# Esnaf ve sanatkarlar ile kobi'lerin sorunlarının araştırılması hk. (10/24)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Haluk İpek (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim
- **Tarih:** 29 Nisan 2003
- **Gündem:** ESNAF VE SANATKARLAR İLE KOBİ'LERİN SORUNLARININ ARAŞTIRILMASI HK. (10/24)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/haluk-ipek-22-2003-04-29-esnaf-ve-sanatkarlar-ile-kobi-lerin-sorunlarinin-arastirilmasi-hk-10

> Haluk İpek (AK Parti), 29 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ESNAF VE SANATKARLAR İLE KOBİ'LERİN SORUNLARININ ARAŞTIRILMASI HK. (10/24)); konuşma 1.846 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA HALUK İPEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük ve 54 arkadaşının, esnaf ve sanatkârlarımızın mevcut durumunu, sorunlarını ve çözüm yollarını tespit etmek amacıyla Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırmasına yönelik araştırma önergeleriyle ilgili olarak AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; şahsım ve Grubum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Onbeş yılı aşkın süre, birçok esnaf odası, Ankara Esnaf Odaları Birliği ve Türkiye Ağaç İşleri Federasyonu Hukuk Müşaviri olarak, esnaf ve esnafın sorunlarıyla iç içe yaşadıktan sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisine seçilen bir arkadaşınızım. Geçmiş dönemde ve içinde Cumhuriyet Halk Partisinin de bulunduğu hükümet dönemlerinde, esnafın problemleri ve bunların çözümüne ilişkin hazırlamış olduğumuz önerileri anlatmak ve çözüm istemek için, geçmişteki hükümetlere yaptığımız başvurularda karşımızda hep bir duvar bulduk. Esnaf ve sanatkârların yıllara sâri problemleri, artarak, bugüne kadar geldi. Esasen, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımız, bu kürsüye, esnaf ve sanatkârların problemleriyle ilgili olarak konuşmak üzere geldiklerinde bir hayli umutlanmıştım; çünkü, CHP, nihayet, esnaf ve sanatkârla ilgileniyor diye düşünmüştüm. Ancak, 22 Nisan günü, baştan sona, çözüm önerisi ve bununla ilgili kaynak önerisi göstermeyen, esnafın geçmişten gelen sıkıntılarını tamamen istismar etmeye yönelik, geçmişteki çürümüş siyaset anlayışının tortularını taşıyan, çözümden uzak bir konuşma dinledik. İstismar o kadar açıktı ki, esnafın tüm sıkıntılarının vebalini, yeni kurulan ve kısa bir süre önce iktidara gelen partimize yükleme gayretkeşliği taşıyordu. Konuşmanın akabinde görüşmüş olduğum esnaflar da bu istismarı çok iyi algılamışlar. Allah'tan, esnaf, ekonomiyi birçok kişiden çok daha ileri bir şekilde bildiğinden, bunlara çok fazla değer vermiyor.

Esnafın problemlerine birazdan değineceğim; ancak, esnaf ve sanatkâr kimdir; Anadolu'daki yeri nedir; bugün, Türkiye'nin problemlerine ve kendi problemlerine bakış açısı nedir; bunu anlatmak gerektiğine inanıyorum.

Türklerin Asya'dan çıkıp Anadolu'ya gelişlerinden sonra büsbütün önem taşıyan yurt sevgisi, onu koruma, ülkede sanat ve ticareti yaygınlaştırma, meslekleri geliştirme yeteneği gibi konularda çaba harcama ve halkı her türlü tehlikelere karşı güçlendirme gayretlerinde, teşkilatlandırma çalışmalarının ortaya çıkardığı en etkili sosyoekonomik kurum Ahilik olmuş; genellikle tarım ekonomisine dayanan Osmanlı toplumunda ticarî hayatın ve gelişmiş el sanatlarının varlığı Ahilik kurumunu ortaya çıkarmıştır.

