# İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.915)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Halil Ünlütepe (CHP, Afyonkarahisar)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim
- **Tarih:** 31 Mayıs 2005
- **Gündem:** İCRA VE İFLAS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.915)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/halil-unlutepe-22-2005-05-31-icra-ve-iflas-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-s-915

> Halil Ünlütepe (CHP), 31 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İCRA VE İFLAS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.915)); konuşma 1.242 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli üyeler; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda değişiklik yapan 915 sıra sayılı İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 3 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi, Grubumuz ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Teklifin 3 üncü maddesiyle, İcra ve İflas Kanununun iflas ve konkordato işlerinde hususî menfaat temin edenlerin cezasını düzenleyen 333 üncü maddesinde kapsamlı bir değişiklik yapılmaktadır. Bilindiği gibi, Anayasamızın 2 nci maddesinde cumhuriyetin nitelikleri belirtilmiştir. Cumhuriyetin nitelikleri olarak belirtilen unsurlardan birisi de hukuk devletidir. Çağdaş devlet olabilmenin de önemli özelliklerinden biri, hukukun üstünlüğünü savunmak ve hukuk devleti olabilmektir. Yasalar, toplumsal ihtiyaçları karşılamak, toplumsal sorunları çözmek amacıyla düzenlenir. Bugün üzerinde görüştüğümüz alacaklı-borçlu ilişkilerini, yargı mercilerince verilen kararların infazını, icra ve iflas dairelerinin kuruluş ve çalışmalarını, buradan çıkan sorunların çözümünü düzenleyen ve 1932 yılından beri yürürlükte olan, toplumun ihtiyaçlarını da bugün artık yeterince karşılayamadığına inandığımız İcra İflas Yasasındaki yeni birtakım değişiklikleri görüşüyoruz.

Biraz önce bir arkadaşımın da belirttiği gibi, İcra İflas Yasası, infaz hukukudur; toplum yaşamını çok ilgilendiren bir yasadır, uygulayıcılarının halkla karşı karşıya kaldığı bir yasadır.

Bu İcra İflas Yasası üzerinde 1965'te, 1997'lerde köklü değişiklikler yapılmış. Bu değişiklikler, biraz önce de belirttiğim gibi, yeterince ihtiyacı karşılayamamış ve 22 nci Dönem Parlamentosuna gelindiğinde, hep övündüğümüz, hızlı, koşarak çalışmalar yapıp İcra İflas Yasasında değişikliklere gidiyoruz. Kaç sefer; göreve geldiğiniz günden beri İcra İflas Yasasında dördüncü değişikliği yapıyoruz arkadaşlar; yaz boz tahtası. Hani ilkokula giden bir çocuk ödevini yapamaz, genellikle onlara kurşunkalemle yazı yazdırılır; işte, öğretmen bakar, hatayı görünce "burayı sil, düzelt, olmamış, şu şekilde olsun" diye... Ödevini yerine getiremeyen bir öğrenci konumunda bugün Parlamento. İcra İflas Yasası üzerinde hakikaten bir değişiklik yapılacaksa, 2003 yılında getirdiğiniz bir değişiklikle 107 maddesinde değişiklik yapılmış. Bu yetmemiş -yaz-boz tahtası- 2004 yılında bunun üzerinde bir değişiklik yapılmış. Sevgili arkadaşlar, 2005'in mart ayında da bu yasada biz değişiklik yapıyoruz. Bu yasanın gerekçesi ne; 5237 sayılı Ceza Kanununda yapılan değişikliklere uygun bir değişiklik yapabilmek.

Sevgili arkadaşlar, Ceza Kanununu 26 Eylül 2004'te bu Türkiye Büyük Millet Meclisi kabul etti. Mademki bu yasada değişiklikler yapacaksınız, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa uygun bir icra ve iflas yasası düzenleyeceksiniz, mart ayının içinde yapılan değişikliklerin içine bu yasa değişikliklerini niçin koymazsınız? Bakanlığın işi o kadar çok ki, akıllarına gelmiyor. Bu değişiklikleri kim düşünüyor; Değerli Hatay Milletvekili Sadullah Bey ve öyle bir değişiklik teklifi ki, Sadullah arkadaşımız kanun teklifini verdiği halde, hiçbir gün, komisyondaki toplantılara gelerek komisyonda kanun teklifini anlatma ihtiyacı duymadı. Bugün de değerli Grup Başkanvekilimizi Mecliste görmüyorum ve bu kanun teklifi görüşülürken de anlatma ihtiyacını duymuyor. Niye; çünkü, bu yasanın mutfağı Adalet Bakanlığı. Peki, Bakanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisine veya Hükümet, Türkiye Büyük Millet Meclisine artık yasaları tasarı halinde getirme ihtiyacı duymuyor mu? Kanun teklifi olağan bir yöntem değildir. Meclisin çalışmalarında asıl olan yöntem hükümetin tasarılarıdır. Komisyona geldiğimizde hükümet bu teklife sıcak bakıyor ve savunuyor. Yanlış bir yöntemi deniyorsunuz hükümet olarak. Bunun sonucu iyi değildir. Hükümet kararlı olmalıdır, ne istiyorsa onu arkasına kadar takip edebilmelidir.

