# Ceza muhakemesi kanununda değişiklik yapılması hk. (s.s. 903)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Halil Ünlütepe (CHP, Afyonkarahisar)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim
- **Tarih:** 25 Mayıs 2005
- **Gündem:** CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S. 903)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/halil-unlutepe-22-2005-05-25-ceza-muhakemesi-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hk-s-s-903-2

> Halil Ünlütepe (CHP), 25 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S. 903)); konuşma 876 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, Genel Kurulun değerli üyeleri; Ceza Muhakemesi Kanununda değişiklik yapan 903 sıra sayılı kanun teklifinin 16 ncı maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; şahsım ve Grubumuz adına, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu 16 ncı maddede yapılan değişiklikle -127 nci madde oluyor- elkoyma işlemi düzenleniyor. Elkoymada da, gene, şu ibare ekleniyor: "Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde cumhuriyet savcısının, cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir."

Nedir kolluk görevlisi, kimdir; önce ona bakmak istiyorum. Kolluk görevlisi kime bağlı; adlî amiri farklı, idarî amiri farklı. Sanki, yedi kocalı hürmüz! Adlî amiri ile idarî amiri aynı anda kolluk görevlisine bir görev verse, idarî amirinin işine öncelik tanısa, adlî işi biraz savsaklasa, o zaman, hakkında dava açılacak; adlî amirinin yükümlülüğünü yerine getirmeye çalışır, idarî amirinin işlerini, emrini biraz geciktirirse, hakkında disiplin soruşturması yapılacak. Biraz da güçlüyse amiri, tayinini yapacak. İşte, adlî amir ile idarî amirin arasına sıkışmış bu kolluk kuvvetinden hizmet bekliyoruz; yani, suçu, suçluyu bulmasını istiyoruz!

Ben, dün bir komisyonda geçen bir olayı anlatmak istiyorum size. Bir değerli savcımız geldi, suç üzerinde araştırmaları yapmış "ben baktım; ama, emniyet güçlerinden, zabıtadan bize yeterli bilgi gelmedi" dedi. Emniyet güçlerini, o Meclis araştırması için dinlediğimizde ne söylediler; "bize savcı yeterince gerekli talimatı vermedi, öylece kaldık."

Sevgili arkadaşlar, suç ve suçlu konusu önemli bir olaydır; anında elkoymak zorundasınız. Kolluk kuvveti adlî mercie bağlı değil; aynı anda idare amiri de farklı. Siz, tabiri caizse, yedi kocalı hürmüz olan kolluk güçlerine çok çok ağır bir yükümlülük veriyorsunuz. Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz, bu koşullarda bunu biraz içimize sindirelim... Peki, değerli arkadaşlar -1970'den beri, otuzbeş yıldır hâlâ olağanüstü dönemi bırakıp olağan döneme geçemedik- ne zaman olağan döneminin koşullarını Türkiye'nin gündeminde tartışacağız?! Herhalde bizler değil, bizim çocuklarımız inşallah, inşallah bizim çocuklarımız! Olağana, olağan şeylere gideceğiz; olağanüstü farklılıklar bizim olmasın. Herkesin kabul edebildiği şeylerin peşinde koşalım. O zaman, çok şey yakalarsınız. Nedir; adlî zabıtayı kurun, gücünüz var. Onun adlî amiri belli olsun, sicili o versin. Farklı bakanlığa bağlı birisi. Sayın Bakan ne kadar hassas davranırsa davransın, uygulamalar farklı bakanlığa bağlı ve buradan, biz, bir suç delili gibi çok önemli bir olaya elkoyma işlemini, böyle kolluk güçlerine veriyoruz.

İkincisi, kolluk güçleri yeterince eğitimden geçmemiştir arkadaşlar. Yani, geçen gün de polis alımıyla ilgili bir kanun teklifi görüştük; şu kadar sürede eğitimden geçerlerse bunlar, yeterlidir.

Değerli arkadaşlar, hukuk fakültelerinin beş yıla çıkması üzerine çaba harcanıyor. Suçun, suçlunun tanımını bilebilmek, algılayabilmek, olayı kavrayabilmek çok önemli, çok ciddî bir olay. Biz, üç ay kurstan geçsin, bunlar zeki insanlar, altı ayda... Ondan sonra da, yargıç "o mu suçlu, bu mu suçlu..." Yargıç, önüne gelen pişirilmiş yemeği yer. Asıl olan mutfaktır. Mutfağın güçlenmesi gerekir. Mutfak ise, hukukçuyla güçlenir.