Ahilik, sanat, ticaret ve mesleğin; olgun kişilik, ahlak ve doğruluğun iç içe girmiş bir alaşımıdır. Ahi diye anılan kişi de kesin olarak bir sanat, ticaret ya da meslek sahibidir. O, aynı zamanda, olgun, ahlaklı, merhametli, iyiliksever ve her işinde, her davranışında dürüst ve güvenilir bir kişidir. Ahilik, uzun yıllar boyu Türk ahlakının da bir simgesi olmuştur. Ahlak ve sanatı yoğurmak suretiyle, kişinin ruhunda özümleyerek kaynaştıran bir kurum olan Ahilik, Türkler dışında hiçbir yerde görülmemiştir. Daha sonra, 20 nci Yüzyılın başlarına kadar gedik; yani, lonca teşkilatı olarak, toplumun ekonomik ve ticarî kesimindeki oluşumları düzenlemiştir.

Küçük girişimci olarak kökeni Ahiliğe kadar uzanan esnaf ve sanatkâr ve küçük ölçekli işletmeler, günümüzün ekonomik ve sosyal hayatında çok önemli bir yer tutmaktadır; toplumda, imalat, ticaret, hizmet, taşımacılık gibi sektörlerle, istihdam açısından ülke ekonomisine önemli bir katkıda bulunmaktadır. Sınırlı sermayeyle görev yapan küçük işletmeler, toplumun günlük ihtiyaçlarının karşılanmasında, tüketiciyle doğrudan ilişkili olduğu kadar, büyük işletmelerle de ticarî ilişkilerde bulunurlar.

Türkiye'de küçük işletmeler, toplam işletmelerin yüzde 98'ini oluşturarak, çok önemli bir yer tutmaktadır. İstihdamın yaklaşık yarısı, üretimin üçte 1'ini aşan kısmı, yatırımların yaklaşık dörtte 1'i, bu tür küçük işletmeler tarafından gerçekleştirilmektedir.

Modern Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Büyük Önder Atatürk "mebus, başvekil, hatta reisicumhur olabilirsiniz, ama zanaatkâr olamazsınız" diyerek, esnaf ve sanatkârı, ileri ve gelişmiş, uygar Türk toplumunun temel unsurlarından biri olarak gördüğünü, bu sözleriyle belirtmiştir.

Ülkenin içerisinde bulunduğu her türlü sıkıntıda işletmesini ayakta tutarak vergi ödeyen, zarar etse bile Ahilik anlayışından geldiği için ticarethanesini kapatmayan ve insan istihdam eden esnaf ve sanatkârlarımız, yirmi yılı aşkın bir süredir uygulanan haksız rant ve yüksek faiz politikalarının direkt mağduru olmuş; ancak, tüm sıkıntılara rağmen bu ülkenin aslî sahibi ve taşıyıcı temel direği olduklarını unutmamışlardır.

Esnaf ve sanatkârlarımızın başlıca sorunları ve çözüm yollarına kısaca değinecek olursak, bu sorunları 6 ana başlık halinde toplamak mümkündür:

Bunlardan birincisi, yasa ve mevzuat; ikincisi, ekonomik sorunlar; üçüncüsü, istihdam, üretim ve meslekî eğitim; dördüncüsü, finansman sorunları; beşincisi, sosyal güvenlik; altıncısı ise, vergi sorunlarıdır.

Yasa ve mevzuat sorunu: 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanunu ile 1163 sayılı Kanunda tadil edilmesi gereken ve projeleri, tasarıları hazırlanmış olan yasalaştırma çalışmalarının bir an önce gerçekleşmesi.

Ekonomik sorunlar: Para ve maliye politikalarından, hiçbir ödün vermeden, iktisadî istikrarın sağlanması için etkin bir biçimde uygulanarak, gerçekçi kur politikası izlenmeli; kur politikası, enflasyonu kontrol ve rekabet politikasının bir aracı olarak düşünülmemelidir.

