# 2003 mali yılı bütçesi 10 uncu tur görüşmeleri

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hakkı Ülkü (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim
- **Tarih:** 27 Mart 2003
- **Gündem:** 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 10 UNCU TUR GÖRÜŞMELERİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2003-03-27-2003-mali-yili-butcesi-10-uncu-tur-gorusmeleri-2

> Hakkı Ülkü (CHP), 27 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 10 UNCU TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 847 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı çerçevesinde, bütçenin 18 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinize saygıyla selamlıyorum.

Dördüncü Bölüm “Bütçe Uygulamasına İlişkin Hükümler” başlığının aktarmalarla ilgili 18 inci maddesinin (a) şıkkının 5 inci maddesinde “2003 Yılının Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar”a uygun olarak, yıllık programda yapılacak değişiklikler gereği, değişiklik konusu projelere ait ödenekleri ilgili kuruluşların bütçeleri arasında aktarmaya, yine, (a) bendinin 8 inci maddesinde “kamu kurum ve kuruluşlarının yeniden teşkilatlanması sonucu, bütçe kanunlarının uygulanması ve kesinhesapların hazırlanmasıyla ilgili olarak gerekli görülen her türlü bütçe işlemlerini ve düzenlemeleri yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir” deniliyor.

Özelleştirme İdaresi de Maliye Bakanlığına bağlandığına göre, şimdi söyleyeceklerim özellikle stratejik kuruluşlar olarak nitelendirdiğimiz TÜPRAŞ ve PETKİM’i de çok yakından ilgilendiriyor olsa gerek. Bunları düşünerek, sizlere, önemli saydığım ve bütçeyle ilişkili olduğuna inandığım somut bilgiler arz etmek istiyorum:

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; enerji kaynaklarının denetim ve kontrolünü ele geçirerek, Ortadoğu’yu, hatta, Avrasya Bölgesini yeniden yapılandırmayı hedefleyen bir büyük paylaşım savaşı sürmektedir. Ülkemizde de, son derece olumsuz yansıyan bu savaş ortamında, hükümet, binlerce çalışanı ve yoksul halkımızı doğrudan etkileyecek özelleştirme girişimlerine hız vermektedir.

Değerli milletvekilleri, 1980’li yıllardan beri yapılan özelleştirme uygulamalarına bakıldığında görülecektir ki, özelleştirme, iddia edildiği gibi, verimliliği, kârlılığı, istihdamı artırıcı bir araç olmamış, devlete geçici gelir sağlamaya yönelik bir amaca dönüşmüştür. Kamu kuruluşları belirli kesimlere değerinin altında devredilmiş, kamu, gelecekteki potansiyel gelirinden mahrum bırakılarak, zarara uğratılmıştır.

Hisse senedi yoluyla yapılan bu özelleştirmelerde, senetler borsa manipülasyonlarıyla belirli ellerde toplanmış, mülkiyet tabana yayılmadığı gibi, yoksul toplum kesimi ve küçük yatırımcılar mağdur edilmiştir. Kârlı kuruluşlar devredildiğinde kamunun kronik zararı azalmamış, tersine, bu kuruluşların yarattığı katmadeğerden vazgeçildiğinden, kamunun zararı artmıştır. Özelleştirilen kuruluşlarda verimlilik ve istihdam artışı olmamış, yüzde 60 ile yüzde 90 arasında istihdam daralması ve sendikasızlaştırma yaşanmıştır. Ayrıca, bizim gibi ağır borçlu konumundaki ülkelerde özelleştirme yabancılaştırmaya dönüştürülmüştür. Kamu mülkiyetindeki doğal tekeller, blok satışlarla özel tekele dönüşmektedir. Böylece, hem kaynak hem de gelir dağılımı bozularak, yaygın halk kesimi ve tüketiciler tekel fiyatlarının baskısıyla yoksullaşarak ezilmişlerdir. Bunlara eklenecekler ise, hükümetin bugünlerde özelleştirme gündemine aldığı PETKİM ve TÜPRAŞ olacaktır.

