# Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile karadeniz'in kirliliğe karşı korunması anlaşması (s.s.87)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Halil Akyüz (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim
- **Tarih:** 10 Haziran 2003
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KARADENİZ'İN KİRLİLİĞE KARŞI KORUNMASI ANLAŞMASI (S.S.87)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/halil-akyuz-22-2003-06-10-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-karadeniz-in-kirlilige-karsi-korunmas

> Halil Akyüz (CHP), 10 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KARADENİZ'İN KİRLİLİĞE KARŞI KORUNMASI ANLAŞMASI (S.S.87)); konuşma 1.274 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HALİL AKYÜZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Karadeniz'in Kirliliğe Karşı Korunması Komisyonu Arasında Merkez Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında bilgi sunmak üzere söz almış bulunuyorum. Bu olanaktan yararlanarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, Dışişleri Komisyonu ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İnsanoğlu, yaptığı her şeyi beyniyle yapmaktadır. Aslında, yaptığı ve yıktığı her şeyi, aklıyla ya da akılsızlığıyla yaptığını söylemek daha doğru olacaktır. Bir yanda çevremizi düşüncesizce kirletenler, diğer yanda kirlenen çevreyi korumak için uğraşanların varlığı, bunun en güzel örneğini oluşturmaktadır.

Milyonlarca insanın çeşitli yollarla ürettiği atıklar nehirlerimize akıyor; koyu yeşil akan nehirlerimiz ise, geçtikleri yerlerle birlikte, ulaştıkları denizlerimizi de kirletiyorlar. Maalesef, sorumsuzca başvurulan yöntemlerle, canlı türlerini, suyun berraklığını ve havanın solunabilirliğini her geçen gün yitirmekteyiz. Bu yüzden, kirlenen ve dengesi bozulan denizlerimizi bir an önce temizleyip, ekolojik dengelerine kavuşturmalıyız.

(1) 87 S.Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Bizim de en çok kirlettiğimiz denizlerimizden biri olan Karadeniz, Türkiye'yi çevreleyen dört ayrı su kütlesi arasında kimyasal yapısı, fiziksel özellikleri ve biyolojik içeriği açısından en ilginç olanıdır. Kendisine bağlantılı olan diğer deniz bölümleriyle 461 587 kilometrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Ülkemizi çevreleyen denizler içerisinde ortalama derinliği açısından en derin su havzasıdır. En derin yeri, Sinop'un açıklarında, 2 234 metreyi bulmaktadır.

Karadeniz, yapısal olarak iki tabaka halinde bulunur. Bu tabakalaşma, yoğunluk ve sıcaklık farkından ileri gelir. Üst tabaka oksijen açısından zengin iken, alt tabaka tamamen anoksittir. Karadeniz'de, 200 metreden sonraki derinliklerde, hidrojensülfür gazının varlığı nedeniyle, canlıların yaşamalarına olanak yoktur. Genel bir yaklaşımla, derinlik itibariyle, Karadeniz'in 1/10'unda yaşam vardır, kalan 9/10'luk kısmında ise yaşam yoktur denilebilir. Hidrojensülfürlü bu derinliklerde, sadece sülfo bakteriler mevcuttur. Bu 200 metre derinliğe kadar olan bölgenin de ilk 100 metrelik bölümü, canlılar için yaşanılabilir en olumlu ortamı oluşturmaktadır; yani, Karadeniz'in verimliliğinin temelini sığ sular oluşturmaktadır.

Birçok ülkenin atıklarıyla kirlenen Karadeniz, dünyanın en fazla hasara uğratılmış denizlerinden biridir. Karadeniz'in kıyısında 6 ülke olmasına karşın, nehirler -Tuna, Don, Dinyeper gibi- ve diğer su yollarıyla gelen 21 ülkenin kentsel ve sanayi atıkları buraya akmaktadır. Örneğin, Tuna Nehri, Romanya'dan Karadeniz'e ulaştığında, yılda yaklaşık 60 ton cıva, 1 000 ton krom, 4 500 ton kurşun ve 50 000 ton petrol boşaltmaktadır. Dünyanın kullanımında olan yerleşim yerlerinden denize dökülen çöpler ve kıyısı olan ülkelerin yeterli denetimde bulunmaması sonucunda, birçok radyoaktif, kimyasal ve zehirli atıkların dökülmesiyle, Karadeniz kirletilmektedir. Karadeniz, bu şekilde bir deşarj ortamı olarak kullanılmaya devam edilirse, kirlenmenin ilk etkileri, öncelikle yüzey sularında, yani, oksijence zengin sularda görülecektir. Giderek kimyasal dengenin bozulmasıyla, anaerobik sularda bulunan hidrojensülfürün gaz fazına geçme olasılığı artacak ve atmosfere karışan hidrojensülfür, çok önemli bir çevre kirliliği yaratacaktır. Kısacası, günümüzde, Karadeniz'in su ürünlerinde düşüşle gösterdiği kirlenme, özümseme kapasitesinin aşılması durumunda, içindeki kimyasal ürünleri çevreye salarak kirliliği küresel bir boyuta ulaştıracaktır.

