# 2005 mali yılı bütçe kanun tas. (3 üncü tur görüşmelerinde ) gümrük müsteşarlığı,sosyal hizm.ve çocuk esirgeme kur.gen.müdürlüğü,diyanet işleri başkanlığı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Halil Akyüz (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim
- **Tarih:** 21 Aralık 2004
- **Gündem:** 2005 MALİ YILI BÜTÇE KANUN TAS. (3 ÜNCÜ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI,SOSYAL HİZM.VE ÇOCUK ESİRGEME KUR.GEN.MÜDÜRLÜĞÜ,DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/halil-akyuz-22-2004-12-21-2005-mali-yili-butce-kanun-tas-3-uncu-tur-gorusmelerinde-gumruk-mu

> Halil Akyüz (CHP), 21 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KANUN TAS. (3 ÜNCÜ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI,SOSYAL HİZM.VE ÇOCUK ESİRGEME KUR.GEN.MÜDÜRLÜĞÜ,DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI); konuşma 908 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HALİL AKYÜZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2005 yılı Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere huzurunuzdayım. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, Diyanet İşleri Başkanlığı yaklaşık 80 sene önce, yani 1924'te kurulmuş, bugün de Anayasamızda kuruluş amaçları yerini almıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı, cumhuriyetimizin temel ilkelerine uygun olarak, laiklik ilkesine, vatandaşlara hangi dinden, hangi mezhepten olurlarsa olsunlar eşit davranma ilkesine bağlı kalmak kaydıyla kurulmuştur. Şimdi, durum böyle olmuş mudur, onu bir gözden geçirmemiz gerekiyor.

1950 yılından bu yana Diyanet İşleri Başkanlığı, maalesef, toplumumuzun tümüne mutluluk getirmemiştir. Toplumun önemli bir kesimi, Diyanet İşleri Başkanlığının ve kadrolarının toplumun mutluluğuna hizmet etmediğini söylüyor ve bunu hep birlikte görüyoruz. Öncelikle beni mutlu etmemiştir arkadaşlar. Türkiye'de, yarım asırdan beri, özellikle son yirmi-otuz yıldır, eğer solcu isen senden Müslüman olmaz anlayışı vardır. Bu anlayışın ortadan kalkmasına, Diyanet İşleri Başkanlığı veya kadroları hiç yardımcı olmamışlardır. Yani, bize, siz mademki solcusunuz, siz Müslüman sayılmazsınız veya iyi Müslüman değilsiniz... (AK Parti sıralarından "Hayır, hayır" sesleri) Bakın, hayır diyen arkadaşlarım vardır mutlaka. Herkes için bunu söylemiyorum; ama, önemli bir kesim bunu böyle kabul etmiştir.

Arkadaşlar, Türkiye'de -bilimsel bir araştırma sonucudur- bizim yurttaşlarımızın yüzde 20'si din duygularıyla, etkilenerek oy kullanırlar. Bakın, bunu kimse inkâr etmesin; bunların yarısı Cumhuriyet Halk Partilileri dinsiz kabul eder.

NEVZAT YALÇINTAŞ (İstanbul) - Yok canım, olmaz öyle şey!

HALİL AKYÜZ (Devamla) - Vallahi öyle... Yahu öyle hocam, öyle... Hocam, ben yaşadım, ıstırabını ben çektim.

Diğer yarısı, Cumhuriyet Halk Partilileri de Müslüman bilir; ama, galiba bu sağcılar daha Müslümandır diye oy kullanırlar.

Şimdi, bu mutsuzluğu yaşayan, Müslüman ve iyi Müslüman bir aileden gelen birisiyim; yani, benim ailemde çok iyi din bilginleri vardır, çok iyi doktorlar vardır. Valla, ben de kötü bir siyasetçi saymıyorum kendimi; siyasî hayatımda, hiçbir yerde yalan söylemedim. Bu ıstırabı biz, Cumhuriyet Halk Partililer olarak çektik.

Toplumun başka bir kesimi, Alevi kesimi, demokrasinin gelişmediği, insan haklarının gelişmemiş olduğu dönemlerde, baskı altında inançlarını dile getiremediler. Yalan mı bu?! Şimdi, Türkiye'de insan hakları geliştikçe, demokrasi geliştikçe, onlar da seslerini, kendi inançları doğrultusunda ibadet edebilme yolunda ortaya koymaya, yükseltmeye başladılar. Yani, şimdi Avrupa Birliğinin bazı üyeleri veya komisyon raportörleri "Türkiye'de Aleviler, Kürtler azınlıktır" derken, sanıyorum, Alevi yurttaşlarımızın seslerini yükseltmiş olmalarını bir fırsat bilerek bunu yapmaktadırlar; ama, Sayın Bakan da söyledi; Türkiye'de Aleviler, Sünnîler ve diğerleri, hepimiz kardeşiz; biz, yurttaşlık birliği içinde bir ülkeyiz. Kaldı ki, Alevi yurttaşlarımız, hoşgörü bakımından, toplumun en önemli, en duyarlı kesimidir; bunu biliyoruz. Yani, 12 nci, 13 üncü, 14 üncü asırlarda, Avrupa'da insanlar birbirini boğazlarken, hoşgörüyü, insanlığı Anadolu'ya yayan Hacı Bektaş Veliler var, Mevlanalar var. Bu bakımdan, Alevi yurttaşlarımızın Sünnî yurttaşlarımızla kardeşliği değil sadece, Alevi yurttaşlarımız hoşgörü bakımından herkesle iyi geçinirler. Dolayısıyla, Diyanet İşlerinin, bunların inançlarına önem vermesi, saygı göstermesi gerekiyor.

