# 2006 merkezi bütçe kan.tas.(dışişleri bak., tarım ve köy işleri bak.,tarım reformu genel müd.,köy hizmetleri gen.müd.) onikinci tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Gürol Ergin (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim
- **Tarih:** 21 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(DIŞİŞLERİ BAK., TARIM VE KÖY İŞLERİ BAK.,TARIM REFORMU GENEL MÜD.,KÖY HİZMETLERİ GEN.MÜD.) ONİKİNCİ TUR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-22-2005-12-21-2006-merkezi-butce-kan-tas-disisleri-bak-tarim-ve-koy-isleri-bak-t

> Gürol Ergin (CHP), 21 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(DIŞİŞLERİ BAK., TARIM VE KÖY İŞLERİ BAK.,TARIM REFORMU GENEL MÜD.,KÖY HİZMETLERİ GEN.MÜD.) ONİKİNCİ TUR); konuşma 1.870 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleri; Tarım ve Köyişleri Bakanlığının 2006 yılı bütçesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, sizleri, Yüce Türk Ulusunu ve eli öpülesi Türk çiftçisini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Sayın Başbakanın ve Sayın Maliye Bakanının, ekonomiye ve tarıma ilişkin değerlendirmeleri, Türk çiftçisinin ne duruma düşürüldüğünün iktidar tarafından ikrarından başka bir anlam taşımamaktadır. Sayın Unakıtan, iktidarda bulundukları üç yıl içinde tarım kesiminde 1 719 000 kişilik istihdam azalışı yaşandığını açıklamakla, aslında, uyguladıkları politikalarla insanları çiftçilikten nasıl uzaklaştırdıklarını açıkça ifade etmiştir. "Öyle fasa fiso yok" diyen Sayın Bakan, son üç yılda, 1 aylık asgarî ücretle yüzde 58 daha fazla ekmek, yüzde 42 daha fazla şeker, yüzde 63 daha fazla süt, yüzde 34 daha fazla et alındığını belirtmiştir. Doğruluğu bir yana, bu söylemiyle Sayın Bakan ve yaptığı konuşmayla ona destek çıkan Sayın Başbakan, halkın satın alma gücünün arttığını belirttiklerini zannederlerken, aslında, son üç yılda tüm tarımsal ürün fiyatlarını ne derece düşürdüklerini ifade etmiş oldular. Çiftçinin, bugün feryat edişinin gerekçesini okudular.

Sayın Maliye Bakanı, iktidara geldiklerinde Ziraat Bankası kredilerinin yüzde 59 olduğunu, şimdilerde ise, faizlerin yüzde 8-15 aralığına düşürüldüğünü söyledi. Bu, doğru değildir. Çünkü, ziraî kredi faizi, bugün, yüzde 20'dir. Yüzde 8-15 olan, özel üretimler için uygulanan istisnaî faiz oranlarıdır. Verdiği rakamın yanlışlığı bir yana, Sayın Maliye Bakanına şunu da anımsatmak isterim: Önemli olan, faiz oranının yüzde kaç olduğu değil, enflasyon oranının üstünde olup olmadığıdır. Çünkü, enflasyon oranının üstündeki bir faiz oranıyla alınan krediyle tarım yapılamaz. Konuya bu şekilde bakınca gördüğümüz şudur: 1995 yılında enflasyon yüzde 88 iken faiz oranı yüzde 50'dir; ama, 2003 yılında enflasyon yüzde 13,9 iken faiz oranı yüzde 39, 2004 yılında enflasyon yüzde 10 iken faiz oranı yüzde 28, 2005 yılında enflasyon yüzde 8 iken faiz oranı yüzde 20'dir; yani, Sayın Bakan boşuna övünmektedir.

