# 5231 sayılı dernekler kanunun cumhurbaşkanlığınca geri gönderilme tezkeresi (s.s 668)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hakkı Ülkü (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim
- **Tarih:** 4 Kasım 2004
- **Gündem:** 5231 SAYILI DERNEKLER KANUNUN CUMHURBAŞKANLIĞINCA GERİ GÖNDERİLME TEZKERESİ (S.S 668)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2004-11-04-5231-sayili-dernekler-kanunun-cumhurbaskanliginca-geri-gonderilme-tezk

> Hakkı Ülkü (CHP), 4 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 5231 SAYILI DERNEKLER KANUNUN CUMHURBAŞKANLIĞINCA GERİ GÖNDERİLME TEZKERESİ (S.S 668)); konuşma 1.119 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir) - Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanımızın bir kez daha görüşülmek üzere gönderdiği 5231 sayılı Dernekler Yasasının 21 inci maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, dernekler, örgütlenmenin güzel bir modelidir. Dernekleşme ne kadar fazla olursa, o ülkenin de çağdaşlaşması o kadar fazla olur diye düşünüyoruz. 5231 sayılı yeni Dernekler Kanununda, derneklerin, diğer derneklerden, siyasî partilerden, işçi ve işveren sendikalarından ve meslekî kuruluşlardan yardım alması ve maddî yardımda bulunması, kamu kurum ve kuruluşlarıyla ortak proje yürütebilmesi, yurt dışından yardım alınması konularında, biraz önce arkadaşlarımızın ifade ettiği düşünceleri de katarak, 10 ve 21 inci maddelerde komisyonda düzenlemelerde bulunulmuş, Genel Kurulda kabul edilmiş ve Cumhurbaşkanlığı onayına gittikten sonra da bu iki madde geri dönmüştür.

Bu maddeler, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından, Anayasanın siyasal partilerin uyacakları esasları düzenleyen 69 uncu maddesinin onuncu fıkrasında, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzelkişilerden maddî yardım alan siyasal partilerin temelli kapatılacaklarının belirtildiği; bu fıkrayla, siyasal partilerin yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, yabancı gerçek ya da tüzelkişiliklerden yardım almasının yasaklandığı, tersine davranan siyasal partilerin kapatılmalarının öngörüldüğü; oysa, bu yasanın 10 ve 21 inci madde düzenlemelerine göre, bir derneğin yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan yardım alıp, bu yardımı siyasal partilere "yardım" adı altında aktarmalarının olanaklı olduğu gerekçesiyle veto edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, Anayasanın 69 uncu maddesi ve Siyasî Partiler Yasasının 67 nci maddesi, bize, bu konuda zaten yeteri kadar açıklık getirmektedir. Anayasanın 69 uncu maddesinin bir paragrafında şöyle denilmektedir: "Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzelkişilerden maddî yardım alan siyasî partiler temelli olarak kapatılır." Yine, buna bağlı olarak düzenlenmiş olan Siyasî Partiler Yasasının 67 nci maddesinde "Siyasî partiler, hiçbir şekilde, hiçbir yerden ve hiçbir kimseden dolaylı veya dolaysız olarak kredi veya borç alamazlar. Ancak, ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 66 ncı maddenin 1 ve 3 üncü fıkralarda gösterilenler dışında kalan gerçek ve tüzelkişilerden kredili ya da ipotek karşılığı mal satın alabilirler" denilmektedir.

Siyasî Partiler Yasasının 66 ncı maddesinde, 12 Ağustos 1999 tarih ve 4445 sayılı Yasayla yapılan değişiklikle, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, işçi ve işveren sendikaları ile bunların üst kuruluşları, dernekler, vakıflar ve kooperatifler yasalara uygun olarak siyasî partilere maddî yardım ya da bağışta bulunabilecekleri ve yukarıda sayılan kuruluşlar dışındaki gerçek ve tüzelkişilerin her yıl, Vergi Usul Yasası uyarınca belirlenecek yeniden değerleme oranına göre artırılmak üzere en fazla 2 milyar lira bağışta bulunabilecekleri de hükme bağlanmış.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, Anayasanın ve Siyasî Partiler Yasasının ilgili maddeleri, siyasî partilerin yabancı devletlerden, Milletlerarası kuruluşlar veya yabancı ve gerçek veya tüzelkişilerden yardım ve bağışları yasakladığına göre, partilerin kuruluş yıllarında başlıca gelir kaynağını oluşturan bağışlar, geçmişte ve onu izleyen yıllarda ya azalmakta ya da istikrarsız bir seyir izlemektedirler. Özellikle merkez sağ ve merkezin sağındaki partilerde toplam bağış gelirlerinin parti toplam net gelirine oranla ortalamaları yüzde 20'lerdeyken, sol partilerde bu değer yüzde 15'ler civarındadır.

1983'ten 1998'e kadar, Türkiye'yi tek parti ya da koalisyon ortağı olarak idare eden partilerin toplam bağış gelirlerinin parti toplam net gelirlerine oranlarının ortalaması o günkü siyasal partilere göre şöyledir: ANAP'ın yüzde 20, Cumhuriyet Halk Partisinin yüzde 14, DSP'nin yüzde 23, DYP'nin yüzde 22, Halkçı Parti-SHP birleşiminin yüzde 23, Refah Partisinin ise yüzde 44. Bu değerlerin, iktidar partilerine daha fazla bağış verilir savını Türkiye için ortaya koyduğu görülmektedir.

