# Kadına yönelik şiddeti önleme günü münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Halide İncekara (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim
- **Tarih:** 25 Kasım 2004
- **Gündem:** KADINA YÖNELİK ŞİDDETİ ÖNLEME GÜNÜ MÜNASEBETİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/halide-incekara-22-2004-11-25-kadina-yonelik-siddeti-onleme-gunu-munasebetiyle

> Halide İncekara (AK Parti), 25 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KADINA YÖNELİK ŞİDDETİ ÖNLEME GÜNÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 524 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddeti Önleme Günü dolayısıyla, gündemdışı söz almış bulunmaktayım.

Hepimiz biliriz ki, şiddet, güçlüden zayıfa karşı yönlenen bir davranış biçimidir. Bazen, güçlendiremediğimiz kadınımızda veya çocuğumuzda ya da kendini daha güçlü olanlara karşı koruyamayan Irak, Çeçenistan, Filistin gibi sivil halkta bulur kendisini ve gösterir. Demokrasinin, barışın bu kadar çok konuşulduğu, tartışıldığı, barış üzerine bu kadar çok anlaşmaların yapıldığı dünya, maalesef, güçsüz olanı şiddete karşı koruyamamaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Kadına Yönelik Şiddeti Önleme Günü dolayısıyla karşınızdayım. Kadına yönelik şiddet, ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadının fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik açıdan zarar görmesine ve acı çekmesine yol açan, kadının temel hak ve özgürlüklerini, onurunu zedeleyen bir eylemdir.

Kadına yönelik şiddet olaylarına, işyerinde, sokakta, okulda, gözaltında, savaşta rastlanmaktadır; ama, ne yazık ki, kadınlara, korunduğu yer diye düşünülen aile içinde de, hatta, daha yaygın bir şekilde şiddet uygulanmaktadır. Yanıbaşımızdaki anamız, kızımız ve eşimiz olan kadını bile koruyamadığımız, zayıf bıraktığımız bir düzlemde, dünyada şiddete karşı ortak bir tavır sergilememiz zor olacaktır. Yalnız ülkemde değil, bütün dünyada, başlıkları değişse bile, kadın, bu şiddet davranışlarıyla ya ailede ya işyerinde ya da sosyal hayatın içinde karşı karşıya kalmaktadır. Aile içinde sahip olunacak çocuğun cinsiyet tercihiyle ötelenmeye başlayan kadın, kendisine karşı şiddeti, yetişme döneminde toplum ve kültürel baskı karşısında, evlilik hayatında da, maalesef, en büyük şiddeti eşi tarafından görmektedir. Dayak, tecavüz, namus cinayetleri, başlık parası ve bütün bunlardan daraldığı ve sıkıştığı zaman koşturduğu kamu kurumlarında gördüğü tavırlar, maalesef, kadını, şiddet karşısında güçsüz bırakmaktadır. Ailede başlayan şiddetin gerekçesine eğitimsizlik diyebilirsiniz. Lakin, gelişmiş ülkelerde yapılan araştırmalarda da, kadınlarımızın üçte 2'sinin eşleri tarafından dövüldüğü beyan edilmektedir.

Kişiler, şiddetin en küçüğünü, en küçük yapısı ailede, büyüdükçe de toplumda, haklı gerekçeler üreterek iş hayatında da sürdürmektedirler. Bazen şiddetin nedeni, küçük gruplarda ya da kişilerde inanç, gelenek görenek, töre olarak görülmekte, güçler ve alanlar büyüdükçe, özellikle uluslararası arenada, şiddet, kendini, maalesef, demokrasi, insan hakları ve barış sözcüklerinin altına gizlemektedir.

Kişi, şiddetine, caniliğine kutsal ifadeler ekleyerek, haklı hale getirmek çabasındadır. Zaman zaman taraftarları, konu başlıkları, tarafları değişse bile, biz biliyoruz ki, değişmeyen şiddet ve bu şiddetin merkezinde, maalesef, çoğunlukla kadın bulunmaktadır.

Beri tarafta, siyasî söylemlerin içinde en çok yerini bulan kadın, maalesef, kendi tercihlerinden dolayı -bu tercihleri zaman zaman inanç, zaman zaman gelenek görenek- ama, yine, siyasî söylemlerin içinde aynı kadınlarımız ötelenmekte ve yok sayılmaktadır.

Ailede ve iş hayatında karşı cinsleri tarafından şiddete maruz kalan kadın, üzülerek söylüyorum ki, politik söylemlerde hemcinsleri tarafından da sözlü ve psikolojik şiddete muhatap olmaktadır.

İş hayatında da aynı emeğe daha az ücret alan kadın, aynı zamanda, cinsel tacizle de karşılaşmaktadır. Kadına şiddeti daha ileriki yıllarda konuşmamamız için, yaptığımız uluslararası anlaşmaları iç hukukumuza ve günlük yaşamımıza hızla yerleştirmek zorundayız.

Yazılı ve görsel basında şiddet içeren sahneleri önlemeliyiz.

Silah kontrolüne yönelik çalışmalar yapmalı, okullarda yapılan eğitimlerde şiddeti önleyen eğitim alanlarına ve uygulamalarına yer vermeliyiz.

Şiddete karşı hazırlanan yayınları, oyunları, yazılı ve görsel basında kadına yönelik şiddete karşı gerçekleştirilen faaliyetleri mutlaka desteklemeliyiz.

Erkeklerin kadınlara uyguladıkları şiddet konusunda eğitilen erkek gruplarının sayılarını artırmalı ve mutlaka desteklemeliyiz.

Ağır tahrik sayılan küfrün içerisinden kadın unsurunu temizlemeli, küfür sözcükleri içerisinde kadını aşağılayan kavramları söyleyenlere daha da ağır cezalar verilmesini sağlamalıyız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Halide İncekara (AK Parti, İstanbul). “Kadına yönelik şiddeti önleme günü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 25 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halide-incekara-22-2004-11-25-kadina-yonelik-siddeti-onleme-gunu-munasebetiyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