Sayın Başbakan da konuşmasında faizlerden söz ederken, kendisine yanıt veren bir milletvekiline bu kürsüden, "ayıptır ya, ayıptır ya; yani bilerek konuşun, bilmeden konuşmayın" diye hitap ediyor. Ne üzücü ki, Sayın Başbakan da Maliye Bakanı gibi bilmeden konuşuyor. Oysa, Sayın Tarım ve Köyişleri Bakanının bütçe sunuş konuşmasının 11 inci sayfasında, "2002 yılında yüzde 59 olan tarımsal kredi faiz oranları 2005 yılında yüzde 20'ye indirilmiştir" ifadesi yer almaktadır.

Faiz oranlarının kredi konularına göre yüzde 8 ilâ 15 aralığına çekildiği de yine Sayın Bakan tarafından ifade edilmiştir. Sayın Başbakan, önceki iktidarlar döneminde yapılan barajları, sulama tesislerini açacağını belirterek, bundan da kendilerine övünç payı çıkarıyor. Oysa, bilmiyor mu ki, en büyük sulama projesi GAP'tır; ama, bu bölgede sulamalara açılan alan, sulanabilecek alanın, üç yıl önce olduğu gibi, yine yüzde 13'üdür. Üç yılda GAP'ta sulamaya açılan alan, ancak 210 000 hektardan 223 000 hektara çıkmış. Sayın Başbakan keşke biraz da GAP konusundaki bu garip durumu açıklayabilseydi.

Sayın Başbakan soruyor: "Beydağı Barajı âdeta durmuş durumdaydı; ama, şu anda hız kazandı ve bitme noktasına geldi. Arkadaşlar, niye bunlar olmuyordu?" Şimdi de ben soruyorum: "Sayın Başbakan, GAP'ta niye bir milim ilerleme olmuyor?"

Sayın Başbakan, iklim nedeniyle bir miktar buğday artışı olmasını ballandıra ballandıra başarıları olarak anlatıyor; mısır üretiminin artışını anlatıyor. Evet, mısır üretimi artmıştır. Arttı da hangi ürün artık ekilemediği için arttı? Ege'de, Çukurova'da pamuk üretimi niye azaldı? Azalan pamuk üretimi çiftçiyi perişan etti; bu doğru. Peki, artan mısır üretimi, buğday üretimi çiftçiyi mutlu etti mi? Sayın Başbakan "çiftçimiz halinden memnun" diyor. Bu sözleriyle, Sayın Başbakan, halkı değil, ancak kendisini aldatıyor. Sayın Başbakan, şekerpancarı üretiminin 20 000 000 tonlardan 15 000 000 tonlara geldiğini bilmediği için, 15 000 000 ton pancar üretmekle de övünüyor.

Değerli milletvekilleri, biz, şimdi, Sayın Başbakanın ve Sayın Maliye Bakanının, gerçeklerden uzak söylemlerinden, yaşamın gerçeklerine dönelim.

Hükümet, uyguladığı tarım politikalarıyla, köylünün yoksulluğuna yoksulluk katmıştır. Devlet İstatistik Enstitüsünün açıklamalarına göre, yoksul ve aç köylü sayısı her yıl artmaktadır. Maliye Bakanının açıklamalarından da, aç kalan köylülerin köylerinden ayrıldıklarını görüyoruz.

