# Genel Kurul konuşması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hakkı Ülkü (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim
- **Tarih:** 6 Temmuz 2004
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2004-07-06-3

> Hakkı Ülkü (CHP), 6 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 915 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; encümenin görevleriyle ilgili olan madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gecenin ilerleyen bu saatinde, tabiî, çok şey söylemek mümkün; ama, yorgunluğu da dikkate alarak, kısa kesmek istiyorum.

Uzun yıllar belediye başkanlığı yaptığımı her fırsatta söylüyorum. Encümenin görevlerini sizlere sayacak değilim. Yazıldığı gibi, zaten, onlar da bizim tarafımızdan katkı konulan maddelerdir; ama, bazı noksanları vardır. Örneğin, bütçede alt programiçi aktarmalara karar vermek, belediye görevlileri hakkında disiplin cezası verebilmek, belediye hizmetleriyle alakalı olarak gerçek veya tüzelkişiler hakkında kanunlarda öngörülen idarî yaptırıma karar vermek, belediyelerin ortak olduğu şirketlerin belediyeyi temsil eden yönetim kurulu üyelerini ya da denetçilerini belirlemek, kanunlarla verilen diğer görevleri de yapmak; encümenin görevlerine bunlar eklenebilir. Gerçi, bu konuda herhangi bir önergemiz yok; ama, faydalı olur düşüncesiyle bunları söyleme gereği duydum.

Başta da, 17 nci maddede de belirttiğim gibi -ama, tekrarında yarar umduğum- bizim, bu yeni yüzyılda, yönetim ve devlet örgütlenmesi yaklaşımlarında nasıl bir perspektifle devleti tasarladığımızı bir kez daha sizlere sunmak istiyorum.

Ülkemizin bugünkü yönetim düzeni, çağdaşlığını, etkinliğini ve işlerliğini yitirmiş; yönetim düzeni, zaman içerisinde kendini yenileyemediğinden, bu alandaki çağdaş değişimleri izleyemediğinden ve özümseyemediğinden, gerçek anlamıyla eskimiştir.

Bir diğer olumsuzluk da, zaman içerisinde, merkezî eğilimlerin ağır baskısına ve yoğun uygulamalarına boyun eğmiş olmasıdır. Bu geriye çekici süreç sonucu, bütün gücün merkezde toplandığı, her sorunun başkentte çözüldüğü ya da öyle sanıldığı, merkezî örgütlerin olağanüstü büyüyüp kalabalıklaştığı, hantallaştığı, kaynak tüketici, savurgan bir bürokratik yapı ortaya çıkmıştır. Bu yeniden yapılanmanın temel hedefi de, merkez yönetim örgütlerini alabildiğince küçülterek ve yerel yönetimler üzerindeki tüm vesayet yetkilerini kaldırarak, yerinden yönetimi en güçlü boyutuyla uygulamaya koymaktır.

Merkezî yönetim ve belediyeler birbirlerinin rakipleri ve birbirleriyle yarışan yönetim organları değildirler. Bunu özellikle belirtiyorum. Belediyeler, merkezî yönetimin yanı sıra, idarî örgütlenmenin ve kamu yönetiminin vazgeçilmez, temel unsurlarıdır. Merkezî yönetim ve belediyeler, karşılıklı saygıya dayalı, dayatma ve oldubittilerden uzak, açık ve demokratik ortamda tanımlanmış, sorumluluk, görev, yetki ve kaynak dengesi hakkaniyetle ve uzlaşılarak kurulmuş, dayanışmacı bir işbölümü zinciriyle birbirlerini tamamlayan kamu tüzelkişilikleridir. Bu, her alanda, her zaman tarifi mümkün olan ve söylenebilecek olan sözdür.

Şimdi, belediyelerin içerisinde bulunduğu durumu, yine "belediye başkanları neler istiyor" başlığıyla sizlere sunmaya çalıştığımda, belediye başkanlarımızın birçoğundan bu anlamda telefonlar da aldım ve başka bazı şeyler de söylediler, benim aktarmamı istediler. Ben de, buna dayanarak, belediye başkanlarımızın neler istediğine ilişkin ve kendi deneyimlerimizden yola çıkarak, nelerle karşılaştığımıza ilişkin bazı konulardan bahsetmek istiyorum.

Yine, hepimizin tekrarladığı gibi, Türkiye'de 3 225 adet belediye var. Bunların 16'sı büyükşehir belediyesi kapsamında. Seçimlerden epey önce, özellikle büyükşehir belediye başkanları, televizyona çıkıp, birbirleriyle, Yüzde 5'in nasıl paylaşılacağına ilişkin, pek de yumuşak olmayan üsluplarla birbirlerini suçlarlarken, halen yürürlükte olan 1580 sayılı Belediye Yasasına tabi olan diğer belediyeler, sanki, bu kendilerini de ilgilendiriyormuş gibi, o tartışmaları dikkatle izlediler; ama, sonuçta, kendilerine o yüzde 5 paydan herhangi bir şey verilmediğini görünce ve bunu anlayınca kafaları dank etmeye başladı ve bizden, bu konunun dile getirilmesini istediler. Ben de bu konuyu dile getiriyorum.

