# Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Gürol Ergin (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim
- **Tarih:** 1 Haziran 2005
- **Gündem:** TARIM SİGORTALARI KANUN TASARISI (S.S.879)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-22-2005-06-01-tarim-sigortalari-kanun-tasarisi-s-s-879

> Gürol Ergin (CHP), 1 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM SİGORTALARI KANUN TASARISI (S.S.879)); konuşma 1.261 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri ve Yüce Türk Ulusu, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Tarım Sigortaları Kanunu Tasarısı üzerinde Grubumun, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun ve kendimin görüşlerini açıklayacağım.

Değerli milletvekilleri, tarım, diğer tüm sektörlerden ayrı bir özelliğe sahiptir. Bu özellik, tarımsal üretimin, üreticinin kontrolünde olmayan birçok doğa koşullarına bağlı oluşudur. Teknolojisi ne kadar ileri gitmiş olursa olsun, herhangi bir ülkede tarımı doğa koşullarının kontrolünden tam olarak çıkarmak mümkün olmamaktadır. Bu nedenden ötürü de tarımsal üretimin -bitkisel olsun, hayvansal olsun- karşılaşabileceği riskleri önleyici birçok önlemler tüm ülkelerde alınmaktadır; bizim ülkemizde de 5254 sayılı Muhtaç Çiftçilere Ödünç Tohumluk Verilmesi Hakkında Kanun vardı; ancak, Uluslararası Para Fonunun direktifleri doğrultusunda 20 Haziran 2001 tarihinde bu kanun yürürlükten kaldırıldı, bunun yerine 2090 sayılı Tabiî Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun getirildi; ancak, hepinizin de benim kadar bildiğiniz gibi, bu kanun da çiftçilerimizin uğradıkları zararları karşılamada yeterli olamadı. Bu nedenlerden ötürü, tarım sigortaları son derece önemli olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Ben, sözlerimin başında, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim, öteden beri ülkemizde gerçekleştirilmesini dilediğimizi ifade ettiğimiz bu tarım sigortaları yasasını hazırlayıp bugün Meclisimizin onamasına sunduğu için Sayın Bakana ve ekibine teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu yasada bize göre birkısım düzeltilmesi gereken noktalar vardı; bunun komisyonlarda görüşülmesi sırasında ifadesinde bulunduk; ancak, başarılı olamadık. Bu neydi; onu özellikle söylemek isterim. Biliyorsunuz hiçbir ülkede tarımsal sigortalar tamamen sigortalı olacak kişilerin primlerine bağlı olarak yürütülmüyor; hemen her ülkede bu primlerin ciddîye alınacak bir kısmı o devletler tarafından katkı olarak veriliyor. Bu katkı yüzde 50'lerle yüzde 80'ler arasında değişiyor.

(x) 879 S. Sayılı Basmayazı tutanağın sonuna eklidir.

O bakımdan, bizde de böylesi bir katkının olması; ama, bu katkının özellikle ödeme yeteneğinde olmayan küçük çiftçileri kapsayacak biçimde olması gerekirdi. Biz bunun yasaya girmesini sağlayamadık; ancak, bugün burada vereceğimiz bir önergeyle de yasaya böylesi bir maddenin alınmasını sizlerden talep edeceğiz.

Bunu, şunun için söylüyorum: Değerli arkadaşlarım, Türk çiftçisi, hepinizin bildiği, hepinizin köylerinize, ilçelerinize gittiğiniz zaman gördüğünüz gibi, son yılların en sıkıntılı dönemini yaşıyor, çiftçi bunalmış durumda. Şimdi, bu kadar bunalmış durumdaki bir çiftçiye "priminin şu kadarını sen öde" dediğiniz zaman bunu ödetemezsiniz.

O kadar ilginç ki, yasanın 17 nci maddesinde diyor ki, tarım sigortası yaptırmayan üreticiye, biz, Afet Yasasını, 2090 sayılı Yasayı da uygulamayacağız. Değerli arkadaşlarım, küçük çiftçinin bu primi ödeyemeyeceğini baştan biliyoruz. Şimdi, bu şekilde bir ifadeyi bu yasaya koymakla büyük yanlış yapılmıştır.

Bu bakımdan, küçük çiftçilerin primlerinin, hiç olmazsa, beş yıllık bir süre için devlet tarafından karşılanması zorunluluğu bulunmaktadır.

