# 27.5.2005 tarihli ve 5357 sayılı türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun ve anayasanın 89 ve 104 üncü maddeleri gereğince bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ( ss. 958 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Halil Ünlütepe (CHP, Afyonkarahisar)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim
- **Tarih:** 29 Haziran 2005
- **Gündem:** 27.5.2005 TARİHLİ VE 5357 SAYILI TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN VE ANAYASANIN 89 VE 104 ÜNCÜ MADDELERİ GEREĞİNCE BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ ( SS. 958 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/halil-unlutepe-22-2005-06-29-27-5-2005-tarihli-ve-5357-sayili-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilm

> Halil Ünlütepe (CHP), 29 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 27.5.2005 TARİHLİ VE 5357 SAYILI TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN VE ANAYASANIN 89 VE 104 ÜNCÜ MADDELERİ GEREĞİNCE BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ ( SS. 958 )); konuşma 1.282 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)- Sayın Başkan, değerli üyeler; 5237 sayılı Yasanın 13 üncü maddesine ikinci fıkra olarak eklenen maddenin Anayasanın 89 ve 104 üncü maddeleri gereğince Sayın Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmesi ve 958 sıra sayılı tasarının 3 üncü maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu yasanın 13 üncü maddesine eklenen ikinci fıkra, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından, yabancı ülkede işlenmiş olsa da, kimi suçlardan dolayı kişiler için Adalet Bakanının takdirine dayalı olarak getirilen sorumsuzluk durumunun hukuka aykırı, ayrıcılık olduğu, eşitsizliği yarattığı, hukuk devletinde bu tür ayrıcılıklara ve eşitsizliklere yer verilemeyeceği görüşüyle, Türkiye Büyük Millet Meclisince bir daha görüşülmesi için geri gönderilmiştir. Geri gönderme gerekçeleri hukuka uygundur. Sayın Cumhurbaşkanı, biraz önce değerli arkadaşımın da belirttiği gibi, bu yasayı incelemeden değil, aksine -bu yasa 40 maddeden oluşan bir yasaydı- 40 maddeyi Sayın Cumhurbaşkanı yeterince incelemiş, Anayasadan aldığı yetkiyi kullanarak, hukukî gerekçelere dayanarak 2 maddeden veto etmiştir.

Değerli arkadaşımız bu veto gerekçesini yeterince okumamış. Zaten, 3 üncü madde üzerinde söz aldığı halde, maalesef, burada, 3 üncü madde üzerinde değil, 263 üncü madde üzerinde düşüncelerini aktardı. Halbuki, biz, 3 üncü madde, yani, 13 üncü maddede yapılan değişiklik üzerinde düşüncelerimizi aktarmak için söz almıştık.

Demek ki, birilerini eleştirirken, birileri hakkında bir şeyler söylerken, peşin hükümden uzaklaşmalıyız. O hatayı, o anda biz kendimiz işliyoruz. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı makamı, anayasal bir kurumdur. Anayasal bir kurumu hafife alacak "incelemeden veto etti" gibi sözler, o anayasal kurumu zedeler. O kişiye puan kazandırmaz; aksine, o kişinin hukuk nosyonunu zayıflatır.

Şimdi, görüştüğümüz madde 3 üncü madde, yani, 13 üncü madde. Adalet Bakanına verilen yetki üzerine değerli arkadaşım konuştuğu, o konuda görüşecekti. Halbuki, 263 üncü madde üzerinde düşüncelerini aktardı. Demek ki, kendisi de yeterince incelemeden gelmiş.

O nedenle, değerli arkadaşım, bundan sonraki konuşmalarında, önce hangi madde üzerinde görüşeceğini düşünsün, ondan sonra eleştiri yapması gerekiyorsa, ona göre eleştiri yapsın. Kendi hazırlanmadan başka birisinin hatalarını burada söylemeye kalkmak… Ki, onlar hata değil, hukukun temel kurallarıdır, temel ilkeleridir. Onun, zamanla, sıkıntılarını hep beraber göreceğiz; ama, ben burada, bu vetodaki gerekçelerin hukuksal dayanaklarını sizlerle birlikte paylaşmak istiyorum.

