# Adli yargı ilk derece mah. ile bölge adliye mah. kuruluş ve görevleri (s.s.146)ve(146'ya 1inci ek)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hakkı Köylü (AK Parti, Kastamonu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim
- **Tarih:** 25 Haziran 2003
- **Gündem:** ADLİ YARGI İLK DERECE MAH. İLE BÖLGE ADLİYE MAH. KURULUŞ VE GÖREVLERİ (S.S.146)VE(146'YA 1İNCİ EK)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hakki-koylu-22-2003-06-25-adli-yargi-ilk-derece-mah-ile-bolge-adliye-mah-kurulus-ve-gorevleri

> Hakkı Köylü (AK Parti), 25 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ADLİ YARGI İLK DERECE MAH. İLE BÖLGE ADLİYE MAH. KURULUŞ VE GÖREVLERİ (S.S.146)VE(146'YA 1İNCİ EK)); konuşma 1.196 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) -Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 146 sıra sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemeleri Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili olarak, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bir davanın açılmış olduğu mahkemenin yaptığı inceleme sonunda verilen nihaî kararla, kural olarak, o dava çözümlenmiş olur. Bu durumda mahkemenin işi sona erer ve kararın icraı safhasına geçilmesi gündeme gelir. Ancak, davayı kaybeden taraf, mahkeme kararının kanuna aykırı olduğu düşüncesini taşıyabilir. Böyle bir düşünce normal karşılanmak gerekir; çünkü, kararı veren hâkim de sonuçta bir insandır ve ne kadar tecrübeli, bilgili ve dürüst olursa olsun, pekâlâ o da yanılabilir. Kararın gerçekten hukuka, kanuna aykırı olması mümkün olduğu gibi, sadece davayı kaybeden tarafta böyle bir zan doğması da mümkündür. İşte kanun yolu; yanlış olan veya yanlış olduğu sanılan nihaî mahkeme kararının daha üst bir mahkemede kontrol ettirilerek bir daha gözden geçirilmesi için taraflara verilmiş olan usulî bir imkândır.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Hukukî ve Ticarî Davalarda Kanun Yolu Sistemleri ve Usulleri İşlevinin Geliştirilmesi Hakkında 95/5 Sayılı Tavsiye Kararında da, İnsan Hakları ve Temel Hürriyetleri Koruma Sözleşmesinin 7 No'lu Protokolü gereği istinaf yoluna başvurulma imkânının tanınması gerektiği benimsenmiştir.

Günümüzde Fransa, Almanya, İsviçre, Avusturya, Belçika, Hollanda, Malta, Yunanistan, İngiltere, İskoçya, İsveç ve Norveç'te istinaf mahkemeleri halen faaliyet göstermektedir.

Ülkemizdeki gelişimine bir göz atarsak; 1879 yılında yürürlüğe konulan "Mehakimi Nizamiyenin Teşkilat Kanunu Muvakkati" ile "İstinaf" adı altında kurulan ikinci derece mahkemeler, 1924 yılında çıkarılan 469 sayılı "Mehakimi Şer'iyenin İlgasına ve Mehakimin Teşkilatına Ait Ahkâmı Muaddil Kanun" ile kaldırılmıştır.

Bu mahkemelerin çalışmalarına, adaletin süratle dağıtımına engel oldukları ve arzu edilen yararı sağlamadıkları gerekçesiyle son verilmiştir. Sözü edilen muvakkat kanun, ayrı bir istinaf mahkemesi kurmak yerine, bu görevi, ağır ceza ve asliye ceza mahkemelerine vermişti; ancak, bu mahkemelerin asıl görevlerinin yoğunluğu ve ağırlığı karşısında istinaf görevlerine yeterli zamanı ayıramamaları sonunda biriken iş ve davalar, içinden çıkılamaz derecede çoğalmış olduğundan, umulan yararlar da elde edilememiştir.

1932, 1952, 1963 ve 1975 yıllarında tekrar kurulması için tasarılar hazırlanmış ise de, bir türlü kanunlaşamamıştır.