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı, uluslararası kuruluşlara tam teslimiyeti ve umursamaz tavrıyla çiftçimizi bitirmiştir, tarımımızı çökertmiştir. Bu iktidar, Türk çiftçisine verdiği hiçbir sözü tutmamıştır. Bütçe rakamlarına baktığımızda görüyoruz ki, bu iktidar, köylümüzü ve çiftçimizi gözden çıkarmıştır. 2005 ve 2006 bütçeleri, Türk çiftçisine ulusal gelirden en düşük payın ayrıldığı, Türk çiftçisinin en az desteklendiği bütçelerdir. 2005 bütçesinde, gayri safî millî gelirimizin yalnızca binde 7,2'si kadar olan tarım bütçesi, 2006'da yalnızca binde 7,4 oranındadır. Yani, 2006 yılında da tarım destekleri için ayrılan kaynak, 2005 yılında olduğu gibi, son derece düşüktür. Kaldı ki, bir hususun altını özellikle çizmek isterim: 2006 bütçesinde tarım desteklerine ayrılan 4 milyar Yeni Türk Lirası içinde, taa 2004 yılından kalan ve 2005 yılında çiftçiye ödenmeyen dönüm başına 6 000 000 liralar da var. Yaklaşık 1 milyar Yeni Türk Lirası tutan bu parayı 2006 bütçesinden düştüğümüzde, 2006 bütçesi 3 milyar Yeni Türk Lirasına inmektedir. Bu kadar küçük bütçeyle tarımın desteklenmesi mümkün değildir. Burada, bir hususun da tekrar altını çizmek istiyorum: Tarım, Köyişleri Komisyonunda, tarım kanunu tasarısının görüşülmesi sırasında, alt komisyonda, gayri safî millî hâsılanın yüzde 2'si kadar, en az yüzde 2'si kadar olması istenen tarımsal destekleme miktarı, maalesef, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerinin oylarıyla yüzde 1'e indirilmiştir. Bunu da, hükümetin ve iktidar kanadının, Türk çiftçisine bakışının somut bir göstergesi olarak açıklamak istiyorum.

Toplam kamu yatırımlarında tarım kesiminin payına baktığımız zaman da, hükümetin tarımı gözden çıkardığının bir başka kanıtını görüyoruz. Sayın Tarım Bakanının bütçe sunuşundan görüyoruz ki, toplam kamu yatırımlarında tarım sektörünün payı, 2004 yılından itibaren sürekli azalmıştır.

Değerli arkadaşlarım, şunu özellikle söylemek isterim: Tarım, hiçbir ülkede piyasa koşullarına bırakılamaz. Türkiye, tarımdaki yapısal sorunlarını henüz çözemediği için, tarımını piyasa koşullarına terk etmek bir yana, Amerika Birleşik Devletleri ve AB ülkelerine göre daha fazla desteklemek, tarıma daha fazla müdahale etmek zorundadır. Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası önerilerine harfiyen uyduğu sürece, bu hükümetin Türk çiftçisine ve tarımına hiçbir hayrı olmayacaktır.

58 inci ve 59 uncu hükümetin görev başında olduğu son üç yıl, tarım sektörü ve Türk çiftçisi için yıkım yılları olarak tarihteki yerini alacaktır. Tarım sektörü 2003 yılında yüzde 2,4 küçülmüş, 2004 yılında ancak yüzde 2 büyüyebilmiştir. 2005 yılının üçüncü çeyreği için verilen rakamları, aynı dönemde, tarım işgücündeki azalmayla birlikte değerlendirdiğimiz zaman ciddî bir kuşkuyla karşılıyoruz.

Hükümetin uyguladığı tarım politikaları sonucunda, birkısım çiftçimiz, uzun yıllardan beri ektiği ve geçimini sağladığı üründen vazgeçiyor, yeni ürünlere yöneliyor; ama, sonuçta, yine hüsrana uğruyor. Birkısım çiftçi ise, artık tarlasını ekmiyor, köyünden, yurdundan zorunlu olarak göçüyor.

