# Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile birleşmiş milletler (bm) gıda ve tarım örgütü (gtö) arasında gtö orta asya aiü bölge ofisi anlaşmasının onaylanması hakkında (s.s.242)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Gürol Ergin (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim
- **Tarih:** 2 Aralık 2008
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM) GIDA VE TARIM ÖRGÜTÜ (GTÖ) ARASINDA GTÖ ORTA ASYA AİÜ BÖLGE OFİSİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASI HAKKINDA (S.S.242)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-23-2008-12-02-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-birlesmis-milletler-bm-gida-ve-tari

> Gürol Ergin (CHP), 2 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM) GIDA VE TARIM ÖRGÜTÜ (GTÖ) ARASINDA GTÖ ORTA ASYA AİÜ BÖLGE OFİSİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASI HAKKINDA (S.S.242)); konuşma 1.784 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Arasında GTÖ Orta Asya Alt Bölge Ofisi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken siz Sayın Başkanı, değerli milletvekillerini ve yüce Türk ulusunu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, merkezi Roma’da olan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Türkiye Temsilciliği 13 Kasım 1981 tarihinde yapılan ve 17 Mart 1982 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan bir anlaşmayla kurulmuştur. Görüştüğümüz tasarıyla bu Anlaşma sona ermekte ve Gıda ve Tarım Örgütü Orta Asya Alt Bölge Ofisi kurulmaktadır. Bu Anlaşma, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan’ı da Türkiye gibi ilgilendirmekte ve Türkiye ile birlikte bu ülkelerde gıda güvencesi, tarımsal ve kırsal kalkınma, ormancılık, balıkçılık ve doğal kaynakların yönetimi, tarımsal politikalar, gıda güvenliği, hayvan ve bitki genetik kaynakları alanlarında iş birliğini kapsamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, elbette ki bu yararlı bir anlaşmadır ve elbette ki biz bu anlaşmanın onaylanmasından yanayız ve Türkiye'nin Birleşmiş Milletlerle gıda alanında da iş birliği içerisinde bulunmasının önemini hepimiz bilmekteyiz.

Ben şimdi bu vesileyle sizlere Türkiye'nin tarımsal durumu üzerinde görüşlerimizi bildirmek istiyorum. Değerli arkadaşlarım, Tarım Bakanımız her platformda hep bir karşılaştırmayla söze başlıyor, diyor ki: “2002 yılında Türkiye’de tarımsal destekler 1 milyar 868 milyon YTL idi, biz bunu 5 milyar YTL’nin üzerine çıkardık.” Doğrudur, destek 5 milyar YTL’nin üzerine çıkmıştır ama gayrisafi millî hasılaya oranladığımız zaman da maalesef 2002 yılına ulaşamadığımız da net ve açık olarak ortaya çıkmaktadır. 2002 yılında bu oran yüzde 0,53’ler düzeyindeyken bugün yüzde 0,49 düzeylerine inmiştir.

Değerli arkadaşlarım, her şeyden önce Hükûmet kendisinin getirdiği bir tasarı olarak çıkan Tarım Kanunu’na aykırı hareket etmektedir. Yasa’nın çıktığı günden bu yana yapılan bütün bütçelerde ”Tarım desteği Yasa’ya göre gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 1’inden az olmayacak.” denmesine karşın hiçbir zaman yüzde 1 tutturulmamıştır. 2007 ve 2008 yıllarında bu oranlar yüzde 0,86 ve 0,75’ken 2009 yılında daha geriye gidilmiş, yüzde 0,49 düzeyine indirilmiştir.

Arkadaşlarım, sormazlar mı: “Mademki uygulamayacaktınız, bu Yasa’yı niye çıkardınız? Göz boyamak için mi çıkardınız? İnsanları aldatmak için mi çıkardınız yoksa uygulamak için mi çıkardınız?” Böyle bir şey olabilir mi? Yani bir hükûmet bir konuda bütçede bir karar alıyor ama bu karar kendi çıkardığı yasaya aykırı ve üç yıldır da böyle, üç yıldır aynen böyle. Ha, biz bunu eleştirince de bize söylenen şu, o kadar gülünç bir gerekçeyle karşımızı çıkılıyor ki: “İyi de, aslında biz başka destekler de veriyoruz.” deniyor. Siz başka destekler vermiyorsunuz. Siz sürekli olarak çiftçiye ürününü satın almada gösterdiğiniz zorluklarla, siz sürekli olarak çiftçinin girdi maliyetlerini yükseltmekle ve çiftçinin taban fiyat verilen ürünlerde kimi yıllarda taban fiyatı düşük tutarak, kimi yıllarda da -bu yıl olduğu gibi- taban fiyat vermeyerek çiftçiyi perişan ediyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, lafla peynir gemisi yürümüyor. Yaptığınız icraat rakamlara dayalı ortaya çıkıyor. Benim yaptığım hesaplar, 2002 yılına göre 2007 sonunda Türk çiftçisi tüketim mallarında yüzde 45 fakirleşmiştir, yarı yarıya fakirleşmiştir. 2008 sonuna göre hesaplarımda, nasip olur burada bu kürsüye çıkabilirsem, bütçe görüşmelerinde burada sizlere aktaracağım.

