# İl özel idareleri kanunu tasarısı ile içişleri avrupa birliği uyum ve plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.583)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hakkı Ülkü (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim
- **Tarih:** 23 Haziran 2004
- **Gündem:** İL ÖZEL İDARELERİ KANUNU TASARISI İLE İÇİŞLERİ AVRUPA BİRLİĞİ UYUM VE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.583)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2004-06-23-il-ozel-idareleri-kanunu-tasarisi-ile-icisleri-avrupa-birligi-uyum-ve

> Hakkı Ülkü (CHP), 23 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İL ÖZEL İDARELERİ KANUNU TASARISI İLE İÇİŞLERİ AVRUPA BİRLİĞİ UYUM VE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.583)); konuşma 796 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısına ilişkin olarak CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısının toplam 73 maddeden oluştuğunu görmekteyiz. Tasarıyı görüşen -benim de üyesi bulunduğum- İçişleri Komisyonu 6 maddede, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu 9 maddede, Plan ve Bütçe Komisyonu da 21 maddede değişiklik yapmıştır. Bu tasarrufla, mülkî yönetim sistemi, illerin genel yönetiminden sorumlu olmaktan çıkmaktadır. Anayasal ilke olarak söylenirse, illerin yönetiminde yetki genişliği ilkesi esas olmaktan çıkmakta, bunun yerine, hukuksal olarak dile getirilmese de, fiilen görevler ayrılığı ya da Osmanlıca söyleyişiyle tefriki vezaif ilkesi getirilmektedir. Tefriki vezaif ya da görevler ayrılığı ilkesinin cismi "il özel idaresi" adlı yapıdır. Taslak, bu yapıyı nasıl düzenlemektedir; yeni tanım, önemli beş değişiklik getirmektedir. Tasarıya göre özel idareler, hem il hem il halkı için iş görmekle yetkilidir; il ve il halkının ayrı ayrı belirtilmesi son derece önemli bir ayırımdır. Bu ayırımla, il özel idaresi, illerin genel yetkili yönetim birimleri olarak tanımlanmıştır. Bir, yönetsel kademe olarak illerin yönetimi "genel, yerel" diye ayrıştırılamaz. Anayasaya göre, illerin idaresi, yetki genişliği esasına dayanır. Böyle bir ayrıştırma yapılıp, illerin yönetimi özel idare kapsamında sayılırsa, hükümde, açıkça, illerin idaresi özerklik ya da idarî vesayet esasına dayanır denilmiş olur. Tasarı, bu ifadeyle, il genel yönetimi sistemini il yerel yönetimi sistemine kaydırmakta ve Anayasaya aykırı bir düzenleme yapmaktadır.

Tasarıda, mahallî müşterek ihtiyaç ölçütü, şimdiki düzenlemede var olan açık yasal sınırlamalardan arındırılmıştır. Şimdiki yasada, mahallî müşterek ihtiyaç, bu yasayla belirlenmiş ve sınırlanmış -demin de söylediğim gibi- vezaifi hususiyedir; şimdiki düzenleme ise, ildeki yerel görevlerin sınırlarını yasayla belirleme tercihi yapmamaktadır.

"Karar organı seçmenlerce" ifadesiyle, 1982 Anayasasının "yerel yönetimlerin karar organları seçmenlerce" biçimindeki tanımını değiştirmektedir. Anayasada, yerel yönetimlerin karar organları, yani, meclisi ile encümeni, seçilen idareler olarak tanımlanmıştır. Oysa, tasarı, encümeni, meclis üyesi ve birim amirleri karması bir yapıda kurmaktadır. "Karar organı" biçiminde tekil ifade kullanımı, bu tasarrufa zemin oluşturmaktadır.

Yürürlükteki hükme göre, özel idare malı devlet malıdır. Tasarı, bu özelliği, tanım maddesinden çıkarmıştır. Böylece, öbür maddelerde öngörülen özelleştirmeden haciz uygulamasına kadar olan hükümler için gerekli zemin hazırlanmış olmaktadır.

Tasarıda idarî ve malî özerklik özelliğinin yer alması yeni bir durumdur. Türk yerel yönetim sisteminde ve 1982 Anayasasında, tanımlama, özerklik değil, vesayet kavramı üzerinde yapılmaktadır. Tasarı, yerel yönetim özerkliğini, merkezî yönetimle ilişkileri, bir başka deyişle, sınırları bakımından değil, birimlerin kendilerine ait özelliği ve bu özelliğin içeriği bakımından tanımlayarak, yerel yönetimleri "subsidiarite" olarak bilinen yerellik ilkesine göre kurmaktadır. Böylece, sistemin kuruluşu, merkezin yetkilerine göre değil, yerele ve yerel olanın özgürlük alanına göre gerçekleştirmektedir.