Ben inceledim, yıllardan beri bu kürsüde her Diyanet İşleri bütçesi görüşmelerinde bu konu gündeme getiriliyor; ama, hiçbir çözüm getirilmiyor. Şimdi, Diyanetin, ruhsal bakımdan, insanları mutlu etmek gibi çok önemli bir görevi vardır. İnançlarını özgürce, istedikleri gibi kullanabilen insanlar daha mutlu olurlar, hepimiz bunu biliriz; ama, cemevlerinde -arkadaşlar, ben bu işin uzmanı değilim; ama, siyaset adamıyım, toplumun her sorunuyla ilgiliyim- kendi yöntemleriyle nasıl ibadet edeceklerini bir statüye bağlamanın Türkiye Cumhuriyetine, ulusal birliğimize bir zararı var mı?! Diyanet İşleri Başkanlığımızın, toplumumuzun bu kesimini, bu inanç grubunu temsil edecek bir düzenleme yapması, bizim ulusal bütünlüğümüze bir zarar verir mi arkadaşlar?! Yıllardan beri bunlar burada söyleniyor. Ben inceledim; her sene, her Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi görüşmelerinde bu konu anlatılıyor; ama, bir türlü bir çözüm bulunamıyor. "biz kardeşiz" denilip geçiliyor. Elbette kardeşiz. Aleviler öz yurttaşlarımızdırlar, elbette bunu biliyoruz. Kendileri de, böyle azınlık laflarına katiyen iltifat etmemişlerdir, bunu çok net de açıklamışlardır.

Şimdi, Sayın Bakan, burada "2005 yılına biraz mutlu girelim, iyi şeyler söyleyelim" dedi. Ben de iyi şeyler söylemeyi çok istiyorum; ama, eğer Diyanet İşleri Başkanı veya Diyanet İşleri Başkanlığının bağlı olduğu Sayın Bakan, gelip, burada "bu konuda bir düzenleme yapacağız, merak etmeyin" derse, emin olun, Türkiye'de mutsuz olan bu kesimler 2005 yılına mutlu gireceklerdir. Yani, mutluluk arıyorsak, mutluluğu gerektiren, mutluluğu yaratacak bir eylemin içinde olmalıyız. Sayın Bakan, herhalde bu konuya bir yanıt verecektir.

Değerli arkadaşlarım, biz, sosyaldemokratlar olarak bütün din kadrolarımıza açıkça söylemeliyiz ki, sosyaldemokrat evrensel ilkeler ile İslam dini arasında, İslamî ilkeler arasında hiçbir çelişki yoktur. Bunu çok iyi bilelim. Bu, şimdiye kadar çelişki varmış gibi ifade edildi. Diyanet İşleri kadroları, bizi, artık "bunlar yandan Müslüman" gibi göstermesinler. Toplumsal barış için bu çok önemlidir. Aksine, biz, sosyaldemokrat ilkeler İslam dini ilkeleriyle örtüşüyor, gelin, bunu söyleyin demiyoruz, böyle bir şey istemiyoruz; ama, hiç olmazsa, evrensel insan hakları, demokrasi, laiklik konularında Cumhuriyet Halk Partisinin ne kadar duyarlı olduğunu herkes biliyor. Bunların hiçbirisi bizim dinimizle ters düşmez, aksine, örtüşür. Biz, ne dinin bir baskı altında olmasını ne de dinin bir baskı unsuru olmasını isteriz. Diyanet İşleri bunu sağlamak zorundadır ve kadrolarını da toplumun bir kesimine yan bakmaktan vazgeçirmeli ve eğitmelidir. Elbette, çok iyi din adamlarımız vardır, elbette dünya çapında din adamlarımız vardır, benim onlara söyleyecek bir sözüm yok; ama, genelde, sizin, sağ partilerin değirmenine su taşıyan imamlara da söyleyecek sözüm vardır. Yapmayın. Şunun için yapmayın; toplumun barışına katkı sağlayın, taraf tutmayın.

Kaldı ki, bütün sağ partileri tuttunuz, onlar da hep iktidar oldu da ne aldınız ki? Yani, ne verdiler ki size? Siz, asgarî ücrete yakın bir ücretle durmadan ter dökersiniz, zaman zaman camilerde, medreselerde propaganda yaparsınız ki, Cumhuriyet Halk Partisine oy vermeyin, sağ partilerden hangisi varsa ona oy verin. (AK Parti sıralarından "hayır, hayır" sesleri)

Demiyorlar mı artık demiyorlar mı? Hayır, demiyorlarsa, bir diyeceğim yok. Aman demesinler; yazıktır, bu millete, yazıktır birliğimize!.. Huzurumuzu bozmaya...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Halil Akyüz (CHP, İstanbul). “2005 mali yılı bütçe kanun tas. (3 üncü tur görüşmelerinde ) gümrük müsteşarlığı,sosyal hizm.ve çocuk esirgeme kur.gen.müdürlüğü,diyanet işleri başkanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-akyuz-22-2004-12-21-2005-mali-yili-butce-kanun-tas-3-uncu-tur-gorusmelerinde-gumruk-mu (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