Ha niye böyle oluyor? E niye olacak, eğer siz kendiniz politika üretmiyorsanız, size hazır, hap şeklinde politikalar Uluslararası Para Fonu’ndan, Dünya Bankasından veriliyor siz de bunları olabildiği kadar talimatlar dışına çıkmayarak uygulamakla mutlu oluyorsanız Türk çiftçisi mutlu olma şansını yakalayamıyor.

Değerli arkadaşlarım, 1999 yılında IMF’yle imzalanan stand-by anlaşması ve 2001 yılında Dünya Bankasıyla imzalanan Tarım Reformu Uygulama Projesi, o günden bugüne kadar hiç aksatılmadan uygulanmıştır ve o günden bugüne hiçbir Türk hükûmetinin Türkiye tarımıyla ilgili kendi birikimine, bilgisine, anlayışına dayalı bir tarım politikası maalesef olmamıştır. Geçen gün bu kürsüden Sayın Bakan ne kadar güzel söylüyor: “Biz tarımda bakın hangi ürünlerde ne artışlar sağladık?” diyor. Hani ben de böyle garip garip baktım hangi üründe sağlanmış diye. İşte, muzda sağlamış, erikte sağlamış, elmada sağlamış. “Bu ürünler arttı, bakın geçen yıldan bu yıla arttı.” diyor. E Sayın Bakan, pamuk ne oldu, pamuk?

Değerli arkadaşlarım, pamuk ne oldu, buğday ne oldu, şeker pancarı ne oldu, tütün ne oldu? Bizim makro ürünlerimiz bunlardır değerli arkadaşlarım. Türkiye’de bitkisel üretim anlamında tarım dediğiniz zaman aklınıza hububat gelir, tütün gelir, pancar gelir, yağ bitkileri olarak ayçiçeği ve benzerleri gelir ve pamuk gelir. Bunlar üzerinde konuşmanız gerekir. Eğer bunlarda artış sağladıysanız gelin buraya, biz de gelip elinizi sıkıp kutlayalım. Eğer sağlayamadıysanız da eriğin miktarı biraz arttı diye gelip sevinerek burada anlatmayın.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bakınız, şekerpancarı 12 ila 13 milyon tona inmiş 20 milyon tonlardan. Tütün: 405 bin aile 2002 yılında tütün üretiyormuş -bunlar benim rakamlarım değil, TÜİK’in rakamları- ve bu 405 bin ailenin sayısı 200 bine inmiş, üretilen tütün de 160 bin tondan 90 bin ton dolayına inmiş. Şimdi, biz deyince “Siz, çiftçiyi tarlasından göç etmeye mahkûm ettiniz.”, “Hayır.” deniyor. Ya… “İşte, biz onlara diğer alanlarda iş bulduk, onun için gidiyor.”

Değerli arkadaşlarım, pancar üreten pancar üretemiyor ise tütün üreten tütün üretemiyor ise pamuk üreten pamuk üretmekten vazgeçmişse bu insanlar, doğal olarak, oralardan, herhâlde, sinema seyretmek için büyük kentlere gitmeyecekler, tiyatro seyretmek için gitmeyecekler, evlerinin ekmeğini çıkartmak kaygısıyla gidecekler ve nitekim, milyonlarca insanımız bu şekilde kırsal alandan kentlere göç etmek durumunda kaldı.

Şimdi, bakın, Tarım Bakanlığımızda bir Tarımsal Araştırma Enstitüsü var, Bakanlığın enstitüsü bu. Bu enstitüde yapılan yeni bir çalışmanın sonucu… Bu araştırma Tarım Bakanlığında yapılıyor ve orada deniyor ki: Türk çiftçisi 171 ülke içerisinde en pahalı mazotu kullanan 5’inci ülkedir ve aynı çalışmada deniyor ki: Bundan otuz üç yıl önce, 1975’te çiftçi 1 kilo buğday sattığı zaman 1 litrenin üzerinde mazot alabiliyordu ama şimdi 1 litre mazot alabilmek için 5 kilodan fazla buğday satması gerekiyor. İşte, arkadaşlar, sizin, Türkiye'de Türk çiftçisini getirdiğiniz yer burası ve kendi Bakanlığınızın rakamlarıyla, kendi Bakanlığınızda yapılan araştırmayla ortaya çıkan durumdur bu.

