# 2004 yılında yaşanan tarımsal afetlerle ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Gürol Ergin (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim
- **Tarih:** 16 Haziran 2004
- **Gündem:** 2004 YILINDA YAŞANAN TARIMSAL AFETLERLE İLGİLİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-22-2004-06-16-2004-yilinda-yasanan-tarimsal-afetlerle-ilgili

> Gürol Ergin (CHP), 16 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2004 YILINDA YAŞANAN TARIMSAL AFETLERLE İLGİLİ); konuşma 1.641 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini açıklamak üzere, Grubum adına söz almış bulunuyorum; sizleri ve yüce ulusumuzu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün görüşmekte olduğumuz teklif, esas itibariyle, Yüce Mecliste, 25 Nisan 2004 tarihinde, yani, tam iki ay önce, yasalaşması kabul edilmeyen Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının ufak değişikliğe uğratılmış ve birkısım eklemeler yapılmış versiyonudur.

Kanun teklifiyle getirilen değişikliklerden ikisi dikkat çekicidir. Bunlardan birincisi, Orman Kanununun 17 nci maddesinde yapılan değişiklik, ikincisi ise aynı kanunun ek 8 inci maddesindeki değişikliktir.

Değerli milletvekilleri, 6831 sayılı Orman Kanununun 3373 sayılı Kanunla değiştirilen 17 nci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları Anayasa Mahkemesinin 17 Aralık 2002 tarihli kararıyla iptal edilmiş olduğundan, maddenin, iptal gerekçelerine uygun olarak yeniden düzenlenmesi gerekli olmuş ve Bakanlar Kurulu, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan tasarıyı Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmuştu.

Anayasa Mahkemesinin söz edilen maddeyi Anayasaya aykırı bularak iptal etmesine dayanak oluşturan olay, Orman Bakanlığının, İstanbul'da, devlet ormanı içerisinde bulunan bir alanda üniversite kurulmasına izin vermiş olmasıdır. Anayasa Mahkemesi, konuyu görüşmüş, ilgili yasanın 17 nci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarını Anayasaya aykırı bularak iptal etmiştir.

Anayasa Mahkemesinin iptaline karar verdiği 17 nci maddenin üçüncü fıkrasının birinci tümcesi şöyledir: "Turizm alan ve merkezleri dışında kalan devlet ormanlarında, kamu yararına olan her türlü bina ve tesisler için, gerçek ve tüzelkişilere, Tarım, Orman ve Köyişleri Bakanlığınca bedeli karşılığı izin verilebilir. Bu izin süresi 49 yılı geçemez."

Anayasa Mahkemesi iptal gerekçesini özetle şöyle açıklamaktadır: "Anayasanın 169 uncu maddesinde, devletin ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyacağı ve tedbirleri alacağı, bütün ormanların gözetiminin devlete ait olduğu, devlet ormanlarının mülkiyetinin devredilemeyeceği, devlet ormanlarının kanuna göre devletçe yönetileceği ve işletileceği, bu ormanların zamanaşımıyla mülk edinilemeyeceği ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamayacağı, ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme izin verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Anayasanın bu açık hükmüne karşın, Orman Kanununun 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının ilk tümcesi uyarınca, kamu yararının zorunlu kıldığı durumlarla ilgili herhangi bir çerçeve çizilmeksizin, turizm alan ve merkezleri dışında kalan devlet ormanlarında kamu yararına olan her türlü bina ve tesis yapılması için Orman Bakanlığınca, gerçek ve tüzelkişilere bedeli karşılığında izin verilebilmektedir.

Bu durumda, orman arazilerinin bedeli karşılığında tahsisi için, sadece, kamu yararının varlığı yeterli görülmekte; ancak, bu kavramın sınırlarının belirlenmemesi ve çerçevesinin çizilmemesi nedeniyle, idareye çok geniş takdir yetkisi tanınmış olmaktadır. Devlet ormanlarının gerçek ve tüzelkişilere tahsisinin, karayolları, telefon, elektrik, su, gaz, petrol boru isale hatları, savunma tesisleri, sanatoryum gibi öncelikli kamu hizmetlerinin ormandan geçmesi ya da anılan bina ve tesislerin orman arazileri üzerinde yapılması zorunluluğu bulunduğu hallerle sınırlı olması gerekir. Bir başka anlatımla, ancak kamu yararının bulunması ve zorunluluk hallerinde devlet ormanları üzerinde irtifak hakkı tesisine olanak tanınabilir.