Tasarıyla getirilen tanımın şimdiki tanımla tek ortak yönü, özel idarelerin kamu tüzelkişisi olmasından ibarettir. İl özel idarelerinin doğrudan kendi organlarının kararlarıyla kullanabilecekleri bu tür yetkiler, piyasa mantığını güçlendiren iki önemli düzenlemeyi de güçlendirmektedir. 1.- Malların devlet malı sayılmaması ilkesi, ki, özel idare mallarının devlet malı sayılması hükmü tanım cümlesinden çıkarılmış ve başka bir yerde de düzenlenmemiştir. Tasarı, yalnızca suç işlenmesi durumunda özel idare mallarını devlet malı sayarak ceza kurallarını öngörmekle yetinmiştir. 2.- Haciz sisteminin genişletilmesiyle, özel idarelerin projeye bağlı borç gelirleri ile şartlı bağış gelirleri dışında kalan her türlü geliri haczedilebilecektir. Buna göre, hem merkezden aktarılan hem de yerelden toplanan vergi gelirleri, resim, harç, işletme gelirleri, tariflendirmeyle elde edilen gelirler, ücret gelirleri, cezalar, tüm gelir kalemleri hacze açık bırakılmaktadır. Benzer biçimde, fiilen kamu hizmetlerinde kullanılmayan mallar da haciz işlemine açık tutulmaktadır. Bu duruma göre, görevlere geçildiğinde -ki, daha sonraki maddelerde gelecektir- görevlere iki paragraf ayrılmıştır. Bu iki paragrafın ne olduğunu arkadaşlarımız söyleyecektir; ama, şunu söylemeden geçemeyeceğim: Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısında millî eğitimin görevi merkezde bırakılmış olmasına karşın, bu tasarıda, özel idare görevleri arasında sayılmaktadır. Bu durum, iktidarın, eğitim konusunu özel idarelere devretme bakımından ısrarlı olduğuna işaret etmektedir. Maddeye göre, Millî Eğitim, Sağlık, Tarım, Sanayi ve Ticaret, Bayındırlık ve İskân Bakanlıkları ile Çocuk Esirgeme Kurumu taşra örgütleri ve onun (b) şıkkında sayılan yol, su, kanal işlerinin belediye sınırları dışındaki örgütü, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü il özel idarelerine devredilecektir. Bu hizmetler bakımından, belediyeler, kendi sınırları içerisindeki hizmetlerin sahibi olarak il özel idareleriyle muhatap olacaklardır. Bütün bunlar gösteriyor ki, yasanın birbirleriyle organlararası bağımlılıkları çok fazla düşünülerek hazırlanmamıştır -başta söyledim- üç komisyonda görüşülen ve değiştirilen bazı maddelere rağmen kopukluklar fazladır. Bu, organlar arasındaki ilişkiler, il genel meclisinde bazen meclis aleyhine, bazen de vali aleyhine bir dengeye yerleştirilmiş; vali, genel sekreterlik örgütlenmesiyle birlikte büyükşehir belediye başkanı statüsüne benzer bir konuma çekilmiştir. Buna karşın, belediyelerde başkanlar meclise de başkanlık ederken, valiye, il genel meclisine başkanlık yapma yetkisi verilmemiştir; bu özelliğiyle, vali, belediye başkanlarına göre meclis karşısında daha geri bir konuma çekilmiştir. Bütün bunları düşündüğümüzde, tasarıda birçok aksaklıkların olduğu görülmektedir.

Ben, eski bir belediyeci olarak; ama, il genel meclisine de yakın duran bir insan olarak, il genel meclisinin çalışmalarını da yakından takip etmiş bir insan olarak tasarıda birçok aksaklıkların olduğunu görmekteyim; bunların, burada, hiç değilse, önergelerle belli ölçüde düzeleceğine inanıyorum.

Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “İl özel idareleri kanunu tasarısı ile içişleri avrupa birliği uyum ve plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.583)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2004-06-23-il-ozel-idareleri-kanunu-tasarisi-ile-icisleri-avrupa-birligi-uyum-ve (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