İstihdam, üretim ve meslekî eğitim: Emek yoğun üretim teknolojisine ve bütün istihdam gücüne sahip bulunan küçük ve orta boy işletmeler (KOBİ'ler) uzun vadeli, düşük faizli kredilerle desteklenmeli, rekabet güçleri artırılmalıdır. Elektrik, doğalgaz, su gibi enerji girdileri sübvanse suretiyle karşılanmalı, diğer elverişli imkânlar ile hammadde temini gibi koruma ve teşvik tedbirleri alınması yoluna gidilmelidir. Sektörel ihracat şirketleri kurulmalı; ülkeler bazında araştırmalar yapılarak, ülkeye göre ihracat şansımızın yüksek olduğu sektörün tespiti ile bu sektörün içerisinden gelen veya o sektörü çok iyi tanıyan insanlarımız, o ülkeye, ticarî ataşe olarak gönderilmelidir. İhracat yapan firmalar, teşvikler yoluyla sübvanse edilmeli; ihracata yönelik devlet yardımları hakkındaki mevzuatta, istihdam, yol açma yardımı ve çevre maliyetlerinin desteklenmesi yardımlarından, esnaf, sanatkâr ve küçük işletmelere hizmet veren meslek kuruluşlarının da faydalanmasına imkân tanıyacak yasal düzenlemeler hazırlanmalıdır. KOBİ Kararnamesi kapsamında, ihracata hizmet edecek kullanılmış makine, teçhizat ve imkânları sağlanmalıdır. Orta ve büyük işletmeler, devlet tarafından desteklenirken, yan sanayi oluşturmaları ve ölçeklerine göre, belli sayıda küçük işletmeyle kontrat yapmaları zorunluluğu getirilmelidir.

Devletin ve kamu tüzelkişiliğini haiz kuruluşların yaptırdıkları her türlü işlerde, esnaf ve sanatkârlara kota tahsisi de uygulanmalıdır.

Türkiye'de yürütülen meslek eğitimi faaliyetleri teşvik sistemi içine alınmalı, ustalık belgesini haiz eleman çalıştıran küçük işletmeler, vergi indirimi gibi desteklerle özendirilmelidir.

Çıraklık ve meslek eğitimine yeniden önem verilerek, gelişen üretim kollarının vasıflı insan gücünü karşılayabilecek biçimde, bu okullar, teçhizat ve bina yönleriyle modernize edilmelidir.

Yine, ilköğretim okullarında son üç sınıfın program ve ders müfredatlarında, öğrencilerin kabiliyetlerine göre meslek seçimi yapabilecek şekilde düzenlemeye gidilmelidir.

3308 sayılı Kanun dahilindeki meslek branşlarında, kısa vadede kalifiye işçi ihtiyacının sağlanmasına yönelik -çıraklık eğitim merkezlerinde- verilecek her türlü teknik eğitim kursu gibi etkinlikler için, il çıraklık kurulundan izin alınması hususunda da bu kanunda düzenlemeler yapılmalıdır.

Yine, dördüncü bölümde yer alan finansman sorunlarına gelecek olursak: Halkbankın kaynakları güçlendirilerek... Güçlendirilerek diyorum; çünkü, bankalarda, özellikle bu kamu bankalarında, geçmişte yer alan bir hastalık vardı; biz, bu güzel müesseseleri, Ziraat Bankası gibi, Halk Bankası gibi müesseseleri geçmişte çok iyi kurmuşuz; bir müddet çok iyi işlemiş, esnafa çok düşük veya sıfır faizle kredi vermesi amaçlanmış, onun için kurulmuş; ancak, arkasından, bu sistem çürütülmüş. Çürüyen bu sistem sonucu, geçmiş dönemde, bir müfettişten işitmiştim, 6,5 milyar dolar görev zararı vardı Halk Bankasının. Bunun 500 000 000 doları, Kefalet Kooperatifleri marifetiyle esnaflara verilmişti. Bu 500 000 000 dolarlık kısım, aslında görev zararı değildi; çünkü, geri dönüşümü vardı; alınan her kredide, iki veya üç esnafın kefaleti söz konusuydu, imzası vardı senetlerde; ancak, 500 000 000 dolar esnafa verildikten sonra, geriye kalan 6 milyar dolarlık kısım, esnafla hiç ilgisi olmayan yerlere verilmişti. İşte, o 6 milyar dolar, Halk Bankası gibi kurumların sonradan bozulmasına ve esnafa yardımcı olmamasına yol açmıştır.

