# 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MİLLİ SAVUNMA, SAVUNMA SANAYİİ, İÇİŞLERİ, EMNİYET, JANDARMA, SAHİL, TÜRKİYE VE ORTADOĞU AMME İDARESİ ) x TUR

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hakkı Ülkü (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim
- **Tarih:** 20 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MİLLİ SAVUNMA, SAVUNMA SANAYİİ, İÇİŞLERİ, EMNİYET, JANDARMA, SAHİL, TÜRKİYE VE ORTADOĞU AMME İDARESİ ) x TUR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2005-12-20-2006-merkezi-butce-kan-tas-milli-savunma-savunma-sanayii-icisleri

> Hakkı Ülkü (CHP), 20 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MİLLİ SAVUNMA, SAVUNMA SANAYİİ, İÇİŞLERİ, EMNİYET, JANDARMA, SAHİL, TÜRKİYE VE ORTADOĞU AMME İDARESİ ) x TUR); konuşma 1.162 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başbakanın İzmir'de yapmış olduğu konuşmayı, İzmirlilere bir hakaret olarak sayıyor ve kendisini şiddetle kınıyorum. Sözlerime başlarken bunu söylemeyi de bir görev biliyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; takdir edeceğiniz gibi, İçişleri Bakanlığının görev alanına giren konular, hükümetin yürüttüğü genel politikalardan en çok ve en çabuk etkilenen konulardır. Mesela, eğer İktidarın yürüttüğü politikalar yasaklar yönündeyse, toplumda bunun karşılığı hemen kendini yasadışılık yönünde gösterir; vergilerin artırılması yönündeyse, yolsuzluk, kaçakçılık ve sahtecilik gibi suç olayları; sosyal politikalarda bir yetersizlik ve gelir dağılımında bir adaletsizlik varsa, kapkaç, hırsızlık, ailevî trajediler gibi toplumsal problemler, İçişleri Bakanlığının karşısına, asayiş ve güvenlik meseleleri olarak çıkar. Bu nedenle, İçişleri Bakanlığının bütçesi üzerinde konuşurken, ister istemez hükümetin genel politikalarının yarattığı sorunlardan da söz etmek zorundayız.

İçişleri Bakanlığının bütçe sunuşunda, insan hak ve hürriyetlerinden, hukukun üstünlüğünden, halkın yönetime katılımından, vatandaş olarak da bir kamu hizmeti anlayışından söz edilmekteydi. Bunlar, AKP'nin yıllardır ağzından düşürmediği, ama nedense günlük hayatımıza bir türlü yansımayan, yansıtılamayan güzel dileklerden öteye gidemiyor. Gitseydi eğer, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde, İstanbul'da basın açıklaması yapan kadınlarımız polis tarafından cop ve biber gazıyla dağıtılıp yerlerde sürüklenmezdi; gitseydi eğer, 29 Kasım günü için toplanan öğretmenler coplanmazdı, şiddete maruz kalmazdı. Aynı polis, yakın zamanda, adına Hizb-üt Tahrir denilen Atatürk ve laik cumhuriyet düşmanı örgüte de seyirci kalmazdı. Adam, bütün basın kuruluşlarını haberdar etmiş, camiin avlusuna ses düzeni kurmuş, kürsüye yaslanmış, tam 1,5 saat cumhuriyete ve Atatürk'e hakaretler, küfürler yağdırıyor; ama, kimsede çıt yok, polis sadece seyirci! Çünkü, onlar, Başbakanın vücut dillerini çok iyi bildiği potansiyel oy depolarınız; fakat, Yargıtayın bir kararına göre de bir terör örgütü.

Geçen yıl, yine bu kürsüden, size bir çağrıda bulunmuştum Sayın Bakan; gelin, polisin çalışma koşullarını düzeltelim, iş tanımlarını yapalım, polise sendika hakkı tanıyalım, fazla mesai sürelerini belirleyelim, angarya yaptırmayalım, çağdaş bir polis örgütlenme yasasıyla, çağdaş bir polis görev ve yetki yasası hazırlayalım demiştim; ama, enerjinizi başka alanlara sarf ettiğinizden, bu gibi konulara eğilmediniz.

