# Yeşilay haftası nedeniyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hacı Biner (AK Parti, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim
- **Tarih:** 1 Mart 2005
- **Gündem:** YEŞİLAY HAFTASI NEDENİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/haci-biner-22-2005-03-01-yesilay-haftasi-nedeniyle

> Hacı Biner (AK Parti), 1 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YEŞİLAY HAFTASI NEDENİYLE); konuşma 819 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HACI BİNER (Van) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; yurdumuzda her yıl mart ayının ilk haftası, yani, ilk yedi günü, Yeşilay Haftası olarak kutlanmaktadır; bu vesileyle söz almış bulunuyorum, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben, size Yeşilayı anlatmayacağım. Yeşilayın mücadele alanına giren alkollü içki ve uyuşturucu madde tüketiminin insanlarımıza, özellikle gençlerimize verdiği zararların boyutunu ve insan sağlığını nasıl tehdit ettiğini rakamlarla ifade etmeye çalışacağım.

Değerli arkadaşlar, her yıl, ülkemizde içki tüketimi ve uyuşturucu kullanımı yaygınlaşmaktadır. Üretim arttıkça, tüketim de artmaktadır. 1990 yılında içki üretimi 448 000 000 litreyken, değeri TL olarak 2 trilyon TL'dir. 2000 yılında 868 000 000 litre içki üretilmiş ve değeri 600 trilyon lira olmuştur. 2003 yılında 783 000 000 litre içki üretimi olmuş, değeri 1,5 katrilyon TL'ye baliğ olmuştur. Bu rakamlara ithal edilen içkiler dahil değildir.

Görüldüğü gibi alkollü içki imalatında ve tüketiminde devamlı bir artış söz konusudur. Bunun yanında, yine, 2003 yılı rakamlarına göre, Türkiye'de günde yaklaşık 2,5 milyon litre içki sarf edilmiştir. 2004 yılı verilerine göre kişi başına yıllık içki tüketimi 15 litrenin üzerindedir. En çok tüketilen içki biradır. Bira, ülkemizdeki toplam içki tüketiminin; yani, alkol tüketiminin, maalesef, dörtte 3'ünden daha fazlasını teşkil etmektedir. Memleketimizde, biranın, 1984 yılında, o zaman Gülhane Askerî Tıp Akademisinin yüz küsur hocasının yazılı teklifleriyle, yani yazılı raporlarıyla, "bira alkollü içkidir, alkollü içki sınıfına dahil edilmesi lazımdır" gerekçesiyle bu kanun çıkarılmıştır. Dolayısıyla, o dönemde içki tüketiminde büyük azalma oldu; ancak, maalesef, son yıllarda bu kanunun rafa kaldırılmasıyla bira satışları fırlamıştır. Dolayısıyla, alkolik sayısı da arttı. Yani, bira, alkolizmin itici gücü olduğu için, içki ve uyuşturucuya olan meyil artmıştır. Bu yüzden, içkinin ve uyuşturucunun yıktığı yuvaları, sebep olduğu cinayetleri, ölümleri, intiharları, hırsızlıkları, kapkaçları, her gün TV'lerde ve gazetelerde saymakla bitiremeyeceğimiz onlarca örneklerini, üzülerek görmekteyiz.

Değerli arkadaşlar, yaklaşık küçük bir il nüfusundan daha fazla vatandaşımız, her yıl, maalesef, boşanmaktadır ve boşanmaların en önemli sebeplerinden birisi sarhoşluktur. 2001 yılı verilerine baktığımızda Türkiye'de 51 000'in üzerinde yuva yıkılmış, 102 000'in üzerinde vatandaşımız boşanmıştır. 2003 yılında 425 000'in üzerinde trafik kazası olmuş, bu kazalarda 96 000 kişi yaralanmış, 3 000'in üzerinde vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Bu kazalar neticesinde binlerce vatandaşımız da ömür boyu sakat kalmışlardır. Tabiî ki, kazaların en büyük nedeni sarhoşluk olarak kayıtlara geçmiştir. Rakamlar, durumun ne kadar ciddî boyutlara ulaştığını açıklamaktadır.

Değerli arkadaşlar, alkollü içkilerin satışlarından dolayı devlet kasasına bir miktar para girdiği malum; ancak, alkollü içkiler sebep oldukları problemlerle, getirdiğinden daha fazlasını götürmüştür. Her yıl sadece bir tek aile bile içkiden dolayı parçalanıyorsa veya hayatını kaybediyorsa, devletin, içkiden gelen parayı kâr saymaması gerekir. Değil bir aile, her yıl binlerce aile içkiden boşanıyor, binlerce insan hayatını kaybediyor. Trafik kazalarının, en insaflı bir tahminle, dörtte, hatta beşte 1'inin sarhoşluktan ileri geldiğini kabul etsek bile, sadece trafik kazalarının maliyeti, içkiden geldiği zannedilen kârı silip götürmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Biner.