Öte yandan, kamu yararı kavramının hangi durumları kapsadığının yasayla belirlenmesi gerekirken, bu yola gidilmeyerek, söz konusu kavramın kapsam ve içeriğinin tespitinin idareye bırakılması, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasanın 7 nci ve 169 uncu maddelerine aykırıdır ve iptali gerekir."

Değerli milletvekilleri, 25 Nisan 2004 tarihinde önümüze gelen yasa tasarısında ise, Orman Kanununun 17 nci maddesinin Anayasaya uygun hale gelmesi için, kamu yararına olduğu düşünülen tesisler alan olarak sayılmış ve bu çerçevede üçüncü fıkranın birinci tümcesi şöyle düzenlenmiş idi: "Savunma, ulaşım, enerji, madencilik, haberleşme, baraj, gölet, su, petrol, doğalgaz, çöp depolama, altyapı, sportif alan, ölçüm istasyonları, sağlık ve eğitim gibi öncelikli kamu yararı bulunan hizmetlerle ilgili her türlü yer, bina ve tesislerin devlet ormanları üzerinde bulunması veya yapılmasının zorunlu olması halinde gerçek ve tüzelkişilere bedeli mukabilinde Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilebilir."

Değerli milletvekilleri, yasa maddesi bu haliyle Anayasaya uygun hale getirilmiş olmadığından ve Anayasaya aykırılık aynen sürdürüldüğünden Genel Kurul bu tasarının yasalaşmasına onay vermemişti; çünkü, kamu yararına olduğu düşünülen sektör ve alanların sayısı çok geniş tutulduğu gibi, bununla da yetinilmemiş, tasarıda yer alan "gibi" ifadesiyle de, bu maddenin istenilen ya da gereken tüm alanlar için genişletilmesi mümkün hale getirilmişti. Ayrıca, orman içine kurulmasında kamu yararı ve zorunluluk bulunmayan sportif alanlar, sağlık ve eğitim kurumları da tasarıda, izin verilebilecek tesisler arasında sayılmaktaydı. Madde, düzenlenen haliyle, var olan, Anayasaya aykırı olarak orman arazisi üzerine kurulmuş olan birkısım eğitim ve sağlık kuruluşu ile sportif alana anayasal meşruiyet kazandırmaya çalışıyor izlenimini vermekteydi. Kaldı ki, var olanları legalleştirip meşrulaştırırken, ormanlarımızın çok değişik amaçlarla tahribine de geniş bir kapı açılıyordu. Oysa, yasa maddesi yeni düzenlemesiyle, yapılmak istenen hizmette öncelikli kamu yararını ararken, tesisin ormanda yapılmasında kesin zorunluluk bulunması koşulunu da birlikte aramak zorundaydı. Anayasaya uygunluk ancak bu durumda sağlanmış olurdu.

Değerli milletvekilleri, değindiğim nedenlerle ve Anayasanın ruhuna ve lafzına gerçekten uyabilmesi için, ilgili yasa tasarısının 25 Nisan 2004'te yapılan görüşmelerinde, 1 inci maddesinde yer alan "sportif alan" ifadesi ile "gibi" sözcüğünün çıkarılması, "sağlık ve eğitim" sözcükleri yerine de sadece "sanatoryum" ifadesinin kullanılması gerektiğini ifade etmiştik.

Değerli milletvekilleri, bugün görüşmekte olduğumuz teklifte, Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından oluşturulan altkomisyon birkısım düzeltmeler yapmış olmakla birlikte, yine de, uygulamada Anayasaya aykırılığa yol açabilecek düzenlemeler içermektedir.

Tasarıda sözü edilen "eğitim, sağlık ve spor tesisleri" ifadeleri teklifin 1 inci maddesinde "devlete ait eğitim, sağlık ve spor tesisleri" ifadelerine dönüştürülerek, Anayasaya uygunluk sağlanmaya çalışılmıştır. Belli oluyor ki, bu tesisler devlet adına kurulacak ve sonrasında özel işletmecilere devredilecektir.

