# İzmir milletvekili ahmet ersin, ankara milletvekili yılmaz ateş, kırklareli milletvekili ahmet gökhan sarıçam, adana milletvekili necdet ünüvar, istanbul milletvekili halide incekara, bitlis milletvekili vahit ve gaziantep milletvekili hasan özdemir uyuşturucu başta olmak üzere madde bağımlılığı ve kaçakçılığı sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/6,19,36,39,41,51,103) (s.sayısı: 323)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Halide İncekara (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim
- **Tarih:** 26 Şubat 2009
- **Gündem:** İZMİR MİLLETVEKİLİ AHMET ERSİN, ANKARA MİLLETVEKİLİ YILMAZ ATEŞ, KIRKLARELİ MİLLETVEKİLİ AHMET GÖKHAN SARIÇAM, ADANA MİLLETVEKİLİ NECDET ÜNÜVAR, İSTANBUL MİLLETVEKİLİ HALİDE İNCEKARA, BİTLİS MİLLETVEKİLİ VAHİT VE GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ HASAN ÖZDEMİR UYUŞTURUCU BAŞTA OLMAK ÜZERE MADDE BAĞIMLILIĞI VE KAÇAKÇILIĞI SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/6,19,36,39,41,51,103) (S.SAYISI: 323)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/halide-incekara-23-2009-02-26-izmir-milletvekili-ahmet-ersin-ankara-milletvekili-yilmaz-ates-kirkl

> Halide İncekara (AK Parti), 26 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İZMİR MİLLETVEKİLİ AHMET ERSİN, ANKARA MİLLETVEKİLİ YILMAZ ATEŞ, KIRKLARELİ MİLLETVEKİLİ AHMET GÖKHAN SARIÇAM, ADANA MİLLETVEKİLİ NECDET ÜNÜVAR, İSTANBUL MİLLETVEKİLİ HALİDE İNCEKARA, BİTLİS MİLLETVEKİLİ VAHİT VE GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ HASAN ÖZDEMİR UYUŞTURUCU BAŞTA OLMAK ÜZERE MADDE BAĞIMLILIĞI VE KAÇAKÇILIĞI SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/6,19,36,39,41,51,103) (S.SAYISI: 323)); konuşma 1.517 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; arkadaşlarımın bir kısmı sağlık açısından baktılar, bir kısmı kaçakçılık açısından baktılar, ben, çocuğu tehdit açısından bakacağım. Önerge veren diğer arkadaşlarımın da önerge gerekçelerine baktığımda, genellikle çocukla illiyet kurmaları şahsımı çok sevindirdi. İktidar ve muhalefet milletvekillerinin birlikte verdikleri önergelerle oluşturulan Komisyonda çalışan bütün arkadaşlarıma emeklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Lakin, Meclis Başkan Vekilimiz başta olmak üzere, yürütmenin temsilcileri de burada, şunu söylemek isterim ki, bu araştırma komisyonları raporları artık tozlu rafların süsü olmamalı. Mutlaka bu raporları dinleyen iktidar temsilcileri, en geç bir yıl içinde araştırma komisyon raporunun sonucundaki önerilerin ne kadarını hayata geçirip geçirmediklerini burada gelip milletvekillerinin huzurunda sunmalıdır. Aksi takdirde, zaten biz biliyoruz, zaten biz yapıyoruz mantığıyla bu araştırma komisyonları raporları maalesef ziyan zebil olmaktadır. Bu hassasiyetimi herkesle paylaşmak istiyorum.

Ben konuya biraz farklı bakmak istiyorum. Sayı artışı, doğru, lakin Avrupa’da en az, uyuşturucu ve bağımlılık konusunda en az kullanıcılar arasındayız; çocuklarımızı tehdit eden şey, yükseliş hızının çok olması ve yaşın küçük yaşlara kadar düşmesidir. Şimdi, Avrupalı şunu diyebilir: “Gençlik geleceğimizdir.” Ama Türkiye'nin “Gençlik geleceğimizdir.” demek gibi bir lüksü yoktur. Neden? 25 milyona yakın genç nüfusa sahip olan bir ülkenin gençliği geleceğe ertelemek gibi bir lüksü olamaz. Türkiye'nin gençliği bugünün meselesidir. Sadece altı yaş altındaki çocuklarımızı düşündüğümüzde 10 milyon nüfus birkaç tane Avrupa Birliği ülkesi nüfusuna denktir. Demek ki meselelerinizi düşünürken, önerilerinizi ve projelerinizi hazırlarken nesiller arasındaki yaş gruplarını yürütücülerin çok iyi hesaplaması gerekmektedir.

