# Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Halil Akyüz (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim
- **Tarih:** 16 Mart 2005
- **Gündem:** DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/halil-akyuz-22-2005-03-16-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i

> Halil Akyüz (CHP), 16 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)); konuşma 1.042 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HALİL AKYÜZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, karışık 827 sayılı tasarının öne alınan 29 uncu maddesinin (k) fıkrasıyla ilgili söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu fıkrada, nedendir bilinmez, bir madde ilave edilmiş, bir kayıt konulmuş; bu kayıtta, yeşilkart sahiplerinin tedavi masraflarından ilaç ücretlerinin yüzde 20'si tahsil edilmek isteniyor. Bilindiği gibi, Yeşilkart Yasası 1992'nin 7 nci ayında yürürlüğe girmiş ve hiçbir geliri olmayan, fakir vatandaşlarımızın tedavilerinin devlet tarafından karşılanması öngörülmüştür. O zaman da, bugün de, bu vatandaşlarımızın tedavi giderlerinin karşılanması vatandaşlara bir lütuf değildir; o gün de değildi, bugün de değildir; çünkü, devletin görevi, Anayasa gereği, yurttaşların sağlık hizmetlerini -beden ve ruh sağlıklarını- sağlamaktır; yani, bu Yeşilkart Yasası Anayasamızın emrettiği şekilde düzenlenmiştir. O günden bugüne bu yurttaşlarımızın tedavi giderleri sosyal yardım vakıfları tarafından, devlet tarafından karşılanmıştır.

Bugün, bu yurttaşlarımıza ne verdik ki, yani, bugüne kadar onların gelir düzeyinde nasıl bir düzeltme yaptık ki, şimdi bu yurttaşlarımızdan ilaç paralarının yüzde 20'sini karşılamalarını bekliyoruz?.. Bu yurttaşlarımız, bu ilaç giderlerini karşılayabilir mi karşılayamaz mı diye herhangi bir düşünce, tartışma komisyonda oldu mu diye sorarsanız, oldu ve birçok arkadaşımız -bu arkadaşlarımızın içinde AKP'li arkadaşlarımız da var- bu tartışmaya katıldılar ve bu ilaç ücretlerinin yüzde 20'sinin alınmaması için gayret gösterdiler; nedense, Bakan bir türlü bunu kabul etmedi.

Değerli arkadaşlarım, 12 000 000 civarında, yeşilkarttan yararlanan yurttaşımız var. Türkiye'de ise geçim düzeyinin altında yaşayan, açlık sınırının altında yaşayan 15 000 000 insan var. Tabiî, dinlemiyorsunuz; çünkü, siz bu 15 000 000 insandan biri değilsiniz; tuzunuz kuru, umurunuzda değil.

15 000 000 insan açlık sınırının altında yaşıyor. Bu benim verdiğim bir rakam değil; devletin, hükümetin bakanı bu kürsüden bunu ifade etmiştir. 15 000 000 insanın açlık sınırının altında yaşadığı bir ülkede, 12 000 000 civarında, yeşilkart sahibi yurttaşımızdan ilaç paralarını nasıl alacağız, ilaç paralarının yüzde 20'sini nasıl alacağız; bu hiç düşünüldü mü? Bu insanlar bu ilaç paralarını ödeyemeyecekleri için tedavi olamayacaklardır; bu hiç düşünüldü mü? Eğer, bu insanlar bu ücreti, bu ilaç paralarının yüzde 20'sini ödeyemezlerse ve tedavi olamazlarsa, devlet, hükümet Anayasayla ters düşmüş olmayacak mıdır?

Bunun için ben arkadaşlarla konuştum. Arkadaşlarımız, AKP'li arkadaşlarımız ve Grup Başkanvekili bunu uygun buldu. Sayın Bakanla konuştuk, Sayın Bakan diyor ki: "Biz istersek alırız, istemezsek almayız. Yasa böyle düzenlenmiştir." Eğer, sizin isteğinize kalmışsa bu iş, vatandaş yandı demektir arkadaşlar; çünkü, siz, bugüne kadar, ikibuçuk yıla yakındır, vatandaşın lehine bir karar almadınız. Bu konuda da vatandaşın lehine bir uygulamaya gireceğinizden emin değiliz. Eğer, böyle bir düşünceniz var idiyse, o zaman, bu konuyu yasaya dökmezdiniz. Bu yasanın bu şekilde hazırlanması demek, bu paraları tahsil etmek istiyorsunuz demektir ve eğer edebilirseniz, bunu edeceksiniz; ama, bilesiniz ki, bu vatandaşlarımız bu ilaç paralarını ödeyemeyeceklerdir. Yani, toplumun önemli bir kısmını, toplumun diğer kesimlerinde olduğu gibi mutsuz edeceksiniz. Yani, iktidarınız döneminde, toplumun hangi kesimi mutlu oldu?! Çiftçi mi mutlu oldu?! İşçi mi mutlu oldu?! Memur mu mutlu oldu?! Hangi kesimde bir düzenleme yaptınız da, bu, toplumun o kesiminin lehine oldu?! Böyle bir şey yok. Çiftçiler feryat halinde, işçiler feryat halinde. Devlet şunu yapmasın, bunu yapmasın diye özelleştiriyoruz veya kapatıyoruz fabrikaları. Devleti, şunu yapmasın, bunu yapmasın derken, hiçbir şey yapmaz hale getirdik. Devlet, bu vatandaş için hiçbir şey yapmayacak mıdır?! Yani, tedaviye muhtaç vatandaşını devlet tedavi ettirmeyecek midir?! Bu, devletin anayasal görevi değil midir?!

