# Hayvancılık sektörünün sorunları hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Gürol Ergin (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim
- **Tarih:** 24 Şubat 2010
- **Gündem:** HAYVANCILIK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-23-2010-02-24-hayvancilik-sektorunun-sorunlari-hakkinda

> Gürol Ergin (CHP), 24 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAYVANCILIK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI HAKKINDA); konuşma 546 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

GÜROL ERGİN (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hayvancılıkta yaşanan sorunlar konusunda gündem dışı söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken Sayın Başkan sizi, değerli milletvekillerini ve yüce Türk ulusunu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, son aylarda çiğ süt ve et fiyatları önemli ölçüde yükselmiş, ayda yarım kilodan fazla et alamayan vatandaşlarımız hiç et alamaz, orta hâlli vatandaşlar da ete uzaktan bakar hâle gelmiştir. Et tüketemeyen vatandaş süt de tüketemez hâle düşürülmüştür.

Sayın Bakanın dün bu kürsüde verdiği rakamlarla gerçek rakamların uzaktan yakından ilgisi yoktur. Sayın Bakan ruhlar âleminde yaşamaktadır. Sayın Bakan bir yandan 2009 rakamlarının kesinleşmediğini söylerken diğer yandan 2009’a ait hayvan sayılarını vermektedir. Oysa gerçekten de 2009 rakamları henüz kesinleşmiş ve yayımlanmış değildir.

Yaşananlar, Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerinin hayvancılık politikasının tümden iflas ettiğini açık seçik göstermektedir. “Hükûmet hangi yanlışları yaptı?” derseniz, yanıtı şudur: 2007-2008 yıllarında iki yıl üst üste yaşanan kuraklığın etkisiyle kaba yem fiyatları yüzde 100 civarında artarken çiğ sütün litresi 30-40 kuruşa kadar düşmüştür. Üretici, para kazanmak bir yana, süt parasıyla yem alamaz duruma gelmiş, bu da yetmezmiş gibi, dışarıdan yasal ya da kaçak yollarla giren süt tozu piyasayı tamamen çökertmiştir. Yaşananların sonucunda üretici ineğini kesime göndermek zorunda kalmış, hayvan varlığında ciddi bir azalma olmuştur.

Pancar üretiminin 20 milyon tondan 13-14 milyon tonlara düşürülmesi de hayvancılığa büyük darbe vurmuştur. Çünkü şeker pancarının tüm artıkları -başı, yaprağı, küspesi- özellikle süt hayvancılığı için en değerli kaba yemdir. Zaten kaba yem eksikliği çekilen ülkemizde şeker pancarı üretimi de azalınca, çiftçi bu en değerli kaba yem desteğinden de mahrum kalmıştır.

Sektörün büyük sıkıntı içerisine girdiği 2008 yılında Hükûmet hayvancılığa büyük bir darbe indirmiş, hayvancılığa verilen destekleri üçte 1 oranında azaltmıştır. Önceki yıllarda üreticiye verilen damızlık düve, buzağı, suni tohumlama, soğutma tankı gibi desteklerin hepsini kaldırmıştır. Süt teşvik primi önce tamamen kaldırılmış, sonra, büyük tepkiler olunca önce 4 kuruş olarak açıklanmış, sonra 3,6 kuruşa düşürülmüştür. Yonca, korunga, fiğ, silajlık mısır gibi yan bitkiler için yapılan destekler de yaklaşık yüzde 20 azaltılmıştır. 2009 bütçesinde tarım desteklerine ayrılan para yüzde 10 kesintiye uğratılmış, ekonomik krizin yaşandığı bir dönemde desteklerin azaltılması süt üreticilerini daha da zora sokup hayvan kesimini daha bir hızlandırmıştır.

Irak ve Orta Doğu pazarına yanlış biçimde yapılan canlı hayvan ve et ihracatının başlaması da kırmızı et fiyatının iyice artmasına neden olmuştur. Et fiyatı artınca, sütten para kazanamadığını gören çiftçi, ineklerini kesime göndermeyi sürdürmüştür.

2007’nin ikinci yarısından bu yana kesilen süt ineğinin sayısının 300 bin ila 800 bin arasında olduğu belirtilmektedir. Sayın Bakanın hayvan sayılarının arttığı biçimindeki beyanı tamamen gerçeğe aykırıdır.

Bu kadar çok hayvan kesilince doğal olarak süt üretimi iyice düşmüş, sütün fiyatı yükselmiştir. Çiğ süt fiyatı geçen yıl ocakta 60-65 kuruş iken bu yıl 85 kuruşa, bazı yerlerde 90 kuruşun üzerine çıkmıştır. Eğer süt artsaydı çiğ süt fiyatı yükselir miydi?

Hayvancılığı geliştirmek için yapılması gereken, süt teşvik primini, yem desteklerini ve diğer hayvancılık desteklerini artırmak, hem üreticiyi hem de sanayiciyi koruyan bu sistemi en az beş yıl süreyle uygulayacağını ilan etmek, piyasaya güvence vermektir. Çözüm, üretim artışında ve üretimin sürdürülebilir olmasındadır.

İthalatın çözüm olmadığı çoğu kez denenmiş ve görülmüştür. Bu yüzden, canlı hayvan ve hele et ithalatına kesinlikle gidilmemelidir. İthalatla bir süre için fiyatlar terbiye edilebilir ancak içeride üretim daha da olumsuz etkilenip azalacağından, bir süre sonra hem fiyatlar yükselir hem de sürekli ithalata bağımlı bir yapı ortaya çıkar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Gürol Ergin (CHP, Muğla). “Hayvancılık sektörünün sorunları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 24 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-23-2010-02-24-hayvancilik-sektorunun-sorunlari-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