Kanun yollarını, çeşitli bakımlardan gruplara ayırmak mümkündür. İstinaf ve temyiz şeklindeki ayırım, inceleme konusu karar üzerindeki kontrolün genişliği bakımından yapılan bir sınıflandırmadır. İlk derece mahkemesi maddî vakaya uygulanacak kanun hükmünü belirlerken veya hükmü yorumlarken hata edebileceği gibi, maddî vakaları incelerken ve takdir ederken de hata yapabilir. İşte, istinaf ve temyiz yollarının ayrılması, bu hataların bir grubunun veya her iki grubun ele alınması gerekip gerekmediği sorununa dayanmaktadır.

İstinaf mahkemesi, hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasındaki hatadan başka, maddî vakaların tespit ve takdirine ilişkin hataları da inceler. Onun için, istinaf mahkemesine, ikinci derecede bir olay mahkemesi adı da verilir. İstinaf mahkemesinde kural olarak davaya ait maddî vakalar yeniden incelenir, tahkikat ve yargılama safhaları, kural olarak, ilk derece mahkemesinde olduğu gibi yeniden cereyan eder. Bu açıdan bakıldığında, bazı hukuk sistemleri o kadar ileri gitmişlerdir ki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen yeni vaka ve delillerin ilk defa istinaf mahkemesinde ileri sürülmesine dahi izin vermişlerdir, örneğin, Fransa'da olduğu gibi; fakat, bu durum, istinaf mahkemelerinin iş yükünü çoğalttığı ve yargılamayı yavaşlattığı gibi, ilk derece mahkemesini de lüzumsuz bir derece mahkemesi haline getirebilir; çünkü, taraflar, önemli delillerini, daha tecrübeli saydıkları istinaf mahkemesi hâkimlerinin incelemesine sunmak üzere ilk derecede saklı tutabilirler. Onun içindir ki, hazırlanan tasarıda, Batı ülkelerinde yeni çıkan kanunlarda ciddî bir mazeret bulunmaksızın ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen vaka ve delillerin istinaf mahkemesinde ileri sürülmesine imkân verilmediğini de gözönüne alarak, "üst mahkemede ... ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz" hükmü getirilmiştir. Böyle olmakla birlikte, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp de haksız yere reddedilip, incelenmeyen ya da ilk derece mahkemesinde gösterilebilme imkânı bulunmayan veya tarafın bu delili geç ileri sürmesinde bir kusurunun bulunmadığı deliller üst mahkemede incelenebilecek; ayrıca, üst mahkemenin resen gözönüne alıp inceleyebileceği hususlar, taraflarca da ileri sürülebilecektir. Yine, tahkikat ve yargılamayı mümkün olduğu kadar süratlendirmek için, üst mahkemede karşı dava açılamaz, davaya katılma isteminde bulunulamaz, davanın ıslahı istenemez.

Değerli milletvekilleri, üst mahkemelerin görevlerini ne şekilde yapacağına dair, size, kısaca açıklamalarda bulundum. Şimdi, üst mahkemeler ile Yargıtay arasındaki farkları ve üst mahkemelerin kuruluş şekillerini kısaca izah edeceğim.

İstinaf mahkemelerine mukabil, Yargıtay, bir olay mahkemesi, bir derece mahkemesi değildir; çünkü, tahkikat ve yargılama yaparak karar vermez. Yargıtay, sadece diğer mahkemelerden verilen kararları kanuna, hukuka uygunluk bakımından inceler ve denetler; o, bunu yaparken, kanunların uygulanmasında birliği sağlamaya çalışmaktadır. Bu itibarla, Yargıtaya, hüküm ya da kanun mahkemesi adı da verilir. Fonksiyonu gereği istinaf mahkemeleri çeşitli yerlerde kuruldukları halde, Yargıtay, kural olarak ancak bir yerde kurulur; o halde, Yargıtay, en yüksek adlî mercidir; bu sıfatla, mahkemelerden verilen kararları denetler ve hukukun uygulanmasında ve yorumlanmasında ülke içinde birliği sağlar.

Üst mahkemelerin kuruluşu da kısaca şu şekildedir: Her üst mahkemede bir başkan bulunur. Üst mahkeme, hukuk ve ceza dairelerinden oluşur ve gerekli hallerde daire sayısı artırılıp azaltılabilir. Tasarımızda, üç hukuk, iki ceza dairesinden bahsedilmektedir. Daireler, toplu hâkim esasına göre kurulmuş olup, bir başkan ile yeteri kadar üyeden meydana gelmektedir. Her daire, bir başkan ve iki üyeyle toplanır. Üst mahkeme başkanı ile daire başkanlarından oluşan kurul, başkanlar kurulu olarak adlandırılmaktadır. Her üst mahkemede, ayrıca bir cumhuriyet başsavcısı ile yeteri kadar cumhuriyet savcısından oluşan cumhuriyet başsavcılığı, üst mahkeme başkanı, üst mahkeme cumhuriyet başsavcısı ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından daire başkanları arasından seçilen, bir üyeden oluşan bir üst mahkeme adalet komisyonu vardır.