İşçilere gidiyorsunuz… Ben, ilk defa, Dalaman'da, Adana'da, Maltepe'de, Tokat'ta ve İzmit SEKA'da işçilerin slogan halinde beddua ettiğini gördüm. Bugüne kadar, hiçbir başbakana toplu halde, böyle beddua eden bir kitleye rastlamamıştım. Resmen beddua ediyorlar, slogan halinde beddua ediyorlar.

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) - Kim beddua ediyormuş? Kim o?

HALİL AKYÜZ (Devamla) - Niye ediyorlar; insanlar işsiz kalıyor. Bu dönemde, işsizliğin arttığı bir dönemde, işi olan insanları da açıkta bıraktığınız zaman, onların çektiği ıstırabı bilebiliyor musunuz? Bunu anlayabiliyor musunuz? Bu kadar mutsuz ettiğiniz insanların sizin için ne düşündüklerini, siz hiç düşünüyor musunuz? Şimdi, 10 000 000-12 000 000 civarında yeşilkartlı var; bir de onları mağdur ediyorsunuz.

Sayın hükümet mensupları, sayın iktidar mensupları, sizin göreviniz, halkı mutsuz etmek değildir. Sizin göreviniz, halkı mutlu etmektir. Yeşilkart sahiplerinden bazılarının, hak etmediği halde yeşilkart taşıdığı iddiası da var; doğrudur; ama, bu, o büyük fakir kitlenin mağdur edilmesini gerektirmez. O, bir zabıta vakasıdır, o bir kontrol vakasıdır, takip edersiniz, takip ettirirsiniz; hak etmediği halde yeşilkart taşıyanların yeşilkartlarını iptal edersiniz. Diyelim ki, 12 000 000 insandan 2 000 000'u böyledir; peki, geri kalan 10 000 000'u. 10 000 000 insanı mağdur edeceksiniz arkadaşlar. Yani, yüzde 20 alacağız derken, yüzde 80'ini biz vereceğiz, yüzde 20'si bir şey değil diye düşünmeyin. İlaç fiyatları yüksektir. Yapılan bir düzenlemeyle "asgarî ücretin üçte 1'inden az geliri olan" diyorsunuz; yani, kapsamı genişletiyoruz. Diyoruz ki "hiçbir geliri olmayan veya asgarî ücretin üçte 1'inden az geliri olan insanlar da yeşilkarta hak kazanıyorlar." Asgarî ücretin üçte 1'inden az ücret alan, yani 115 000 000 liranın, yahut da -Yeni Türk Lirasıyla konuşalım- 115 liranın altında ücret alan insanlar, ilaç parasının yüzde 20'sini ödeyecekler. İlaçların pahalılığını düşünün; yani, 100 liralık ilaç alırsa ki, asgarî 100 liralık ilaç alıyor bir doktora gittiği zaman; hatta, belki de -aramızda eczacı arkadaşlar vardır- 200 liralık, 300 liralık ilaç alacak. Bunun karşılığında, 40 lira, 60 lira ödeme gücü var mıdır bu vatandaşların? Bu mağduriyeti düşünmeden yasa yaparsanız, tabii, toplumda korkunç tepki olur. Sosyal devlet anlayışına çok ters düşer bu.

Bir ihtimal de şu: Genel sağlık sigortası getirilecek. Genel sağlık sigortası getirildiği zaman, elbette, bu düzenlemenin içine bu kesimler girecektir, öyle umut ediyoruz; ama, eğer bu kesimler genel sağlık sigortası kapsamına alınacaksa, o zaman şunu yapalım, genel sağlık sigortası yasası çıkıncaya kadar bunu erteleyelim. Çünkü, behemehal, yakın zamanda genel sağlık sigortasını getireceğinizi söylüyorsunuz. Başbakanın böyle bir talimatı var. Öyleyse, o zamana kadar bunu erteleyin. Hiç olmazsa, Türkiye Büyük Millet Meclisi, hükümetin bir tasarısında bir düzenleme yapsın, bir düzeltme yapsın. Türkiye Büyük Millet Meclisine bu kadar hakkı, bu kadar yetkiyi çok görmeyin. Erteleyelim, genel sağlık sigortasına kadar bu ücretler alınmasın, ilaç paraları alınmasın, genel sağlık sigortasında yapılan düzenlemede bakarız, ne oluyor, ne bitiyor diye.

Sayın milletvekilleri, amacımız bağcıyı dövmek değildir, burada bir görev yapıyoruz ve bu görevi, şu anda, ben, inanıyorum ki en az 10 000 000 insanı adına yapıyorum. Eğer, siz, bu düzenlemeyi ertelerseniz, geri çekerseniz, bundan, ben yararlanmayacağım, muhalefet de yararlanmayacak; ama, siz yararlanacaksınız, toplumun her kesiminden beddua almaktan kurtulacaksınız. Onun için, ben, bu öneriyi getiriyorum; geri çekelim ve bu 10 000 000 insanı bir süre daha mağdur etmeyelim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Halil Akyüz (CHP, İstanbul). “Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 16 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-akyuz-22-2005-03-16-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