Artık, mazot fiyatına, gübre fiyatına girmemize gerek kalmadı çünkü mazot ve gübre kullanılır olmaktan çıktı değerli arkadaşlarım. Üretimde gübre tüketimi son derece azaldı; inşallah bu, bu yılın ürününde ciddi bir eksilmeye ayrıca neden olmaz diye düşünüyorum.

Bakınız değerli arkadaşlarım, Türkiye, 2000’li yılların başında 684 bin hektar alanda pamuk üretiyor. 684 bin hektar. Bugün 380 bin hektar. Yarı yarıya azalmış, yarı yarıya ve bunun sonucu şu: Türkiye, on yıl önce, pamuk, pamuk ipliği ve pamuklu dokuma ithalatına 671 milyon dolar veriyormuş. 2007 rakamı –bakın 671 milyon dolar nereye gelmiş- 2 milyar 830 milyon dolar. Buna bir de yağlık tohumlar, yağ ve küspe için verilen 1,6 milyar doları da eklemenizi öneririm.

Değerli arkadaşlarım, ne bu girdi fiyatlarıyla ne bu taban fiyatı uygulamalarıyla ne de her yıl bir kuruş artırılan primlerle Türk çiftçisini ayağa kaldıramazsınız, kendinizi ve milleti aldatmayın. Türkiye tarımda, Sayın Bakanın söyleminin çok dışında çok kötü bir duruma gelmiştir. Türkiye tarımda gerçekten çok büyük sıkıntı yaşamaktadır ama bu sıkıntı, ayrıca küresel krizin de dünya ortamını sürüklediği bir durumla karşı karşıya olunca, önümüzdeki günlerde çok daha büyük sıkıntılarla karşılaşacaktır. Bu sıkıntılarla karşılaşan Türk çiftçisine, hiçbiriniz, bir daha, ne Başbakanınız gibi ne eski Meclis Başkanınız gibi kalkıp lütfen hakaret de etmeyiniz, yakışık almıyor değerli arkadaşlarım. Hâlinden ağlayan insana hakaret edilir mi? Ona çözüm getireceksiniz, ona hakaret etmeyeceksiniz. Maazallah, kalksa o da size öyle hakaret etse ne diyeceksiniz? Aynı hakareti geri çevirse, siz “anasına” derken, o da kalksa size bir şey derse ne diyebilirsiniz arkadaşlar? Onun için, lütfen, insanlarımıza karşı tavrınızda dikkatli olmanızı öneririm.

Süt: Bakın, birkaç gün önce bu kürsüde söyledim, süt fiyatları 60-70 bin lira düştü dedim. Yani, aşağı yukarı 620-625 bin liralardan süt fiyatı 570 bin liraya düşmüştü. Bugün bu, 500 bin küsur lira da 500 bin liraya, yani 50 kuruşa düştü arkadaşlar, 50 kuruşa bugün düştü. Kooperatiflerin sattıkları sütler on gün önce, on beş gün önce 60 bin lira düşürülmüştü, 70 bin lira düşürülmüştü, şimdi tekrar 50 bin liraya düşürüldü. Nerede benim Tarım Bakanlığım? O çiftçinin hakkını koruyacak olan Tarım Bakanlığı nerede değerli arkadaşlarım? Böyle bir şey olabilir mi? Şu veya bu gerekçe öne sürülüyor, zavallı çiftçinin sütünün fiyatı düşüyor.

Ben uzun yıllar üniversitelerde bu konuda öğretim üyeliği yaptım. Değerli arkadaşlarım, benim bildiğim, süt fiyatları ilkbaharda düşer çünkü ilkbaharda süt artar. Bu böyledir. Doğumlardan sonra süt artmaya başlar bir süre sonra, bir iki ay içerisinde, öyle gider, dokuzuncu aydan sonra da zaten süt kesilir. Özellikle, bilinçli olarak üç yüz beşinci günde memeler mühürlenir, süt kesilir, ondan sonra süt fiyatları yükselir. Şimdi tam tersi oluyor, kış aylarına giriyoruz, süt fiyatları özellikle düşürülüyor. Hepinize soruyorum: Süt fiyatlarını düşürenler, marketlerde peynir fiyatını da düşürüyor mu, tereyağı fiyatı da düşüyor mu, yoğurt fiyatı 1 kuruş düşüyor mu değerli arkadaşlarım? O zaman bunu sormak Tarım Bakanlığının birinci görevi olmalıdır o kuruluşlara, ama bu sorulmuyor.

