# Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Halil Özyolcu (AK Parti, Ağrı)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim
- **Tarih:** 16 Eylül 2004
- **Gündem:** TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/halil-ozyolcu-22-2004-09-16-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek

> Halil Özyolcu (AK Parti), 16 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 899 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HALİL ÖZYOLCU (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 664 sıra sayılı Türk Ceza Yasası Tasarısının 222 nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ceza yasası, bir toplumun temel yasasıdır. Toplumun düzenini, kişi temel hak ve özgürlüklerini çok yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle, ceza yasaları düzenlenirken toplumun tüm kesimlerinin düşüncelerine özen ve saygı gösterilmelidir ve ceza kanunları düzenlenirken uyulması gereken kurallara da mutlaka dikkat edilmelidir. Bu kuralların başında hukuk devleti ilkesi, ceza kanunlarının insancıllığı, ceza kanununun suç politikası açısından gereklilik ve amaca uygunluk ilkesi gelmektedir. Eğer, bir ülke ceza kanununu tümden değiştiriyorsa, bu ilkelere çok daha büyük bir oranda hassasiyet göstermesi gerekiyor.

Şu anda görüşmekte olduğumuz Türk Ceza Yasası Tasarısı, daha çağdaş, daha insancıl, insanı merkeze alan, insan hak ve hürriyetlerine öncelik tanıyan, bireyi öne çıkaran, demokratik bir yasa tasarısıdır; bu, kısmen doğrudur. Neden kısmen diyorum; çünkü, aynı tasarının içerisinde yer alan birkısım maddeler de antidemokratik maddeler olarak tanımlanabilir. Bunlar, 263 üncü madde, 306 ncı madde ve 310 uncu madde ve devamında gelecek maddelerdir.

Değerli milletvekilleri, günümüz, artık 21 inci Yüzyıldır. Türkiye, muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkabilmek, çağdaşlarıyla rekabet edebilmek maksadıyla, köklü değişiklikleri, köklü reformları, çağa uyum değişikliklerini mutlaka sağlamak zorundadır. Şu anki çalışmalar bu güzellikleri temin etmek içindir. Hani, mecellede bir hüküm vardır: "Ezmanın tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz." Yani, zamanın geçmesiyle birçok şeyin değişeceği hiçbir şekilde gözden kaçmamalıdır ve fikirler de, eski tabirle, barikai hakikat müsademei efkârdan doğar; yani, hakikat ışığının ortaya çıkması, ancak fikirlerin çatışmasıyla olur. Benden önce, Ankara Milletvekilimiz Ersönmez Yarbay konuşmuştu; iktidar milletvekili olarak, hükümetin birkısım yanlışları varsa, tasarıda birkısım eksiklikler varsa, o eksiklikleri bu kürsüde rahatlıkla dile getirmişti. Dolayısıyla, değişik fikirlerin mutlaka ortaya çıkması gerekiyor ki, hakikat ışığı da yakalanabilsin.

Değerli milletvekillerim, ceza yasaları düzenlenirken uyulması gereken temel ilkelerden, suç politikası açısından gereklilik ilkesinden bahsettik. Bakınız, şimdi, tasarının 222 nci maddesini burada okuyacağım; 21 inci Yüzyılın Türkiyesi şartlarında ne kadar gerekli olduğunu sizler takdir ediniz! Madde aynen şöyledir:

"Şapka, Türk harfleri ve giyilmesi yasak kisveler

Madde 222.- (1) 25/11/1925 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanunun veya 1/11/1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanunun veya 3/12/1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanunun koyduğu yasaklara veya yükümlülüklere aykırı hareket edenlere üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir."

Bakınız, Şapka Kanununun 1 inci maddesini de burada okumak istiyorum. Şapka Kanununun 1 inci maddesi şu şekildedir:

"Madde 1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi azaları ile idarei umumiye ve hususiye ve mahalliyeye ve bilümum müessesata mensup memurin ve müstahdemin Türk milletinin iktisa etmiş olduğu şapkayı giymek mecburiyetindedir. Türkiye halkının da umumî serpuşu şapka olup buna münafi bir itiyadın devamını hükümet meneder."

