerine, Diyarbakır’daki öğrencilerin başarı düzeyine ilişkin bir araştırmanız var, bunun bilgilerini bizimle paylaşır mısınız?” diyor ve bu öğretim üyemiz o bilgileri Grup Başkan Vekilimiz Sayın Selahattin Demirtaş’a gönderiyor, kendisi de bu bilgiler ışığında soru önergesi hazırlayarak ilgili bakanlığa soruyor. İşte, polisler bu telefon görüşmesini de kayda alıyorlar, üşenmeyip bunu çözüyorlar “suç unsuru” diye savcının önüne koyuyorlar, savcı da bunu soruyor: “Sen Selahattin Demirtaş’la, DTP Milletvekiliyle niye konuştun? Ona niye yaptığın araştırmanın bilgilerini gönderdin?” diye.

Değerli milletvekilleri, kimse kimseyi kandırmasın. Bu tür hukuk dışı uygulamalar, Hükûmetin, ilgili bakanlıkların bilgisi ve onayı dışında yaşanmaz. AKP Hükûmeti demokrasi mücadelesi verdiğini söylüyor. Eğer demokrasi mücadelesi verecekse öncelikle demokrasinin herkes için geçerli olduğunu, hak ve özgürlüklerin herkes için geçerli olduğunu, buraya seçilip gelen milletvekillerinin her birinin en az kendileri kadar meşru olduğunu kabul etmelidir, bu zihniyeti kafasından silmelidir. Bu soruşturmaların sorumlusu AKP Hükûmetinin ve Sayın Başbakanın DTP’ye yönelik tutumunun bir yansımasıdır, sorumlusu bunlardır. Eğer AKP Hükûmeti DTP milletvekiline elini vermeyen emniyet müdürünü zamanında görevinden alsaydı, polis memuru da bu telefon görüşmelerini suç unsuru diye kaydedip savcının önüne koymazdı. Eğer AKP Hükûmeti DTP milletvekillerine yönelik fiilî saldırıda bulunan, müdahalede bulunan, şiddet uygulayan polis memurlarını Batman’da, Urfa’da görevden alsa, haklarında soruşturma açsaydı, bugün bu polis memuru da DTP milletvekiliyle bir öğretim görevlisi arasındaki telefon görüşmesini suç kabul ederek kaydetmez, çözmez ve savcının önüne koymazdı ve o savcı da bunu sanki bir suçmuş gibi o öğretim üyesine sormazdı, utanırdı. Hukuk böyle sağlanmaz, adalet böyle sağlanmaz, demokrasi mücadelesi böyle sağlanmaz. Önce sizin kendi kafanızda herkesin hakkını teslim eden, demokrasiyi ve insan haklarını herkes için gerekli olan bir kural olarak kabul eden bir anlayışa gelmeniz lazım. Onun ötesinde yürüttüğünüz demokrasi mücadelesi sahtedir. Kimsenin buna inanacak tarafı da artık kalmamıştır.

Bugün kalkıp biz konuyu görüştüğümüzde “DTP’ye yönelik operasyon hukuki bir operasyondur. Savcılar gerekli soruşturmayı yapıyorlar. Yasalar ne gerektiriyorsa…” Bunu diyorlar. Yasalar bunu mu diyor? Yasalar bir öğretim üyesinin bir milletvekiliyle görüşmesini suç mu sayıyor? O milletvekili Kürtse, o milletvekili DTP’liyse, halktan 60 bin oyu alarak buraya gelmişse bile onu meşru saymamayı mı öngörüyor? Böyle bir yasa varsa gelin, önce bunu buradan kaldıralım. Böyle bir yasal düzenleme yok. Bunlar zihniyet sorunudur. Bunlar iktidarın uygulama sorunlarıdır ve iktidar bu tür uygulamaların sorumluluklarından kaçınamaz.

Onun için, diyorum ki burada, böyle, kâğıt üstünde üniversiteler açmakla uğraşacağımıza, önce zihinlerimizi temizleyelim, demokrasiye gerçekten inanalım, herkes için demokrasi diyelim, herkes için insan hakları diyelim, herkes için özgürlük diyelim. Bunu demediğimiz müddetçe beş değil beş bin tane üniversite açsak da bu ülke bu karanlık zihniyetten kurtulamayacaktır diyorum, hepinize teşekkür ediyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Gültan Kışanak (Diyarbakır). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.384)”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gultan-kisanak-23-2009-06-23-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-ili-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
