# Kentsel dönüşüm ve gelişim kanun tasarısı (s.s. 911)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hakkı Ülkü (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim
- **Tarih:** 16 Haziran 2005
- **Gündem:** KENTSEL DÖNÜŞÜM VE GELİŞİM KANUN TASARISI (S.S. 911)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2005-06-16-kentsel-donusum-ve-gelisim-kanun-tasarisi-s-s-911

> Hakkı Ülkü (CHP), 16 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KENTSEL DÖNÜŞÜM VE GELİŞİM KANUN TASARISI (S.S. 911)); konuşma 520 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HAKKI ÜLKÜ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önce çeşitli defalar, üreticilerle ilgili, esnaflarla ilgili, Petkim'in, TÜPRAŞ'ın özelleştirilmesiyle ilgili olarak söz alma girişiminde bulundum; ancak, o zamanlar söz verilmedi ya da verilemedi. Bütün bunların bileşkesi olarak, ben de, küreselleşmenin yarattığı toplumsal sorunları anlatırsam bunları da kapsar diye çıtayı yükselttim; söz verdiler; teşekkür ediyorum, öncelikle de Sayın Başkana.

Şimdi, fiilî bir durum olarak, içinde bulunduğumuz küreselleşmeyle dünyanın yaşadığı en temel gerçek, sermaye hareketlerinin tümüne yayılması ve sınır tanımaması olarak ifade edilebilir. Küreselleşmenin, özellikle teknolojik gelişmelerin paralelinde, dünyayı bir finans piyasasına çevirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Birleşmiş Milletler İnsanî Kalkınma Raporuna göre, dünyada her gün 1,5 trilyon dolardan fazla para el değiştirmektedir. Sermayenin bu inanılmaz hızla el değiştirmesiyle yaratılan rant sonucu, reel ekonominin payı da giderek azalmaktadır. Bu da, üretime ayrılan sermaye paylarının; yani, yatırımların azalmasına neden olmaktadır.

Para hareketlerinin bunca hız kazanmasının yıkıcı sonuçları oluyor tabiî. Sıcakpara diye ifade edilen sermaye, hiçbir sorumluluğu olmaksızın, tüm dünyada rahatça hareket edebilmekte, girdikleri piyasada umdukları kâr hadlerine ulaşmazlarsa, anında bir başka ülkenin piyasasına girebilmektedir. Asya krizini, onu izleyen Rusya ve Latin Amerika krizleri ile ülkemizin 2001 ve 2002'de yaşadığı krizleri buna örnek olarak verebiliriz.

Bunun yanında, küresel ekonominin başka bir temel özelliği de uluslararası şirketlere dayanmasıdır. 1970'li yıllarda çokuluslu şirketlerin sayısı birkaç yüzü geçmezken, günümüzde bu sayı 40 000'i aşmaktadır. Dünyadaki belli başlı 200 şirketin global cirosu bütün dünyadaki ekonomik faaliyetlerin dörtte 1'inden fazladır. Bu durumda, başka bir çarpıcı örnek de, kimi çokuluslu şirketlerin cirolarının birçok gelişmiş ülkenin millî gelirinin bile üzerinde olmasıdır.

Uluslararası şirketler küreselleşmenin en önemli ekonomik belirleyicisi olarak görülmektedir. Ancak, bu şirketler, izledikleri üretim politikalarıyla, ülkelerin toplam gelirlerini ve bu gelirlerin dağılımını da önemli ölçüde etkilemektedirler. Özellikle küreselleşmenin yeni bir dalga olarak ortaya çıktığı 1980'lerin başında, hem ülkeler arasında hem de ülkelerin kendi içinde gelir dağılımı giderek kötüleşmektedir. Bu konudaki rakamlar çok çarpıcıdır ve şu gelişmeleri ifade etmektedir: Dünyanın en zengin ülkesi ile en fakir ülkesinin ortalama geliri arasındaki oran, 20 nci Yüzyılın başlarında 9/1 iken, günümüzde bu oran 60/1 olmuştur.

Küreselleşme, gelir dağılımı bozukluğuna paralel olarak sosyal refah devleti anlayışının yıkılmasıyla birlikte, işsizlik oranlarını da hızla artırmıştır. Özellikle küresel rekabete vurgu yapan hükümetler, işgücü üzerindeki sosyal amaçlı koruma mekanizmalarını kaldırma eğilimindedirler. Tıpkı, bugün, Türkiye'de olduğu gibi.

Küreselleşme hareketi, yüksek olan sermayenin yararına işlemekte, dolaşım olanağı bulunmayan ya da çok düşük olan emek faktörünün de zararına çalışmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; küreselleşme, dünya üzerinde sınırlı sayıdaki insanı mutlu ederken, büyük çoğunluğu açlığa, yokluğa ve işsizliğe mahkûm etmektedir.

Ülkemizin bu küresel gerçekler karşısında aldığı tutum ise, maalesef, küreselleşmenin gönüllü kölesi olmaktan ibarettir. Türkiye Cumhuriyetinin ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı olarak, Sayın Ali Babacan, 2005 yılında, Türkiye'de özelleşme ve yabancı sermaye girişinde rekorlar kırılacağını ifade ederek, bunu açıkça da ifade etmektedir. Hemen arkasından da, Başbakanımız "işsizliği Almanya çözememiş, ABD çözememiş, ben mi çözeceğim" diyerek, uyguladığı politikaların yaratacağı sosyal sorunları şimdiden meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Yani, küreselleşmeye uygun olarak, sermayenin her anlamda önü açılmakta, ortaya çıkacak sosyal problemler ise, meşru ve olağan karşılanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP Hükümetinin, iktidara geldiği günden beri, uluslararası finans çevrelerinin güdümünde uyguladığı iktisadî ve malî politikaların ülkemiz halkına yüklediği ağır faturanın karşılığı, her gün yeniden ortaya çıkıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “Kentsel dönüşüm ve gelişim kanun tasarısı (s.s. 911)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2005-06-16-kentsel-donusum-ve-gelisim-kanun-tasarisi-s-s-911 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