Uyuşturucu, bizzat şahsın kendisine zarar vermekten öte, ruh sağlığı, akıl sağlığı, beden sağlığı ve şiddet, suça itme gerekçesiyle de çocuklarımız için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Lakin, şu hassasiyetimi de paylaşmak isterim ki, uyuşturucudan korumak adına yapılan paneller, toplantılar çocukların şuuraltında zaman zaman merakla birlikte yeniden bir uyarıcı rolü üstlenmektedir ki bu da ayrı bir tehdittir.

Ben arazide neler yaşadığımı, incelemeler sırasında neler gördüğümü, niçin bu önergeyi vermek istediğimi söyleyeyim. Ankara’da bakanlıklara gittiğinizde, arkadaşlarım, bir sürü projeyle karşılaşırsınız, neredeyse Ankara proje çöplüğüne dönmüş. Lakin, bakanlıkların kendi arasındaki iletişim kopukluğu, hepsinin bir devletçik mantığı içinde çalışır hâlde olması hem kaynak israfına hem insan israfına hem de emeklerin ziyan zebil olmasına sebep olmaktadır.

Ankara’da kâğıt üzerinde “Çok güzel.” diye baktığınız, “Hah bununla bu mesele çözülür.” diye baktığınız konular illere, ilçelere indiğinde izini kaybetmekte.

Vali arkadaşlarımla sohbet ederken soruyorum: “Şu konu…” “Bir dakika Sayın Vekilim, il müdürünü çağırayım.” diyor. “Falanca konu…” “Bir dakika Sayın Vekilim, il müdürünü çağırayım…” Bir vali eğer bilgisini il müdürlerinin kafasında taşıyarak çözmeye kalkışırsa bunu çözemez.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Bravo.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) - Gelişmiş devletin en büyük özelliği yasalar, yasaklar ve tutuklamalarla değil önleyici tedbirlerle mümkün olur. Ben yine bu meseleye…

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) – Doğru adamlarla yönetirseniz böyle olmaz. Yanlış adamlarla yönetirseniz böyle olur.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) - Şimdi ben sizi duyamadığım için cevap veremiyorum ve süremi de ziyan etmek istemiyorum. Ama Başkan izin verirse istişare ederiz konuşmanın devamında.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Doğru söylüyorsunuz da, valilerin ek görevi var, onu demek istiyor; kömür dağıtımı...

AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Vekilim, bir cevap bekliyorlar sizden.

BAŞKAN – Buyurun Sayın İncekara.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Peki.

Kurumlar arası iş birliğinde yapacak olan valilerimiz ile kaymakamlarımızdır. Biz tabii ki önereceğiz. Sorumluluğu yerine getirip getirmemek arkadaşlarımızındır. Nihayet bu devlette KPS sınavıyla devlete, kamuya giren insanlar bir hukuki yapı ve yargı sistemi içinde becerikli-beceriksiz, yetenekli ya da yeteneksiz, nasıl olsa emekli oluncaya kadar bir maaş almaktalar. Ve burada ürettiğiniz bir sürü değerli proje kişilerin yeterliliklerine, yeteneklerine, yönetim kabiliyetlerine göre, bir de bakıyorsunuz ki, arazide yok oluveriyor. Şimdi bunları konuşmayacak mıyız? Konuşalım ve birbirimizi nezaketle dinleyelim.

Şimdi, taşra teşkilatında çalışan arkadaşların yönetim odalarından çıkmaları gerekiyor. Tarım il müdürü ise ayağı çamura bulaşması gerekiyor, millî eğitim müdürü ise okul bahçelerinde dolanması gerekiyor. Tabii, o müdürün dolaşıp dolaşmadığını görmesi için yerel amirlerin de sokaklarda dolaşması gerekiyor. Okul çevresindeki güvenliği sadece polisle yürütmeye çalışmak hiçbir taşra amirinin işi olmamalı, onun nasıl yürütüldüğünü görmeyi de ayrıca vazife edinmelidir.

Şunu söylemek isterim ki değerli arkadaşlarım, çocukla ilgi ve ilgili olmak bilgiyle yeterli bir şey değildir, çocukla ilgili olmak biraz duygu ve yürekle de ilgili bir şeydir, gece uykularınızın kaçmasıyla ilgili bir şeydir.

Ben, biraz, eğitim açısından baktığımızda, neredeyse, çocuklarımızın okuldan çıktıktan sonra sokakların çocukların tehdit alanına dönüştüğünü görmekten üzüntü duyduğumu söylemek isterim. “Efendim, onun sorumluluğu, bunun sorumluluğu…” Hepimizin sorumluluğu arkadaş! Eğer şehrinize gittiğinizde bu konuştuğunuz şeyleri denetlemek, görmek, tebdili kıyafet gezinip istişare etmiyorsak hepimizin sorumluluğu.