Ege Bölgesinde, son bir yılda pamuk ekim alanlarının yüzde 18,75 azaldığını, Adalet ve Kalkınma Partisinin 2002 seçimlerindeki milletvekili adayı olan İzmir Ticaret Borsası Başkanı açıklıyor. Ege'de ve Çukurova'da yıllardan beri pamuk ekerek geçimini sağlayan, ancak AKP İktidarının üç yıllık döneminde zarar ettiği için pamuktan vazgeçip mısır üretimine yönelen üreticiler, mısırda da, kâr bir yana, maliyeti bile karşılayacak bir fiyat alamamıştır. Bir yıl önce, 332 000 lira verilen fiyat ne olmuştur, girdilerde hangi düşme olmuştur da 260 000 liraya çekilmiştir?! Bunun açıklamasının mutlaka şu kürsüden yapılması gerekir değerli arkadaşlarım. Bu fiyat, gelecek yılda çiftçinin mısır üretimini mutlak surette etkileyecektir. Mısır üreticimizin mağdur olmaması için, Toprak Mahsulleri Ofisinin bu düşük fiyatının en az 100 000 lira primle desteklenme zorunluluğu vardır. Bakınız, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiğinde 5,5 kilogram mısır karşılığında 1 litre mazot alabilen çiftçi, mazot üretimini artırmakla övünen bugünkü hükümet döneminde ancak 8 kilogram mısır satarak 1 litre mazot alabilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de tüketilen mazotun yüzde 30'unu Türk çiftçisi kullanır. Sayın Başbakan, mazota verilen 300 000 liralık destekten övgüyle söz ediyor. Sayın Başbakan, bu 300 000 lirayla mazotu yeşile boyayamıyor; ama, çiftçinin gözünü boyadığını zannediyor. Eğer boyadığını sanıyorsa, bilsin ki, bu boya tutmuyor. Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı işbaşına geldiğinde mazotun fiyatı 1 200 000 liraydı; bugün, 2 000 000 liranın üzerinde. Hükümet, verdiği destekle bile, 1 litre mazotun çiftçiye maliyetini ancak 126 sente tekabül ettirebiliyor. Oysa, Avrupa'da 55 sent, Amerika Birleşik Devletlerinde 40 sent olan mazot fiyatları karşısında Türk çiftçisinin bu ülke çiftçileriyle rekabet etme şansını sıfırlamış bulunuyorsunuz.

Hükümet, çeşitli ürünlere göre değişmek üzere, dekar başına 1 000 000 ile 3 000 000 lira arasında gübre desteği vermekle de övünüyor. Oysa, bu destek, çiftçi için devede kulaktır. Örnek: Mısır çiftçisi dekar başına 40 000 000 lira gübre masrafı yapmaktadır. Bu bakımdan, hükümetin verdiği destek, bu miktarın yalnızca onüç, ondörtte 1'i kadardır. Çiftçimizin ve tarımımızın bu hükümet elinde ne hallere düştüğünü, pamuk, buğday, tütün, şekerpancarı, narenciye, fındık, zeytin, et, süt, bal üreten tüm üreticilerimizde görüyoruz.

"Hayvancılığı destekliyoruz" diyorsunuz; bu nasıl destek?! Karkas ette kilo başına verilen teşvik primini önce 1 000 000'dan 500 000'e indirdiniz, sonra, tamamen kaldırdınız. Elazığ'da, bugün, 1990'lı yıllarda 200 000 baş sığır besiciliği yapanlar, ancak, 5-6 bin başla sığır besiciliği yapabilmek durumundadırlar. 400 besi işletmesinden sadece 35'i ayakta kalmıştır. Besiciler Derneğinin faal üye sayısı 450'den 65'e düşmüştür.

"Süt üretimini artıracağız, süt üreticisi daha çok kazanacak" dediniz. Süt sanayii süt fiyatlarını 70 000 lira düşürünce, maalesef, hükümet olarak, kılınızı bile kıpırdatmadınız; çiftçiyi, çaresizliğiyle başbaşa bıraktınız. Mayıs ayında 530 000 lira olan süt fiyatları, bugün, Kastamonu, Edirne, Kırklareli'nde 430 000, Burdur'da 448 000, Muğla'da 300 000 ilâ 330 000, Kars'ta, Ardahan'da 250 000 lira; yemin torbası ise 20-22 milyon lira. Değerli arkadaşlarım, bu süt ve bu yem fiyatlarıyla Türkiye'de sütçülük yapılamaz.

Sayın Başbakan, 16 Aralıkta, Kars'taki çiftçilerin fiğ paralarını alacağını söyledi. Nerede fiğ paraları?.. Onu da Karslı üretici adına sormak istiyorum.