Şimdi, İller Bankasının Bayındırlık Bakanlığına bağlı olduğu, ama, İçişleri Bakanlığının belediyelerin aşağı yukarı tüm işlerine müdahale ettiği bir belediyecilik anlayışında, yüzde 5'in Maliye Bakanlığı tarafından dağıtıldığını birçok belediye başkanı arkadaşımız bilmediğinden dolayı, kavganın hangi koşullarda ve hangi zeminde sürdürüleceğinin bile farkına varamadılar. Oysa, bizim düşüncemize göre, yüzde 5 toplanılan payların, belli bir bölümü büyükşehir belediyelerine verildikten sonra, geri kalan bölümünün 1580 sayılı Yasaya tabi alan tüm belediyelere dağıtılmasında sayısız yarar vardır.

Belediyelerin maddî olarak güçlendirilmesi gerekeceğinden ve belediyeleri bu olay rahatlatacağından dolayı, serzeniş ve şikâyetler de azalacaktır. Kaldı ki, belediye başkanlarımızın sık sık "yetkilerimiz yok, yetkilerimiz kısıtlı" dediği konu da, bence, çok fazla okunmamasından kaynaklanan bir durumdur. Zira, yine, yürürlükte olan yasanın 19 uncu maddesinde "belediyelerin hakları, salahiyetleri ve imtiyazları şunlardır" denilerek, şöyle sıralanmaktadır: "Belediye idareleri, kanunun kendilerine tahmil ettiği vazife ve hizmetleri ifa ettikten sonra -aynen, o dili okuyorum- belde sakinlerinin müşterek ve medenî ihtiyaçlarını tesviye edecek her türlü teşebbüsatı icra ederler."

Yani, bu demektir ki, belediye başkanları, zorunlu olan bazı hizmetleri yerine getirdikten sonra, akla ne kadar iş ve hizmet geliyorsa, hepsini yaparlar. Demek oluyor ki, belediye yasalarında, belediye başkanlarını kısıtlayan çok fazla bir hüküm yok.

Belediye başkanlarının asıl üzerinde durdukları konular, bunun dışında. Bunun çok farkında değiller; ama, başka arkadaşlarımızın da söylediği gibi, pasaport üzerinde durmaktalar, birçoğu silah ruhsatı üzerinde durmakta. Bölgesel anlamda, belki bazıları haklı olabilir. Bazı arkadaşlarımız, emeklilik konusunda ne yapılacağına ilişkin soru sormaktalar, bazı arkadaşlarımız da SSK'dan ve Bağ-Kurdan emekli oldukları için, durumlarının düzeltilmesini talep etmektedirler. Özellikle SSK'dan ve Bağ-Kurdan emekli olan arkadaşlarımızın, emekli olduktan sonra içerisinde bulundukları durumu, komisyonda da anlattığımız şekilde tekrarlamak istiyorum sizlere.

Belediye başkanlarının özlük haklarının iyileştirilmesi, elbette ki olumlu; ancak, geçmişte belediye başkanlığı yapmış kişiler, görevleri sona erdikten sonra son derece zor durumda kalabilmekte ve kendilerine yakışmayan işlerde çalışmaktadırlar. Örneğin, simitçilik yapan eski belediye başkanlarıyla karşılaşılabilmektedir. Bu nedenle, belediye başkanlığı yapmış kişilerin sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınarak itibarlarının korunması bir zorunluluktur; çünkü, bu kişiler, yerel seçmenler tarafından, belediye başkanlığı gibi son derece onurlu bir göreve getirilmişlerdir. Bu kişilerin bu onurlu görevden sonra, kendileri açısından küçük düşürücü işlerde çalışmaları doğru değildir, zaten böyle bir iş arayamazlar. O nedenle, sayıları 3 000'i geçmeyen böylesi belediye başkanlarının emeklilik haklarıyla ilgili bir düzenleme yapılarak, Emekli Sandığıyla ilişki kurdurulmasında son derece yarar vardır. Ben, bunu, buradan, kürsüden sizlere duyuruyorum ve öneriyorum.

Ayrıca, Sayın Başkan müsaade ederse, bir iki dakikalık bir konuya daha değinmek istiyorum.

Efendim, denetim konusuna gelmedik henüz; ama, belki bir daha söz bana gelmez diye söylemek istiyorum. Denetimler İçişleri Bakanlığının kontrolörleri tarafından yapıldığında -ki, ben bunu her fırsatta söylüyorum, komisyonlarda da söyledim- ne yazık ki, partizanca davranmaktan vazgeçilmemektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 6 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2004-07-06-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