Her üst mahkeme dairesinde, üst mahkeme başkanlığında, üst mahkeme cumhuriyet başsavcılığında ve üst mahkeme adalet komisyonunda bir yazı işleri müdürlüğü, cumhuriyet başsavcılığında ve üst mahkeme adalet komisyonunda bir yazı işleri müdürlüğü bulunmaktadır. Üst mahkemenin, üst mahkeme başkanının, başkanlar kurulunun, hukuk dairelerinin, ceza dairelerinin, daire başkanlarının, üst mahkeme üyelerinin, cumhuriyet başsavcısının, cumhuriyet savcılarının, adalet komisyonunun görevleri tasarıda tek tek sayılmıştır. Keza, üst mahkeme başkanlığına, daire başkanlıklarına ve üst mahkeme üyeliklerine atanma şartları da tasarıda belirtilmiştir.

Kanaatimizce, üst mahkemenin ihdası kaçınılmaz bir zorunluluktur. Yargıtay, kendisine atfedilen asıl görevi, ancak bu mahkemelerin kurulmasıyla yapabilecektir. Yargıtay, bir derece mahkemesi değildir, onun bu alandaki her türlü faaliyeti hayal kırıklığıyla sonuçlanmaya mahkûmdur; çünkü, Yargıtay bir derece mahkemesinin fonksiyonu gereği sahip bulunduğu çalışma usulleri ve teşkilatlanmadan, donatılmış olduğu hukukî araçlardan ve imkânlardan yoksundur. Yargıtayı hem kontrol ve hem de olay mahkemesi olarak çalıştırabilmemiz mümkün değildir. Onun asıl görevi yürürlükteki hukukun, ülke içinde yeknesak bir şekilde uygulanmasını sağlamaktır.

İstinafa şiddetle ihtiyaç vardır; ancak, istinafa ihtiyaç vardır diye Yargıtaya istinaf görevi vermek, onu Yargıtaylıktan çıkarıp, istinaf mahkemesi yapmak demektir; o zaman da, onun üstünde Yargıtay ihtiyacı yüzünden, tam ve hakiki bir Yargıtay kurmak gerekecektir veya daha gerçekçi davranarak aynı ihtiyaç nedeniyle onun altında istinaf mahkemeleri meydana getirmek icap edecektir.

Değerli milletvekilleri, bölge adliye mahkemelerinin isimlerini genellikle konuşmamda istinaf olarak telaffuz ettim. Bu, zaman almamak bakımından yapılmış bir uygulamadır; onun için, bu konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. İstinaf mahkemelerinin kurulabilmesi için gerekli kalifiye eleman ve maddî imkânın mevcut olup olmadığına gelince; bu, kanaatimce, yürütme organının sorunudur ve yürütme organının, üst mahkemelerin kurulması için harekete geçtiği takdirde ve ölçüde, onun gerektirdiği bütün tedbirleri alarak bu sorunu halledeceğini canı gönülden kabul ediyor ve buna inanıyoruz.

Bunun için, yargı bağımsızlığı ve hâkim güvencesinin her türlü tereddütten uzak olarak gerçekleşmesi, iyi yetişmiş, yetenekli hukukçuların mesleğe kazandırılması için özendirici tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Hükümetimizin, bu tedbirleri alacağına ve en kısa zamanda, büyük bir devrim niteliğinde olan bölge adliye mahkemelerini kuracağına olan inancımızı burada belirtiyor, bu düşüncelerle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hakkı Köylü (AK Parti, Kastamonu). “Adli yargı ilk derece mah. ile bölge adliye mah. kuruluş ve görevleri (s.s.146)ve(146'ya 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 25 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-koylu-22-2003-06-25-adli-yargi-ilk-derece-mah-ile-bolge-adliye-mah-kurulus-ve-gorevleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
