# 2003 mali yılı bütçesinde 9 nci tur görüşmeleri

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hacı Biner (AK Parti, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim
- **Tarih:** 26 Mart 2003
- **Gündem:** 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 9 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/haci-biner-22-2003-03-26-2003-mali-yili-butcesinde-9-nci-tur-gorusmeleri

> Hacı Biner (AK Parti), 26 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 9 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 813 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA HACI BİNER (Van) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Kültür Bakanlığının bütçesi üzerinde, AK Parti Grubunun görüşlerini arz etmek için huzurlarınızdayım; Grubum ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Devlet Planlama Teşkilatı Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Özel İhtisas Komisyonu raporunda "millî kültür" şöyle ifade ediliyor: "Türk kültür tarihinde din ve ahlak önplanda ve daima hâkim rol oynamıştır. Öyle ki, Türk mimarisi, tezyini sanatları, edebiyatı, musikisi, ör ve âdetleri ile ahlak, İslam Dini gözönünde bulundurulmadan anlaşılamaz. Bundan dolayı, milletimizin varlığını ve birliğini devam ettirmekte İslam büyük rol oynamıştır."

Türkiye, her geçen gün, maddî kaygıların önplanda olduğu, ruh ve mana dünyamızı zenginleştiren, süsleyen unsurların kenara itildiği bir ülke haline gelmektedir. İnsanımız, renksiz, şiirsiz, içeriksiz ve estetik kaygıların önemsenmediği bir dünyada yaşamaya itilmektedir. Bu nedenle, kültürün ve kültür politikalarının önemi her geçen gün daha da artmaktadır. Her kültürel form, kendi çağının anlayışını, zevkini ve estetiğini yansıtır. Kültürler, kendilerini, iç dinamikleriyle ve kültürel alışverişlerle zenginleşerek yenilerler. Bu anlamda geleneği olmayan ve kendi kimliğini özgün bir biçimde sunamayan kültürlerin, yabancı kültürle rekabet etmesi zordur. Ülkemizin kültür ve sanat alanlarında göstereceği etkinlik, uluslararası camiada saygınlığımızı artıracaktır. Ülkemiz, binlerce yıllık tarihin sonucu olan zengin bir kültürel birikim ve dokuya sahiptir.

Sayın Başkan, değerli üyeler; millî benliğini bulamayan milletler, başka milletlere yem olurlar. Millî varlığını sürdürmek isteyen milletler millî benliklerine sahip çıkmalıdırlar. Millî benliğine sahip çıkmanın yolu da millî kültüre sahip olmaktan geçer. Millî kültürü korumanın, millî beka bakımından önemi kadar, çağdaşlaşma ve gelişme için de, millî kültürü çağdaşlaştırma ve geliştirmenin önemi vardır. Gelişen kültürümüz, gelişmemizin de nazır ve muharrik iklimini oluşturacaktır. Kültürün iktisat ve siyasetle yakın ilişkilerinin olduğu bilinen bir gerçektir.

AK Parti hükümeti, millî kültür bünyesindeki kültürel varlıkları saygıyla karşılayarak, demokrasinin gelişimi için her toplumun kendine özgü kurumlarına saygı gösterilmesini savunmaktadır. Muhafazakârlık, bu yönüyle katı ve donmuş bir ideolojiden daha çok, demokrat bir perspektifi temsil etmektedir. Bize göre, demokratik taleplerin yansıtıldığı ve doğru ile yanlışın kendisini test ederek düzeltebilecekleri bir zemindir. Türkiye toplumundaki farklılık ve çeşitlilikler çoğulcu demokrasiyi zenginleştiren unsurlardır. Demokrasiyi kabule şayan kılan, toplumsal ve kültürel farklılıkları, talepleri siyasete katabilmesi; kurulu düzeni, dayatmacı, ideolojik ve siyasî aşırılıklardan korumasıdır. Hükümetimiz, demokratik kültürü, siyasetinin ana unsuru olarak görmektedir.

Biz, gerilime yol açan söylem ve üslubun, Türkiye siyasetine bir fayda sağlamadığını, Türk siyasetinin, çatışma, kamplaşma ve kutuplaşma yerine, uzlaşı, bütünleşme ve hoşgörü üzerine kurulması gerektiğini düşünüyor ve itidalin, toplumun genel bir talebi olduğuna inanıyoruz.

Muhafazakârlık, adalete ve özgürlüğe dayanan ideal dünyayı önemser; ama, ona götüreceği umulan her türlü toplumsal mühendisliği reddeder. Kültürümüzden aldığımız hasletlerin en önemlilerinden olan "sevgi ve hoşgörü" ile "komşusu açken tok yatan bizden değildir" prensibi, geçtiğimiz yıllardaki ekonomik tıkanıklıkta, ülkemizi Arjantin olmaktan koruyan en önemli etmenlerdendir.