Değerli arkadaşlar, 1 haziran sendromunu yaşıyoruz. Saat 18.30, bu kanunu biz bugün kabul edeceğiz, Sayın Cumhurbaşkanımıza gidecek, Sayın Cumhurbaşkanımız bu kanunun üzerinde inceleme yapacak, gece saat 12'ye kadar onaylarsa yürürlüğe girecek. Biz, Sayın Cumhurbaşkanlığı makamını da kendimize alıştırmaya çalışıyoruz, hızlı sendroma. Başka bir makamın bu yasa üzerinde yeterince inceleme yapabilmesi için niye bu fırsatı vermiyoruz, niçin bu fırsatı vermiyoruz?! Şimdi, değerli bürokratlarımız, değerli hükümetin üyeleri, işte, "şu yasa onaylandı mı onaylanmadı mı" diye onu takiple uğraşıyoruz.

Halbuki, benim parlamenter olarak aslî görevim, 1 Hazirana bu yasayı yetiştirebilme değil. Parlamenter olarak benim uğraşım, düzgün yasa yapabilmektir, doğru yasa yapabilmektir ve üç ayda bir değişiklik yapılacak bir şekildeki yasal düzenlemeler değil, hükümetin beş ay sonrasını görebilecek yasal düzenlemeler değil. Yapılan yasalar, en az on yıl, yirmi yıl Türkiye'de uygulanabilmeli; uygulanırsa, Yargıtay bunlardan içtihat üretir. Şimdi, siz, Yargıtayın içtihat üretmesini de engelliyorsunuz. Her gün bir yasa değişikliği... Vatandaş yasayı bilemeyecek, uygulayıcı da bilemeyecek. Değişik bir yöntem.

Şimdi, sevgili arkadaşlar, ben bir komisyon üyesi olarak bu yasayı takipte zorlandığımı belirtmek istiyorum. Bu yasa görüşülürken, ya bunun 1 Hazirana yetişmesi lazım... Bazı sorular sorduk. Sorduğumuzda, üniversiteden gelen değerli arkadaşlarımız, icra iflas üzerinde uzman değillerdi. "Bizler, bu konuda uzman değiliz" dediler; ama, biz, arkadaşlarımızdan soralım.

Ben, komisyon üyesi olarak o komisyonda ikna olmak zorundayım. İkna olmadan, 1 Hazirana yetişsin diye, acelece, koşarak bu yasayı huzurunuza getirdik. Biz, sanki, imtihana çıkmış öğrenciler gibi, her yasa teklifi oylanırken çoğunluk aramaya çalışıyoruz. Bunlar,sizin kadar bizi de üzüyor. Parlamenter olmanın gereğini, bu dönem, bilemiyorum... İki üç dönem parlamenterlik yapan arkadaşlarımdan birisi geçen bana söyledi, "bu dönemdekiler parlamenterlik yapmıyor" diye.

Değerli hükümet yetkilileri, bize çalışma ortamını sağlamak zorundasınız. Meclis Başkanımıza sesleniyorum: Parlamenterlerin çalışması için ve bu yasalarla ilgili hazırlıkları yapabilmesi için, lütfen, bu konuda bizlere yardımcı olun. Bugün gece 23.00'e kadar, 24.00'e kadar çalışalım; ama, doğru karar verebildiğimize emin miyiz arkadaşlar?! Bu, teknik bir yasa; doğrudur, çıkması gerekiyor; ama, son saate, son sürat... Sürat, felaket, biliyorsunuz; hep ikaz ediyoruz, 90'ı geçmeyelim. Biz süratle gidiyoruz, hep duvara çarpıyoruz, geri geliyoruz ve ondan sonra -geçen gün baktım- hep öne aldığımız bazı yasalarımız Sayın Cumhurbaşkanının makamından döndüğünde bir bakıyoruz bir daha Meclisin gündemine gelmemiş, arkalarda kalmış; demek ki, bu kadar önemli değil. Acil olan şeylerde bir bütün olalım, grup başkanvekillerimiz anlaşsın, bizler uyum içinde olalım, bu yasaları çıkarırız; fakat, bu, ben yarışı birinci bitireceğim, benim dediğim olacak yarışı Parlamentonun saygınlığına da zarar veriyor.