Şimdi, hepinize sormak istiyorum: Hangi eğitim kurumu orman içerisinde yapılmak zorundadır? Hangi eğitim kurumunun ormanları tahrip ederek orman içerisinde yapılmasında, kamunun, halkın, toplumun çıkarı vardır? Canlı örnek önümüzde; Koç Üniversitesi, hangi zorunluluktan ötürü Rumelihisarında 160 dönümlük ormanı yok etti?! Koç Üniversitesinin 160 dönüm orman üzerine kurulmasında ne gibi zorunluluk vardı?!

Sağlık kuruluşu konusuna gelince; adı belirtilmek koşuluyla, yalnızca sanatoryum ve prevantoryum gibi sağlık kurumlarına orman alanlarında kurulma izni verilebilir. Bunlar dışındaki hiçbir sağlık kurumunun ormanlık alanda kurulmasında, ne zorunluluk ne de kamusal yarar bulunmaktadır. Kaldı ki, yasa teklifinde, sağlık kuruluşu olarak "sanatoryum" ifadesi zaten yer almaktadır.

Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesinde, orman üzerinde kurulması ya da ormandan geçmesi zorunluluğu, yalnızca kamu kurum ve kuruluşları için aranmakta, kamu kurumları sayılırken de, sanatoryum özel olarak belirtilirken, diğer sağlık kuruluşları, eğitim ve spor tesisleri söz konusu edilmemektedir.

Değerli milletvekilleri, teklifin 2 nci maddesiyle Orman Kanununun değişik 71 inci maddesinde yapılan değişiklikleri, orman yangınlarının söndürülmesine fiilen katılmış olanlara, ölenlerin kanunî mirasçılarına ve sakat kalanlara ödenecek tazminatları doğru düzenlemeler olarak görüyoruz. Bu çerçevede düzenlenen değişikliklerin, terörle mücadelede şehit düşen ve sakat kalanlar için de benzer biçimde düşünülmesi gerektiğini burada ifade etmek istiyorum.

Yine, değerli milletvekilleri, değişik 71 inci maddeyi değiştiren 2 nci maddeyle eklenen bir yapı da, yalnızca sınırlı sayıda çalışanı ve yılın belirli bir kesimini kapsayarak ormancılara ödemede bulunulmasını ifade etmektedir. Bu nedenle, fıkranın Çevre ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğünde ormancılık faaliyetinde çalışan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi tüm memurlara teşmilini ve tazminatın yıl süresince kesintisiz verilmesini daha doğru buluyoruz.

Değerli milletvekilleri, teklifin 4 üncü maddesiyle Orman Kanununun ek 8 inci maddesi değiştirilmektedir. Orman Kanununun ek 18 Kasım 2003 tarihinde kabul edilen ek 8 inci maddesi, Millî Parklar Kanununa tabi alanlarda bulunan yerler ve bu yerler üzerindeki yapı ve tesisleri kiralayanların, kiralanan alan miktarının 5 katı kadar ağaçlandırma yapmasını zorunlu kılıyordu. Değişiklik teklifiyle, kiracıların ağaçlandırma zorunluluğu kaldırılmakta, kiracılara her yıl yıllık kira bedelinin yüzde 5'i tutarında bir ödemeyi ağaçlandırma bedeli olarak, sözleşme süresince, kira ödeme dönemlerinde Çevre ve Orman Bakanlığının ilgili hesabına yatırma zorunluluğu getirilmektedir. Açıkçası, kira bedelinin yüzde 5 artırılması karşılığında ağaçlandırma yapılmasından vazgeçilmektedir. Bu kabul edilemez düzenleme iktidarın ve Çevre ve Orman Bakanlığını yönetenlerin mantalitesini tam olarak yansıtmaktadır. Kısaca tanımlarsak, her şeyi paraya çevirme anlayışının tezahürüdür. Biz bu mantaliteyi hükümetin 2/B konusundaki düşünce ve davranışlarından gayet iyi bildiğimiz için yadırgamadık; ama, kabul etmemiz de mümkün değildir. Hele geçtiğimiz günlerde, Bakan Sayın Pepe'nin basında yer alan ifadeleri doğrusu oldukça düşündürücü. Sayın Bakan "bana Mersin'i, Antalya'yı, Muğla'yı, İstanbul'u verin; Türkiye'yi sıçratayım" diyor ve devam ediyor "her şey para, para, para..."

