# Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Halil Ünlütepe (CHP, Afyonkarahisar)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim
- **Tarih:** 27 Ekim 2005
- **Gündem:** BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN (S.S.904)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/halil-unlutepe-22-2005-10-27-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-s-s-904

> Halil Ünlütepe (CHP), 27 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN (S.S.904)); konuşma 822 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, saygıdeğer üyeler; 904 sıra sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısının 6 ncı maddesini düzenleyen geçici 35 inci madde üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu yasa tasarısını, içinde her konuda bir düzenleme içeren, adına torba yasa dediğimiz bir yasal düzenlemeyi bugün burada tekrar tartışıyoruz. Yasa tasarısının içinde her konuda madde düzenlenmiş. Neden bu tür uygulamalar siyasî iktidarca benimseniyor, bunu anlamakta zorluk çektiğimi de belirtmek istiyorum.

Şimdi, bakıyorum, kanunun başlığı Bazı Kamu Alacaklarının Tahsili ve Terkini; yani, malî konuları içeren bir yasa tasarısı; ama, benim şimdi üzerinde konuşma yaptığım madde ise, kamu görevi yapan memurların disiplin suçlarının düzenlenmesini içeriyor. Bu yasa tasarısı içinde, bakıyoruz, biraz önceki maddede olduğu gibi, lisansüstü eğitim yapanların konusu tartışılıyor; daha başka konular da iç içe olmuş. Örneğin, bazı araçların vergisinin terkini; yani, tamamen karmakarışık, tamamen iç içe konular bir yasal düzenleme içinde değerlendirilmeye çalışılıyor.

Şunu anlamakta zorluk çekiyorum: Bu yasa tasarısıyla, vergi kaçıranlar, sahte fatura düzenleyenler ile YÖK Yasasını ilgilendiren konular, devlet memurlarının konumu ile hurdaya ayrılan araçların konumunu düzenleyen konular iç içe bir düzenlemeyle huzurumuza getirilmiş durumda. Bu torba yasası içinde ne ararsan buluyorsun. Niçin böyle bir düzenlemeye gidiliyor; anlamakta zorlandığımı açıkça söylemek istiyorum. Acaba, bu tür bir karışıklık yaratılarak, çeşitlilik yaratılarak içinde bir şeyler toplumun gözünden mi kaçırılmaya çalışılıyor diye bir soru işaretinin olduğunu da açıkça sizlerle paylaşmak istiyorum.

Her yasal düzenleme kendi yasasında yapılacak değişikliklerle gündeme getirilmiş olsaydı bugün bu yasaları çok daha rahat tartışabilirdik. Gerçi, biz, artık alıştık; yani, bu dönemde yasalar üzerinde yeterince bir araştırma, çalışma yapılmadan Meclisten yasaların çıktığını görüyoruz. Örneğin, bu yasa Parlamentonun gündemine geldikten sonra, bugün görüşülürken pek çok maddesi geri çekildi. Komisyon, yeterince araştırma yapamadığını kendisi kabul ediyor. Halbuki, komisyondan gelen bir yasa tasarısı, üzerinde yeterince tartışıldığını gösterir; ama, bu, öyle değil. Bu dönem, 22 nci Dönem Parlamentosu, nedense, hızlı, aceleci, üzerinde yeterince tartışmadan yasaları çıkaran bir parlamento olarak belki de cumhuriyet tarihine geçecek, böyle bir dönemi yaşıyoruz. Cumhurbaşkanından iade oluyor, Anayasa Mahkemesinden yasalar bozularak geliyor. Üç yıllık dönem içinde... Geçen dönemdeki parlamentolarda yapılan yasalar ne bu kadar Cumhurbaşkanından dönmüş, ne de bu kadar Anayasa Mahkemesinden yasa bozularak geri gelmiştir. Bunun anlamı ne; bunun anlamı, açıkçası, zaman zaman diyoruz ki, en fazla çalışan Parlamento; ama, şunu da kabul etmek zorundayız, bu Parlamento, yaptığı yasaları Cumhurbaşkanından geri dönen, yapılan yasalar Anayasa Mahkemesince en fazla iptale uğrayan bir parlamento olarak da tarihe geçecektir diye düşünüyorum.