Anayasamız, bağış sahiplerinin adlarının bağış makbuzunun koçanına yazılmasını da emretmektedir. Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi denetimleri sonucunda bağış sahiplerinin kimlikleri açıklanmamaktadır. Bağış üst sınırı bulunması, özellikle büyük partilere kayıtdışı bağışları da özendirici kılmaktadır. Aynı zamanda yerel örgütlerde, seçim dönemlerinde de olağan dönemlerde de aynı nitelikteki bağışların -parti gelirlerinde gösterilmemekle birlikte- önemli miktar oluşturduğu bilinmektedir.

Denetimsiz para, tüm demokratik ülkelerde sorun olmaya devam etmektedir. Bu konuda alınacak önlemler kadar, partilerin ve parti önderlerinin de etik ilkelere uygun davranışları yolsuzlukların önlenmesinde kilit olarak görülmektedir. Bakın, isterseniz bir parti için örnek verelim.

Değerli milletvekilleri, genel merkez, il ve toplam gelir ile hazine yardımı artış oranları arasındaki paralel gelişmeler, özellikle 1995'lerin sonlarına doğru belirginlik kazanmıştır; ancak, 1997 yılına ilişkin parti hesaplarının beyan edilmemesi nedeniyle, bu konuda daha güvenli bir değerlendirme yapılabilmesi olanaksızdır elbette. Ama, hazine yardımının 1984-1996 dönemlerinde yüzde 67 olan genel merkezleri içerisindeki ortalama pay, kapatılan bir parti için 1998'den başlayarak artmış ve 1991 ile 1994 dışında yüzde 90'ın üzerinde olmuştur. 1992'den başlayarak artan hazine yardımının parti toplam gelirlerindeki payı ortalama yüzde 30'dur. Bu nedenle, geçmişte kapatılmış olan o partinin özellikle son yıllardaki görünümü bir hazine partisi görünümüne dönüşmüştür. Öteki partilerde olduğu gibi, kapatılan o Refah Partisinin kuruluş yıllarındaki etkinliğini bağışlarla sürdürdüğü görülmektedir. Bağışların genel merkez ve toplam net gelirlerdeki ortalama payı da yüzde 45'ler civarında olarak hesaplanmıştır. Bu değerler göstermektedir ki, hazine yardımından sonra bağış kaynaklı bir gelir yapısına sahip olan bu parti, bununla birlikte, genel merkez, bağış gelirlerini, 1988 sonlarında, 1991 dışında, hemen hemen hep sıfır olarak bilançosunda çıkarmıştır. Hatırlarsanız, Mercümek skandalının bu gelişmede etkisi oldukça büyüktür. Her şeye karşın o günkü partilerden...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - ...Refah Partisi, tüm partiler içerisinde, bağış gelirlerinin toplam net gelire oranı itibariyle, bütün partileri sollayarak, birinci sırada yer almıştır. Daha önce de belirttiğimiz gibi, ikinci en fazla kayıtlı üyeye sahip olan Refah Partisinin, ondört yıllık gelirleri içerisinde üye aidatı, net gelirinin ortalama yüzde 22'sini, toplam net gelirinin ise ortalama yüzde 14'ünü oluşturmuştur.

Sonuç olarak, öteki partileri sürekli olarak kartel partileri olarak suçlayan kapatılan Refah Partisinin, hazine partisi niteliği yanında, il gelirleri itibariyle, bağış ve üye aidatı kaynaklı bir yapıya sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Bakın, 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanununun 107 nci maddesi gereğince, Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatılan o partinin bütün mallarının hazineye geçeceğini vurgulayan o günkü başsavcı şu ifadelere yer vermiştir: "Refah Partisinin, kapatıldığı takdirde, mallarının hazineye geçmesini engellemek için, taşınır-taşınmaz mal edinmemeye özen gösterdiği ve güvenilir kabul edilen bazı kişiler adına kayıtlı görünen malları kullandığı bilinmektedir. Daha önce aldığı hazine yardımının tamamı, partide sorumlu mevkide olmayan Süleyman Mercümek'e, bir süre çalıştırılmak üzere teslim edilebilmiştir.

Yöneticilerin, 1998 bütçesinden alınacak hazine yardımının, kapatılma halinde hazineye geçmesini önleyecek plan yaptığı, bu sebeple kapatma davasını uzatmaya çalıştığı yolunda ihbarlar yapıldığından, hazine yardımı üzerine, dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyatî tedbir konulmasını takdirlerinize arz ederim."

Demek oluyor ki, eğer, siyasî partilere özellikle dışarıdan yardım yapılması düşünülürse ve yasa böyle geçerse ve bu konuda herhangi bir değişiklik yapılmazsa, 21 inci maddenin aynen bu şekilde geçtiği kabul edilirse, gelecekte de bu gibi tehlikelerle karşılaşılacak ve gelecekte de siyasal partilere, özellikle yurt dışından çeşitli amaçlarla ve hepimizin yarın bir gün durumumuzu zedeleyecek olan yardımlar, bağışlar, bağış adı altında yapılacaktır. O nedenle, demin söyleyen arkadaşlarımıza ilave olarak, onların 10 uncu madde için söylediklerini ben de 21 inci madde için söylüyorum; hem 10 uncu maddenin hem de 21 inci maddenin yeniden düzenlenmesini ve Cumhurbaşkanımıza da onun söylediği gerekçelerle geri gönderilerek ve Cumhurbaşkanımızın da gönlü rahat olarak bu yasayı onaylamasını sağlayarak, doğru dürüst bir dernekler yasasıyla, halkın, gerçekten de çağdaş örgütlenme hakkını sağlayalım.

Bu düşüncelerle, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “5231 sayılı dernekler kanunun cumhurbaşkanlığınca geri gönderilme tezkeresi (s.s 668)”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2004-11-04-5231-sayili-dernekler-kanunun-cumhurbaskanliginca-geri-gonderilme-tezk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