Nurettin Veren ismi size bir şeyler hatırlatıyor mu? O, kaynak yayınlarında çıkan ve "Nurettin Veren Anlatıyor" isimli kitabı okudunuz mu, bilmiyorum. Hikmet Çetinkaya'nın da sık sık değindiği ve sonra da yasaklanan bir makalesini de burada gündeme getirmek istiyorum. Burada iki önemli isim yer alıyor, Emniyet Genel Müdürlüğünde; bunlar kardeş üstelik. Bunlardan, Polis Akademisinde öğretmen olan şahıs, Cumhurbaşkanına ve Türk Silahlı Kuvvetlerine hakarete varan suçlamalarda bulunuyor, şikâyet ediliyor, soruşturmaya gerek görmeyerek konuyu kapatıyorsunuz; üstelik, konu, Millî Güvenlik Kurulunda da görüşülmesine rağmen.

Hatırlarsınız…

SELAMİ UZUN (Sivas) - Nereden biliyorsun Millî Güvenlik Kurulunda görüşüldüğünü?

HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - Biliyorum…

SELAMİ UZUN (Sivas) - Tutanakları gizli değil mi Millî Güvenlik Kurulunun?!

MUSTAFA ÖZYURT (Bursa) - Ne kadar biliyorsun!.. Aman ya Rabbi!..

HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - Hani şeffaftınız?!

Hatırlarsınız, Malatya Emniyet Müdürlüğü ekipleri, bir eroin kaçakçılığını soruşturmak için Van'a gitmiş; ancak, kaçakçılar polisi basarak sanıkları kurtarmıştı. Daha sonra, baskın yapanlar ve kaçırdıkları sanıklar yakalanmıştı; fakat, ortada eroin yoktu. Neredeyse bir yıldan beri de dosya kapandı, eroin de buhar oldu. Bu olay, polis içerisinde birtakım gizli çatışma ve çekişmelerin ve hatta gizli oluşumların var olduğuna dair şüpheleri de artırmıştır.

Sayın Bakan, bir Türk başkomiseri, Almanya'da 15 kilogram eroinle yakalandı; olay kapandı. Bu kişi, yasadışı örgütün üyesi miydi? Örgüt, klasik eroin kaçırma yollarını belki de acil ihtiyaçları nedeniyle terk ederek, bazı polis üyeleri de sevkıyat içinde mi kullanıyordu? Hiçbir şey aydınlatılamadı. Hiç değilse, Alman makamlarından bilgi isteseydiniz. Anlattığım olay nedeniyle, Van Emniyet Müdürü ve polis hiçbir soruşturmaya konu edilmedi. Yaşanan ağır ihmal ve bu kadar acemiliğe de "pes doğrusu" dedirtecek uygunsuzluklar kamuoyunun hafızasından silinmemişken, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın'a yönelik operasyon çıktı ortaya.

Sayın Bakan, polis içindeki yasadışı örgütlenme adaleti yönlendirecek boyuta ulaşmıştır. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü, yasadışı örgütün hedefi olduğu için karalanmıştır. Açıkçası, tüm bu olaylar, emniyetin adlî kolluk uygulamasına niçin şiddetle karşı çıktığını da daha iyi göstermeye başlamıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; unutmayın ki, Atatürk devrimi, bir ulusun belli bir düzenden bir başka düzene geçmesi değil, bir toplumsal sınıfın başka bir toplumsal sınıfa haklarını tanıması da değil; yani, ne 1789 ne 1917; bir toplumun tümüyle bir uygarlıktan bir başka uygarlığa geçişidir; yani, ümmetçilikten milletçiliğe geçiştir. Bugün geldiğimiz noktada zihniyetiniz bizlere günümüz uygarlığını korumak ve kollamak zorunda bırakmaktadır. Türbanı öne sürüyorsunuz, içkiyle uğraşıyorsunuz; ama, bunun yanında, bilimin yasakladığı, yılda 100 000 vatandaşımızın hayatına mal olan sigara karşısında zamdan başka hiçbir girişiminiz yok. Sağlık Bakanı açıkladı; bu ülkede sigaradan her yıl 100 000 vatandaşımız ölüyor ve bunların 1 500'ünü pasif içici konumunda bebekler oluşturuyor; milyarlarca dolarlık maddî zarar da cabası. Gençler arasında extasy ve uyuşturucu kullanma oranı hızla artıyor; hiçbir müdahale yok. Kafayı içki mekânlarına takmış durumdasınız. Neden; çünkü, sigarayı tıp bilimi yasaklıyor, içkiyi şeriat. Siz de tercihinizi şeriattan yana koyuyorsunuz. Nedir bu getirdiğiniz kırmızı sokak uygulamaları?! Hollanda'da buna benzer bir şey var. Plan ve Bütçe Komisyonunda anlatmıştım. Amsterdam'ın göbeğindeki Dom Meydanında devlet ve orada öbeklenmiş olan bazı eroin kaçakçıları, esrar kaçakçıları, rekabet halinde, benim esrarım, eroinim daha iyi diye rekabet etmektedirler. Siz de bunu mu yapmak istiyorsunuz ülkede?!