Kıymetli arkadaşlar, sayın milletvekilleri; şimdi, birazdan, Yüce Heyetiniz bu maddeyi oylayarak geçirecektir. Şimdi, yasa koyucu olarak bizler, yani milletvekilleri ve bu maddeyi ihtiva eden bu tasarıyı bize getiren sayın hükümetimizin üyeleri...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALİL ÖZYOLCU (Devamla) - ...bu maddeyi uygulayacak yargıçlarımız, acaba bu Şapka Kanununa uyuyorlar mı veya hem iktidar milletvekilleri hem muhalefet milletvekilleri hem de hükümet üyeleri, şu anda hepimiz, kendimize şöyle bir baksak, kimin başında şapka var?.. Yarın bu kanun nasıl uygulanacaktır?.. Eğer uygulama alanı yoksa, gerekli de değilse, o zaman böyle bir düzenleme Türk Ceza Kanununda neden yer almaktadır?..

Sayın milletvekilleri, bu maddenin ikinci cümlesinde Türk harflerinin kabulüyle ilgili kanuna aykırı hareket edenlere yine bir cezalandırma getiriliyor. Sonuç itibariyle, bu da seksen yıllık mecrası bulunan bir uygulamadır ve buna cezalandırma getirseniz de getirmeseniz de geriye gitmeniz mümkün değildir. Bu konuda da, Türk harflerinin kabulüyle ilgili kanuna aykırı hareket etmekten üç aydan bir yıla kadar cezalandırmayı getirmenin de bir faydası ve manası yoktur ve bunun dışında da, biz, Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde birçok yasaları kabul ettik; değişik dil ve lehçelerin serbest kalmasını, değişik dil ve lehçelerde vatandaşlarımızın çocuklarına isim koymalarını, bunların hepsini kabul ettik. Muhtemeldir ki, 29 harften oluşan Türk Alfabesi dışındaki başka harfler de belki kullanılabilecektir. Dolayısıyla, bunun da uygulama alanı yoktur ve 222 nci maddenin son cümlesine göre de, Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanuna aykırı hareket edenler, yine, üç ay ile bir yıl arası cezalandırılır.

Değerli milletvekilleri, cumhuriyetin kuruluş yıllarında, 1925, 1928 ve 1934 tarihli 3 tane yasa. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında bu tür yasalar getirilirken, bu yasaların amacında toplumun modernleşmesi hedeflenmiştir. Dolayısıyla, bilinçli olarak da bu yasalara yaptırım konulmamıştır, hele hele hürriyeti bağlayıcı ceza, hapis cezası o dönemde konulmamıştır. Seksen yıl öncesi, bu yasalar getirilirken, cumhuriyetin kuruluşunda bunlara hürriyeti bağlayıcı ceza konulmamış iken, şimdi, 21 inci Yüzyılın Türkiyesinde biz getiriyoruz aynı yasaları ve bunları hürriyeti bağlayıcı cezayla, hapis cezasıyla cezalandırıyoruz.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, nüfus itibariyle büyük bir ülke, örf ve âdet açısından zengin bir ülke ve medeniyetler beşiği olan bir ülkedir. Şimdi, haliyle, bu, giysilere de bir şekilde yansıyacaktır. Adana-Antep bölgesinin, Trakya bölgesinin, Doğu Anadolunun, birçok yörenin giysileri farklı farklıdır. Dolayısıyla, biz, bunu zenginlik olarak kabul ediyoruz ve bu şekilde bunları tespit ettikten sonra, şimdi, 222 nci maddenin ihtiva ettiği 3 tane kanun var; bu kanunlara karşı, bu kanunlara aykırı hareket etmeye hürriyeti bağlayıcı ceza getirdiğimizde... Bu Ceza Yasası için, özellikle Türk Ceza Yasası Tasarısı için herkes çok şey söyledi; iktidara mensup milletvekilleri, komisyon üyeleri, muhalefete mensup arkadaşların, herkesin takdir ettiği bir Ceza Kanunu denildi. Daha demokratik dedik, daha özgürlükçü bir yasa tasarısı dedik ve daha bireyci bir yasa tasarısı dedik. Eğer bu Ceza Yasasını bu şekilde tarif ediyorsak, öyleyse, o zaman, bu sözlerimizle, bu beyanatlarımızla da çelişmememiz lazım; yani, özgürlüklerin alanını biraz daha genişletiyor muyuz yoksa daraltıyor muyuz, ona bakmamız lazım.

---

**Kaynak gösterme:** Halil Özyolcu (AK Parti, Ağrı). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim tutanağı, 16 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-ozyolcu-22-2004-09-16-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