Bu neden kaynaklanıyor; bu, şuradan kaynaklanıyor gibi geliyor: Sayısal çoğunluğumuz var, biz, her türlü düzenlemeyi yapabiliriz diye düşünüyoruz. Halbuki, yaptığımız işlemlerin demokrasinin temel kurallarına aykırılığı ortaya her gün çıkıyor. Sayısal çoğunluğu ulusal egemenliğin tek temsilcisi olarak kabul etmek ve her istediğini yapabileceğini düşünmek, Anayasamızda belirtilen hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ve iktidarın sınırlandırılması ilkelerine ters düşmektedir. Çoğunluk her şeye muktedir değildir, hukukla sınırlıdır. Bu Meclis her şeyi yapabilir; ama, yaptıkları, hukuk ve Anayasa çizgisi içinde olmak zorundadır.

Şimdi, bu yasa tasarısının içinde devlet memurlarının disiplinle ilgili konuları tartışılıyor.

Şimdi, bu yasa tasarısının genel gerekçesine baktığınızda, genel gerekçesi aynen şu:

"1.- Kronik hale gelmiş vergidışı kamu alacaklarından kaynaklanan bazı sorunları çözmek.

2.- Tahsil kabiliyeti bulunmayan alacaklardan vazgeçilmesi.

3- İlgililer ile devlet arasında yıllardır çözümlenmemiş bulunan bazı konuların çözüme kavuşturulması amaçlanmıştır."

Disiplinle ilgili genel gerekçede hiçbir şey var mı; yok. Genel gerekçe ile madde içeriği birbiriyle uyum sağlamıyor. Hatta hatta şöyle düşünüyorum, bilemiyorum afakî mi; sahte fatura, sahte belge kullanacaksınız, hayalî ihracat yapacaksınız, kaçakçılık suçlarından dolayı vergi zıyaına sebep olacaksınız, bu belgeleri kullanacaksınız... Bunların yasal düzenlemesini yapan bir yasa maddesi ile kamu görevi yapan devlet memurunun yetkisi dışında basına bilgi ve demeç vermesini düzenleyen disiplin işlemini aynı yasa içinde değerlendirmek kamu görevi yapan memurlara karşı bir saygısızlık değil mi? Sahtecilik yapanlarla, sahte fatura düzenleyerek devleti kandırarak vergi ödememeye çalışanlar ile devlete hiç vergi borcu olmayan, yarı aç şekilde devlete yükümlülüğünü yerine getiren memurların konumunu aynı yasa içinde değerlendirmek hakkaniyete uygun mudur? Ayrı bir yasa içinde disiplin cezalarının düzenlemesi yapılamaz mıydı? Siyasî iktidar olarak, kamu görevi yapan memurların basına demeç vermesi eylemini, devlete vergi ödememek için sahte fatura kullanan, düzenleyenlerle aynı düzeyde mi değerlendiriyorsunuz? Bir avuç mutlu azınlık vergi kaçırarak, sahte fatura, sahte belge ve hayalî ihracat yaparak servetlerine servet katarken, halkımızın çok büyük bir bölümü giderek daha da yoksullaşmaktadır. Devletin memuru bugün sadakaya muhtaçtır; ek iş yaparak geçimini temin ediyor. Bugün, iftar çadırlarının önünde gizlice sıraya geçerek karnını doyuran pek çok devlet memuru var. Şunu rahatça söyleyebilirim: Toplumda yaşayan insanların gelir düzeyi en altta olanlar ile gelir düzeyi en üstte olanlar arasında ciddî bir uçurum belirmiştir. O iftar çadırında orucunu açanların üçte 1'ini, bugün, devlet memuru ve işçiler oluşturmaktadır. İftar çadırlarının önünde bir tabak yemek almak için kameralardan kaçan, yüzünü örten, arkasını dönen aç insan topluluklarını elbette siz yaratmadınız; ama, bunların sayısının ikiye katlanmasının müsebbibi de sizin siyasî iktidarınızdır. Bunu gözardı edemezsiniz.

Şunu söyleyerek, maddeye geçmek istiyorum. Çok sık olarak kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen yasal düzenlemelere gidiyorsunuz. Yanılmıyorsam, bu, beşinci. Bu yola çok sık giden bir siyasî iktidar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Halil Ünlütepe (CHP, Afyonkarahisar). “Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 27 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-unlutepe-22-2005-10-27-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-s-s-904 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
