# Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Gürol Ergin (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mayıs 2005
- **Gündem:** TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.877)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-22-2005-05-04-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanunda

> Gürol Ergin (CHP), 4 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.877)); konuşma 1.417 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 9 uncu maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve kendi adıma söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, sizi ve Yüce Ulusumu saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti, iktidara geldiğinden beri, ne yazık ki, Türkiye'de, bilim kurumlarını etkisi altına alma konusunda elinden gelen her türlü çabayı gösteriyor. Biliyorsunuz, uzun süre Yüksek Öğretim Kanunu, Yükseköğretim Kurulu ve üniversiteler gündemin baş sırasına oturtuldu. Yükseköğretim Kuruluna ve üniversitelere müdahale edebilmek ve iktidar güdümünde bir üniversite yaratabilmek için ciddi çabalar harcandı; ama, gerek Cumhuriyet Halk Partisinin haklı ve etkin muhalefeti ve gerekse üniversitelerimizin ve duyarlı bilim insanlarımızın etkin ve yoğun çabaları sonucu iktidar bu olumsuz girişiminde başarılı olamadı. İktidar şimdi aynı haksız çabayı TÜBİTAK için gösteriyor. TÜBİTAK olayında da Adalet ve Kalkınma Partili iki milletvekilinin getirdiği teklifte hiçbir haklı gerekçe yoktur, hiçbir hukuksal haklılık yoktur. Getirilen düzenlemenin gerekçede belirtilenleri yerine getirmeyle hiçbir bağlantısı yoktur. Gerekçe, TÜBİTAK'ın bugüne kadar yaptığı çalışmalarla beklenen gelişmeleri sağlayamadığı temeline oturmaktadır. Eğer bu gerekçe nedeniyle TÜBİTAK yönetimi değiştirilecekse aynı gerekçeyle bugünkü hükümetin çoktan değişmesi gerekirdi. Çünkü, hükümet, halkın hiçbir beklentisini karşılayamamış, halkı, üç yıl öncekinden daha da perişan etmiştir.

Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu, Başbakanlığa bağlı, yönetsel ve malî özerkliğe ve tüzelkişiliğe sahip ve müspet bilimlerde araştırma ve geliştirme etkinliklerini ülke kalkınmasındaki önceliklere göre geliştirmek, özendirmek, düzenlemek, eşgüdüm sağlamak, bilimsel ve teknik bilgilere erişmek ve erişilmesini olanaklı kılmak amacıyla, 278 sayılı Kanunla kurulmuştu. Kurum, özerkliğe sahipti; Bilim Kurulu, Başkanlık, araştırma grupları, araştırma merkezleri, enstitüler ve benzeri birimlerden oluşturulmuştu. Biliyorsunuz, iktidarın kurum üzerinde etkinlik kurma anlayışına dayalı çabaları, ilk olarak Kurumun süresi dolan Başkanının ve Bilim Kurulu üyelerinin yeniden seçilmesi ve atanması sürecinde ortaya konulmuş, iktidar, bu çabalarıyla, TÜBİTAK'ta defacto bir durum yaratmıştır. Bu konuda yaşanan olayları özetlemek isterim.

278 sayılı Kanunun 498 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle değişik 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre, Kurum Başkanının, söz konusu fıkrada dile getirilen nitelikleri taşıyanlar arasından Bilim Kurulunca seçilmesi ve Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanınca atanması gerekmektedir. Kurum Başkanlığı görevini sürdürmekte olan Prof. Dr. Namık Kemal Pak'ın görev süresi 30 Mayıs 2003 tarihinde dolacağından ötürü, Bilim Kurulu, 1 Şubat 2003 tarihli toplantısında, Sayın Pak'ı oybirliğiyle -dikkat ediniz, oybirliğiyle- yeniden Başkanlığa seçmiş ve bu kararı 6 Mayıs 2003 tarihinde Başbakanlığa bildirmiştir; ancak, Başbakan, bu bildirimden sonra, atama için Cumhurbaşkanına herhangi bir öneride bulunmamıştır. Başlamış olan bir idarî sürecin, hukuken geçerli bir neden olmadan durdurulması mümkün ve hukukî değilken, başlamış olan bu süreç, Başbakanın Cumhurbaşkanına öneride bulunmaması nedeniyle durdurulmuştur. TÜBİTAK'ı istediği şekle sokma amacını, bu hukuksuz tutumuyla da tam gerçekleştiremediği anlayışında olan iktidar, TÜBİTAK'ı tam bir etkinlik alanı olarak oluşturma çabalarına, süresi biten Bilim Kurulu üyelerinin yerine seçilen yeni üyeleri atamayarak devam etmiştir.