Yine söylüyorum, eğitimcilerinizi bu KPS sınav sistemi içinde seçtiğiniz süre içinde, çocuk sevgisini, karakterini, merhametini ve yönetici kabiliyetini test eden başka bir sınav sistemine geçmediğiniz süre içinde, bir sürü matematik problemi çözebilen ama araziye çıktığında çocuk sevgisini tanımamış insanlardan eğitimci yapmak durumunda kalırsınız. Sisteme girdikten sonra çocuklarımız güvensiz bir ortamda kalabilir.

Onun için, özellikle okullarımızın, okul müdürlerimizin mutlaka yönetim kabiliyeti gelişmiş insanlardan olması gerekmektedir. Okul etrafında olan tehdit alanları, başta İnternet kafeler olmak üzere sık sık kontrol edilmelidir.

Bir şiddet araştırma komisyonunda bir tavsiyemiz oldu, hâlâ yapıldığını görmüyorum. İnternet kafelerin ruhsatını belediyeler, denetimini emniyet yapmaktadır ve bu bir süre, bir şikâyet altı ayı bulmaktadır ama görüyorum ki hâlâ arkadaşlar bunlarla ilgili bir düzenlemeye girmemişlerdir; girdilerse bunu duymaktan sevineceğimi size söylemek isterim.

Valilerimizin ve kaymakamlarımızın risk haritaları olması lazım. Demin arkadaşlarımız bahsettiler, annesi babası ayrılan çocuklarımız, gurbette okuyan çocuklarımız ve yoğun müfredattan dolayı başarısızlığı durmadan tatmak zorunda kalan, başarısızlıkla birlikte yalnızlığa itilen, yalnızlıkla birlikte tehlikeli arkadaş edinen çocuklarımız.

Buradan Talim Terbiyedeki arkadaşlarıma seslenmek istiyorum. Kaç bakan eskitirler, kaç milletvekili eskitirler, kaç hükûmet eskitirler ama onlar hep orada otururlar. Eminim dünyada da gezmedikleri yer kalmadı. Ama Talim Terbiyedeki o arkadaşlarıma, o onayladıkları, tasdikledikleri müfredata, Allah aşkına, Kars’ı, Ardahan’ı, Hakkâri’yi, Erzurum’u ve…

RASİM ÇAKIR (Edirne) – Talim Terbiyeyi de değiştirdiniz.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Değiştiremez…

RASİM ÇAKIR (Edirne) – Talim Terbiyeyi bir gecede değiştirdiniz.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Değiştiremezsin, senin haberin yok gözünü sevdiğim! Bir kere atarsın, o seni eskitir, beni eskitir, seni iktidar yapar, beni iktidar yapar ama o değişmez. Bunca değişen taleplere, bu kadar eğitim hareketliliğine ve genç nüfusa rağmen bu memleketin atadığın zaman hiç değişmeyen tabii kişileri olur. Ben kimseyi suçlamıyorum, arkadaşları da tanımıyorum. Ben bir sistem analizi yapıyorum ve bu konuda da mutabakat istiyorum. Yirmi yıl, otuz yıl bir kurumda aynı yerde hiç kıpırdamadan oturunca ve Erzurum’un dağındaki okulun bahçesine gitmediyseniz, eğer Kars’ta gidip henüz Türkçeyi sökmemiş çocuğun önüne dört işlemli matematiği koymuşsanız, bana ne dünyayı görmüşsün ya! Neyi getireceksin gözünü seveyim? Onun için, o arkadaşlarımızın biraz da yurt içinde gezmelerini istiyorum.

Ayrıca, eğitimin içindeki müfettişlik sisteminin, teftiş sisteminin bu şekilde bu eğitimi hiçbir yere götürmeyeceğini ve çocukları tehditten kurtarmayacağını söylemek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Başkanım müsaade istiyorum.

Şimdi, tabii ki, sağlıkçılar konuya sağlık açısından bakıyorlar. Ama eğer müfettiş gittiğinde iki sene uğramadığı hâlde boş tutulan odalardan çıkıp da okulun etrafındaki güvenliği raporlarına geçirmiyorsa, bu teftiş sistemiyle de benim çocuklarımın okul çatısı altında korunması mümkün değil.