Dünya standartlarında üretim yapan, verimli ve kârlı olan bu iki kuruluşun Türkiye ekonomisindeki konumlarına bakıldığında, ülkemizin sanayileşmesindeki ve kalkınmasındaki rolleri de görülecektir. PETKİM’in üretimi olan petrokimya ürünleri, plastik, sentetik elyaf, lastik, deterjan, boya, kimya, ambalaj sanayii vesaire, bunun gibi çok geniş bir sanayide hammadde olarak kullanılmaktadır. Tek başına Türkiye petrokimya sanayiini temsil eden PETKİM, ilk kurulduğu yıllarda yurtiçi pazarın yüzde 70’ine sahipken, bugün, ancak, yüzde 35’ini karşılamaktadır. Türkiye’nin 3 milyar dolarlık plastik hacmi bulunmaktadır. Plastik üreten 2000 kadar firmanın ancak yüzde 10’u büyük firmadır; gerisi, yurtiçi tüketime yönelik üretim yapan KOBİ’lerdir. Bunların yüzde 95’i hammaddesini PETKİM’den almaktadır. PETKİM ise, bu sektörün kullandığı hammaddenin ancak yüzde 35’ini karşılayabilmektedir, yüzde 65’i ithal edilmektedir. Petrokimya ürünlerine ucuz ve kolay ulaşılması, gerek plastik sanayiinin gerekse diğer sanayilerin gelişmesi için, PETKİM’in kamusal niteliğinin devam etmesi gerekmektedir.

2001 yılında ülkemiz ekonomisine 254 trilyon lira katkı sağlamış olan PETKİM’in 2002 yılı 9 aylık malî göstergeleri şöyledir: Üretim değeri 681 trilyon lira, ödediği vergi 8 trilyon lira, net dönem kârı ise 21 trilyon liradır.

Devletin sırtında yük olmayan PETKİM’de, 5 000 nitelikli ve deneyimli işgücü bulunmaktadır. Çalışanların ücretlerini ve yatırımlarını kendi özkaynağından sağlayan PETKİM, görüldüğü gibi, devlete yük getirmemektedir. Ayrıca, geniş üretim ve yatırım alanları, liman, enerji tesisi, tank sahası, son derece gelişkin çevre koruyucu yatırımları, ticaret merkezlerine ve pazara ulaşım sağlayan karayolu, demiryolu gibi geniş bir altyapıya sahiptir.

TÜPRAŞ ise 27 600 000 ton/yıl kurulu hampetrol kapasitesine sahiptir; kapasite kullanım oranı yüzde 82’dir. TÜPRAŞ, 2001 yılında, 12 katrilyon ciro, 189 trilyon net kâr elde etmiştir; 2002 yılı 9 aylık toplam cirosu 11 katrilyondur ve 6,5 katrilyon vergi ödemesi yapmıştır, 138 trilyon da işletme kârı bulunmaktadır. 2001-2005 döneminde, 700 000 000 dolar olan yatırım projeleri tamamlanarak, 3 100 000 ton benzin üretimi, 2 kat artışla, 6 000 000 tona ulaşacaktır.

Sayın milletvekilleri, yeniden kuruluş değeri 8,5-9 milyar dolar olan TÜPRAŞ, Türkiye’nin en kârlı ve en verimli kuruluşu olup, dünyada 7 nci sıradadır. 4 380 yetişmiş, birikimli işgücü, dünya standartlarında ve kalitesindeki üretimiyle, verimlilik, kârlılık ve ekonomik etkinlik bakımından Avrupa rafinerileriyle rekabet gücüne sahip olan TÜPRAŞ ve PETKİM, ülkemizin iki güzide kuruluşudur. Türkiye ekonomisinin ve sanayisinin lokomotifi olan bu iki kuruluş özelleştirildiğinde, özel tekel oluşacak, devletin fiyatları düzenleme niteliği ortadan kalkacağından, ürün kullanıcıları pahalı ve rekabet olmadığından tek bir fiyatla karşı karşıya kalacaklardır. Türkiye, petrol ve petro kimya ürünlerinin açık pazarı haline gelecek, dışa bağımlılığımız artacak, bu ürünleri kolay ve güvenli temin edebilme olanağı ortadan kalkacak ve büyük oranlarda döviz kaybı olacaktır.

Günümüze kadar ki, uygulamalarda görüldüğü gibi, işten atılmalar, istihdam daralmaları ve sendikasızlaştırma yaygınlaşacaktır. Millî ekonomiye katkılarının olmaması, gelir azalmasına ve özellikle yöre halkının yoksullaşmasına yol açacaktır.

Bilinen bir gerçektir ki, sanayiinin yoğun olduğu yerleşim birimlerine göç vardır. Aliağa’da yakın çevresiyle birlikte hatta köyleriyle birlikte göç alan bir ilçe konumundadır. Kısa zamanda nüfusu 4 000’den 40 000’e yükselmiştir. İş umuduyla insanlar buraya gelmektedir. O nedenle, işsizlik de Aliağa’da alabildiğine fazladır. Buna rağmen, TÜPRAŞ ve PETKİM çalışanlarının belli bir bölümünün Aliağa’da oturması, küçük esnaf açısından oldukça olumludur. PETKİM’in ve TÜPRAŞ’ın özelleştirilmesi ve tasfiye edilen işçilerden sonra...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “2003 mali yılı bütçesi 10 uncu tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 27 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2003-03-27-2003-mali-yili-butcesi-10-uncu-tur-gorusmeleri-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
