# Genel Kurul konuşması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Halil Ürün (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim
- **Tarih:** 1 Temmuz 2004
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/halil-urun-22-2004-07-01

> Halil Ürün (AK Parti), 1 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.781 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA HALİL ÜRÜN (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısı üzerinde AK Parti Grubunun görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarı üzerinde görüşlerimi üç ana başlık altında sunmak istiyorum. Önce, neden yeni bir belediyeler kanununa ihtiyaç duyduğumuzu, daha sonra da, hazırlanan tasarıyla ne tür yeniliklerin getirildiğini izah etmeye çalışacağım. Konuşmamın üçüncü bölümündeyse, bu tasarı yasalaştıktan sonra nelere dikkat etmemiz gerektiği, pratik uygulamalardan doğabilecek sıkıntılar ve yenilikler hususunda nasıl davranacağımızı izah etmeye çalışacağım. Ayrıca, muhalefet sözcüsü arkadaşımızın değindiği bazı hususlara da kısa, özlü cevaplar vermeye çalışacağım.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde Fransız örneğinden etkilenen ilk belediye idaresi, Osmanlı taşra yönetiminin merkeziyetçi yapısına uygun olarak, İstanbul'da, 1854 yılında kurulmuştur.

Geçen süre içerisinde, belediyelerle ilgili çok sayıda düzenleme çalışması yapılmışsa da, en kapsamlısı, cumhuriyetin kuruluşundan sonra, 1930 yılında çıkarılan 1580 sayılı Belediye Kanunudur. Dönemine göre çok ciddî ve içi dolu olan bu kanun, zaman içerisinde, günün değişen şartlarına göre, mahallî ihtiyaçlara, mahallinde, seri, verimli, etkili, katılımcı, kaliteli, ekonomik çözümler üretecek şekilde değiştirilecek yerde, âdeta, budanmış, katı merkeziyetçi, popülist, rekabet şartlarından uzak, statükocu bir yapıya dönüştürülmüştür; kimi zaman, ilk hali aranır olmuştur. Bu kanunun, mahallî müşterek ihtiyaçlara mahallinde çözüm getirecek yönde değil de çözümleri merkeze taşıması yanında, 1984'te çıkan ve büyük kentler için yeni bir belediyecilik anlayışı öngören 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun yürürlüğe sokulmuştur; ancak, bugüne kadar ve elan 1580 sayılı Kanun, bu konuda temel kanun vasfını devam ettirmektedir.

Zamanla özel sektörün güçlenmesi, pek çok hizmet alanında ve münhasıran belediyelerin yerel anlamdaki hizmetlerini yapmada da fonksiyonel hale gelmeleri ve rekabet ile kaliteyi yükseltmeye başlamaları, bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de kamu hizmetlerinin merkezî yönetimdeki ağırlığının mahallî yönetimlere ve özellikle özel sektöre kaymasına sebep olmuştur. Bu yüzden, bundan önce de pek çok hükümet, belediyeler için yeni düzenlemeler yapılması gerektiğinden hareketle, yasama organı olan Meclisimize değişiklik teklifleri ve tasarıları getirdiler; ancak, bunların hemen hemen hepsi kadük oldu. İlk defa, AK Parti Hükümeti, bu kanunun çıkarılması konusunda gayret ortaya koydu, önemini kavradı ve bu önemi bilerek huzurlarınızda müzakere açılmak üzere getirilen tasarıyı hazırladı.

AK Parti Hükümeti, reel siyaset ekseninde, bugüne kadar, pek çok önemli tasarıyı Meclisimize getirmiş ve kanun haline gelmelerini sağlamıştır. Bu münasebetle, hem AK Parti Grubunu hem de emeği geçen Meclisimizdeki bütün muhalefet milletvekillerimizi tebrik ediyor, Grubum adına kendilerine teşekkürü bir borç biliyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yerel hizmetlerin, merkezî yönetimin âdeta taşra uzantıları olan yönetimlerce yapılması yerine, doğrudan seçilmiş mahallî idarelerce ve belediyelerce yerine getirilmesi, halkımızın talebidir. Bu görevlerde bulunmuş arkadaşlarımızın da çok iyi bildiği gibi, halk, eğitim, sağlık, altyapı, temizlik ve sosyal alandaki pek çok ihtiyacına dair sorunları, mahallî yöneticilere, bu arada, belediye başkanlarına getirir, çözümünü onlardan ister. Bu da, yetkinin kaynaklarıyla birlikte bu yönetimlere verilmesini, zaten, ister istemez gerekli kılıyor. Bugüne kadar ve elan, belediyeler, görevleri olmadığı halde, sağlık, eğitim gibi sosyal hayatımızla ilgili pek çok hizmeti, emredici hüküm bulunmamasına rağmen, yasaklayıcı hükümler de bulunmadığı için, malî imkânları kıt olduğu halde, halkın ısrarlı talebi üzerine yerine getirmektedir.