Sayın Başbakan, 30 Ekim 2003 tarihli yazısıyla, Bilim Kurulunun seçildiği toplantının Başkan Yardımcısının başkanlığında yapıldığını, Başkan Yardımcısının kurul üyesi olmaması nedeniyle toplantıya başkanlık edemeyeceğini, bu nedenle, toplantıda karar yetersayısı olmadığını, başkanlık ile Bilim Kurulu üyeliklerine seçimin Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuş olan yasa tasarısı yasalaştığında bu yasa hükümleri doğrultusunda yapılacağını bildirmiştir. Yani, henüz, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasalaşmayan bir yasaya dayandırmıştır.

Sayın Başbakanın sözünü ettiği yasa tasarısı ise 12 Kasım 2003 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiş; ancak, Anayasaya ve hukukun genel ilkelerine aykırılığı nedeniyle Cumhurbaşkanı tarafından iade edilmiş, Anayasa Mahkemesi tarafından da Anayasaya aykırı bulunarak yürürlüğü durdurulmuştur.

Bir hukuk devletinde, hiç kimsenin, keyfî bir biçimde, başlamış bir idarî işlem sürecini durdurmaya hakkı yoktur, olmamalıdır. Sadece yargı organları, bir hukuka aykırılık olduğu zaman süreci kararlarıyla keserler; ama, burada, Başbakanlık, süreci sanki yargı organıymış gibi kesmiştir.

Sayın Başbakanın ortaya çıkardığı bu sorun, yasada seçime ilişkin yöntemin bir kerelik değiştirilmesi ve Başbakanın boşalan kurul üyeleri için bu üyeleri doğrudan seçme ve göreve atama, başkan için ise Cumhurbaşkanına isim önerme yetkisiyle donatılması suretiyle çözülmeye çalışılmıştır.

Burada bir kamu yararı söz konusu değildir. Burada, yalnızca, iktidarın kafasındaki siyasî yarar gözetilmiştir. Hiç kimsenin, Türkiye Cumhuriyetinde devlet erkini, kendisinin ya da mensubu olduğu siyasî yapının siyasal, öznel çıkarları için kullanmaya hakkı yoktur.

Şimdi, bugünkü duruma gelelim. Getirilen düzenleme, Kurumun özerkliğini ortadan kaldıracak son derece tehlikeli bir düzenlemedir. Oysaki, bilim kurullarının özerkliğinin korunması, özenle dikkat edilmesi gereken, öncelikle gerçekleştirilmesi gereken bir husustur.

Bütün bu getirilen düzenlemeler, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarının hukuk devleti ilkesini gözardı etmeye ne kadar hevesli olduğunu, bu ilkeyi gerçekleştirme konusunda ne kadar özensiz bulunduğunu, kadrolaşma konusunda ne kadar hevesli olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu özensizliğin TÜBİTAK gibi çok önemli bir bilim kurumuyla ilgili bir düzenleme yapılırken gösterilmesi, ayrıca üzülmemiz gereken bir husustur.

Getirilen düzenlemeyle, gözümüz gibi sakınmamız gereken bu kurum, bugün tamamen siyasallaştırılmakta, tamamen bilimsellik dışına çıkarılmaktadır. Siyasallaştırılmaktadır; çünkü, Bilim Kurulunun 14 üyesinin 7'sini Başbakan doğrudan atamaktadır. Bilimsellik dışına çıkarılmaktadır; çünkü, Bilim Kurulu için Yükseköğretim Kuruluna yalnızca 1 üye önerme hakkı tanınırken Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine 2 üye önerme hakkı tanınmaktadır. Ayrıca, örneğin, bir Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odası Birliğine, bünyesinde 300 000'in üzerinde mühendis ve yüksek mühendis üye bulunduran bir kuruluşa hiçbir üye önerme hakkı tanınmamaktadır. Ayrıca, YÖK Genel Kurulu, yasanın yayımlanmasını izleyen 15 gün içinde aday belirleyemezse, YÖK'e ayrılan 1 üyelik kontenjan da, yine, Başbakan tarafından kullandırılmaktadır.

Bakınız, getirilen yasa teklifinin madde gerekçeleri kısmında, Bilim Kurulunun oluşumuna ilişkin 4 üncü maddenin gerekçesinde ne söyleniyor: "278 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine göre, Bilim Kurulunun boşalan üyeliklerinin seçimi yine Bilim Kurulu tarafından yapılmaktadır. Ancak, bu yöntem zaman içinde kapalı bir döngüye yol açmakta, Bilim Kurulu ve Kurumun etkinliklerinin dar bir çevre içinde kalmasına neden olabilmektedir."

Değerli arkadaşlarım, Bilim Kuruluna yeni üye seçimini bilime uygun bulmayarak reddeden, Bilim Kuruluna bırakmayan zihniyet, bu yetkiyi Başbakana veriyor; böylece de bilimselliği sağlamış oluyor. Bravo doğrusu!