Değerli arkadaşlarım, sıkıntı işte burada başlıyor, her şeyin para olmadığını anlayamamakta yatıyor. Değerli milletvekilleri, ülke çıkarı olan yerde, halkın yararının düşünüldüğü yerde para her şey olamaz, hatta, yeri gelir hiçbir şey olamaz. Nitekim 2/B konusundaki Anayasa değişikliği görüşmeleri sırasında verdiğimiz önerge ve yaptığımız konuşmalarla görüşlerimizi açıkladığımızda İktidar Partisi sözcüleriyle aramızda bu anlamda çok ciddî farklar olduğu ortaya çıkmıştı. O günkü görüşmelerde belirttiğimiz ve önergeyle de ortaya koyduğumuz görüşlerimizi bir kez daha belirtmek isterim.

2/B alanları halen iki türlü kullanılmaktadır: Birkısım araziler orman köylüleri tarafından zilyetlik dolayısıyla tarımsal amaçlı olarak kullanılırken, yani, üzerinde halen orman köylüleri yaşarken, birkısım araziler de kentlerin çevresinde imarlı ya da kaçak inşaat biçiminde yapılaşarak iskân alanı olarak kullanılmaktadır. Hükümet tüm 2/B alanlarını satarak paraya kavuşturmak istemekte, bu alanlar üzerinde yaşam savaşımı veren fakir orman köylüsünün üzerinde yerleştiği, yaşadığı alanları alıp alamayacağı onu hiç ilgilendirmemektedir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, dün olduğu gibi bugün de tüm açıklığıyla bir kez daha yineliyoruz: 2/B arazileri orman köylülerine, zilyetlik durumuna göre, işledikleri arazilerin tarımsal amaçlı kullanılması kaydıyla bedelsiz verilmelidir; çünkü, orman köylüsü, üzerinde yaşadığı ve bizzat kullandığı 2/B arazilerini alabilecek maddî güçten yoksundur. Bu arazilerin satışa sunulması, orman köylüsünü, uzun yıllardır üzerinde yerleştiği, tarım yapıp, geçimini zar zor sağlamaya çalıştığı toprağından eder. İskân alanı olarak kullanılan diğer alanların satılması durumunda da elde edilecek gelir, orman köylülerinin kalkındırılmasında, orman kadastrosunun tamamlanmasında, orman niteliğini yitirdiği gerekçesiyle orman alanı dışına çıkarılan alan kadar yeni orman alanı oluşturulmasında, eski orman alanlarında çarpık yapılaşma biçiminde oluşan beldelerin planlanması, teknik ve sosyal altyapılarının gerçekleştirilmesinde kullanılmalıdır.

2/B konusunda sözlerimi şöyle tamamlamak istiyorum: Bu kanun teklifleri geldiği zaman, Sayın Salih Kapusuz'un da imzasının bulunduğu bir teklif daha gelmişti ve bu teklifte, bütün 2/B alanlarından ecri misil alınması öngörülüyordu. Gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda gerekse altkomisyonda, arkadaşlarımızın çalışmaları sonucunda, bu teklif geri çekilmiştir; iyi de olmuştur; çünkü, teklifi getiren arkadaşlarımız, fakir olduğu hepimizce bilinen, 300 dolar dolayında bir yıllık gelirle geçimini...

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - 150-300 dolar...

GÜROL ERGİN (Devamla) - 300 doların altında değil mi? "150-300 dolar" diyor Sayın Komisyon Başkanım; teşekkür ediyorum.

Bu insanların ecri misli ödemelerine olanak yoktu; bu bakımdan, geri çekilmesi de doğru olmuştur.

Değerli milletvekilleri "yaş kesen baş keser" anlayışı içerisinde, sizleri ve Yüce Türk Ulusunu saygıyla, sevgiyle selamlıyor, hepimizi ormanların değerini bilmeye çağırıyorum; saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Gürol Ergin (CHP, Muğla). “2004 yılında yaşanan tarımsal afetlerle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-22-2004-06-16-2004-yilinda-yasanan-tarimsal-afetlerle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