Muhterem milletvekilleri, dışa açılma politikaları, gelişen iletişim teknolojileri, sanayileşme ve şehirleşmenin etkisiyle sosyal değişme sürecinin hız kazanmasına paralel olarak, ekonomik, sosyal ve kültürel politikaların bir bütünlük içinde ele alınması ihtiyacı devam etmektedir.

Dünya ülkeleriyle ikili ilişkilerimiz, kültür değişim programlarının hazırlanması, bu çerçevede, Türk cumhuriyetlerine öncelik verilmesi ve kültürün her alanında bu ülkelerle çok sıkı bir işbirliğine gidilmesi önemini korumaktadır. Diğer ülkelerdeki soydaşlarımızın, Türk kültürünü ve Türkçeyi yaşayıp geliştirebilmesi için, uluslararası anlaşmaların sağladığı haklar çerçevesinde gerekli faaliyetlerin yürütülmesi önem arz etmektedir. Kültürümüzün yaşatılması ve geliştirilmesi için, kültür merkezlerinin mekansal örgütlenme imkânlarının daha etkin kullanımını sağlayacak politikalar üretmesi ihtiyacı devam etmektedir.

Her geçen yıl bütçesinde reel anlamda düşüşler olan Kültür Bakanlığının, bu bütçeyle, kültürel mirası yaşatması, medenî bir ülkeye yakışır bir kültür ve sanat atmosferi oluşturması mümkün değildir. Genel bütçe içerisindeki payı, on yıl önce binde 9- binde 10'larda olan Bakanlık bütçesinin, bu yılki genel bütçe içerisindeki payının binde 3'lerin altında olduğu göz önüne alındığında, geçmiş yıllarda, Kültür Bakanlığına, dolayısıyla kültüre verilen önemin derecesi anlaşılmaktadır. Önümüzdeki yıllarda, bu bütçedeki artışın oransal olarak değil, reel olarak gerçekleştirilmesinin, kültürel tıkanıklıkları önemli ölçüde aşacağı düşünülmelidir.

Sayın milletvekilleri, Kültür Bakanlığının ambleminde 3 ayak bulunmaktadır; bilgi, sevgi, hoşgörü. Hoşgörü, bizim, temel anlayışımızdır, kültürümüzün özüdür; bundan ayrılmayalım, bunu, kendimize, gençlerimize, camiamıza yansıtalım.

Kültür Bakanlığının geçmiş hizmetlerini tenkit elbette mümkündür, bir kültür hizmeti yapılmadığını söylemek de mümkündür; ancak, bu bütçeyle, geçmiş hizmetleri tenkit etmek de mümkün değildir; çünkü, tenkit, verilen değere göre yapılmalıdır.

Değerli arkadaşlar, Namık Kemal Zeybek Bey, Kültür Bakanıyken bir proje geliştirdi. Bu projenin adı, tasarruf kültürü. Maalesef, bugün, milletimizin savurgan olduğu bir gerçektir; milletimizi savurganlıktan korumakda, tasarruf kültürünün halka, gençlerimize yansıtılmasıyla mümkündür.

Kültür Bakanlığının eski bir mensubu olarak, karşılaştığım bir diğer hususu da arz etmek istiyorum, yeni Sayın Bakanımız herhalde bunu dikkate alacaktır; eski eserlerin tescili. Aydın İlimizin Karacasu İlçesinde, Aphrodisias Müzesinin teftişini yapıyordum. Bu kentte, hemen müzenin karşısında bulunan Geyre Dağı -orada 28 tane mermer kuyusu bulunuyor- kocaman dağ... Bu kuyular tescil edilmiş. Vatandaş "burayı işletelim, zenginlik kaynaklarımız, bunları halka yansıtalım, kazanalım, bütçeye katkıda bulunalım" diye müracaat ediyor; ama, maalesef, tescilli olduğu için, 28 ocaktan sadece 1 ocak bile işletilemiyor. İlgilileri çağırdım ve "kardeşim, tamam, burada mermerler kullanılmış olabilir, bunlar bizim zenginlik kaynaklarımız, 1 tanesini tescil edin, 20 tanesini niye tescil ediyorsunuz" dedim. Tabiî, verilecek cevap yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hacı Biner (AK Parti, Van). “2003 mali yılı bütçesinde 9 nci tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 26 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/haci-biner-22-2003-03-26-2003-mali-yili-butcesinde-9-nci-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