İkincisi, değerli arkadaşlarım, tarım sigortaları için ayrılan kaynak miktarını da biz son derece yetersiz buluyoruz. Bakınız, 2006-2010 yılları arasını kapsayan Tarım Strateji Belgesinde, tarımsal desteklerin gayri safî millî hâsılanın yüzde 1'i kadar olacağı ve sigorta desteğinin de bu yüzde 1'in yüzde 5'i olacağı ifade ediliyor ki, bu, son derece düşük bir rakamı ifade ediyor; yaklaşık olarak söylersem, yaklaşık 125 000 000 dolara karşılık geliyor. Oysa, yapılan çalışmalar, bu konuda uğraş verenlerin yaptığı çalışmalar, devlete düşecek prim miktarının 400 trilyon lira dolayında olmasını kesin zorunluluk olarak ortaya koyuyor.

Değerli arkadaşlarım, tarım sigortalarından söz ederken, tarımımızın genel durumundan, çiftçimizin genel durumundan söz etmek hepimizin boynunun borcu.

Şimdi, bakınız, biraz önce, Türk çiftçisinin tarihin en sıkıntılı dönemini yaşadığını ifade ettim. Devlet İstatistik Enstitüsü 2003 rakamlarını açıkladı. Değerli arkadaşlarım, buna göre, Türkiye'de, 894 000 kişi aç, resmen aç; 19 400 000 kişi de yoksul. Bu açlara ve yoksullara baktığınız zaman, kırsal kesimde oranın kentsel kesimlerden daha yüksek olduğunu görüyorsunuz. Şöyle söyleyeyim: Kırsal kesimde aç sayısı 2002'de 550 000'ken, ekonominin düzeldiği tarafınızdan ifade edilen 2003 yılında 584 000'e yükselmiş. Kırsal kesimde aynı dönemdeki yoksul sayısı 9 429 000'den 10 081 000'e yükselmiştir. Bir başka deyişle, Türkiye'deki hanelerin, yani evlerin yüzde 23'ü yoksulluk düzeyindedir. Dilerim, bu açıklamaları yaptığı için Devlet İstatistik Enstitüsüne herhangi bir şekilde sıkıştırıcı bir tavırla baskıda bulunulmaz.

Değerli arkadaşlarım, durum niye böyle; bu durumun en başta gelen nedeni, kırsal kesime yapılan desteklerin azaltılmasıdır. Türkiye'nin 9 Aralık 1999'dan bu yana IMF ne istiyorsa kelimesi kelimesine, virgülü virgülüne yapmak durumunda kalması, 57 nci, 58 inci, 59 uncu hükümetler için IMF'nin söylemlerinin buyruk anlamına gelmesi, bu sonucu doğurmuştur. Doğurmuştur; ama, bakın, IMF son raporunda ne söylüyor; bize her şeyi yaptıran, her şey iyi olacak, bunları yapın diyen IMF, altı yılın sonunda neler söylüyor, diyor ki: "Dikkatli olun, kamunun borç stoku çok yüksek, cari işlemler açığınız çok büyük, faiz oranları aşağı iniyor; ama, birden tırmanışa geçerek özel kesimde de, kamu kesiminde de şok yaratabilir. Türk ekonomisinde kırılganlık hâlâ sürüyor." Bunu söyleyen, bize her istediğini yaptırtan; ama, altı yılın sonunda, bir arpa boyu gelişmişlik yolu almadığımızı ortaya koyan, Uluslararası Para Fonu. Haa, ne yapacaksınız diyor; bu kırılganlıktan çıkmak için de şunu yapmanız gerekir diyor: "Memura, emekliye, işçiye, esnafa, çiftçiye para vermeyeceksiniz" diyor. Buğday tabanfiyatı niye açıklanmadı diye soruyor bazıları; buğday tabanfiyatının açıklanmamasının en büyük nedeni, işte, IMF'nin bu ortaya koyduğu sakıncalar ve o sakıncalara karşı gösterdiği çaredir.

Değerli arkadaşlarım, burada, benden önce, başka yasalar çerçevesinde konuşan arkadaşlarım da bu buğday konusuna girdiler; elbette ki, ben de gireceğim; çünkü, buğday, bizim halkımızın çok büyük kısmını ilgilendiriyor. Türkiye'deki tarlaların yüzde 70'i hububata ayrılıyor; bu kadar önemli. Bunun üzerinde, ciddî olarak durmamız gerekiyor.