Karadeniz'in kirlenmesi, hem ülke ticarî balık avcılığını etkilemekte hem de akıntı yoluyla iç denizimiz olan Marmara Denizinin kirlenmesine yol açmaktadır. Karadeniz'deki bilinçsiz, kontrolsüz avlanma ve artan deniz kirliliğinin bir sonucu olarak, geçmişte bu denizimizde var olan 23 ticarî balık türünden günümüze sadece 5 tür kalmıştır. Ayrıca, aşırı avlanmadan dolayı, 1980'li yıllarda 800 000 ton olan balık potansiyeli, bugün 100 000 tona kadar düşmüş bulunmaktadır.

Görüldüğü üzere, bu kirlenme, öncelikle, Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerin ortak bir sorunudur. Bu nedenle, Karadeniz çevresini korumak üzere, Karadeniz'e kıyısı olan 6 ülke (Türkiye, Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Rusya Federasyonu ve Ukrayna) 1992 yılında Bükreş Anlaşmasına imza atmışlardır. Sözleşme, 15 Ocak 1994 itibariyle yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

Bu sözleşme, Karadeniz havzasının çeşitli kaynaklardan gelen kirlenmeye karşı korunması için temel hususları düzenleyen 30 maddeden oluşmaktadır. Kirliliğin denetim altına alınması için gereken ayrıntılı hükümlere, sözleşmeye ek 3 protokolde yer verilmiştir. Bu protokoller şunlardır:

1- Karadeniz Deniz Çevresinin Kara Kökenli Kaynaklardan Kirlenmeye Karşı Korunmasına İlişkin Protokol.

2- Karadeniz Deniz Çevresinin Petrol ve Öteki Maddelerle Kirlenmesine Karşı Mücadelede Acil Durumlarda İşbirliği Yapılmasına İlişkin Protokol.

3- Karadeniz Deniz Çevresinin Boşaltmalar Nedeniyle Kirlenmesinin Önlenmesine İlişkin Protokol.

Bükreş Sözleşmesiyle aynı zaman ve yerde imzaya açılan bu üç protokol sözleşmenin ayrılmaz birer parçasını meydana getirmektedir. Sözleşmenin temel amaçları: Karadeniz ekonomisinin geri kazanımını sağlamak ve doğal kaynaklarını iyileştirmek; Karadeniz'in deniz çevresinin kirlenmesini önlemek, azaltmak ve kontrol etmek, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını ve kıyı alanlarında çevre dostu insan faaliyetlerinin teşvik edilmesini sağlayan yasal araçların geliştirilmesini sağlamak; biyolojik çeşitliliğin korunması ve ekosistem fonksiyonlarının sürdürülmesi ve yenilenmesini sağlamak; Karadeniz su kalitesini, deniz ve kıyı ekosistemini iyileştirmek; bölgede sürdürülebilir kalkınma sağlamak ve Karadeniz deniz çevresini ve canlı kaynaklarını Karadeniz ülkeleri tarafından ortak bir çabayla korumaktır. Fakat, her ne kadar Karadeniz'e kıyısı olan ülkeler kendi ulusal önlemlerini alsalar da, Karadeniz'e akarsu bağlantısı olan ve ayrıca su yollarıyla ulaşım, ticaret yapan bütün ülkelerin kirliliğin önlenmesine yönelik iştirakleri sağlanamazsa, bu kirliliğin önlenmesi mümkün olmayacaktır. Sözleşmeye taraf ülkelerin çevre bakanları, Nisan 1993'te, Odesa'da doğal kaynakların rasyonel yönetimi ve iyileştirilmesi için kısa, orta ve uzun vadeli çevresel hedefleri içeren bir deklarasyon imzalamışlardır. Bu sözleşme ve deklarasyon çerçevesinde, küresel çevre imkânı, Karadeniz'in çevresel yönetimi ve korunması programı başlatılmıştır. Bu program çerçevesinde organizasyon kurumsal yapının geliştirilmesi, kirlilik izleme, acil müdahale, biyoçeşitlilik ve kıyı yönetimi gibi alanlarda birçok ulusal ve uluslararası çalışma gerçekleştirmiştir. Bu çalışmaların neticesinde, 30-31 Ekim 1996 tarihlerinde, İstanbul'da düzenlenen bakanlar konferansında, Karadeniz'in Rehabilitasyonu ve Korunması İçin Stratejik Eylem Planı kabul edilmiştir. Bu plan, kirliliği azaltmaya, canlı kaynakların yönetimini iyileştirmeye ve insanî gelişmeyi, çevreye zarar vermeyecek şekilde teşvik etmeye yönelik tedbirleri ortaya koyan 59 adet taahhüt içermektedir; ayrıca, çevresel iyileştirme projelerinin finansmanına yönelik adımlar atılmaktadır.