Kadıköy'de birkaç yüz metre aralıklarla 127 tane cami var. Ülkede sadece ruhsatlı caminin miktarı 80 000, ruhsatsızlarla beraber 125 000'i bulmakta. Okullarımızın sayısı sadece 55 000. Göztepe Parkına cami yapmayı nasıl aklınıza getirebiliyorsunuz?! Cami yapacak başka yer mi yok allahaşkına?!

Aklıma Sayın Başbakanın, Belediye Başkanı olduğu dönemde, "İstanbul'u Medine yapacağız" tümcesi geldi. Niyetiniz bu olsa gerek. Bilimin insanlık adına yeşil alan olarak ayırdığı yere, sen, tutup, şeriat adına mı rant, rant adına mı bilinmez, cami yapmaya kalkıyorsun. Fas'ta buna benzer örnekler çok.

AHMET YENİ (Samsun) - Cami yapımına karşı mısınız Türkiye'de?!

HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - Fas'ta buna benzer örnekler çok.

AHMET YENİ (Samsun) - Fas'ı örnek vermeyin, burası Türkiye Cumhuriyeti.

HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - Bir belediye başkanı arkadaşım, Fas'ta nasıl seçim kazandığını anlatırken, önce camii yaptırıp, sonra etrafına da gecekondu yaptırdığını, seçimleri de öyle aldığını söylemişti.

AHMET YENİ (Samsun) - Türkiye Cumhuriyeti burası, Fas'ı bırakın siz!

HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - Avrupa Birliğinde -ki, çok çaba sarf ediyoruz hep beraber- bir arsanın ya da bir konutun üzerinde herhangi bir değişiklik ya da yapılaşma öngörüldüğü zaman, sadece belediye meclisinin karar alması yeterli değil, o mahalle ya da semtte oturanlara mektupla bilgi verilir.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Siz, bu kafayla, sittinsene iktidar olamazsınız!

HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - O değişiklik ya da düzenleme için görüşler alınır, boş bir arsa ise, üzerine duyuru asılır.

AHMET YENİ (Samsun) - Müslüman Türk Milleti cami yapmaya devam edecek.

HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - Bütün bu görüşler alındıktan sonra, orada ne yapılacağına ya da ne yapılamayacağına karar verir Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Cami yapımının şeriatla ne alakası var?!

HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - Şeffaflık, saydamlık ve hesap verilebilirlikten sık sık söz ediyorsunuz. Bu, aslında, Avrupa Birliği İlerleme Raporunun bir gereği olarak devletin olmazsa olmaz niteliklerinden biri haline gelmiştir -ki, biz, buna katılıyoruz- ama, ülkemizde Bilgi Edinme Yasası olmasına rağmen, hâlâ, örneğin, bir genel müdürün ya da bir trafik polisinin herhangi bir bilgi vermesi söz konusu değil. Hani şeffaflık, hani hesap verilebilirlik…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MİLLİ SAVUNMA, SAVUNMA SANAYİİ, İÇİŞLERİ, EMNİYET, JANDARMA, SAHİL, TÜRKİYE VE ORTADOĞU AMME İDARESİ ) x TUR”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2005-12-20-2006-merkezi-butce-kan-tas-milli-savunma-savunma-sanayii-icisleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
