# 21 şubat uluslararası ana dil günü münasebeti hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hamit Geylani (Hakkari)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim
- **Tarih:** 25 Şubat 2010
- **Gündem:** 21 ŞUBAT ULUSLARARASI ANA DİL GÜNÜ MÜNASEBETİ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hamit-geylani-23-2010-02-25-21-subat-uluslararasi-ana-dil-gunu-munasebeti-hakkinda

> Hamit Geylani, 25 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 21 ŞUBAT ULUSLARARASI ANA DİL GÜNÜ MÜNASEBETİ HAKKINDA); konuşma 476 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2000 yılında UNESCO tarafından yürürlüğe konulan 21 Şubat Uluslararası Ana Dil Günü nedeniyle söz aldım, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, dün akşam yaşamını yitiren Hakkâri eski milletvekillerinden merhum Ahmet Zeydan’a ve Balıkesir’de grizu patlamasında yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. Ayrıca, bu akşam idrak edeceğimiz kandilin de ülkemize sağduyu ve barış getirmesini diliyorum.

Değerli arkadaşlar, ana dil, insanların doğuştan itibaren ve doğal olarak sahip oldukları, insana kişilik kazandıran ilk olgudur. Bu olgu beşerî, felsefi, ilahî, meşru ve de hukukidir. Bilimselliği düşünce dilini, dil de düşünceyi besler ve her birey ana dilinde daha güvenli ve daha üretkendir. Ana dilleri yasaklamak bireylere verilebilecek en ağır cezadır.

Bakınız, daha dün, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde göz muayenesi olmak isteyen yaşlı bir Kürt kadının hiç Türkçe bilmediği için doktor tarafından muayenesi yapılmamış ve Türkçe bilmediği için büyük ölçüde hakaretlere maruz kalmıştır. İzmir İnsan Hakları Derneği Şubesi, cumhuriyet savcılığına ve Sağlık Bakanlığına gereken yasal işlemler için başvurmuştur. Değerli arkadaşlar, biz de insanlık dışı bu anlayışı bu kürsüden kınıyoruz.

Değerli milletvekilleri, uluslaşmış hiçbir halk topluluğu homojen ve tek kültürlü değildir. Demokrasiyi uygulayan ve demokrasiye geçiş iradesi gösteren ülkelerde, farklı kültürlere sahip toplulukların dillerini özgürce kullanma, ana dilde eğitim ve kültürlerini geliştirme hakları sağlanmıştır. Bu nedenle, özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra batı demokrasilerinde vazgeçilmeyen yöntem çok kültürlülüğün eşit haklar temelinde çözülmesidir.

Özet olarak dünya pratiğinden birkaç örnek verirsek, üniter devlet yapısı içinde dil ve kültür özerkliğini uygulayan ülkeler Fransa, İtalya, Avusturya, Amerika ve Finlandiya’yla Yunanistan’dır. Çok kültürlülük içinde toprağa bağlı ya da eyalet sistemi uygulayan ülkeler İspanya ve İngiltere’dir. Çok kültürlülük içinde federasyon sistemi uygulayan ülkeler İsviçre, Kanada, İsrail ve Belçika’dır. Birden fazla resmî dilli ülkeler Güney Afrika Cumhuriyeti, Çin, Hindistan, Belçika, Lüksemburg’un da içinde bulunduğu otuzu aşkın ülke bulunmaktadır. Sorunu ulusal bağımsızlık yöntemiyle çözen ülkeler ise Çek Cumhuriyeti, Slovak Cumhuriyeti, Çeçenistan ve bağımsızlığını 2008’de ilan eden Kosova’dır. Çok kültürlülüğü reddeden, ırkçılık ve asimilasyon uygulayan ülkeler Fas, Cezayir, Tunus, Suriye ve ne yazık ki Türkiye’dir. Oysaki Türkiye'nin de imzalamış ve Anayasa’nın 90’ıncı maddesi gereğince uygulamak zorunda olduğu çok kültürlülük ve ana dil konusunu çözüme kavuşturan onlarca uluslararası temel belge vardır ve cumhuriyetin kuruluşunda da başta Kürtler olmak üzere tüm kimlikler de ülkenin asli kurucu unsurları arasında yer almıştır. 1921 Anayasası’nın özü ve Lozan Antlaşması’nın 39’uncu maddesi de bunun bir belirgin ispatıdır. Ne var ki cumhuriyetle yaşıt bir süreçte Türkçenin dışındaki diller kanuni engellerle yasaklanmıştır.

Değerli arkadaşlar, bir dilin yasaklanması onun ölümüdür, Anderson’un da belirttiği gibi bir dilin ölümü de insanlığın ölümüdür. Onun için, ana dil algısı tüm diller için aynı olmalı ve siyasetin de dil konusunda demokratikleşmesi gerekiyor. Ne var ki Türkiye'nin siyasal ve yasal anlamda ana dil algısı tekçi niteliktedir. Ulus inşası sürecinde Türkçenin dışındaki dillerin hiç var olmadığı ve olamayacağı anlayışı hâkimdir. Uzun bir süre resmî ideolojinin Kürtçeye bakışı “var olmayan dil”…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hamit Geylani (Hakkari). “21 şubat uluslararası ana dil günü münasebeti hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hamit-geylani-23-2010-02-25-21-subat-uluslararasi-ana-dil-gunu-munasebeti-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
