# Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hakkı Köylü (AK Parti, Kastamonu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim
- **Tarih:** 14 Eylül 2004
- **Gündem:** TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hakki-koylu-22-2004-09-14-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek

> Hakkı Köylü (AK Parti), 14 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 1.795 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sekiz aydan beri hazırlamakta olduğumuz Ceza Kanunu Tasarısı üzerinde Grubumuz adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 1984 yılında yayımlanan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi raporunda, suç siyaseti "suçlularla meşgul olarak ve suç mağdurlarının haklarını güvence altına alarak, toplumu suça karşı korumayı hedef alan cezaî veya diğer nitelikteki değişik tedbirler ve araçlardan oluşan politikayı ifade eder" şeklinde tanımlanmıştır.

1960'lardan sonra, çok sayıda ceza kanunu yapılmıştır; İtalya, Almanya, Avusturya, İspanya, Japonya, Rusya ve Fransa, ceza kanunlarını yenilemişlerdir. Bizde de yeni ceza kanunu hazırlıkları, 1980'li yıllarda başlamış, daha sonra 1987 tasarısı gündeme gelmiş, ardından da 1996 tasarısı ve sonunda 2000 tasarısı hazırlanmıştır. Birbirinin devamı olan ve birbirini yenileyerek gelen bu tasarılar, son olarak, 2003 yılında 12 Mayıs günü Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiştir.

Görülmektedir ki, Türkiye'de Ceza Kanunu Tasarısı, yaklaşık onbeş yıldan beri hazırlanagelmiştir. Bizim gerek altkomisyonda ve gerekse komisyonda görüşmüş olduğumuz tasarı da, bu uzun sürede hazırlanan tasarının üzerinden yürütülerek çıkarılan yeni bir tasarıdır. Komisyon, tasarıyı altkomisyona havale etmiş ve altkomisyonda da Bekir Bozdağ, Feridun Ayvazoğlu, Halil Özyolcu, Orhan Eraslan ve bana görev verilmiştir. Altkomisyon çalışmalarına Yargıtay Üyesi Keskin Kaylan, Adalet Bakanlığı tetkik hâkimleri Yusuf Solmaz Balo, Zekeriya Yılmaz ile akademisyenler Doç. Dr. İzzet Özgenç, Doç. Dr. Âdem Sözüer, Doç. Dr. Ahmet Gökşen devamlı olarak katılmışlardır.

Sayın Eraslan "ne şekilde komisyona katıldıkları tam anlaşılamayan" şeklinde bir tabir kullandı, yanlış anlamadıysam. Biz, altkomisyonda Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu çalışmalarına katılmak üzere Ankara Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne ve Marmara Üniversitesi Rektörlüğüne birer yazı yazdık. Bu yazılarımız sonucunda o rektörlükler, bahsetmiş olduğumuz arkadaşları altkomisyon çalışmalarında bulunmak üzere görevlendirmişlerdir. Olayın özü budur.

Altkomisyon çalışmalarımız sırasında barolar, yargı kuruluşları, üniversiteler ve adliyelerle devamlı surette irtibat içinde olduk. Buralardan gelen her türlü tavsiye, tenkit ve eleştiri, devamlı surette dikkate alınarak komisyon çalışmalarına yansıtılmıştır. Ayrıca, komisyon çalışmalarımıza, sivil toplum örgütleri -burada isimlerini sayamıyorum, çok sayıda sivil toplum örgütü- yazıyla müracaat etmiş, zaman zaman kendileri gelmişler, görüşlerini bildirmişlerdir. Keza, bazı sayın milletvekilleri altkomisyonumuzu teşrif etmişler, orada uzun süre görüşlerini bildirmişler, hatta bazı konularda altkomisyonu ikna da etmişlerdir ve görüşlerinin doğru olduğunu da kabul ettirmişlerdir.

Şu anda görüşülmekte olan tasarı, Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi Adalet Komisyonu üyelerinin ve milletvekillerinin mutabakatıyla Meclise gelmiştir. Her iki partiye mensup milletvekillerinin her isteği tam manasıyla tasarıya yansımamış olabilir, bundan daha tabiî olan bir şey de yoktur; zira, bu kanun, bir genel kanundur, toplumun her kesimini, en ücra kısımlarını dahi ilgilendirmektedir. Bu nedenle, her kesimin, her kısmın değişik istekleri, talepleri ve beklentileri vardır. Elbette ki, bunların hepsini bir araya getirmek mümkün değildir. Bu durumda, belirli asgarî müştereklerde buluşmamız gerekiyordu ve biz de onu yaptık.

