# İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hakkı Ülkü (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim
- **Tarih:** 8 Mayıs 2003
- **Gündem:** İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2003-05-08-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73

> Hakkı Ülkü (CHP), 8 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 552 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İş Kanunu Tasarısının 50 nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Üzerinde konuştuğumuz 50 nci madde, 1475 sayılı İş Yasasının 46 ncı maddesinin aynı şekilde yazılmasından ibarettir. İlk bakışta, bu cümlenin aynı şekilde yazılması ve korunması akla yatkın gibi görünüyor;ama, dün de yine bu kürsüden söylediğim gibi, yasalar değiştirilirken, var olan ihtiyaçlara daha fazla ihtiyaç duyulduğu için değiştirilmesi gerekir. Yani, bir başka deyimle, yasalar, ileriye doğru, çağdaşlığa doğru, daha çok hak kazanımına doğru, daha iyi yaşamaya doğru, daha güzele doğru değiştirilmelidir. Bu, aynı zamanda Uluslararası Çalışma Örgütünün; yani, ILO'nun kabul ettiği temel ilkelerdendir. Kaldı ki, insanlık için iki tür hak vardır; birincisi, doğuştan kazandığı haklar; ikincisi, insanlığın mücadele ederek kazandığı haklar. İşçi hakları da, uzun süren mücadeleler sonucu kazanılmış haklardandır. Bu anlamda, bundan bir hafta önce, işçilerimizin, emekçilerimizin kazanılmış haklarına yönelik olarak bayramlarını kutladıklarını gördük. Siz, şimdi, bu yeni getirilen İş Kanunu Tasarısıyla bu hakları ileriye götürmek yerine geriye götürmeyi yeğliyorsunuz; üstelik, kazayla ya da aldatıcı söylemlerle kanan büyük bir kesimin oylarıyla iktidar olmanıza rağmen.

Bakın, size bir tavsiye: Dünyada, diktatörlüklerle yönetilen ülkeler hariç olmak üzere, tüm ülkelerde, kazanılmış olan haklara yeni kazanımlar katılır. Hatta, bazı ülkelerde bu kazanımlar, verilen hakların saygınlığına gölge düşürülmemesi için kişilerin adlarıyla anılır. Mesela, Leon Blum'un pazar günü bunlardan bir tanesidir. Ta 1930'larda, pazar gününü tatil yapıp, iş saatini azaltarak, halkının daha çok dinlenmesini, eğlenmesini, sanatsal ve kültürel faaliyetlere zaman ayırmasını öngördüğü için, böylesi bir kazanımın karşısında, Fransız işçileri, pazar günü tatilini "Leon Blum'un pazarı" olarak anmakta ve anmaya devam etmektedirler. Biliyorsunuz, Leon Blum, bir sosyal demokrat başbakandı ve bu kararı, ta 1930'larda almıştı.

Şimdi görüştüğümüz bu madde, kazanılmış haklardan tırtıklamanın somut bir örneğini teşkil etmektedir. Zira "fazla çalışma karşılığı olarak alınan ücretler, primler, işyerinin temelli işçisi olarak normal çalışma saatleri dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler ve sosyal yardımlar, ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri için verilen ücretlerin tespitinde hesaba katılmaz" denilerek, fazla çalışma karşılığı olarak alınan ücretlerden tırtıklama yapılmaktadır. Bunun eskiden böyle olması, şimdi de aynı olmasını beraberinde getirmez. Bu, uygulamada, hukuk tekniği açısından uyuşmazlık çıkmasına neden olan bir düzenlemedir. Ayrıca, bununla ilgili yargı kararları da vardır; ama, zaten, meselenin özü, 15 Martta yürürlüğe girmesi beklenen İş Güvencesi Yasasının ertelenmesinde görülmektedir. Bu, bir nevi birilerinin rövanşıdır. Üstelik, maça çıkılmadan, henüz daha soyunma odalarında ısınırken, kramponlar ve formalar giyilirken, hile ve desiseyle, başka bir tünelden saha ortasına gelip, orta yuvarlakta, hakemleri de yanlarına alarak, karşı tarafı; yani, emekçiler takımını hükmen yenik sayıp, koşa koşa sahayı terk etmektir.

İş Güvencesi Yasası, yürürlüğe girmesi gereken tarihte ertelenmemiş olsaydı, belki, bugün, böylesine bir tasarı görüşülmüyor olacaktı. İnanıyoruz ki, şu anda görüşmüş olduğumuz tasarı görüşülüp tamamlandığında -ki, bize, şu andaki manzaraya da bakıldığında "konuşun konuşun, heyecanlı oluyor" gibi bakıyorsunuz, öyle görülüyor- bu tasarının en son maddesine bir ek madde ekleyerek, öteden beri, Özal'dan beri alıştığımız, bu kanun, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, İş Güvencesi Yasasının tamamı ya da şu şu şu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır deyip, koşa koşa sahayı terk edeceksiniz; tribünler de sizi şaşkınlıkla izleyecek, soyunma odasındakiler sahaya çıktıklarında yenik sayıldıklarını öğrenecekler; ama, tribünlerden gelecek alkış sesleriyle belki bütünleşip, sabırsızlıkla, bir sonraki maçta bunun rövanşını almayı ciddî bir görev sayacaklardır; hatta, belki de and içeceklerdir. Bekleyelim, görelim; sabırla, yılmadan, inat ederek ve dimdik durarak!

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 8 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2003-05-08-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