Peki, şimdi, hükümetin yapmak istediği şey nedir; bu hizmetlerin ve görevlerin gerektirdiği yetkilerle belediyelerimizi donatmak. Kısacası, hem bu hizmetlerin, bu görevlerin gerektirdiği yetkileri hem de bu yetkileri kullanmak için gerekli olan kaynakları belediyelere aktarmak ve bu sayede de hem daha süratli, daha seri bir hizmetin hem daha verimli, katılımcı, etkili ve kaliteli bir hizmetin ortaya çıkmasını temin etmektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; medenî dünyanın ve içine girmeye hazırlandığımız Avrupa Birliği ülkelerinin de yapmakta olduğu budur. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına bu kanun tasarısında yer alan bütün hükümler uymaktadır. Altında imzamız bulunan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının bir gereği olarak da, zaten, bizim bu kanunu çıkarmamız, artık, bir zaruret olmaktan çıkmış, bir zorunluluk haline gelmiştir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; halen kamu hizmetlerinin yüzde 85 gibi büyük bir kısmını merkezî yönetim yürütmektedir, sadece yüzde 15'ini yerel yönetimler, bu arada belediyeler yürütmektedir. Halbuki, medenî dünya, Avrupa ülkeleri ve Amerika'da bu kamu hizmetlerinin neredeyse yüzde 50'si yerel yönetimlerce yürütülmektedir. En azından, bu paylaşımı medenî dünya seviyesine getirmemiz gerekir. Hizmetlerin zamanında yapılması, ihtiyaçların yerinde tespit edilip süratle yerine getirilmesi, millî gelirin de artışına yol açacaktır. Belediyelerimizde yetki zayıflığından kaynaklanan kapasite kullanımı azlığı, diğer alanlarda da olumsuz tepkilere yol açmakta, hevesin, aşkın, şevkin ve çalışma azminin kaybolmasına neden olmaktadır, israf ve gayrimeşru harcamalar artmaktadır. Yetkilerin merkezde kalması, kaynakların da kolayca suiistimal edilmesine yol açmaktadır. Büyük çaplı yolsuzlukların oluşmasının en temel nedenlerinden birisi, yetkilerin hiç düşünülmeden merkezde tutulmasıdır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; neden yeni bir belediyeler kanunu derseniz, biz de deriz ki, şu anda, pek çok kanunî düzenlemeyle, belediyeler, âdeta bir mevzuat mezarlığına dönüştürülmüştür, can çekişmektedir. Çoğu birbiriyle çelişen ve belediyelerin çalışmalarını içinden çıkılmaz hale getiren bu mevzuat mezarlığından ve çöplüğünden belediyelerimizi çekip çıkarmamız lazım. Bu da, yeni bir belediyeler kanunuyla mümkün.

1580 sayılı Belediye Kanunuyla getirilen düzenlemeler, belediyelerden merkezîlik vasfını kaldırmıyordu. Başkan eksenli bir merkezî yapıyla da, merkezî yönetimdeki benzeri sorunları buralarda da yaşamamız söz konusudur. Zaman içerisinde kamu yönetiminde gerçekleştirilen birçok değişim ve gelişime rağmen, aynı çabalar, mahallî idareler, dolayısıyla da belediyeler konusunda gösterilmemiş olduğu için, bu idareler, kendilerinden beklenilen hizmetleri başarıyla yerine getirecek yeterli bir kurumsal donanıma kavuşturulamamışlardır.

Belediyeler, yerleşim birimlerindeki halkın kendini yönettiği özerk kurumlar olmaktan ziyade, bayındırlık, imar ve diğer kentsel hizmetleri karşılayan ve merkezî idareye tabi oldukları anlayışı ve bu kurumların aşırı bir vesayet ve kontrol altında tutulmalarına neden olmuştur. İdarî vesayet, belediyelerin organları, teşkilatı, personeli, işlemleri ve bütçesi dahil olmak üzere, pek çok alanı kapsar duruma gelmiştir.