Tasarı ele alınırken üzerinde önemle durduğumuz husus, insan haklarının ve özgürlüklerin olabildiğince korunması ve sağlanmasıydı ve bu yüzden de insanı tasarıda önplana aldık. Tasarının düzenlenmesinde, öncelikle, insanın, şahsına, vücuduna karşı suçları, bütünlüğüne karşı suçları, cinsel suçları ve haberleşme hürriyetine karşı suçları, sırasıyla aldık.

Değerli arkadaşlar, tasarı hazırlanırken nelere dikkat edilmiştir; öncelikle, anlaşılır bir Türkçe kullanılmıştır. Suç siyaseti; kusur ilkesi, hukuk devleti ilkesi ve hümanizm ilkesi olarak belirlenmiştir. Suç siyaseti ilkesinde, kıyas yasağı, geçmişe uygulanma yasağı getirilmiş; ayrıca, belirlilik ilkesi ve suçta ve cezada kanunîlik ilkesi konulmuştur. İşlediği fiilde kusuru olmayan kişiye objektif sorumlulukla ceza verilmesinin önüne geçilmiştir. Keza, kusuruna oranla daha ağır bir ceza verilmesi de gündeme getirilmemiştir. Hümanizm ilkesi ise suç siyasetinin üçüncü ilkesi olup, bununla, suç işleyen kişinin yeniden topluma kazandırılması ve toplum tarafından yeniden kabullenilmesinin sağlanması planlanmıştır.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla neler yapılmıştır; bu tasarıda, cürüm ve kabahat ayırımı kalkmıştır; özel hukuk tüzelkişilerine güvenlik tedbiri uygulaması getirilmiştir; ceza sorumluluğunun şahsîliği kuralından hareketle, tüzelkişilere cezaî yaptırım konulamamıştır; bilinçli taksir ve olası kasıt kavramlarına yer verilmiştir; kusurun matematiksel oranlarla ifade edilmesinden vazgeçilmiştir; hafif ve ağır tahrik ayırımı kaldırılmıştır.

Hafif ve ağır tahrik ayırımı, mahkemelerimizi çoğu zaman fazlasıyla meşgul eden bir ayırımdı. Bir suç işlendiği zaman, ya ağır tahrik ya da hafif tahrik uygulama mecburiyeti vardı. Ya ortada bir şey olursa ne olacaktı! İşte, bu takdirde, hâkim ikisinden birine sığınıyor, olursa da olmazsa da deyip, ya ağır tahriki ya hafif tahriki kullanıyordu. İşte, bu tereddütlerin önüne geçmek için hafif ve ağır tahrik ayırımları kaldırılmış, sadece bir tahrik kabul edilmiştir. Artık, bu suçun şekline, oluşuna göre olayların değerlendirilmesi hâkim tarafından analizi yapılarak tahrik maddesi uygulanacaktır. Alt ve üst sınırlar arasındaki ceza indiriminde, yine, hâkim, kendisi, diğer verilere göre takdir edecektir.

Yapılan önemli değişikliklerden birisi, meşru müdafaa sınırlarının genişletilmesidir. Daha önceki Ceza Kanunumuzda, cana ve ırza yönelik bir tecavüzün defi için meşru müdafaada bulunulabilir iken, şimdi, meşru bir hakka yönelik olan bütün saldırıların defedilmesi ve bu suretle, insanın canını, malını ve haklarını koruması sağlanmış ve bunlar da meşru müdafaa kapsamına alınmıştır.

Bu tasarıyla gönüllü vazgeçme kurumu düzenlenmiştir. Suç işleyen kişinin, suç işlemeye başladıktan sonra veya suç işlemeyi bitirdikten sonra, ya suçun tamamlanmasından veyahut da sonucun meydana gelmesinden önce, bunu önleyecek, engelleyecek tedbirler alması, bunda mücadele göstermesi halinde bundan istifade etmesi gerektiği düşünülerek, cezada bir indirim sağlanmıştır.

Tahrik ayırımında olduğu gibi, tam ve eksik teşebbüs ayırımı da kaldırılmıştır. Bu da, mahkemelerimizi önemli ölçüde meşgul eden bir husustu. Artık, bundan sonra, hâkimler, teşebbüs halinde, bunun tam veya eksik teşebbüs olduğuna bakmadan, mevcut sınırlar içerisinde, olayın özelliğine göre bir indirim uygulayacaklardır.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla, müsadere konusu da yenilenmiş ve bildiğimiz eşya müsaderesinin yanında, bir de kazanç müsaderesi getirilmiştir. Kazanç müsaderesinden maksat, suç işleyen kişinin suçtan elde ettiği menfaatların, ne şekilde olursa olsun, hangi şekle dönüştürülürse dönüştürülsün, nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin, onun elinden alınmasını gerektirmektedir; böylece, suç işlemenin, insanlara ekonomik bir varlık sağlamasının, mal varlığında bir genişleme yapmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır.