Hayvancılık konusunda bir konunun altını özellikle çiziyorum. Siz, kooperatiflere verilen hayvanlarda "sertifikalı olma" koşulunu kaldırdınız. İşte, bu nedenledir ki, Türkiye'nin çok çeşitli yörelerinden bize gelen birçok mektupta, birçok telefonda, aldıkları ineklerin kısır çıktığı, hiçbir işe yaramadığı, çok büyük sıkıntı içinde oldukları belirtiliyor.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Hastalıklı…

GÜROL ERGİN (Devamla) - Ve Düzce'nin Gölyaka İlçesinden bir üretici diyor ki: "2 inek yerine, size 4 inek vereyim de, yeter ki şu borcumu silin."

Değerli arkadaşlarım, arıcılıkta yanlış politikalar uyguladınız; iki yıl önce 130 000 000 liraya satılan bir teneke balın fiyatını 50 000 000'a düşürdünüz; fakat, üretici bu durumda bile balını satamadı; çünkü, dışsatımı bir şekilde sildiniz.

Bakınız, yalnızca Muğla'da çam balı üreticisinin elinde, hâlâ geçen yıldan kalan 5 000 ton bal var. Yalnızca bir köyde, Sakarkaya Köyünde üreticinin elinde kalan bal 10 000 teneke. Tenekesine 50 000 000 lira veren olsa hemen elden çıkaracak.

Tavukçuluğa gelince; sözleşmeli üreticiliği bir düzene sokamadığınızdan, üretici sefilleri oynuyor. Yumurta 5-6 kuruşa ancak satılıyor. Yumurta üreticisinin elindeki yumurta verimi minimuma düşen ıskarta tavuklar, maalesef, Bakanlık yasakladığı için satılamıyor. Üretici 10 000 000 ıskarta tavuğu boşu boşuna yemlemek durumunda kalıyor. Yumurtasını maliyetinin altında satmak zorunda kalan, ıskarta tavuğunu elden çıkaramayan üretici ne yapsın? Bunların ihracat primlerini artırmayı düşünüyor musunuz?

Değerli arkadaşlarım, aynı şekilde, yalnızca Düzce'den değil, Malatya'dan, Yeşilyurt İlçesinden de gelen bilgiler var; "hayvanların hepsi hastalıklı" diyorlar. Aynı şekilde, Kaman'dan gelen bilgiler var; "hiçbir hayvandan verim alamadık" diyorlar, ağlıyorlar.

Değerli arkadaşlarım, tek tek saymayacağım; ama…

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Hiç mi iyi tarafı yok bu işin, hiç mi iyi tarafı yok?!

GÜROL ERGİN (Devamla) - Söyledik ya… Söyledik ya…

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Ne söylediniz?

GÜROL ERGİN (Devamla) - Sayın Başbakanın nasıl pembe tablolar çizdiğini…

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Bırak Allah'ını seversen!..

GÜROL ERGİN (Devamla) - …Sayın Maliye Bakanının nasıl üfürük yaptığını…

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Hiç mi iyi tarafı yok?!

GÜROL ERGİN (Devamla) - Burada hepsini söyledik.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Tolstoy "vicdanı elden bırakma" demiş…

GÜROL ERGİN (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşım, yanlışım varsa, çıkar, burada, Sayın Bakanın doğrusunu söyler…

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Söylenecek ne varsa, hepsi söylenecek…

GÜROL ERGİN (Devamla) - …çıkar söyler. Vaktimi alma; ben vaktimi senin boş sözlerinle harcamak istemiyorum. Artık hiçbirinize de yanıt vermeyeceğim, hiçbirinize artık yanıt yok.

---

**Kaynak gösterme:** Gürol Ergin (CHP, Muğla). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(dışişleri bak., tarım ve köy işleri bak.,tarım reformu genel müd.,köy hizmetleri gen.müd.) onikinci tur”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-22-2005-12-21-2006-merkezi-butce-kan-tas-disisleri-bak-tarim-ve-koy-isleri-bak-t (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