Cumhuriyet savcısının elkoyma olayında bulunmasının ne mahzuru var? Asıl onu koyun; beklesin, delilleri orada korusun; kolluk gücü cumhuriyet savcısının gelmesini beklesin. Bunun olayı basit.

Şimdi ne olacaktır; hiç... Bundan sonra, sayın cumhuriyet savcısına bilgi vermeye ihtiyaç yok diye, bir tutanak, "sayın cumhuriyet savcısına ulaşılamadı..." Sayın cumhuriyet savcısının da önünde pek çok dosyası var, o anda ifade alıyor; "yahu, siz yapın bu işi, halledin, gelin..." Vay suçlunun haline ayıklayabilinceye kadar! Ondan sonra, o suçlu, avukata soyulacak, derdini anlatmak için -suçsuzsa bile- birilerine gidecek, bunu çözmeye çalışacaksınız. Olağanüstü şeyleri düşünmeyin, olağan olayları da düşünerek hareket etmek istiyorum.

Hatta, komisyonda konuşulan bir şey vardı. Bir arkadaşımız dedi ki, "bu kolluk güçleri, bu aramadan sonra, hemen ilk aramadan sonra, cumhuriyet savcısına bunları götürecek" bu da hükme geçirilmiş. Yahu, kolluk güçleri onu cumhuriyet savcısına götürmeyecek de evine mi götürecek?! Zaten onu yasa maddesine geçirip teminat altına alıyorsun, bunu yazmana gerek yok. Hatta, bir arkadaşım komisyonda söyledi bunu, ki, doğruydu; artık, bu yasadaki değişiklikler espritüel hale geldi. Bunlar, bir yerlerde, zamanı gelince anlatılır.

Yapmayın arkadaşlar! 2004 yılının son günlerindeki heyecanınızı yakalayın. 2004 yılındaki o heyecanınız, size bir hedef gösteriyordu ve Cumhuriyet Halk Partisinin kadroları da, tüm gücüyle buna destek oluyordu. Hatta, zaman zaman biz "eksik" diyorduk; ama, bizim de kabul edebileceğimiz şeylerdi.

Yarın, bu uygulamalardan, sizler de, bizler de zarar görürüz. Kolluk güçleri önce eğitilmeli; buna zaman var, önce eğitilmeli. Bir bakın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine giden davalarda, en fazla hangi kolluk gücünün eylemlerinden dolayı davaları kaybediyoruz. Bunlar bilimsel olarak elinizde, dokümanları var.

Ben şunu söylemek istiyorum: Cumhuriyeti cumhuriyet savcılarına emanet edin. Onlar, zaten görevlerini yapacaklardır. Kolluk güçlerinin "cumhuriyet savcısına ulaşamadım" gibi bir bahanesi hiçbir gün burada konuşulmasın. Bu bizi hukuka götürecektir, bizi gıptayla izlenen bir ülke haline getirecektir bu uygulama; ama, şimdi getirilen değişiklikler, değerli arkadaşlar, Türkiye'ye dar gelen elbiseler. Gelin, bunu getirmeyin. O özgürlüklerin sıkıntısını, zaman zaman sizler de çektiniz. Bunu getirmeyin. Bunun, eski haliyle kalmasında, kamu düzeni açısından, uygulama açısından daha yararlı olduğuna inanıyorum; çünkü, uygulama açısından sakıncaları var derseniz, uygulanmamış. Hani bir söz, doğmayan çocuğa don biçmek gibi. Uygulanmamış bu yasa, uygulansın; eksiklikleri birlikte giderelim. O uygulanırsa, Meclise olan güveni artırır. Meclis, ben bu yasayı çıkardım, sonuna kadar arkasındayım der; ama, eksiklikler şunlar, bunları değiştiriyorum der şimdi, uygulanmamış yasayı değiştir... Sorsalar biz gittiğimizde, yahu niye değiştirdiniz; vallahi biz de bilmiyoruz, üç değerli arkadaşımız teklif verdi, hükümet de buna katıldı, biz değiştirdik. Yahu, başka bir gerekçesi yok arkadaşlar; kendi kendimizi aldatmayalım, ayağımızı yere basalım, doğruyu söyleyelim, doğrudan gidelim! Bu Meclise birileri birtakım önerilerle gelmesin. Demokrasiyi aşalım, özgürlükleri aşalım.

Bu duygularla, hepinize, sevgi ve saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Halil Ünlütepe (CHP, Afyonkarahisar). “Ceza muhakemesi kanununda değişiklik yapılması hk. (s.s. 903)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 25 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-unlutepe-22-2005-05-25-ceza-muhakemesi-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hk-s-s-903-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
