# Patetes ve patetes üreticilerinin sorunları hk

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Gürol Ergin (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 15 Nisan 2008
- **Gündem:** PATETES VE PATETES ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI HK
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-23-2008-04-15-patetes-ve-patetes-ureticilerinin-sorunlari-hk

> Gürol Ergin (CHP), 15 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: PATETES VE PATETES ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI HK); konuşma 1.205 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

GÜROL ERGİN (Muğla) – Daha ben gelmeden başlıyor saat.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ergin.

GÜROL ERGİN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mersin Milletvekili Sayın Vahap Seçer ve arkadaşları tarafından, tahıl ürünlerinin üretim ve tüketim planlamasında karşılaşılan sorunların tespiti ve çözüm yollarının bulunması amacıyla verilen Meclis araştırması önergesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken sizleri ve yüce Türk ulusunu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce bu kürsüde iktidar partisi mensubu arkadaşımız Sayın Poyraz vardı, “Gündem yoğun, onun için bu konuyu bugün gündeme almayacağız.” dedi.

Değerli arkadaşlarım, siz gazete de mi okumuyorsunuz? Bütün gazeteler, dünyanın geleceğiyle ilgili çok ciddi sıkıntılar olduğuyla çalkalanıyor, siz hâlâ burada, Türkiye'nin ve dünyanın geleceğiyle ilgili bir konuyu önemsemiyorsunuz ama Anayasa’ya aykırı olarak çıkardığınız bir yasayı tekrar görüşmek için de bu Meclisi günlerdir, haftalardır meşgul ediyorsunuz. Eğer o yasayı Anayasa’ya uygun çıkarsaydınız, üç haftadır bu Meclis o yasayı görüşüyor olmayacaktı.

Değerli milletvekilleri, 2007 yılında dünya buğday üretimi 603 milyon ton, tüketim 613 milyon tondur. Tüketim, üretimden fazladır ve bu, dünyamız için olduğu kadar ülkemiz için de uyarıcı bir anons olmalıdır. Türkiye'nin üretimi dünya üretiminin yüzde 3’ü kadardır ve bu önemli bir orandır. Dünyada tüketimin üretimden daha fazla artması sonucu 2002-2003 döneminde 165 milyon ton olan dünya buğday stoku 2007-2008 döneminde 110 milyon tonla son otuz yılın en düşük düzeyine inmiş, buğday fiyatları da bu yüzden hızla yükselmiştir. Dünyada üretim-tüketim dengesindeki bu bozulma ile dünya piyasalarında buğday fiyatlarında son bir yıllık artış yüzde 85’e ulaşmıştır. Birleşmiş Milletler, artan gıda fiyatlarından dolayı gıda yardımlarının azalabileceği ve açlık tehlikesinin artacağı uyarısında bulunmaktadır.

Dünyada buğday üretiminde ve tüketiminde dengeler değişirken, ülkemizde de bu durumu dikkate alan önlemleri geliştirme zorunluluğu vardır. Çünkü son yirmi yılda buğday ekim alanı Türkiye’de 9 ilâ 9,4 milyon hektardan 2006 yılında 8,5 milyon hektara inmiştir. Buğdaydaki daralmanın yarısı başka ürünlere kaymaktan kaynaklanıyorsa diğer yarısı da üretimden tamamen kopmadan kaynaklanmaktadır. Çiftçi üretimden kopmaktadır, çünkü ürettiğiyle geçinememektedir. Çiftçilerimizin yüzde 85’inin hububat üreticisi olduğu, nüfusumuzun beslenmesinde buğdayın önemli yeri bulunduğu dikkate alındığında, buğdayın ülkemiz için stratejik önemi açık olarak görülmektedir. Bizim amacımız, ülkemizin üretim potansiyelini kullanarak sadece yurt içi tüketimi karşılamak için değil, gelişen dünya tarım ürünleri pazarından daha fazla pay almak için çalışmak olmalıdır. Çiftçinin buğday üretimine yönelmesi, üretimden para kazanmasıyla mümkündür. Oysa, Türkiye’de, AKP’nin iktidara geldiği günden beri, çiftçi, kârı unutmuş, zararını azaltma telaşına kapılmıştır.