Nedir değerli arkadaşlar 5237 sayılı Yasa, Türk Ceza Kanunu. Geçen gün bir komisyonda da söylediğim gibi, bu Türk Ceza Kanunu denilince Türkiye'de iki şey akla gelmiştir. Bir, zina; iki, 263… Temel bir kanun, toplumda başka hiçbir çağrışım yapmıyor. İki... Bir konuya bu kanunu dayandırdık ve o tartışmanın içine sokmaya çalıştık. Zaten, AK Parti adına konuşan değerli arkadaşım da, o iki maddenin girdabına düşmüş ki, 3 üncü madde yerine 29 uncu maddede düşüncelerini açıklama ihtiyacını duydu. Önce, bu yasayı, o iki ana kulvarın dışında eleştirmemiz gerekir diyorum. Nedir bu: Bu yasa, biliyorsunuz, 26 Eylül 2004 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilmişti ve yürürlük tarihi 1 Nisan 2005'ti. O 1 Nisan 2005 tarihine kadar, ilk çıkan yasaya baktığımızda, 13 üncü maddenin ikinci fıkrası yoktu. Bu kanun, Adalet Bakanlığından tasarı olarak gelmiştir. Gelen ilk tasarıda 13 üncü maddeye ilave etmiş olduğumuz "birinci fıkra kapsamına giren suçlardan dolayı Türkiye'de yargılama yapılması, Adalet Bakanının talebine bağlıdır" fıkrası, Bakanlıktan gelen tasarıda yok. Uzun dönem komisyonlarda tartışılmış. Hiçbir kimse böyle bir teklifi vermemiş. Genel Kurulda tartışılmış ve söylediğim gibi, 26 Eylül 2004 tarihinde Genel Kurulda kabul edilirken, böyle bir ihtiyaç duyulmamış. Yasa 1 Nisanda yürürlüğe girecekken -o son 31 Mart günü akşamı yaşadığımız sendromu hepimiz biliyoruz- o gün çıkarılan ek bir yasayla, bunun yürürlük süresi 1 Hazirana aktarıldı ve o süre içinde, hepinizin de bildiği gibi, 27 Mayıs, yani, 1 Hazirana üç gün kala yasalarda değişiklikler geldi. Kaçarken, tam, artık, yasa yürürlüğe girecekken, yasalarda değişiklikler…İşte, 13 üncü maddedeki değişiklik o anda bizim aklımıza geldi ve o anda teklif getiriyoruz. Ne getiriyor bu yasayla ilgili teklif; birinci fıkra kapsamına giren suçlardan dolayı Türkiye'de yargılama yapılması Adalet Bakanının iznine bağlanıyor. Nedir birinci fıkra; 13 üncü madde şu: "Aşağıdaki suçların vatandaş veya yabancı tarafından yabancı ülkede işlenmesi halinde Türk kanunları uygulanır." Bu, birinci fıkrada olan suçlardan dolayı da yargılama Adalet Bakanının iznine bağlı. Tabiî, suçun ana özelliği yurt dışında işlenmiş olması. Nedir bunlar, bu suçlar nedir; bu suçlardan birincisi, göçmen kaçakçılığı. Artık Türkiye'de bugün büyük bir sektör olan ve Emniyet Genel Müdürlüğünün verilerine göre yıllık cirosunun 10 000 000 doların üzerinde olduğu söylenen göçmen kaçakçılığı. Bu suçtan yargılanma yurt dışında olmuşsa, Sayın Adalet Bakanının iznine bağlanıyor. Nedir; insan ticareti, devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar. Örneğin, Türk Bayrağını yırtmak, yakmak. Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, casusluk, devlet sırlarına karşı suçlar, yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlar. Bu suçlarda yurt dışında yapmışsa, Sayın Adalet Bakanının izniyle yargılanabilecek. Bir suçu 3 kişi işleyecek, birisinin hakkında Adalet Bakanı izin verirse, diğer 2 yurttaşımız elini kolunu sallayabilecek. Anayasanın eşitlik kuralı. Demek ki, Sayın Cumhurbaşkanı incelemiş bunu. Eşitlik kuralı; yargı önünde herkes eşittir. Anayasanın 10 uncu maddesi, Anayasamızın 2 nci maddesi. Anayasamızın 2 nci maddesi ne diyor? Cumhuriyetin niteliklerinden bahsediyor Anayasanın 2 nci maddesi "bir hukuk devletidir" diyor. Anayasanın 10 uncu maddesinde eşitlikten bahsediyor. Peki, başka hangileri; ikinci kitap -onu okudum- işkence suçu -bugün işkence suçundan, işkence yapıp yurt dışına gitmiş pek çok insanımız var- çevrenin kasten kirletilmesi, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti- toplumun çok fazla yakındığı, önüne geçemediğimiz, bugün, liselerin önünde artık bunun satışının yapıldığının yakınıldığı bir dönemde, gençlerimizi uyuşturucudan kurtaramadığımız bir suçta, Sayın Bakanın iznine bağlayacaksınız- parada sahtecilik…