Sayın Bakan, bugüne kadar yaşanan gelişmeyi yeterli görmediklerini, bilimde çok daha ileri gelişmeler için bu yasa değişikliğini yapmak istediklerini söylüyor. Ne kadar boş bir hayal, ne kadar gerçekçilikten uzak bir yaklaşım! TÜBİTAK Bilim Kurulunun Başbakan tarafından atanmasıyla, birdenbire bir sihirli değnek ortaya çıkacak ve Türkiye'ye bilimde çağlar atlatacak! Bilime bilimdışı yaklaşım ancak bu kadar olabilirdi!

Bu yasa teklifi, Kurumun özerkliğine son veren, Başbakana bağlı bir kurum yaratan tekliftir. Bu yasa teklifi, bilimsel bir kuruluşu siyasallaştıran bir tekliftir. Bu yasa teklifi, TÜBİTAK'ı bitiren, bilime sırtını dönen, bilimi katleden bir yasa teklifidir.

Sayın Bakan "bırakın da, Başbakanın seçme hakkı olsun; kurulun tamamı, şu anda, tamamen Başbakan tarafından atanıyor; üstelik, yasa değişikliğine göre, atanacakların 3'ü de TÜBA'dan olacak" diyor ve TÜBA'yı bize anlatıyor. Evet, Bilim Kurulu üyelerinin tamamı, var olan yasaya göre, Başbakan tarafından atanıyor; ama, bir farkla, Bilim Kurulunun önerdiği isimler arasından atanıyor, yoksa, Başbakanın kendi ölçülerine göre yaptığı seçime göre değil. Ayrıca, var olan yasaya göre, atanan 12 üyenin 4'ü TÜBA üyeleri arasından seçilirken, teklife göre, Bilim Kurulu üyesi sayısı 14'e çıkarılırken, TÜBA üyesi sayısı ise 3'e indiriliyor. Bugünkü Sayın Başbakanın devletin en yüksek bürokratı olarak atadığı profesör unvanlı kişinin kamuoyuna yansıyan tutumları ve iki üniversitenin yetkili kurullarının bu kişinin aşırma suçunu işlediği şeklindeki araştırma sonuçlarını düşündüğüm zaman, TÜBİTAK'ın geleceğine ilişkin kaygılarım eleme dönüşüyor.

Yasa teklifinin genel gerekçesinde şu ifadeler yer alıyor: "Günümüzde, bilimsel ve teknolojik etkinliklerin sonuçlarının ticarî değere dönüşmesi, bilimin refaha katkı sağlamasındaki olmazsa olmaz koşullardan biridir. Geçmişten beri, icat ve keşifler, onları gerçekleştiren mucit ve kâşiflerin isminden çok daha fazla oranda, onları insanlığın kullanımına ilk sunan ticarî markalarla isimlendirilmektedir." Bu tasarının birinci gerçek gerekçesi bilimde siyasal kadrolaşmayı sağlamak ise, ikinci gerçek gerekçesi de, bu iki tümcede belirginleşmektedir.

Özetle söylemem gerekirse, gerekçe, yasa teklifini hazırlayanların konuya bilim adamı gözüyle değil, siyasetçi ve tüccar gözüyle baktıklarını ortaya koyuyor; ticarete ve tacire, bilime ve bilim adamına verilenden daha fazla değer verildiğini belgeliyor. O zaman, bu yasaya yakışan isim "Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu" değil "Türkiye Ticarî ve Teknolojik Araştırma Derneği" olmalıdır! Böylece, ticaretten iyi anladığını hepimizin çok iyi bildiği Sayın Başbakan, yapacağı atamalarda hem daha rahat davranır hem daha uygun isimleri atar. Dahası, geçmişte İstanbul Belediyesinde birlikte çalışıp da, henüz bir yerlere yerleştiremediği isimlere, o arkadaşlarına da bir yer bulmuş olur.

Değerli arkadaşlarım, aslında, polemik tarzı konuşmanın hoş olmadığını biliyorum; ama, burada, iki arkadaşım, çok ciddî polemiğe yer açacak konuşmalar yaptılar. İzin verirseniz, çok kısa o konulara değinmek istiyorum.

Otuzaltı yıllık bilimsel yaşamımda hiç karşılaşmadığım bir bilimsel tanımı Sayın Şahin Hanımefendi buradan ifade etti; dedi ki: "Bilim ve teknik, müspet ilimdir." Bundan daha güzel bir bilim tarifini, herhalde bugüne kadar insanlık tarihinde hiç kimse bulup çıkaramamıştı! Sonra, buraya gelen bütün sözcüler, bizim, konuyu iki hususa indirgediğimiz üzerinde durdular. Bunlardan biri TÜBİTAK'ı siyasallaştırmak, diğeri de TÜBİTAK'ta kadrolaşmak. Vicdanı olan hepinize soruyorum: Bu yasa teklifinin başka bir amacı ve anlamı var mı?! Getirilen değişiklik maddelerine bakın, bunun dışında bir anlam ifade etmekte mi?!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Gürol Ergin (CHP, Muğla). “Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-22-2005-05-04-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanunda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