Değerli milletvekilleri, AKP iktidara geldiği 2002 Kasımından itibaren uyguladığı çiftçiyi ezen yabancı patentli, IMF ve Dünya Bankası patentli tarım politikalarını inatla sürdürmüştür. AKP İktidarının darbesini yemeyen çiftçi kalmamıştır. AKP hükûmetleri uyguladıkları çeşitli politikalarla çiftçimizi üretemez hâle getirmiştir. Buğdayda düşük fiyat, düşük prim politikası uygulanarak, çiftçiye alım sıkıntısı yaşatılarak buğday üretiminin artması engellenmiştir.

Orta Anadolu’da bugün 500 bin dekar alanda çiftçi artık buğday ekmemektedir. 2007 yılında 225 bin kişi tarım yapmayı bırakmıştır. Buna karşın kırsal alanda işsizlik oranı, yine de bir önceki yıla göre yüzde 6,4’ten yüzde 6,6’ya çıkmıştır. Bütün bu rakamsal göstergeler tehlikenin büyüklüğünü ortaya koymaktadır. Kuraklık da etkili olunca 2007 yılında, uzun yıllardan sonra ilk kez, ihtiyacımızı karşılamak için 2 milyon ton dolayında buğday ithal etmek zorunda kaldık. Oysa Sayın Bakan Haziran 2006’da “Türkiye artık buğday ithal etmiyor.” diye övünüyor, Tarım Kredi haber bülteni de bu övünmeyi manşetten veriyordu. Tarım Kredi haber bülteninin bu manşetini görmek isteyen arkadaşlarıma göstermek isterim.

2006 yılı Kasım, Aralık aylarında ciddi kuraklık yaşanınca ilgili tüm kuruluşlar hububat üretiminde düşüş olacağı konusunda Hükûmeti uyardılar. Bu uyarılara Tarım ve Köyişleri Bakanı Şubat 2007 başında “Spekülasyon yapıyorlar ‘Kuraklık var.’ diyerek fiyatlarla oynamak istiyorlar.” diye karşı çıktı ve “Mart, nisan aylarında yağış olursa buğdayda sıkıntı yaşamayacağız.” yanıtını verdi. Aynı Bakan, mart ayı da çok kurak geçtiği hâlde, 4 Nisan 2007’de Şanlıurfa’da “Türkiye’de bu yıl tarımsal kuraklık riski yoktur. Bunu açık ve net olarak söylüyoruz.” dedi ama çok büyük bir üretim kaybı yaşanınca özel sektöre hububat ithalat yetkisi verdi, hem de gümrük vergilerini önce yüzde 5’lere, sonra yüzde sıfıra çekerek. Bakanlık önemli bir hata yapmıştır. Eğer inat etmeyip zamanında ithalat yapılsaydı bugünkünden çok daha ucuza buğday ithal etmiş olacaktık.

İç piyasadaki buğday fiyatları ise yükselişini özellikle ekim ayından sonra ortaya koydu. Bu aylarda üreticinin elinde ürün kalmaması nedeniyle fiyat artışından üreticimiz yararlanamadı. Borsa fiyatları 60 yeni kuruşa kadar yükseldi, hatta geçti ama çiftçinin eline bir şey geçmedi. Buğday fiyatlarındaki bu yükselişten dolayı ekmeğe zam yapılması kaçınılmaz oldu, fakir fukara ekmek de yiyemez duruma düşürüldü. Hükûmet çiftçiye kaşıkla verdiğini kepçeyle geri alıyor. Nitekim, Türk çiftçisi 2006 yılında 5 milyar yeni Türk lirası tarımsal destek alırken, yalnızca kullandığı girdiler dolayısıyla ÖTV ve KDV olarak devlete 5 milyar 449 milyon yeni Türk lirası ödemiştir. Yani çiftçi devletten alacaklıdır.

Türkiye’de çiftçi, mazotu kullanırken vergiye, gübreyi kullanırken tüccara, elektriği kullanırken TEDAŞ’a çalışmaktadır. Kuraklıktan 5 milyar YTL’nin üzerinde zarar gören çiftçi, yaşadığı kuraklık sıkıntısı yetmiyormuş gibi, en önemli girdileri olan mazot, gübre, ilaç ve elektrikteki zamların şokuyla sarsılmıştır. Çiftçi isyan etme noktasına gelmiştir. Pahalı olduğu için özellikle sulamada kullandığı elektriğin borcunu ödeyemeyen, bu nedenle de elektrik fiyatında indirim bekleyen çiftçinin kullandığı elektriğin fiyatı 13,5 yeni kuruştan 15,55 yeni kuruşa çıkarılmıştır.