Şimdi, bakınız, bu kürsüden, 15 Mayıs 2003 tarihinde yaptığım bir konuşmadan gelerek, bugünkü vahim durumu ortaya koyacağım. Ben, bu kürsüde, 15 Mayıs 2003'te şöyle söylemişim: Önümüzdeki günlerde Çukurova'da buğday hasadı başlayacakken, 400 000 ton Alman ve Kazak buğdayı dışalımında bulunmak bir tek etkide bulunur; buğdayın fiyatını düşürmek. Nitekim, piyasada 400 000 liraya kadar çıkan buğdayın fiyatı, bugünlerde, Çukurova'da 340 000'e, Şanlıurfa'da 280 000 liraya düşmüştür.

Değerli arkadaşlarım, iki yıl önce, buğdayın fiyatını 340 000 liraya düşürdünüz diye ben burada feryat etmişim. Hani, nerede, 340 000 lira fiyatı bulamıyor bugün Türk çiftçisi... Aradan iki yıl geçmiş... İki yıl sonra, bu fiyat yok; hiçbirinizin bölgesinde yok bugün bu fiyat. Fiyatlar, Türkiye'de, bugün, 270 000 lira ile 320-325 lira arasında değişmektedir.

Sayın Başbakan, çok büyük bir müjde olarak, mazota 300 000 lira destek vereceğini söyledi.

Değerli arkadaşlarım, eğer buğdayın fiyatı iki yıl önce 400 000 lira, bugün 270 000 liraysa, sizin mazotta vereceğiniz destek ne anlam ifade ediyor?! Sizin buğdaya kiloda 30 000 lira olarak vereceğiniz destek ne anlam ifade ediyor?! Hangi fiyatın üzerine o desteği vereceğiniz de belli değil.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, prim verilirken, bunun bir anlamı vardır, bilimsel bir tanımı vardır; niçin, ne kadar verilir... Siz bir hedef fiyat belirlersiniz; buğdayın hedef fiyatı 400 000 lira, müdahale fiyatım da 300 000 lira, eğer buğday piyasada 400 000 lirayı bulmazsa aradaki farkı ben veririm dersiniz; ama, 300 000'e düştüğü zaman da doğrudan müdahalede bulunursunuz. Bunu hangi ortamda yaparsınız; tam anlamıyla gelişmiş bir borsa ortamında yaparsınız. Şimdi, Türkiye'de borsa olan yerlerde buğday 320 000-330 000'i buluyor, borsa olmayan yerlerde 260 000-270 000 lira. Hangisine 30 000 lira veriyorsunuz; hepsine. Şimdi bu hak mı, doğru mu?!

Değerli arkadaşlarım, gelelim şimdi, mazota. Mazota 300 000 lira destek veriyorsunuz. Mayıs 2004 mazot fiyatı 1 476 000 lira, Mayıs 2005 fiyatı 1 900 000 lira. Aradaki fark yaklaşık 450 000 lira. Siz ne vermişsiniz; 300 000 lira. Buğdayın fiyatı düşmüş, mazotun fiyatı 450 000 lira çıkmış, mazot artışı yüzde 35 olmuş; siz, mazotta, çiftçi için yalnızca yüzde 15 bir indirim yaparak, bir anlamda, sanki, o çiftçinin gözünü boyamaya çalışıyorsunuz! Bunun, çiftçi için hiçbir anlam ifade etmediğini, gittiğinizde köylerinizde göreceksiniz. Mutlaka da yaşıyorsunuz; çünkü, biz de görüyoruz, yaşıyoruz. Mazot desteği verdim diyebilmesi için hükümetin, kesinlikle mazottan ÖTV almaması gerekir. Bunun doğru yolu budur. Özel Tüketim Vergisini senden almıyorum kardeşim dediğiniz zaman, çiftçiye mazot desteğinde bulunmuş olursunuz.

Değerli arkadaşlarım, sonra, mazota hadi bu desteği verdiniz, sağ olun diyelim; nereden veriyoruz? Bu çiftçinin 16 000 000 lira dönüm başına olan doğrudan gelir desteği, nasıl oldu da 10 000 000 liraya düştü?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Gürol Ergin (CHP, Muğla). “Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 1 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-22-2005-06-01-tarim-sigortalari-kanun-tasarisi-s-s-879 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