HACI BİNER (Devamla) - Kaldı ki, sarhoşluk, sadece trafik kazalarına değil, benzer sebeplerle uçak kazalarına, iş kazalarına yol açmaktadır, yangınlara ve ciddî işgücü kayıplarına sebep olmaktadır. Ülkemizdeki bu durumu, geçmiş yıllardaki Tekelin kârı ile trafik kazalarının maliyetini karşılaştırdığımız zaman daha net bir sonuca ulaşırız. 2000-2002 yılları Tekelin kârı 295 milyar TL, trafik kazalarının maliyeti 356 trilyon TL; 2003 yılı Tekelin kârı 207 milyar TL, trafik kazalarının maliyeti 468 milyar TL.

FERAMUS ŞAHİN (Tokat) - Tekeli kapatalım mı?!

HACI BİNER (Devamla) - Değerli arkadaşlar, görüldüğü gibi, içki ve uyuşturucu, gün geçtikçe toplumumuzda büyük tahribatlara neden olmaktadır.

FERAMUS ŞAHİN (Tokat) - İçki içmeyin desene!

HACI BİNER (Devamla) - 2004 yılında yapılan bir araştırmaya göre, öğrencilerimizin yüzde 7'si içki kullanmakta, yüzde 1,29'u da uyuşturucu madde kullanmaktadır. Başlama yaşları ise 14 ilâ 15'tir. Geleceğimizin teminatı gençliğimizi bu alışkanlıklardan kurtarmalıyız. Hepimiz görüyoruz, tv'lerde, gazetelerde, çevremizde; gençlerimiz, önce içkiyle tanışıp sonra uyuşturucu bataklığına sürükleniyor. Önce aileleri çırpınıyor, sonra yakınları, sonra da tabiî ki bizler. Her yıl, binlerce yuva yıkılıyor, yüzlerce cinayet işleniyor, binlerce trafik kazası oluyor; yani, toplum çöküyor. Geleceğimizi, halkın vekilleri olarak bu bataklıktan kurtarmak boynumuzun borcudur.

Bir arkadaşımız dedi ki "Tekeli kapatalım mı?!" Hayır, öyle bir şey söylemiyorum; ama, önlem alalım, gençlerimiz, delikanlılarımız buna bulaşmasınlar; ailelere görev düşüyor, okullarımıza görev düşüyor. Yani, siz ister misiniz çocuğunuzun yakasına alkolizm yapışsın?

FERAMUS ŞAHİN (Tokat) - En çok içki reklamı sizin döneminizde yapılıyor gazetelerde manşet manşet!

HACI BİNER (Devamla) - Değerli arkadaşlar, alkol ve uyuşturucunun, ayrıca, milletlerarası boyutu vardır. Memleketimizin coğrafî durumunu dikkate alırsak, doğuda ve batıda, özellikle uyuşturucu trafiğinin geçtiği güzergâh olarak memleketimize, gençlerimize musallat olan unsurlar vardır, bunların önüne geçilmesi lazımdır. Aileye en büyük görev düşüyor; aileler çocuklarına sahip çıkmalıdır. Ondan sonra, okullarımıza görev düşüyor. Bugün, okullarımızda yeşilay kolları kurulmalıdır. Öyle tahmin ediyorum kurulmuştur; Sayın Millî Eğitim Bakanı bu konuda duyarlıdır, gençlerden sorumlu devlet bakanları bu konuda duyarlıdır. Bunların mutlaka önü alınmalıdır. Biz bunu söylüyoruz.

Daha dün, yani birkaç yıl önce, alkole bulaşmış çok büyük bir devlet, komşusuyla savaşa girdi; ama, askeri uyuşuk olduğu için, alkol müptelası olduğu için bu insanlarla baş edemedi, mağlup oldu. Dolayısıyla, bu, soğuk harp aracı olarak da kullanılıyor. Buna... Dikkatli olmamız lazım, müteyakkız olmamız lazım.

Sayın arkadaşımız dedi ki, "fabrikaları kapatalım mı?.."

---

**Kaynak gösterme:** Hacı Biner (AK Parti, Van). “Yeşilay haftası nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 1 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/haci-biner-22-2005-03-01-yesilay-haftasi-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
