# 25 mayıs dünya kayıp çocuklar günü münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Halide İncekara (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim
- **Tarih:** 26 Mayıs 2010
- **Gündem:** 25 MAYIS DÜNYA KAYIP ÇOCUKLAR GÜNÜ MÜNASEBETİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/halide-incekara-23-2010-05-26-25-mayis-dunya-kayip-cocuklar-gunu-munasebetiyle

> Halide İncekara (AK Parti), 26 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 25 MAYIS DÜNYA KAYIP ÇOCUKLAR GÜNÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 526 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Pek cılız bir alkış oldu, beğenmedim bu alkışı! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Demin Sevahir arkadaşımızın da bahsettiği gibi, dün 25 Mayıs Dünya Kayıp Çocuklar Günü’ydü. İçinde Avustralya, Brezilya, Almanya, Yunanistan, İrlanda gibi ülkelerin de bulunduğu ülkelerin her yıl bir araya gelip 25 Mayısta kayıp çocuklarla ilgili o dönemde nasıl bir etkinlik, nasıl bir simge kullanacaklarını, yeni ne tedbirler alabileceklerini çalıştıkları bir gün. Türkiye’de de dün ilk defa biz, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında ve himayesinde, bütün Komisyon üyesi arkadaşlarımızla birlikte bugünü etkinliklerle ve kaybı olan aileleri de misafir ederek bir farkındalık yaratmaya çalıştık.

Şimdi, ben gündemini, siyaset gündemini sadece çocuk ve gençlerden yana oluşturan birisi olarak söyleyeyim ki zaman zaman kürsüye çıkıp endişelerini dile getiren bütün arkadaşlarımın hassasiyetlerini paylaşıyorum. 22,5 milyon gibi, dünyada Mısır’dan sonra genç ve yoğun bir nüfusu olan ülkemde maalesef çocuklarımız ve gençlerimiz çetelerin, mafyaların, uyuşturucu tacirlerinin ve suç örgütlerinin hedefi hâline gelmiştir.

Akşam televizyonlarınızı açtığınızda, televizyonlarınızın alt katında geçen bir şeritler var, görürsünüz, “Arkadaş edinmek için” diye telefon numaraları verirler. Aslında bu televizyonlar fuhuş çeteleri tarafından kurulmuş, hepimizin evindeki çocuklarımıza olta atmış, yayıncılığı araç olarak kullanan yerlerdir. Ve kayıp sayılarına baktığımızda, ortalama 1.500 gibi bir rakamın içinde 1.073 tane sayının özellikle kız çocuklarından oluştuğunu düşündüğümüzde ve yaş ortalamasına baktığımızda on dört-on sekiz yaş arasında olduğunu düşündüğümüzde, maalesef 20 milyonluk bir Türkiye’yi yöneten kamu zihinsel yapısı, kamu personel yapısıyla 21’inci asrın problemleriyle karşı karşıya kalan gençliğimizin problemlerini çözmenin çok kolay olmadığını düşünüyorum.

Verilen örneklerde hep şunu görüyoruz -ki katılıyorum- hiçbir suç sivil kişilerin tek başına yapacakları kadar yürekli değil. Bir bakıyorsunuz, o yörenin en etkin, en yetkin, birtakım ayrıcalıkları kullanma hakkına sahip olan insanlarının da içinde olduğunu görüyoruz. Böylece suç örgütleri, fuhuş çeteleri, uyuşturucu çeteleri sistemin içinde, yöneticilerin içinde kendilerine destek olacak, görmezlikten gelecek birtakım ilişkileri kurduklarında, oralarda özellikle çocuklara karşı işlenen suçların daha da artarak devam ettiğini görüyoruz.

Hepinizin farkındalığını artırmak için şöyle söyleyeyim: Benim bizzat şahit olduğum, sekiz ay bir kız çocuğuna taciz yaptığı için içeride yatan bir öğretmen, idari mahkemede alınan kararla, İç Anadolu’da bir başka şehirde davası devam ettiği gerekçesiyle öğretmenlik yaptırılmaya devam ediliyor.

Bakarken meselelere, bizler, özellikle siyasetçiler, bireylerin ve çalışanların hukukunu korumak konusunda tabii ki hassasiyet göstereceğiz ama eğer bir sınıfta, bir okulda, ben, öğretmenin menfaatiyle 60 çocuğun menfaati söz konusu olduğunda -kimse kusura bakmasın- çocuğun yanında yer almak zorundayım ve diğerine görev yapıp yapmadığını sormak zorundayım.

Yatılı ilköğretim okullarını bugünlerde çok konuşuyoruz. Hatırlayın, bir ihtiyaca binaen ortaya çıkmış okullar ama eskiden bu okulların adı parasız okullardı ve sadece okumak isteyen çocuklarımız oraya giderdi. Mecburi sekiz yıllık eğitimle birlikte hazır olmayan öğretmen kadroları, hazır olmayan yöneticiler okula gelen o çocuklarımızı yeniden hayata kazandırmakla ilgili ne yapacaklarını maalesef bilmiyorlardı ve ailedeki bölünmeler, göçler… Bu göçlerde özellikle memurların göçünün de dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Geçen bir polis memuru dedi ki: “Göç, göç diyorsunuz Sayın Vekilim, benim çocuğumun da üç seneden fazla uzun süreli bir arkadaşlık etme şansı yok.” Doğru söylüyor! Babasının hâkim olması, savcı olması, vali olması, kaymakam olması çocuğun o statüyle göç ettiği anlamına gelmiyor. Bu göç, tayin ve memuriyette görev konularını tekrar hep birlikte önümüze alıp bir çalışmamız gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Halide İncekara (AK Parti, İstanbul). “25 mayıs dünya kayıp çocuklar günü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halide-incekara-23-2010-05-26-25-mayis-dunya-kayip-cocuklar-gunu-munasebetiyle (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