Bu kanun tasarısıyla, yine, infaza ilişkin düzenlemeler İnfaz Kanununda düzenlenmek üzere çıkarılmıştır ve orada düzenlenecektir. Ayrıca, cezaların içtimaı prensibinden vazgeçilmiştir. Bundan sonra, cezalar toplanarak, belli bir sınırı aşamaması için kenarından köşesinden kırpılarak bir noktaya indirilmeyecek, sınırlandırılmayacaktır; bir kişi, kaç suçtan ne kadar ceza aldıysa, bunların toplamı üzerinden infaz gerçekleştirilecektir.

Bir önemli değişiklik de, para cezaları konusundadır. Para cezalarının, daha önce olduğu gibi, hesaplanması çok zor olmaktan çıkarılmış, hafif ve ağır para cezası kavramları kaldırılmış, bunun yerine adlî para cezası getirilmiş ve sistem olarak da, gün para cezası sistemi getirilmiştir. Bunun detaylarına girmek istemiyorum; bu konuyla ilgili maddeye geldiğimiz zaman tekrar görüşeceğiz.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıda, çocuklarla ilgili önemli düzenlemeler de vardır. Özellikle, çocukların, Avrupa Çocuk Hakları Sözleşmesi uyarınca, fuhuştan ve pornodan korunması için çok özel düzenlemeler getirilmiştir. Maalesef, günümüzde, büyük şehirlerde fuhşun 15 yaşın altındaki çocuklara kadar indiği düşünülürse, bu konuda alınması gereken tedbirlerin gerçekten ciddî olması gerektiğinin altını çizmek gerekir ve bizde de bu düşünülerek, çocukları fuhşa sürükleyen, bu iş için tedarik eden, teklif eden her kim olursa olsun, yer gösteren ve bunda her ne suretle olursa olsun yardımcı olan herkese cezaî müeyyide getirilmiştir ve bu cezalar da, gerçekten caydırıcı niteliktedir.

Keza, çocukların pornodan korunması için bir dizi tedbir alınmıştır. Umarım ki, bu tedbirler sonucunda, çocuklarımız pornodan korunacak ve ahlaklı, devletine, milletine faydalı birer evlat olarak yetişmeye başlayacaklardır.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla getirilen yeniliklerden birisi de uzlaşmadır; bu, daha önceki kanunlarımızda olmayan bir müessesedir. Takibi şikâyete bağlı suçlarda, suçun faili, mağdurun zararlarını eğer giderirse, cumhuriyet savcısı da bunu kabul ederse, bu takdirde, suçun mağdurunun şikâyetten vazgeçmesi üzerine dava açılmayabilecek veya dava açılmış ise bu takdirde karar verilmeyecektir. "Faili gayrimuayyen adam öldürme" dediğimiz, nereye gittiği belli olmayan ve hiçbir hukuk sisteminde bulunmayan, Türk Ceza Kanunundaki 463 üncü madde muadili, bu tasarıdan kaldırılmış; keza, "kavga" gibi, hukuk tabirine pek uymayan, ne şekilde cezalandırılacağı belli olmayan bir husus da tasarıdan çıkarılmıştır.

Değerli arkadaşlar, suçlardan, adam öldürmenin cezası müebbet hapse çıkarılmış, işkence cezası artırılmış; ayrıca, cinsel saldırılar önemli birer suç olarak değerlendirilerek, bunlara verilen cezalar da artırılmıştır.

Keza, ihaleye fesat karıştırma ve edimin ifasına fesat karıştırma etkin bir şekilde düzenlenmiştir.

Rüşvet suçlarındaki uygulama alanı genişletilmiş, daha önce sadece memurlar hakkında uygulanan rüşvet cezası, bundan böyle, kamu yararına çalışan dernekler, kooperatifler, vakıflar ve sair kamu kurumlarının görevlileri hakkında da uygulanacaktır.

Özel belgede sahtecilik suçlarında suçun oluşması için gerekli olan zarar mefhumu ortadan kaldırılmış, belgenin düzenlenmesiyle zarar beklenmeksizin suçun oluşacağı kabul edilmiştir.

Değerli arkadaşlar, önemli düzenlemelerden birisi de çevrenin kirliliği ve imar kirliliğidir. Çevre kirliliği Çevre Kanununda düzenlenmiş olmakla beraber, maalesef bugüne kadar caydırıcı olamamıştır. İşte bu tasarıda çevreyle ilgili hükümler, çevreyi kirleten ve çevrenin kirlenmesi suretiyle etrafa, insanlara ve hayvanlara önemli ölçüde zarar veren kişilerin hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörecek tarzda düzenlenmiştir.