Değerli arkadaşlarım, aslında, Adalet ve Kalkınma Partisinin öncülü olan Millî Selamet Partisinin, onun sonrasında gelen, değişik adlarla gelen politikacıların politikaları vallahi daha sağlamdı. Ben hatırlıyorum, Sayın Musa Demirci’nin Bakanlığını hatırlıyorum, süt fiyatları düştüğü gün bütün sanayicileri Bakanlığa toplamıştı. Siz iyi şeyleri bıraktınız geride ama yanlış olan şeyleri aldınız, bugüne taşıdınız.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, biraz da, neler yapılması gerekir ve bu sıkıntılar nerelere varacak, o konularda da görüşlerimi açıklamak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, şimdi küresel bir kriz var. Bizim, aslında, yıllardır uygulanan ekonomik yanlış politikaların yarattığı krize bir de o ekleniyor, eklemleniyor. Şimdi, önümüzdeki günlerde ne olacak? Siz bakmayın bugünlerde petrol fiyatları düştüğü için, müthiş düştüğü için, 148-150 dolarlardan 48-50 dolarlara düştüğü için bir miktar mazot fiyatı ve gübre fiyatında azalma var gibi görünüyor. Önümüzdeki günlerde petrol fiyatları yeniden artmaya başladığında bizim mazot, gübre, ilaç, yem hammaddesi fiyatlarımızın da giderek arttığını hep beraber göreceğiz. Sıkı para politikası uygulama zorunluluğu nedeniyle aslında küçük ve orta ölçekli işletmelerimizin yetersiz olan doğrudan desteklemelerinin daha da azaltılacağını göreceğiz. Bakınız, açın bakın “2009 yılında doğrudan destek kaldırılıyor.” deniliyor ama orada prim olarak verilen, yağlı tohumlara ve benzerlerine verilen primlerin toplam miktarının da düştüğünü göreceksiniz 2009 bütçesinde. Bunlar olacak. Ayrıca, girdilerin pahalanması, desteklemelerin yetersiz olması üretimi giderek daha azaltacak. Üretimin düşmesiyle üreticinin de, tüketicinin de yeterli örgütlenmesinin olmaması nedeniyle üretici daha az kazanacak, tüketici daha yüksek fiyattan gıda bulacak. Üretim yetersizliği, gıda ve diğer tarımsal ürün dış alımını artıracaktır. Ancak döviz kuruna bağlı olarak da tarım ürünleri dış alımı daha pahalıya gelecektir. Kazanamayan küçük ve orta ölçekli çiftçiler topraklarını satmak zorunda kalacaktır. Şimdi bile araziler yabancı tekellerin eline geçmeye başlamıştır. İnsanımız kendi ana vatanında yurtsuz, yanaşma durumuna düşmek üzeredir. Kırdan kente çözülmenin hızlanması kentlerdeki güvenlik sorunlarını da çok ciddi olarak artıracaktır.

Ne yapılmalı? Hem genel olarak yapılması gerekenler var hem krizden ötürü yapılması gerekenler var. Hiç uzatmadan:

Değerli arkadaşlarım, tarımsal sulamalar çok pahalı. Bütün sulama kooperatiflerinin ve birliklerinin aşılmaz borçları var. Bir kere, kesinlikle erteleyeceksiniz bu borçları, faizlerini de sileceksiniz. Yapacağınız başka bir şey yok ve toprağa su götüreceksiniz, su. Altı yıldır topraklarına su gitmedi bu ülkenin. Ben bu kürsüde söylediğim zaman itirazlar geliyor. “Güneydoğu Anadolu’ya, o projeye bundan sonra şu kadar para harcayacağız.” diyorsunuz. Altı yıldır ne yaptınız? Altı yıldır GAP topraklarına hiç su gitmedi değerli arkadaşlarım. Hükûmet geldiğinde 216 bin hektardı, şu gün 290 bin hektar dolayındadır GAP topraklarında sulanan alan yani yalnızca birkaç karış alana daha su götürüldü. Onun için topraklara su götürün. Elektrik borçlarını mutlak surette…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Gürol Ergin (CHP, Muğla). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile birleşmiş milletler (bm) gıda ve tarım örgütü (gtö) arasında gtö orta asya aiü bölge ofisi anlaşmasının onaylanması hakkında (s.s.242)”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 2 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-23-2008-12-02-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-birlesmis-milletler-bm-gida-ve-tari (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