Esnaf ve sanatkârımıza yönelik uzun vadeli ve ucuz faizli kredilerin artırılması yoluna gidilmelidir.

Yine, esnafımızın, sosyal güvenlikle ilgili problemleri var ve vergiyle ilgili -özellikle- problemleri var. Şehir içinde açılmasına müsaade olunan hiper ve grosmarketlerin haksız rekabetiyle elindeki sermayesini ticarete yöneltmek yerine vergi ödemelerine kaydırmak zorunda kalan ve bu yüzden işyerlerini kapatma noktasına gelen esnaf ve sanatkârların durumu önemle ele alınmalı ve kolaylaştırıcı tedbirler artırılmalıdır.

Yine, yüzde 1 oranında Katma Değer Vergisine tabi malların satış veya teslim safhasında yüzde 8-15 oranıyla satılması dolayısıyla indirilecek KDV'nin bulunmaması ve satışlarda müşteriden alınmayan bu vergi sebebiyle, esnaf ve sanatkârın satıştan elde ettiği kârın KDV ödemesi olarak ortaya çıkması sonucu zarara uğradığı dikkate alınarak, özellikle Katma Değer Vergileri tabana yaygınlaştırılmalıdır.

Bu problemler, teferruatıyla notlarımda da yer alıyor. Bunlarla ilgili birçok çalışma, her bir başlık, çok önemli bir çalışma grubunun eseri. Bunların hepsi elimizde mevcut ve bununla ilgili çözüm yolları da, bununla ilgili kanun tasarıları da tarafımızdan hazırlanmakta.

Biraz önce anlattıklarımdan da anlaşılacağı gibi, esnaf ve sanatkârların problemleri, istismar edilemeyecek kadar önemlidir ve esnafın boş sözlere de karnı toktur; çünkü, onlar, ekonomiyi ve ülkenin problemlerini, inanın, birçok yerden ve ekonomistiz diye geçinen herkesten çok daha iyi bilmektedirler.

AK Parti, programında, seçim bildirisinde ve acil eylem planında, problemleri ve çözüm yollarını bilen ve bunu kararlılıkla uygulayan bir iradeyle esnafın yanında yer almıştır. Bağ-Kur emeklilerine, hükümetimizin yaptığı ilk icraatla, iyileştirici ve memnuniyet doğurucu zam yapılmış, uzun yıllardan sonra ilk kez esnaf ve sanatkâr emeklisinin yüzü gülmüştür. Esnaf ve Kefalet Kooperatiflerinden esnafa verilmek üzere 800 trilyon kredi aktarılmış, bu krediler esnaf ve sanatkârlara kullandırılırken, Bağ-Kur borçlarının mahsup edilmeyeceği düzenlenmiş, ileriki zamanlarda kaynak artırımı devam edecek, faiz oranları istikrarlı hükümetimizle beraber düşmeye devam ettiğinden, kefalet kredileri de ileriki zamanlarda daha da aşağılara düşürülecektir.

Faiz oranı ve iyileştirmeler: Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsünün söylediğinin aksine, esnaf ve sanatkârımız vergi barışı projesine katılması yönünde zorlanmamıştır; çünkü...

AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Herkese telefon gelmiş...

HALUK İPEK (Devamla) - Evet, konuşmanızda, vergi dairelerinden esnafın arandığını ve zorlandığını, eğer bu vergi barışı projesine katılmazlarsa başlarına birçok işin geleceği yolunda zorlandıklarını ifade ettiniz.