Şimdi, arkadaşım dedi ki: “Sayıları az.” Doğru. Ama eş durumundan tayin edip bir yere lazım olmayanları yığıp, diğer tarafta çocukları eğitimsiz bıraktığınız yerde nasıl çözeceksiniz? O nedenle, bu nedenle, Ankara’da 3 öğretmen lazım yerde 23 öğretmen var. Niye? Eş durumundan.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Muhalefet partisi gibi konuşuyorsunuz.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Hayır efendim, ben çocuk adına, sokak adına konuşuyorum. Bir dinle ya! Hoş bir şey değil mi? Sayın Vekilim, benim derdim, bu senin derdin değil mi gözünü sevdiğim ya? Doğruysa, ben, tamam… Bak şimdi, biz öyle bir İktidarız ki -konuşturuyorsunuz işte, konuşturmayın- siz muhalefet yapamayınca iktidarı da biz yapıyoruz, muhalefeti de biz yapıyoruz, böyle böyle gidiyor işte. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) – Başbakan duymasın.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Niye duymasın? Başbakanım bundan gurur duyar. Çünkü dinamik kalmanın, altıncı sene sonunda hâlâ sokaklarda iltifat görmenin gerekçesi öz eleştirilerimizi en iyi yapabilmemiz; problemlerimizle, çözüm önerileriyle barışık olmamız sanıyorum en büyük kabiliyetlerimizden. Tavsiye ederim.

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) – Biz muhalefet yapınca kızıyor.

HALİDE İNCEKARA (Devamla) – Bir müsaade et konuşayım, gözünü seveyim.

Diğer taraftan, Sağlık Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye’de en fazla örgütlenmiş kurumlarımızdan birisi. Sanıyorum, gönüllü faaliyetler ve sivil toplum örgütleriyle iş birliği içinde daha etkili, belki daha az kaynak kullanarak, ama sivil gücü de faaliyetlerin içine alarak yeni bir, diğer kurumlarla iş birliğine gitmek zorundadırlar diye düşünüyorum.

Bakın, cezaevlerine uyuşturucu kullanmaktan, satmaktan giren çocuklarımızla AMATEM’e girip çıkan çocuklarımız sokağa çıktıktan sonra bir tek muhatabı var: Yeniden uyuşturucu satıcıları. Çocuklar tek başına kalıyor, tekrar tehdit altında kalıyor ve korkudan, dün bıraktığı, tedavi olduğu şeye sokakta mahkûm oluyor. Bu, şu demektir ki, mahkeme-karakol-ıslahevinin arasındaki üçgende mutlaka bir otokontrol sisteminin kurulması ve denetleyen, gözetleyen, yasaklamaktan ziyade tedbir alan bir altyapı sistemi. Yasalara baktığınızda her şey var. Ama bir idari problemi, kişilerdeki, kurumlar arasındaki iletişimsizlik… Buradan tabii, Başbakanım duyarsa da iyi olur. Mutlaka her Hükûmetin bir koordinasyon bakanlığına ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde, her çatı altında birbirine benzeyen bir sürü projenin çok etkin olmadan yürütüldüğünü görmek şahsen beni üzüyor.

Bu arada, tabii, tanıtım ve medyayla ilgili de, haber yapıcıların artık TV’lerde mutlaka çocuk psikologları kullanılması gerektiğini, haber yapayım derken, evlerdeki binlerce, milyonlarca çocuğumuzu, rol modellerin kötü örneklerini sunarak örnek olduğunu söylemek istiyorum.

Şimdi, biraz espriyle gülelim. Emniyetin içinde çocuk şubeleri var, çok da iyi çalışıyorlar arkadaşlar. Lakin, hiçbir polis çocuk şubesinde çalışmak istemiyor. Çocuk mahkemelerimiz var, kolay kolay yargı mensupları çocuk mahkemelerinde çalışmak istemiyor. Çocuk dediğiniz zaman olaya şöyle bakıyorlar diğerleri: Çoluk çocuk meselesi.

---

**Kaynak gösterme:** Halide İncekara (AK Parti, İstanbul). “İzmir milletvekili ahmet ersin, ankara milletvekili yılmaz ateş, kırklareli milletvekili ahmet gökhan sarıçam, adana milletvekili necdet ünüvar, istanbul milletvekili halide incekara, bitlis milletvekili vahit ve gaziantep milletvekili hasan özdemir uyuşturucu başta olmak üzere madde bağımlılığı ve kaçakçılığı sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/6,19,36,39,41,51,103) (s.sayısı: 323)”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 26 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halide-incekara-23-2009-02-26-izmir-milletvekili-ahmet-ersin-ankara-milletvekili-yilmaz-ates-kirkl (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