Anayasamızın 127 nci maddesiyle tanımlanan büyükşehir belediyesi, belediye, il özel idaresi ve köylerden oluşan mahallî idareler, 16'sı büyükşehir olmak üzere toplam 3 215 belediye, 81 il özel idaresi ve 34 600 köyden oluşmakta. Yerel yönetimlerin seçilmiş temsilcilerinin sayısı takriben 225 000 ve sadece belediyelerde çalışan personel sayısı 300 000'i aşmaktadır. Bu da, buraya önem vermemiz, belediyelere önem vermemiz gerektiğini en açık ifadesiyle ortaya koymaktadır.

Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarında belediye nüfusu, toplam nüfusun dörtte 1'i iken, 1998 yılında yapılan çalışmalar, araştırmalar ortaya koyuyor ki, belediye nüfusu toplam nüfusun neredeyse dörtte 3'ü konumuna gelmiştir. Dolayısıyla, bizim, bu yönüyle de belediyeleri ve onların çeşitli konulardaki yetkilerini gözden geçirmemiz ve bu yetkileri, hizmetin verimliliği, hizmetin etkili, hizmetin kaliteli olarak ortaya çıkışı doğrultusunda tekrar değiştirmemiz gerekir.

Değerli arkadaşlar, modern dünyanın kamu yönetimindeki yeni çizgisi demokratikleşme, yerelleşme, sivilleşme eksenindedir. Yönetime halkın daha yüksek düzeyde katılımı, yetkilerin yerel yönetimlere ve dolayısıyla belediyelere doğru genişlemesi, merkezin yetkilerinin daraltılması, birçok kamu hizmetinin de sivil alana; yani, piyasa dinamiklerine bırakılması günümüz dünyasının idaredeki yeni ve kaçınılmaz eğilimidir.

Hepiniz yaşıyorsunuz bunu, hepinizin de derdidir, bu kürsüden de birçoğunuz bunu ifade etmişsinizdir; her gün onbinlerce insan Ankara'ya akın etmektedir, yerel mahiyet arz eden birtakım hizmetlerin çözümlerini, merkezî yönetimin kapılarında arar duruma gelmişlerdir. Hem zaman israfı hem kaynak israfı hem de birtakım moral bozukluklarına yol açan bu gibi durumlardan bizim kurtulmamız lazım. Herhalde, muhalefet sözcüsü arkadaşımızın da bundan rahatsız olduğunu düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, sözlerimi, ikinci bölüm olan, Belediyeler Kanunu Tasarısıyla getirilen yenilikler konusuna getirmek istiyorum.

Belediyenin kuruluşu ve sınırlarıyla ilgili değişiklikler: Belediye hizmetlerinin daha etkili ve verimli olması için, belediye kurulmasında uygulanan nüfus şartı 2 000'den, 5 000'e çıkarılmıştır; bu, gerçekten çok realist bir bakıştır. 2 000 nüfuslu ve onun altındaki belediyelerin ne durumda olduğunu hepiniz bilmektesiniz. Nüfusun 5 000'e çıkarılması hem yeterli ve etkili, yetkili personelin burada tutulmasını hem de daha ciddî hizmetlerin ortaya çıkışını sağlayacaktır. Bu bakımdan, nüfusun 2 000'den 5 000'e çıkarılması önemli bir değişikliktir. Belediye sınırlarının tespiti basitleştirilmiştir. Yeni düzenlemeyle, belediye sınırları, belediye meclisinin kararı ve valinin onayıyla kesinleşmektedir. Beldelerde birleşme ve ayrılma esas ve usulleri basitleştirilmiştir. Mahalle kurulması kolaylaştırılmış, mahalle ve muhtarlığın ihtiyaçlarının belediyelerce karşılanması öngörülmüştür. Belde adının değiştirilmesi kolaylaştırılmıştır. Belde adının, belediye meclis üye tamsayısının dörtte 3 çoğunluğu, valinin görüşü ve İçişleri Bakanının onayıyla değiştirilmesine imkân getirilmiştir. Yine, nüfusu 2 000'den aşağı düşen belediyelerin tüzelkişiliğinin, Danıştayın görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine, müşterek kararnameyle sona erdirilmesi imkânı getirilmiştir.