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Kesin... Kesin... Sayın milletvekilim, aynen...

HALUK İPEK (Devamla) - Şimdi, ben, biraz önce konuşmamın başlangıcında söyledim; esnafın içinde yaşıyorum. Buradan çıktığım zaman, yine yanlarına gidiyorum. Özellikle, Siteler esnafının yanında ve içinde yaşıyorum.

Ülke ekonomisinin düzelmesini arzu eden, vergi ve defter kayıtları -bunu çok içtenlikle söylüyorum- çok düzgün olan esnafımız da katkı vermek için vergi barışı projesine katılmıştır. Evimize gelmişlerdir, birçok yere gelmişlerdir; işyerleri düzgündür, alışverişlerinin tamamı faturalıdır, defter kayıtları düzgündür. Sırf, ülke ekonomisinin düzelmesi için, bu vergi barışı projesine, özellikle Sitelerdeki esnafın birçoğu katılmıştır. Hatta, bu katılım o kadar fazla olmuştur ki, bu oran IMF'yi bile şaşırtmıştır. Krizden geçinenleri, ekonominin düzelmesini ve AK Partinin başarılı olmasını istemeyenleri de, vergi barışı projesinin bu kadar iyi bir oranı yakalamış olması, esasen, kıskandırmıştır.

AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Biz, sizden daha çok istiyoruz başarılı olmanızı.

HALUK İPEK (Devamla) - Teşekkür ederiz.

Bu projeye katkı veren esnaf ve sanatkârlarımız, ekonomik göstergelerin olumlu sinyal vermesinden memnuniyet duymakta, sunî krizler yaratma peşinde koşanları da -birkaç gün önce birilerinin sunî kriz yaratma peşinde koştuğunu görmüştük- çok iyi anlamaktadır.

Onbeş yılı aşkın bir süredir, esnafın problemleriyle ilgili yasa çalışmaları dahil, tüm sorunları takip eden AK Parti kurucusu, AK Partili bir milletvekili olarak belirtmek istediğim şudur ki, esnafın problemleri yılları aşan bir süreçten gelmektedir. AK Parti, tüm bu sorunlara vâkıf ve çözümleri de hazırdır. Sorunların bir kısmı kısa, bir kısmı orta ve bir kısmı da uzun vadede çözümlenebilecektir. Ülke gerçekleri ve kaynaklar bu şekilde öngörmektedir. Esasen, esnaf, ekonomiyi çok iyi bildiği için "problemleri ben kısa sürede çözerim" diyen siyasîlere de hiçbir zaman inanmamaktadır. AK Parti, seçim bildirisinde, bunların kısa sürede çözüleceğini de taahhüt etmemiştir. Esnafımız da, bu gerçeği bilerek, çok büyük oranda AK Partiyi tercih etmiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü arkadaşımız, 22 Nisandaki oturumda yapmış olduğu konuşmada "esnaf, bu Meclisten, sorunların konuşulmasını değil, bir an önce çözümlenmesini bekliyor" diyerek, çok doğru bir söz etmiştir.

Evet, esnaf, problemlerin konuşulmasını ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından verilen Meclis araştırmasıyla, herkes tarafından bilinen sorunların bir kez daha araştırılmasını değil, acilen çözümlenmesini beklemektedir.

AK Parti Grubu, esnaf ve sanatkârlarımızın problemlerinin araştırılarak sürüncemede bırakılmasını değil, zaten bilinen bu problemlerin fiilen çözümlenmesini istemekte ve bu yolda büyük adımlar atmaktadır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Haluk İpek (AK Parti, Ankara). “Esnaf ve sanatkarlar ile kobi'lerin sorunlarının araştırılması hk. (10/24)”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/haluk-ipek-22-2003-04-29-esnaf-ve-sanatkarlar-ile-kobi-lerin-sorunlarinin-arastirilmasi-hk-10 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