Sayın Bakan biraz önce yaptığım konuşma üzerine “Biz, 27 Nisan 2005 tarihli Resmî Gazete’de belirttiğimiz üzere, elektrik borçlarını yeniden düzenledik.” diyor ve “Biz faizi sildik.” diyor. Hayır Sayın Bakan, siz oraya “tarımsal TEFE” diye değişik adla faiz koydunuz.

Şimdi, benim sorum şuydu: Siz pancar ekimine yeniden izin verdiniz. Ee, şimdi, çiftçinin hemen tamamının elektriği kesik, sulama yapamayacak. Nasıl olacak da patates yetiştirecek bu çiftçi? Buğdayını nasıl sulayacak? Değerli arkadaşlarım, bunlar Hükûmetin dikkate ciddi olarak alması gereken ama savuşturma amacı taşıyarak davranmaması gereken konulardır.

Bakınız, gübredeki duruma bakınız. Yalnızca bir yılda, Nisan 2007’den Nisan 2008’e gübreye ortalama yüzde 116 zam gelmiştir. Bir yıl önce 65 kuruş olan DAP gübresi bugün 155 kuruştur, kompoze gübre 50 kuruştan 180 kuruşa çıkmıştır. Enflasyon yüzde 8,4, gübre artışı yüzde 100’ün üzerinde.

Değerli arkadaşlarım, böyle çiftçilik yapılır mı? Siz çiftçiye bu hâliyle nasıl tarım yaptıracaksınız da o gidecek elektrik borçlarını ödeyecek, mümkün mü? Ondan sonra da “Biz yaptık, ne yapalım yararlansaydı.” deyip kenara çekilme hakkınız olmaz diye düşünüyoruz.

Bakınız değerli arkadaşlarım, mazota bakın; sanki mazot ucuzmuş gibi özel tüketim vergisini 22 Temmuz seçimlerinden sonra yüzde 10,8 arttırdınız. Bugün mazot yaklaşık 3 milyon lira, 3 yeni Türk lirası. Şimdi, bunun rafineriden çıkış fiyatına bakın: 1,227 lira. Buna koyduğunuz vergi 1,313 lira. Şimdi, bu, dünya petrol fiyatlarından ötürü bir artış mı oluyor, sizin haksız, hukuksuz, adil olmayan vergilerinizden ötürü mü artıyor?

Değerli arkadaşlarım, şimdi, 22 Temmuz seçimlerinden sonra ilk çiftçi mitingini de Kahramanmaraşlı çiftçiler yaptı pazar günü ve mitinge traktörleriyle geldiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ergin, konuşmanızı tamamlayınız.

GÜROL ERGİN (Devamla) – Yazdıkları pankartlar içerisinde en önemlisini söyleyeyim, çiftçinin içine işlemiş, diyor ki çiftçi: “Anam evde, babamla geldim.” Niye dedirtiyorsunuz bunu çiftçiye?

Değerli arkadaşlarım, “Neler yapılmalı”ya gelelim: Öncelikle, tarımsal sulamalara önem vereceksiniz, sulanabilecek durumdaki yaklaşık 4 milyon hektar alana su götüreceksiniz. Tarımsal elektrikte 2002 öncesinde verilen ve sizin kaldırdığınız yüzde 35 desteği yeniden vereceksiniz. Tarımda kullanılan elektriğin KDV’sini yüzde 18’den 1’e indireceksiniz. Mazottan özel tüketim vergisi almaktan vazgeçeceksiniz. Tarım ilaçları ve gübrede KDV’yi yüzde 1’e indireceksiniz. Türkiye’de üretilmeyen ve yurt dışından alınan gübreden vergi almayacaksınız.

Bakın arkadaşlar, şimdi, Hükûmet diyor ki: “Ben mazota destek veriyorum.” Kaç yüz trilyon destek? Yaklaşık, diyelim 400 trilyon. Yalnızca 2007 Temmuzundan bu yana mazota gelen zamdan ötürü köylünün değişik hesaplara göre 990 trilyonla 2 katrilyon arasında fazla fark ödemesi vardır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Gürol Ergin (CHP, Muğla). “Patetes ve patetes üreticilerinin sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 15 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-23-2008-04-15-patetes-ve-patetes-ureticilerinin-sorunlari-hk (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