Değerli arkadaşlar, işte, bu, fuhuş, rüşvet, deniz ve demiryolu, havayolu ulaşım araçlarının kaçırılması ve alıkonulması suçları. İşte, bu tür suçlarda, Türkiye'de yargılama yapılmasını, Sayın Adalet Bakanının talebine bağlıyoruz. Bu maddenin konuluş gerekçesi nedir? Sayılan bu suçlarda, cumhuriyet savcılığı, genellikle zorunlu olarak bir soruşturma yapılacağı, kimi durumlarda politik bir sorun yaratabilecek nitelikte olması... Nedir bu? Yani, ben... Bunda niye ısrar edildi? Hükümet, Ceza Kanunu Tasarısını Türkiye Büyük Millet Meclisine getirirken, niçin bu maddeyi teklif etmedi? Böyle bir madde hükümetin tasarısında yok; son anda böyle bir madde konuluyor. Acaba, bu yasanın, bu maddenin yürürlüğe girmesiyle kimler faydalanacak? Bunu merak ediyorum ve bunu merakla da izleyeceğim ve hepimiz izleyeceğiz bunu.

Sayın Cumhurbaşkanı, Anayasadan aldığı bir yetkiyi kullandı. Bu veto gerekçesindeki hukuksal yorumu ilgilendirir bizi, bu Meclisi ve zaten, gerekçesi de, demin sözlerimin başında da belirttiğim gibi, eşitlik ve hukuk devletiyle bağdaşmaması.

Şimdi, daha eskisine gitmek istiyorum. 765 sayılı Türk Ceza Kanunu. 765 sayılı Türk Ceza Kanununda böyle bir yetki talebi yok, böyle bir şey verilmemiş. Demin de söyledim, 5237 sayılı Yasada da verilmemiş. Son andaki o değişiklikte böyle bir yetkiyi verme ihtiyacı duymuşuz.

Değerli arkadaşlar, yasanın 3 üncü maddesiyle getirilen bu düzenlemede, Türk-yabancı ayırımı yapılmaksızın, bu suçlar nedeniyle Türkiye'de yargılama yapılması, Adalet Bakanının tamamen istemine bağlanmıştır. Kapsama giren suçları işleyen kişilerin Türkiye'de yargılanmaları bakanın istemine bağlı tutulurken, suçun önemi gözönünde bulundurulmamıştır. Demin, hangi suçların olduğunu belirtmiştim. Yani, açıkçası, bu suç türleri, bizim kafamızda ciddî soru işaretleri bırakıyor. Bu suç türleri, özellikleri, kamu düzenini bozucu ve toplumda infial uyandıran suçlardan olması nedeniyle, yargılamanın yapılabilmesini sayın bakanın talebine bırakmanın hukuk devleti ilkesiyle bağdaşabildiğini söylemek olanaklı değildir.

Uygulamada, siyasetin yargıya müdahalesini zaman zaman hissedebiliriz. İşte, önemli maddelerden birisi de budur. Siyasî niteliği olan bir kişiye bu olanağın tanınması, getireceği yarardan çok zarar getirir. Ben, Sayın Bakanın yerinde olsam, böyle bir talebin çıkması için çaba harcarım; o, onu rahatlatır.

Doğrudur, kamusal alanda cumhuriyet savcılıkları bu tür soruşturmaları yapacaktır; ama, geçen dönemde pek çok siyasînin kirlendiği, pek çok siyasînin yargılandığı, pek çok kişinin Türkiye'yi terk ederek yurt dışında kaldığı, yurt dışında da Türkiye'nin aleyhinde birtakım eylemlerde bulunduğu bilinen bir gerçek. Böyle bir sorumluluğu Sayın Bakanın üzerine almasında ben yarar görmediğimi de belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bu nedenle, demin de belirttiğim gibi, Anayasanın 2 nci maddesindeki cumhuriyetin niteliklerinde belirtilen hukuk devleti ilkesine ve Anayasanın 10 uncu maddesinde belirtilen yasa önünde fertlerin, yurttaşların eşitliği ilkesine bu bent aykırıdır. Biz, bu nedenle, Sayın Cumhurbaşkanının tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi gerekçesine dayalı hukuksal gerekçelerine katılıyoruz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Halil Ünlütepe (CHP, Afyonkarahisar). “27.5.2005 tarihli ve 5357 sayılı türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun ve anayasanın 89 ve 104 üncü maddeleri gereğince bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ( ss. 958 )”. TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-unlutepe-22-2005-06-29-27-5-2005-tarihli-ve-5357-sayili-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilm (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