Sevgili arkadaşlar, işte, bu tür bir yasayı da, bugün tekrar görüşüyoruz ve bunun sıkıntılarını sizlerle paylaşma ihtiyacı duydum bir hukukçu olarak.

Sevgili arkadaşlar, bu yasa teklifi, komisyonda yeterince tartışılmadı, Bakanlığın mutfağında tartışıldı; ama, son ana bırakıldı, öyle uygun görüldü. Halbuki, her şeyi uygun görecek Yüce Parlamentodur. Bugün, biz, bir direnç sınavı vermeye çalışıyoruz; açıkçası, buradan hükümete bir şeyi göstermeye çalışıyoruz; Parlamentoya saygı gösterilmesini, çalışma ortamı için fırsat verilmesini ve bugün, biz, burada, 15'er dakika sürelerimiz içinde, bu yasayla ilgili düşüncelerimizi size anlatmaya çalışıyoruz. İnanın, körü körüne karşı çıkmak değil; ama, tutmuyor, olmuyor, olmuyor... Bundan vazgeçelim. Sizin, hükümet içinde, ciddî planlamalar yapmanız lazım; aciliyet isteyen yasalar neyse, onları hazırlayın, onların üzerinde çalışılsın. Zaman zaman, geliyor, biz, çok çalışıyoruz; ama, ağustos böceği gibi cır cır ötüyoruz, meyve vermiyoruz. Bu Parlamentonun, bugünkü birikimi ve deneyimiyle, çok daha iyi yasalar çıkarabileceğine de içtenlikle inanıyorum; ama, bir planlama tekniğinin olmaması, hem siyasî iktidarı hem Parlamentoyu sıkıntıya sokuyor arkadaşlar. Bundan, yeni dönemde kurtulalım; bundan, yeni dönemde kurtulalım diyorum.

Değerli arkadaşlarım, peki, bu, 333 üncü maddeyle ilgili; yani, bu 3 üncü madde, 333 üncü maddede bir değişiklik öneriyor, köklü bir değişiklik öneriyor. Nedir bu köklü değişiklik: Demin de söyledim, maddenin başlığı: "İflas ve konkordato işlerinde hususi menfaat temin edenlerin cezası" Bu, geçen dönemlerde, zaman zaman ciddî sıkıntıların doğduğu bir madde. Burada, biz... Eski maddede, cumhuriyet savcılarının bunu resen takibatı vardı; şimdi, biz, bunu kaldırıyoruz, cumhuriyet savcılarının resen takibatından kaldırıyoruz, şikâyete bağlı bir suç haline dönüştürüyoruz. Daha önceki yasanın alt sınırı altı aydan üç yıla kadarken, bunu, altı aydan iki yıla düşürüyoruz. Bir şey daha var; bu iflas bürosu ve idaresi azalarından herhangi birisi bu suça iştirak ederse, cezası, beş seneyi geçmemek üzere iki kat olarak hükmolunuyordu, eskisi buydu; yenisinde, cezayı yarı oranında artırmaya gidiyoruz. Açıkçası, cezalarda belirli bir düşmeyi yaratıyoruz.

Bir şeyi daha söyleyerek sözlerimi sona erdiriyorum. Bakın, o kadar aceleci gitmemize Adalet Komisyonu raporu da uyum sağlayamamış, demek ki, o da yorulmuş! Şimdi, madde gerekçelerinin 3 üncü maddesine baktığımda "İcra ve İflas Kanununun 334 üncü maddesi değiştirilmektedir" deniliyor. Halbuki, 3 üncü maddeyle, İcra ve İflas Yasasının 333 üncü maddesi değiştiriliyor. Arkadaşlar, bunlar, basit hata; ama, Meclisin vakarına yakışmaz. Çok geniş bir kadro...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Halil Ünlütepe (CHP, Afyonkarahisar). “İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.915)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 31 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-unlutepe-22-2005-05-31-icra-ve-iflas-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-s-915 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