Belediyelerin görev, yetki ve sorumluluklarıyla alakalı değişiklikler şunlardır : Belediye görev ve yetkileri tek tek sayılmak yerine, alanları sayılarak, mahallî müşterek nitelikteki her türlü görev ve hizmetin belediyelerce yapılması esası benimsenmiştir. Belediye meclisi toplantılarına, üniversiteler, sendikalar ve mahalle muhtarları, oy hakkı olmadan katılabileceklerdir. Bu, demokratik düşüncenin en güzel örneklerinden biridir, en özgün örneklerinden biridir. Belediye meclisinin her ay toplanabilmesi imkânı getirildi; sadece izin dönemi hariç, her ay belediye meclisinin toplanması kararı, yetkisi getirilmiştir. Meclis kararlarının mülkî makamlarca tasdiki usulü kaldırılmıştır. Mülkî makamların, meclisler üzerindeki, âdeta, yetkinin artışını ortaya koyan ya da sorumluluğu son noktaya vardıran durumu ortadan kaldırılmış, meclislerin daha rahat çalışabilmesi imkânı, daha rahat karar alabilmesi imkânı getirilmiştir; yani, bir demokratik açılımdır. İhtisas komisyonları toplantısında, sivil toplum örgütlerinin görüşlerinin alınması sağlanmıştır.

Şimdi, değerli muhalefet sözcüsü, buradan, demokratikleşme adına bu kanunun pek de fazla bir şey getirmediğini, içinin boş olduğunu ifade ederken, herhalde, kanunu iyi okumamış olacak ki, bu hususları görmemiş. Nüfusu 10 000'in üzerindeki belediyelerde bir önceki yıl hesabının teftişi için denetim komisyonunun kurulması esası getirilmiştir. Bütün belediye meclis üyelerine her meclis toplantısı için, İçişleri Bakanlığınca belirlenen üst sınırları aşmamak üzere huzur hakkı ödenecektir. Eskiden yalnız nüfusu 70 000'in üzerindeki belediyelerde huzur hakkı veriliyordu. Keza, nüfusu 50 000'in üzerinde olan belediyelerin kadınlar ve çocuklar için korumaevi açma görevi, yetkisi değil sadece görevi verilmiştir. Bu, çok önemli bir adımdır. Bu da, yine, demokratik, halk eksenli bir düşüncenin kanuna nasıl yansıtıldığını, kanun kapsamına nasıl alındığını ortaya koymaktadır.

Belediye encümeniyle ilgili yenilikler: Belediye encümeni üyelerinin ödenekleri katsayı esasına bağlanmıştır, katsayı arttıkça ödenekler artacaktır. Sabit bir rakam yerine, artışı öngören ve hayat standardını dikkate alan bir düzenleme getirilmiştir. Meclis toplantıları bir aylık izin süresi haricinde her ay yapılabilecektir.

Belediye başkanıyla ilgili yenilikler: Belediye başkanının düşürülmesi halinde bir sonraki seçimde aday olmaması ve profesyonel spor kulüplerinde başkanlık ve yöneticilik yapamaması kuralı getirilmiştir. Şimdi, bu da önemli bir caydırıcı hükümdür. Bilindiği gibi, kanunlarda esas olan caydırıcılıktır. Bu konuda da hassas davranılmış ve modern, günün çağdaş düşüncesine uygun bir düzenleme getirilmiştir. Belediye başkanının görev ve yetkileri yeniden düzenlenmiştir. Başkan ödenekleri nüfus gruplarına göre katsayı sistemine bağlanmıştır. Başkanvekili seçimi, yetkileri ve ödenekleri yeniden düzenlenmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; belediyelerin stratejik plan ve çalışma programı yapması esası getirilmiştir. Bu, yeni bir hükümdür ve gerçekten medenî dünyanın da paylaştığı ve kendi idarî sistemine koyduğu önemli bir atılımdır, önemli bir yeniliktir. Bu plan çerçevesi içerisinde, sivil toplum kuruluşlarının da görüşleri alınarak, stratejik plan ve çalışma programı işletilmektedir.

Belediye başkanlığının boşalması halinde, başkanvekilliği seçiminin en çok dört belediye meclisi toplantısında sonuçlandırılması esası getirilmiştir. Bu da, yine, boşluk bırakılmamasını temin eden önemli bir yeniliktir.

Belediyelerde standart kadro esası ve norm kadro usulü getirilmiştir.

Malî hizmetlerin etkin ve esnek bir şekilde yürütülmesine imkân tanınmıştır.

Belediye zabıtası ve itfaiye teşkilatıyla ilgili yeni düzenlemeler getirilmiştir.

Meclislerde acil durum planlamasının yapılması esası getirilmektedir. Deprem, su baskını gibi tabiî afetlerde hazırlıklı olunması öngörülmektedir.

Belediyelerde yeni denetim usulü getirilmiştir. Denetim raporlarının kamuoyuna açıklanması öngörülerek, içdenetim ve dışdenetim esası getirilerek, içdenetim kurumca, dışdenetim ise Sayıştayca yapılmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Halil Ürün (AK Parti, Konya). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 1 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-urun-22-2004-07-01 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