Bükreş Sözleşmesi ve eki protokolleri ile stratejik eylem planı hükümleri çerçevesindeki çalışmalar, Karadeniz kıyı devletlerinin ulusal düzeydeki uygulamaları ve bölgesel düzeydeki ortak eylemleri, bölgesel ve uluslararası birçok kuruluşla işbirliği halinde devam etmektedir.

Bükreş Sözleşmesinin teknik yükümlülüklerinin yerine getirilebilmesi için, Karadeniz çevre programı kapsamında, stratejik eylem planının hükümleri çerçevesinde kurulan faaliyet merkezleri ve bunlara bağlı danışma grupları, âkit taraf ülkelerinde yürütülmektedir. Karadeniz Komisyonuna bağlı mevcut 6 faaliyet merkezi bulunmaktadır; her bir faaliyet merkezi, bir âkit ülke tarafından yürütülmektedir. Bu kapsamda, kara kökenli kirleticilerin kontrolü faaliyet merkezinin çalışmaları Türkiye, denizciliğin çevresel güvenlik yönleri faaliyet merkezinin çalışmaları Bulgaristan, kirliliğin izlenmesi ve değerlendirilmesi faaliyet merkezinin çalışmaları Ukrayna, entegre kıyı alanları yönetim faaliyet merkezinin çalışmaları Rusya, biyolojik çeşitliliğin korunması faaliyet merkezinin çalışmaları Gürcistan, balıkçılık diğer deniz canlıları faaliyet merkezinin çalışmaları Romanya tarafından koordine edilmektedir. Söz konusu faaliyet merkezleri tarafından koordine edilen danışma gruplarının amacı ise, Komisyona, Karadeniz Stratejik Eylem Planının ve Bükreş Sözleşmesinin uygulanması açısından büyük önem taşıyan bilgileri sağlamak ve tavsiyelerde bulunmaktır. Sözleşme ve protokollerin amaçlarına ulaşabilmesi için, sözleşmenin 17 nci maddesi uyarınca, gerekli çalışmaların yürütülmesinde koordinasyonu sağlaması için Karadeniz'in Kirliliğe Karşı Korunması Komisyonu oluşturulmuştur. Her âkit taraf, komisyonda bir temsilciyle temsil edilmekte olup, komisyon başkanlığı, taraf ülkelerce, bir yıl süreyle dönüşümlü olarak üstlenilmektedir. İstanbul'da, yerleşik komisyona,sekreteryanın kurulması için, Karadeniz Komisyonu ve ev sahibi ülke olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında Merkez Anlaşması, 28 Nisan 2000 tarihinde imzalanmıştır. Türkiye, sekreteryanın ilk üç yıllık işletme masraflarının yüzde 40'ını karşılamayı üstlenmiş olup, geriye kalan yüzde 60'lık bölüm ise, diğer akit taraflarca karşılanacaktır.

Sayın milletvekilleri, bu anlaşmaya göre, hükümet, komisyona, kira bedelsiz ve süresiz olarak uygun bir kançılarya temin edecektir. Gerekli durumlarda komisyonun ilave kançılarya edinmesini ve kiralamasını kolaylaştırmayı üstlenecektir. Komisyon kançılaryası dokunulmazlığa sahip olacaktır.

Bu anlaşma, saklayıcı devletin, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden anlaşmanın ulusal mevzuata uygun olarak onaylanmış bulunduğu hususunda yazılı bilgi aldığı günün ertesi günü yürürlüğe girecek ve yönetim merkezinin yeri İstanbul'da olduğu sürece yürürlükte kalacaktır.

Komisyonun yönetim merkezinin Türkiye Cumhuriyeti ülkesi dışına taşınması halinde, bu anlaşma, komisyon mal varlığının taşınması ve elden çıkarılması için gerekli olan makul bir sürenin sonunda âkit tarafların kararıyla sona erdirilecektir.

Merkez Anlaşmasının onaylanmasıyla, sekreteryanın İstanbul'da faaliyete başlaması, Türkiye'nin uluslararası etkinliğine katkı teşkil edecek, Karadeniz'in kirliliğe karşı korunması için uluslararası fonlardan istifade edebilmesini sağlayacaktır. Karadeniz'de en uzun kıyılara sahip ülkemiz için, bu denizin kirlenmesinin önlenmesi büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Karadeniz'in Kirliliğe Karşı Korunması Komisyonu Arasında Merkez Anlaşmasının onaylanmasına olumlu oy kullanacağımızı bildirir, Büyük Meclisin değerli üyelerini saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Halil Akyüz (CHP, İstanbul). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile karadeniz'in kirliliğe karşı korunması anlaşması (s.s.87)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 10 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-akyuz-22-2003-06-10-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-karadeniz-in-kirlilige-karsi-korunmas (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