Şehirlerimizdeki gecekondulaşmayı ve başkalarının arazisine ruhsatsız yapı yapmayı önlemek maksadıyla imarla ilgili yeni düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler çerçevesinde, ruhsat almaksızın inşaata başlayan kişilere iki yıl ile beş yıl arasında bir hapis cezası öngörülmüş, ayrıca oturma izni almadan, yani, yapı kullanma izni almadan bir inşaata elektrik, su, havagazı, doğalgaz, kanalizasyon gibi hizmetleri getirenlere veya bunların getirilmesine yardımcı olanlara da ayrıca hapis cezası öngörülmüştür.

Keza, adil yargılanmayı engelleyecek davranışlar bu kanunla müeyyide altına alınmıştır.

Suçta azmettirmede altsoy-üstsoy ilişkisi bulunduğu takdirde, azmettiren kişi, kendi altsoyunu suça azmettirdiği takdirde, suçun faili olarak alacağı normal cezanın yanında, cezada ayrıca bir de artırım meydana gelecektir. Keza, azmettirme olan suçlarda, suçun aslî faili, azmettiren kişiyi bildirdiği ve bunun tespitini sağladığı takdirde cezasından bir indirim yapılacak, bu da, azmettiren kişilerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Değerli arkadaşlar, diğerlerini kısaca geçmek istiyorum. Bu tasarıda, insan üzerinde deney yapılması, organ ve doku ticareti, aile yükümlülüğünü ihlal, çocuk düşürme, kürtaj, kapkaç, alkollü olarak trafiğe çıkma, alkollü ve sarhoş vaziyette trafiği tehlikeye düşürecek tarzda araç kullanma suçları yeniden düzenlenmiş, çocuklara uçucu madde satanlar, çocukları ve güçsüzleri dilendirenler cezaî müeyyideye tabi tutulmuş, bilişim suçları yeniden düzenlenmiş, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek de müeyyideye bağlanmıştır.

Değerli arkadaşlar, huzurunuza getirmiş olduğumuz tasarı, Sayın Eraslan'ın da belirttiği gibi, bir mutabakat tasarısıdır. Bu tasarıda bizim özellikle üzerinde durduğumuz hususlar, özgürlüklerin, düşünce hürriyetinin, vicdan hürriyetinin, ifade hürriyetinin daha geniş olabilmesi, Avrupa ülkeleri seviyesine çıkarılabilmesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Köylü.

HAKKI KÖYLÜ (Devamla) - Bunu tam manasıyla sağladığımızı ben de düşünemiyorum; fakat, şunu da belirtmek isterim ki, mevcut Ceza Kanunumuzdan çok daha ileri bir noktaya varmışızdır. Biz, bu bahsettiğim özgürlüklerin çok sınırlı olduğu -etrafında demokratik ülke yok denecek kadar az bulunan- çok sayıda komşularının bulunduğu, her an için tehlikeye hazır olması gereken bir ülkede yaşıyoruz. İşte bu nedenledir ki, alabildiğine özgürlük getirmek, belki de, bugün için biraz zor görünmektedir; ancak, şunu bilelim ki, bundan beş altı sene önce telaffuz edilemeyen şeyler bugün çok rahat telaffuz edilmektedir. Bundan dört beş sene sonra da, bugün, belki de, öyle zannediyorum, endişe ettiğimiz, üzerinde durmak istemediğimiz şeyler, hiç endişe etmediğimiz şeyler haline gelecek ve o zaman daha güzel şeyler yapabileceğiz ve daha fazla özgürlüklere kavuşabileceğiz. Her halükârda, bu tasarı, Türkiye'nin gerçekten kendisinin, kendi insanlarının, kendi hukukçularının düzenlediği güzel bir tasarıdır. Hatta "Türkiye'de ceza kanunu yapacak hukukçu yoktur" diyenlerin söylediklerine kesinlikle katılmıyorum. Yıllardan beri bu memlekette hukukçu yetişmektedir ve bu hukukçular da bu memleketin insanları olarak, bu memlekete uygun bir ceza kanunu düzenleyecek kapasitededirler. Eksiği olabilir, yanlışı olabilir; ama, bu Ceza Kanunu Tasarısı, gerçekten bu Meclisten geçmesi gereken güzel bir tasarıdır; sizlerin desteğini bekliyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hakkı Köylü (AK Parti, Kastamonu). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 14 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-koylu-22-2004-09-14-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
